Bugün: 14.12.2018

Vahiy mi? Demokrasi mi?

Dünya kapitalizme teslim olmuştur. Kapitalizmi tanımak için özellikle Müslümanların hiçbir çalışması yoktur. Oysa yüzyıllardır ölen ve mağdur edilenlerin genel itibariyle Müslümanlar olduğunu görmekteyiz. Peki, bunun nedenini Müslümanlar neden düşünmezle
FİGÜRANLARLA BERABER FİGÜRLERİDE DEĞİŞTİRELİM.



Dünya sürüklendiği kapitalizm çukurundan kurtulmak zorundadır.



Kapitalizm; her şeye para ve şahsi menfaat olarak yaklaşma düşüncesidir. Kapitalizm de menfaattan büyük güç yoktur. Küresel kapitalizm kurucuları Siyonist Yahudilerdir.



Dünya tarihine baktığımız zaman Asr-ı saadet hariç vahyi sistemin etkisi yoktur. Hz. Muhammedin ölümünden sonra Müslümanlar vahyi sistem yerine devşirme sistemleri tercih etmiş ve vahyi düşüncenin bazı şekilsellerini payanda olarak kullanmışlardır.



Bugün dünyanın hiçbir yerinde vahyi sistem yoktur.

Dünya kapitalizme teslim olmuştur.

Kapitalizmi tanımak için özellikle Müslümanların hiçbir çalışması yoktur. Oysa yüzyıllardır ölen ve mağdur edilenlerin genel itibariyle Müslümanlar olduğunu görmekteyiz. Peki, bunun nedenini Müslümanlar neden düşünmezler ki.



Müslümanlar sürekli olarak yaralarına merhem sürüp pansuman yapmaya devam etmektedirler. Oysa köklü bir reçete ile bu hastalıklardan kurtulmak mümkündür. Sürekli ölenler Müslümanlar ise kapitalizmin Müslümanlardan bir korkusu var demektir. Heyhat ki bunu anlayacak kaç tane Müslüman vardır.



Kapitalizm insanları sömürürken iki araç kullanmaktadırlar.

1-Siyasi Sistem

2-Ekonomik Sistem



Kapitalizm genel olarak dünya sömürüsünü sistemlerle yapmaktadır. Mesela Arabistan da Yasama, yürütme ve yargı sistemi yoktur. Feodal bir kabile yönetimi var. Herhangi bir yasa ve yasa hazırlayan merci yoktur. Ancak kapitalizm bu ülkeyi sömürmeye devam ettiği müddetçe ne yasama, ne yürütme ve nede yargı aranır.



Kapitalizm için örnek bir sistemdir Suudi Arabistan. Aslında SSCB de aynı idi. Suudi Arabistanın uyguladığı sistemle Sovyet sosyalist cumhuriyetler birliği (SSCB) sistemsiz sistemleri aynıdır. Suudi Arabistan da otorite yetkilerini bir polis şefine bırakarak suç işleyenlerin kellelerini aldırırken SSCB de Komünist parti polit büro üyeleri bu görevi yerine getiriyorlardı. Yani her iki sistemde de tek kraldan ziyade binlerce kral vardır.



SSCB de ve Suudi Arabistan da insanlarla haşır neşir olan iki kurum her türlü yetki ile yetkilendirilmiş ve kral veya yöneticilerin rahat etmesi sağlanmıştı. SCCB de tek sorun kapitalizmin sömürüsüne hayır denmişti. Dışa kapalı (demir perde) ülkeleri idiler. Kapitalizm sömüremediği içinde SSCB yi yıkarak dağıttı. Yani sosyalizm kötü bir sonuçla dünya sahnesinden temizlenmiş oldu. Bugün düşüncelere gübrelik olmak için az miktarda sosyalist mevcuttur. Sosyalizm eşyanın tabiatına aykırı olmasından dolayı sistematik bir yapısı yoktur ve olmayacaktır da. Bugün en iyi sosyalist ülke Suudi Arabistan’dır.



Kapitalizm sömürmeye devam ettiği ve sömürüsünü daha da ileriye götürmek için sürekli olarak kendisini tazeler. Küresel kapitalizm Siyonist Yahudilerin kontrolünde projelerine devam etmektedirler. Siyonizm’in yeni hedeflerinden biriside Müslüman topluluklardan 70 milyon civarında insanın ölmesini sağlamaktır. Bu hiçte zor olmayacaktır. Ortadoğu da akan kanlar Siyonist kapitalizmin projesidir. Aynı siyonistler arakanda akan kan için budistleri desteklemekten çekinmemektedirler. Petrol menfaatlerinden dolayı Libya’yı bombalayarak Kaddafiyi ortadan kaldıranların neden Suriye için sustuklarını bilmek lazım. İran Siyonist kapitalistler tarafından tuzağa düşürülerek 70 milyon insanın ölmesi işlemine başlanmıştır.



İran, Irak, Suriye, Lübnan, Ürdün, Körfez ülkeleri bu ateşin içerisine girmiştir bile. Kürdistan tabir edilen bölgede bu projenin kapsamındadır. Türkiyenin bu sürecin içerisine çekilmek istenmesinin sebebi 70 milyon insan içerisine Anadolu insanlarını da dahil edebilmektir. PKK nın durduk yere kendisini bitirmesini anlamak lazımdır. Kürdistan diye tabir edilen Irakın kuzeyi Türkiye devletine iltihak ederek bu Siyonist kapitalizm projesinin dışına çıkmaya çalışacaktır.



“Bahar” geliyor diyerek İnsanları sokaklara dökenler elbette ki kendi baharlarına çalışacaklardır. Yoksa kardeşin kardeşi öldürmesi bahar olur mu?. Bahar yeşildir kırmızıdan bahar olur mu? Demokrasi diye isimlendirdikleri yönetim biçimi kapitalizmin en çok kullandığı sistemdir. Demokrasi gelecek diye kardeşlerinin kafalarını kesenler, bebeleri bombalayanlar bilmeliler ki kelle aldıkları ve kellelerini verdikleri demokrasi küresel kapitalizmin en büyük sömürü aracıdır.



Vahiyden nasiplenememiş bazı Müslümanlar da bunlara inanmakta ve demokrasi havarisi kesilmektedirler. Tunusta Gannuşi bunlardan bir tanesidir. Bilmiyorlar ki bugün demokrasi için mücadele ettirilerek yönetimin ellerine verildiği gannuşiler yarın başka sistem için başka gannuşiler tarafından kesileceklerdir. Yeter ki küresel kapitalizm bunu istesin. Libya da figüranlardan başka ne değişti ki. Mısırda figüranlardan başka ne değişti ki. Tunusta figüranlardan başka ne değişti ki. Kaddafi döneminde Libya da başlayan kapitalizm sömürüsü devam etmiyor mu? Petrol anlaşmaları iptal edildi mi? Unutmamalıyız ki figüranları değiştiriyorlar figürleri değil. Ortadoğu da kapitalizmin sömüremediği İran ve çevresini figüranları değiştirerek sömürü alanlarına almaya başladılar. Keşke İran bunu anlayabilseydi. Budistlerin Müslümanları diri diri ateşe atmalarını insan hakkı olarak gören batı kapitalizmi Ortadoğu daki manzaradan elbette hoşnut olacaktır.



Türkiye küresel kapitalizmin cenneti olmaya devam ettiği müddetçe sorun yaşamayacaktır. Küresel kapitalizm Türkiye ölçeğinde demokrasi ile sömürüsüne devam ederken dünyanın genelini sömürdüğü “gelir vergisi” sistemini korumaya devam edecektir. Türkiye de kapitalizmin kırılma noktası gelir vergisi sistemidir. Zaten küresel kapitalizm dünyayı genel olarak gelir vergisi sistemi ile sömürmektedir. Hammaddeyi tekelinde bulunduran küresel kapitalizm, üretim araçlarını kullandırarak halkı tüketime zorlayıp gelir vergisi sistemiyle sömürerek fakirleştirmektedir.



1996 da dönemin başbakanı Merhum Necmettin ERBAKAN gelir vergisi sistemini kaldıracak yeni bir vergi sistemi yasası hazırlayıp TBBM ye sunduğu andan itibaren küresel kapitalizmin düşmanı ilan edilerek safdışı edildi.



Vergi gelirden alınan ülkelerde zengin daha zengin, fakirde daha fakir olmaya devam edecektir.



Figüranların değiştirildiği ülkelerden biriside Türkiye’dir.

Küresel kapitalizm için Türkiye gelir getiren cennettir. Figüranlar değişse ne olacak ki. Gitmiş şarapçılar gelmiş hacılar. Ancak figürlerde bir değişiklik olmamıştır. Bilakis AKP nin ilk işi kurumlar vergisi oranını düşürmek olmuştur. Gelir vergisi sisteminin alternatifi kurumlar (servet) vergisi sistemidir. 1996 da Merhum Erbakan vergiyi gelirden değil servetten almalıyız diyerek sistemin yasasını hazırlamış ve meclise getirmişti.



Baharın getirdiği figüranlar ne yapmaktadırlar.

-Vergileri “gelir” yerine servetten alabilecekler mi?

-Ceza evi mantığı olmayan vahyi adalet sistemini kurabilecekler mi?

-Vahyin ana hedefi insana hizmet etmektir. Düşüncesi hakim olabilecek mi?

-Kamu hukuku kavramını hukuk sistemlerinden çıkartabilecekler mi? 

-Yasama, yürütme ve yargı sistemleri vicdanlara göre düzenlenecek mi?



Bunlara evet diyebilmek için bu figüranların İslam dini hakkındaki bilgilerini bilmek lazım. Ben şahsen umutsuz bir şekilde bu beklentilerin hiç birisi gerçekleşmeyeceğine, figüranlar aynı figürlerle devam edeceklerine inanmaktayım. Tabii ki doğrusunu Allah c c bilir. Vesselam.
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 2897

YORUMLAR (3)

şu sorouyu sormak lazım. dini başkasının aklı ile ölçmek ne kadar yararlı? o şahıs yani taberani dini kendi aklı ile ölçmüş olmuyormu. yada siz ahirette başkasının aklının yaptıkları ilemi yoksa kendi aklınızın yaptıkları ilemi hesaba çekileceksiniz.15.03.2014 20:59
birde adınızı yazsaydınız ya..hangi makaleyi eleştirdiğinizide bilmiyorum..yazarsanız memnun olurum28.06.2013 20:24
(Dini, aklı ile ölçen kadar zararlı kimse yoktur.) [Taberani] Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Kur`andan kendi aklı ile, kendi düşüncesi ve bilgisi ile mana çıkaran kâfirdir!) [Mek. Rabbani] Hadis-i şerifte, (Kur`an-ı kerimi, kendi görüşü ile açıklayan, doğru olsa dahi, mutlaka hata etmiştir) buyuruldu. (Nesai) Herkes sizin gibi kendi görüşünü ortaya atarsa ortada din diye birşey kalmaz. Sizin yaptığınız Alimcilik oynamaktır. Ben de size kur`an`dan ayet ve peygamber efendimizden hadis ve bu zamana dinimizi yücelterek getirenlerin sözlerini ortaya koyarım. İnsanların imanlarıyla oynamayın.. 28.06.2013 15:27

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.