Bugün: 14.12.2018

Türk Solunun Tarihi Savaşı

Diktatör Kemalizmci sol mu? Özgürlükçü Dünya solu mu?

Türk Solunun Argümanları
İbrahim Kaypakkaya--- Mahir Çayan—Deniz Gezmiş---Doğu Perinçek


Gençler bilmez, Türkiye`nin devrimci sol tarihinde birçok simalarla karşılaşırız.

Hele ki 60`lı yıllar Türkiye`de solun kitleselleşmesi açısından çok önemli bir zaman dilimidir. Türkiye`deki sol hareketler bu yıllarda genelde devrimci öğrencilerle baş gösteriyordu.


Türk Solu; ilhamını Kemalist Devrimden aldı. 
Kemalizmle sol düşüncenin örtüşmemesi Türk solu için sorun oluşturmadı. Çünkü Türk solu sürekli olarak argümanlarını anti-islam tezi üzerine geliştiriyordu. Kemalizmin kurucusu Mustafa kemal Atatürk değil İsmet İnönü’ydü.


O dönemlerin devrimci gençlik önderlerine baktığımızda dört isim dikkatimizi çekecektir: Mahir Çayan, Deniz Gezmiş, Doğu Perinçek, İbrahim Kaypakkaya. Ayrıca bugünün ünlü yazarçizer, medya, siyasetçi, sanatçı, profesör, terörist ve dönek takımı o zamanlarda solun bayraktarlığını yapmışlardır.


İbrahim Kaypakkaya Türk solunun dünya solu ile bağdaşması ve sosyalist zeminde hareket etmesi için mücadele ediyordu.

Daha sonra toplumun Milli Demokratik Devrimcileri benimsediğini görünce MDD`cilere katılmış bir süre Perinçek ile birlikte hareket etmiştir. Daha sonra kitleselliği ve barışçıllığı rafa kaldıran akımlar yaygınlaşınca Kaypakkaya; köyden kente mao tipi devrim yapma hayalleriyle TİKKO denilen bugünde az da olsa faaliyet gösteren terörist örgütün kurucusudur. Şimdi can alıcı noktaya geliyoruz.


Bugünkü özgürlükçü solcularla Kemalist solcuların bir arada olması mümkün değildir. Kaypakkaya Kemalizmi faşizm olarak niteler ve kemalizmle mücadele edilmesini ister. Bu aslında doğru düşünmek demektir. Çünkü Kemalizm Türkiye de katliamlar yapmış ve Türk Milliyetçiliği temelinde tüm insanları “tekil”leştirmeye çalışmıştı. Bunun sancılarını bugünde görmekteyiz. Kaypakkayanın kemalizme karşı silahlı mücadeleye girişmesi belki de yaptığı en büyük hatalardandı. Bugün özgürlükçü solun fikir ve hareket lideri İbrahim kaypakkayadır.


İbrahim kaypakkaya ile Doğu Perinçek in fikir yakınlığı söz konusu olmakla beraber Kaypakkayanın katledilmesinden sonra Perinçekte Kemalizm düşüncesine çekilerek milli sol figürü ile İslam dinine ve Müslümanlara karşı Kemalizm tetikçiliği yapılmıştır.


"1— Kemalist devrim, Türk ticaret burjuvazisinin, toprak ağalarının, tefecilerin, az miktardaki sanayi burjuvazisinin, bunların üst kesiminin bir devrimidir. Yani devrimin önderleri, Türk komprador büyük burjuvazisi ve toprak ağaları sınıfıdır. Devrimde, milli karakterdeki orta burjuvazi önder güç olarak değil, yedek güç olarak yer almıştır.


2— Devrimin önderleri, daha anti-emperyalist savaş yıllarında iken İtilaf emperyalizmi ile el altından işbirliğine girişmişlerdir; emperyalistler Kemalistlere karşı hayırhah bir tutum takınmış, bir Kemalist iktidara rıza göstermeye başlamıştır.


3— Kemalistler, emperyalistlerle barış imzaladıktan sonra bu işbirliği daha da koyulaşarak devam etmiştir.


4— Kemalist hareket, özünde «işçilere ve köylülere, bir toprak devrimi imkânına karşı» gelişmiştir.


5— Kemalist hareketin sonucunda, Türkiye`nin sömürge, yarı-sömürge, yarı-feodal yapısı; yarı-sömürge ve yarı-feodal yapı ile yer değiştirmiştir; yani yarı-sömürge ve yarı-feodal iktisadi yapı devam etmiştir.


6— Sosyal alanda, eski milli azınlıklara mensup komprador büyük burjuvazinin ve eski bürokrasinin, ulemanın hakim mevkiini, milli karakterdeki orta burjuvazi içinden palazlanan ve emperyalizmle işbirliğine girişen yeni Türk burjuvazisi, eski Türk komprador büyük burjuvazisinin bir kesimi ve yeni bürokrasi almıştır. Eski toprak ağalarının, büyük toprak sahiplerinin, tefecilerin, vurguncu tüccarların bir kısmının hakimiyeti devam etmiş, bir kısmının yerini yenileri almıştır. Kemalistler, bir bütün olarak, milli karakterdeki orta sınıfın çıkarlarını temsil etmemekte, yukarıdaki sınıf ve zümrelerin menfaatlerini temsil etmektedir.


7— Politik alanda, hanedanlık çıkarları ile birleştirilmiş olan meşrutiyet idaresinin yerini, yeni hakim sınıfların çıkarlarına en iyi cevap veren idare, burjuva cumhuriyeti almıştır. Bu idare, sözde bağımsız, gerçekte siyasi bakımdan emperyalizme yarı-bağımlı bir idaredir.


8— Kemalist diktatörlük, sözde demokratik, gerçekte askeri faşist bir diktatörlüktür.


9— «Kemalist Türkiye bile, gittikçe daha çok bir yarı-sömürge emperyalist dünyanın bir parçası haline gelerek nihayet kendini İngiliz-Fransız emperyalizminin kucağına atmak zorunda kalmıştır.»


10— Türkiye`de Kurtuluş Savaşı`nın sonundan itibaren komprador büyük burjuvazi ve toprak ağaları iktidara hakimdir. Zaten dünya gerçeği gibi bir şeydir. Burjuvazim sürekli iktidar olmuştur. Burjuvanın iktidar olamadı bilinen tek tarih Asr-ı Saadet dönemidir. Türk solu tüm argümanlarını Allah cc imansızlık üzerine kurduğu için tarih içerisindeki inanç faktörünü sürekli olarak karşısına almıştır. Oysa İbrahim kaypakkaya ile İslami ekolün buluştuğu nokta Kemalizmin diktatörlüğüdür. Kemalizmin dersim katliamını asla ve asla kabullenmeyen bir kaypakkaya mevcuttu. Zaten katledilmesinin arkasındaki güçleride tahmin edersiniz.


Kaypakkaya o dönemdeki Türk Solunun Kemalizme hayranlık beslemesini ve Kemalist devrimi sahiplenme ve sürdürme taraftarı olmasını içine sindiremiyor. Dolayısıyla Ulusalcı-Vatansever Sol gruplara karşı uyarılarını sürekli tekrarlıyordu. Kaypakkayanın bu beyanları ile Türkiyedeki Sol hareketin idamının başlaması eş zamanlı oluyor. Çünkü başlarda kitlesel ve Kemalist devrimi sahiplenen hareket olan sol akım bir nevi dünyaya entegre olmaya çalışıyor ancak kemalist diktatöryasının hezimetine maruz kalıyordu. Kemalist dikatatöryası kendisini savunan ve İslam karşıtlığı üzerinde birleşen bir akım bulmuşken bu akımı kaybetmek istemiyordu. Türk solunun dünyadaki sol ile eşdeğer hale gelmesini engelliyordu. İşte solun dört aktörünü bekleyen öldürme ve yoketme operasyonları başlıyordu. Bu dönemler Türkiye de etkin başka fikir akımlarının olmayışı solu sola kırdırmak gibi bir çalışmayı beraberinde getirmiştir. İşte aşağıdaki açıklamalar ve sonrası Kaypakkayanın katledilmesi gelmektedir. 


Peki, Denizler ve Mahirler deki asil kan nasılmış bir de ona bakalım?

Deniz Gezmiş "Amerikan emperyalizmine, Sovyet revuzyonizmine, Bulgar dalkavukluguna, Romen soytariligina karşı Türk devrimcisiyim." diyecek kadar Türk;"Mustafa Kemal’e gerçekten sahip çıkanlar varsa bizleriz” diyecek kadar da bir Atatürk hayranı haline getirilmişti. beyin okuyucular bugün olduğu gibi o gün de vardı. Kemalist diktatörya kendilerine karşı tehlike gördüklerini bir şekilde bertara etmeyi başarmıştı.


Gelelim Mahir Çayan`a. Mahir Çayan da Atatürk`ün "İşte benim anladığım Türk genci" dediği Türk gençlerinden bir tanesidir. O da bir solcu ve sosyalist devrimci olmasına rağmen Mustafa Kemal Atatürk`ü yadsımamış; aksine benimsemiş ve vatansever olduğunu kanıtlamıştır. Mahir Çayan`ın Deniz Gezmiş kadar gündeme gelmemesinin sebebi ise açıkça silahlı bir devrim yapma çizgisinde oluşundan kaynaklanır.


"Tam bağımsız ve özgür Türkiye!" cümlesi O`nun devrimciliğinin temel prensibini ortaya koyar.

Mahir Çayan zeki; mert ve bir o kadar da mangal gibi yüreği olan bir devrimcidir. Mahir Çayan da İbrahim kaypakkaya gibi silahlı eylemlerle berbaer mücadeleyi seçmiş ancak silahını içerideki kardeşlerine yani Kemalist devrime karşı kullanmıştı. Devrimciler Mahir Çayan ın bu halini şöyle değerlendirmektedirler. “Mahirin bu kararı yanlış bir karar olabilir fakat bu O`nun terörist olduğu anlamına gelmez kaldı ki kendisi ulusal sosyalist, vatansever, milliyetçi bir militandır”.


Ayrıca Mahir Çayan`ın Kesintisiz Devrim adlı kitabında geçen şu satırlar gerçekten takdire şayandır:

`Kemalizm, emperyalizmin işgali altındaki bir ülkenin devrimci-milliyetçilerinin bir milli kurtuluş bayrağıdır. Kemalizmin özü, emperyalizme karşı tavır alıştır. Kemalizmi bir burjuva ideolojisi, veya bütün küçük-burjuvazinin veyahut asker-sivil bütün aydın zümrenin ideolojisi saymak kesin olarak yanlıştır. Kemalizm, küçük-burjuvazinin en sol, en radikal kesiminin milliyetçilik tabanında anti-emperyalist bir tavır alışıdır. Bu yüzden, Kemalizm soldur; milli kurtuluşçuluktur. Kemalizm, devrimci-milliyetçilerin, emperyalizme karşı aldıkları radikal politik tutumdur.


Türk solu bu nedenle bir türlü dünyaya entegre olamamış ve sosyalist değerleri bünyesine alarak özgürleşememiştir. Dersim gibi bir sürü katliamlara imza atan Kemalizmi savunarak devrimden söz etmeye çalışmaları ne kadar büyük bir çıkmazda olduklarının delilleridir.


Bugün İbrahim kaypakkayayı takip ederek solu özgürleştirmek isteyenlere “hain” denmektedir. Oysa dersim katliamını gören hiçbir akıl sahibinin Kemalizmin yanında yer alamayacağı bilinmelidir. Türk solu girift olmuş birbirine karışarak anlam ölçütlerini kaybetmiştir. Doğu Perinçek İbrahim kaypakkayadan kalma özgürlük alanlarını yoklarken Kemalizm tutsağından kurtulamamıştır. Perinçek in çevresini ören Kemalist burjuva perinçek in doğru düşünme ve doğru görme alanlarını neredeyse yok etmişlerdir. Bir ölçüde Perinçekte Kemalist diktatör burjuvası haline getirilmiştir.


Mahir Çayan, Deniz Gezmiş Kemalist dikta burjuvasının vazgeçilmez ekolü haline getirilen solculardır. İbrahim Kaypakkaya ile Doğru Perinçek özgürlükçü solun öncü fikir babaları olarak bilinirlerdi. İbrahim kaypakkaya nın katledilmesinden sonra Perinçek Kemalist diktatöryasının etkisinde kalarak özgürlükçü sol düşüncesini kaybetmiş ulusalcıların babalığına soyunmuştur. Bugün bile kararsızlık içerisinde bir PKK ile yani Kürdistan komünist partisiyle görüşen birde Kemalist diktatöryasının özellikle asker burjuvasından ayrılamayan bir çelişki içerisindedir. Sevenleri açısından belki de bu durum şöyle de izah edilebilir; Her iki tarafı idare ederek hayatta kalabilen bir ender bir şahsiyet diye.


Bugün Türk solu dünyaya entegre olamayan garipliklerle doludur. Dünyanın her yerinde Sol düşünce ile İslamın mensupları olan Müslümanlar anlaşabilirlerken Türkiyede Müslümanlarla solcuların anlaşabilmeleri mümkün gözükmemektedir. Bunun temel sebebi Türk solunun aslında sol değil kemalizm diktatöryasının ateizmle evlenmesinden doğmasıdır.


Sokaklarda gördüğümüz manzara Türk solunun iflası niteliğindedir. Kendilerine solcu diyenlerin Uluslararası emperyalizmin tetikçiliğini yaptıklarını görmekteyiz. Özellikle Taksim gezi olayından sonra izlediğimiz sol yerine uluslararası burjuvanın tetikçileri olan marjinallerdir. Adları ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyetinin yıkılıp yerine Siyon İmparatorluğunun kurulmasını arzu edenlerin maşası olanlardan Müslüman olmayacağı gibi ne solcu olur ve nede milliyetçi


Gençlerimizin bu durumu fark etmesi geleceğimiz için önemli olsa gerek.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 2545

YORUMLAR (3)

şu sorouyu sormak lazım. dini başkasının aklı ile ölçmek ne kadar yararlı? o şahıs yani taberani dini kendi aklı ile ölçmüş olmuyormu. yada siz ahirette başkasının aklının yaptıkları ilemi yoksa kendi aklınızın yaptıkları ilemi hesaba çekileceksiniz.15.03.2014 20:59
birde adınızı yazsaydınız ya..hangi makaleyi eleştirdiğinizide bilmiyorum..yazarsanız memnun olurum28.06.2013 20:24
(Dini, aklı ile ölçen kadar zararlı kimse yoktur.) [Taberani] Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Kur`andan kendi aklı ile, kendi düşüncesi ve bilgisi ile mana çıkaran kâfirdir!) [Mek. Rabbani] Hadis-i şerifte, (Kur`an-ı kerimi, kendi görüşü ile açıklayan, doğru olsa dahi, mutlaka hata etmiştir) buyuruldu. (Nesai) Herkes sizin gibi kendi görüşünü ortaya atarsa ortada din diye birşey kalmaz. Sizin yaptığınız Alimcilik oynamaktır. Ben de size kur`an`dan ayet ve peygamber efendimizden hadis ve bu zamana dinimizi yücelterek getirenlerin sözlerini ortaya koyarım. İnsanların imanlarıyla oynamayın.. 28.06.2013 15:27

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.