Bugün: 14.12.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Hayatın Değişmeyen Yasaları

Hayatın Değişmeyen Yasaları

Her İnsan "ben neyim ve ben kimim" sorusunu kendisine sorarak hayatı okumaya başlamalıdır.

TOPLUMSAL DEĞİŞİMİN YASALARI

ALAK-1: Ikra’bismi rabbikellezî halak(halaka).”Yaratan Rabbinin İsmi ile oku”.

ALAK-2: Halakal insâne min alak(alakın).”İnsanı bir alaktan (embriyodan) yarattı”.

ALAK-3: Ikra’ ve rabbukel ekrem(ekremu). “Oku ve senin Rabbin, sonsuz kerem sahibidir”.

ALAK-4: Ellezî alleme bil kalem(kalemi).”Ki O, kalem ile öğretti”.

ALAK-5: Allemel insâne mâ lem ya’lem. “İnsana bilmediği şeyleri öğretti”.

ALAK-6: Kellâ innel insâne le yatgâ.  “Hayır, muhakkak ki insan gerçekten azgınlık yapar”.

ALAK-7: En reâhustagnâ. “Kendini müstağni görmesi sebebiyle”.

ALAK-8: İnne ilâ rabbiker ruc’â. “Muhakkak ki dönüş Rabbinedir”.


İnsan ve Hayatın sahibi olan Allah cc ile arasındaki diyalog nasıl olmalıydı. Allah cc resulüne ilk yapması gereken işin ne nasıl olduğunu Alak suresinde izah etmektedir.


Alak veya Alaka “yapışmak, asılmak, bağlanmak, takılmak” anlamlarında değerlendirilen bir  sözcüktür. Hayatın sahibi hayatın besmele ile okunmaya başlanmasını hayatla ilgi ve alaka kurulmasını istemektedir. İnsan hayatla ilgi ve alaka kurduğundan hayatın sahibini iyi anlayacak ve teslimiyetinde kusur etmeyecektir.


Güneşi oku, Ayı oku, Yıldızları oku, Gece ile gündüzü oku, Yağmurları ve rüzgarları oku, Toprağı ve yetişenleri oku diyerek hayatla insanın ilgisini araştırmasını istemektedir. Bu okumayı yapacak olan insan okumalarının arasında kendisi de olacaktır. Nasıl yarım hücrenin erkil dişil birleşiminden sonra nasıl bir hücre olduğunu okuyacak ve hayretler içerisinde kalacaktır. Hayatın okunmasıyla hayatın sahibi anlaşılacak ve ona karşı teslimiyet meydana gelecektir.


Hayatın okunmasıyla hayatın sahibinin hayatın içerisine yerleştirdiği ikramlar elde edilecek ve bu ikramların kayıt edilmesiyle beraber diğer insanlara duyurulması sağlanacaktı. İnsan hayat okumasında göreceği harikulade olaylar karşısında kendisinin aslında hayat içerisinde bir iğne ucu kadar yer işgal ettiğini anlayacak ve bilecekti.


Hayatı okuyan insan kendisinin bu hayat bu fıtrat üzere yaratıldığını görecek ve fıtratına (din)ine sahip çıkacaktı. Hayatın yasalarını kavrayacak ve varlığının sebebini daha iyi anlayacaktı.


İnsan nasıl bir yaratılıştan sonra nasıl bir sosyal varlık haline geldiğini öğrenecek ve donatılarındaki meziyetleri rehberler doğrultusunda kullanacaktı. İnsanın donatılarında olan Vicdan ve Zekanın niteliğini ve niceliğini kavrayacak ve her iki donatıyı da gereği gibi kullanmayı becerecekti.


Canlı varlıkların tümünde olan vicdanın sadece İnsanda olan Zeka ile birleşmesi veya zekanın kullanacağı ilk araçlardan birisinin vicdan olabileceği anlaşılacak ve hayat okumalarında elde edilen veriler bu doğrultuda diğer insanlara duyurulacaktı.


Zeka donatısına yüklenen iki ayrı dosya (takva ve Fücur) bu şekilde işlevsellik kazanacak ve hayatın sahibinin hazırladığı Ahiri hayata hayatın sahibi hatırlanarak hazırlanılacaktı. Hayatın sahibi hatırlandığında hayatın sonuna hazırlanmak için zekanın kullanacağı araçlardan birisi olan Rehber (vahiy) devreye girecek ve hazırlanma kuralları öğrenilecekti. Yapılacak olan bu işlemler tamamlandığında hayatın sahibine tam bir teslimiyet sağlanacak ve sorunlar sıfır derecesinde olacaktı.


Yukarıdaki işlemler gerçekleşmeden hayatına başlayan insan ise kendisini güçlü bir varlık olarak görecek ve hayat içerisinde ilk olarak kendi isyanını başlatarak hayatı tüm insanlık için yaşanmaz hale getirecektir.


Yaşadığımız dünya da bu manzarayı görmek için sadece zekalı olmak yetecektir.  İnsanoğlu kendisini yaratıcının konumuna sokarak hayat okumasını bırakmış ve müstağni her şeyi yapabilecek kadar güçlü olduğu varsayımı ile azgınlaşmıştır.


Kan akıtma duygusunu rehberin kılavuzluğunda akıtılacak kanların öğrenilerek azgınlığın terbiye edilmesi sağlanmalıdır. Kurbanın bu meydanda kurban olma olduğu gerçekliğini bilmeliyiz. Hayatın sahibine kurban olmak için insanın emrine amade edilen hayvanları kesme işlemini gerçekleştirenler bayram yaparlar. İnsanların kanlarını akıtarak insan olunmayacağını hatırlamamız için Kurban bayramı senede bir kez toplanan Müslümanlar için toplanma yerinde kutlanır. 


Hacc toplanma yerinde Müslümanların Yeniden Toplanmasını sağladığı için hayatın sahibine İnsanın emrine amade edilen hayvanlardan kurbanlar edilir. Bu toplantıya katılanların günahları affedildiğinden dolayı kendilerini Allah cc kurban ettikleri misali Allahın insanın emrine amade verdiği hayvanlar kurban edilmektedir.


Dünya Müslümanları sembolik olarak bu toplanmanın sevincini yaşamak için toplananlara nispet ederek hayatın sahibine emrine amade olan hayvanlardan kurban ederler. Bu uygulama güzel bir örf olmuştur. 


Oysa insanın dönüşü onu yaratan ve donatılarla yeryüzüne halife kılan Allah cc olacaktır. Vesselam..

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1717

YORUMLAR (3)

şu sorouyu sormak lazım. dini başkasının aklı ile ölçmek ne kadar yararlı? o şahıs yani taberani dini kendi aklı ile ölçmüş olmuyormu. yada siz ahirette başkasının aklının yaptıkları ilemi yoksa kendi aklınızın yaptıkları ilemi hesaba çekileceksiniz.15.03.2014 20:59
birde adınızı yazsaydınız ya..hangi makaleyi eleştirdiğinizide bilmiyorum..yazarsanız memnun olurum28.06.2013 20:24
(Dini, aklı ile ölçen kadar zararlı kimse yoktur.) [Taberani] Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Kur`andan kendi aklı ile, kendi düşüncesi ve bilgisi ile mana çıkaran kâfirdir!) [Mek. Rabbani] Hadis-i şerifte, (Kur`an-ı kerimi, kendi görüşü ile açıklayan, doğru olsa dahi, mutlaka hata etmiştir) buyuruldu. (Nesai) Herkes sizin gibi kendi görüşünü ortaya atarsa ortada din diye birşey kalmaz. Sizin yaptığınız Alimcilik oynamaktır. Ben de size kur`an`dan ayet ve peygamber efendimizden hadis ve bu zamana dinimizi yücelterek getirenlerin sözlerini ortaya koyarım. İnsanların imanlarıyla oynamayın.. 28.06.2013 15:27

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.