Bugün: 17.01.2018

BSM nin Kuruluşu

Birleşmiş Siyonist Milletleri

Beş Garantör Devlet; Dünyadaki Tüm Katliamların Sorumlularıdır


Çin Halk Cumhuriyeti

Fransa 
Rusya 
İngiltere
Amerika Birleşik Devletleri


Osmanlı Devletini Çökertmek için çalışan İtalyan Mason Locaları Başkanı 1908 Osmanlı Selanik Milletvekili Emmanuel Karasso İsrail Siyon Devletinin Kurulması için Theodor Herzl le Birlikte Abdulhait Han ı ziyaret ederek Filisitnden toprak istemişlerdi. Abdulhamit hayır cevabı verince BM yı kuracaklarını ve dünyayı arkalarına alarak geleceklerini söylemişlerdi.


Cennet Mekan Abdulhamit han; Ben ölmeden BM yi Kuramayacaksınız demişti. 1916 da Beylerbeyi Sarayında Abdulhamit hani şehid ettikten sonra BM yi kurabilmişlerdi.


Beş Garantör devlet Siyon imparatorluğunun kurulması için İsrail devletine şartsız destek vermek şartıyla garantör olmuşlardır. Beş devletten bir tanesi Siyonizm veya İsrail aleyhine bir karar verdiğinde garantörlükleri biter..


Günümüzdeki Birleşmiş Milletler`in temeli sayılabilecek bu organizasyon, I. Dünya Savaşı`nın ardından İsviçre`de 10 Ocak] 1920`de kuruldu. Amacı, ülkeler arasında yaşanabilecek sorunları barışçı yollarla çözmek idi. Bir süre çalıştı; fakat fazla bir varlık gösteremedi. II. Dünya Savaşı`nın ardından 1946 yılında dağıldı.


Paris Barış Konferansının 25 Ocak 1919`da yapılan toplantısında; uluslararası barışı ve güveni sağlayacak ve devam ettirecek bir Milletler Cemiyeti kurulmasına karar verildi. Bu kararı yerine getirmek için bir komisyon kuruldu. Komisyonun hazırladığı sözleşme 28 Nisan 1919 tarihinde Konferans Genel Kurulu`nda kabul edildi ve böylece Milletler Cemiyeti kurulmuş oldu. 20 yıl süreyle dünya milletlerine hizmet veren bu cemiyet tüm çabalara rağmen II. Dünya Savaşı`nın çıkmasını engelleyemedi. Savaş sonrası 18 Nisan 1946`da Cenevre`de toplanan konferans, XXI. Genel Kurul Toplantısıyla cemiyetin dağılmasına karar verdi.


Her savaş sonrası antlaşmalarına önsöz olarak konması şartını getiren Milletler Cemiyeti Yasası; Bir Başlangıç Bölümü ve 26 maddeden oluşmaktaydı.

Milletler Cemiyeti`nin Mahiyeti ve Organları


Palais des Nations, Milletler Cemiyeti`nin Cenevre`de kullandığı genel merkezi
Milletler Cemiyeti Sözleşmesi`nin başlangıç bölümünde, cemiyetin genel amaçları ile üyelerinin yüklendikleri sorumluluklar şöyle belirlenmiştir:

“ Uluslar arasında işbirliği geliştirmek ve uluslararası barışı ve güvenliği sağlamak için, savaşa başvurmamak konusunda birtakım yükümlülükler kabul etmek, gizlilikten uzak, adaletli ve onurlu uluslararası ilişkiler sürdürmek; Hükümetlerce, bundan böyle eylemsel davranış kuralı kabul edilen uluslararası hukuk kurallarına kesinlikle uymak; Örgütlenmiş halkların karşılıklı ilişkilerinde adaleti korumak ve antlaşmalardan doğan bütün yükümlülüklere titizlikle saygı göstermek... ”


Milletler cemiyeti organlari.PNG
Sözleşmenin 26 maddeden oluşan, üyelik ve örgütün yapısı, barışın sürekliliğini sağlamak, antlaşmalar, uluslararası işbirliği ve uluslararası yönetim, sözleşme hükümlerinin değiştirilmesi gibi hususları belirleyen metnine göre ise:


Cemiyete üye kabulü Genel Kurulun üçte iki çoğunluğunun kararıyla olacaktı (Madde 1).


Cemiyet, bir Genel Kurul, bir Konsey ve bunlara yardım eden bir Sürekli Sekreterlikten oluşacaktı (Madde 2).


Cemiyet üyeleri, barışın sürekliliğini sağlamak için, ulusal silahların en düşük bir düzeye indirilmesi zorunluluğunu kabul ediyorlardı (Madde 8).

Cemiyet, üyeleri arasındaki çıkacak anlaşmazlıklarda hakemlik yapabilecek ya da bunları Konsey`de inceleyecekti (Madde 12).


Barışın sürekliliğini sağlayan hakemlik antlaşmaları gibi uluslararası yükümlülükler ve Monroe Doktrini gibi bölgesel anlaşmalar, bu sözleşme`nin hiçbir hükmüyle bağdaşmaz sayılmayacaktı (Madde 21).


Savaştan sonra bağımsızlığına kavuşan ve kendi kendilerini yönetme yeteneğinden henüz yoksun halkların oturduğu ülkelere, kendi kendilerini yönetmeye yetenekli olacakları zamana kadar, cemiyet adına yönetimlerine bir mandatör seçilebilecekti (Madde 22).


Milletler Cemiyeti`nin Başarısızlık Sebepleri
Cemiyetin bünyesinde savaşı önleyici tedbirlerde boşluklar mevcuttu ve yaptırımlar yetersizdi.

Sözleşmenin 10. maddesi mütecavizi tayin etmediğinden, bu madde barışı korumada yetersiz kalıyordu.

Önemli konularda oy birliği prensibinin uygulanması, politik ve hukuki sorunların çözümünü engelliyordu.


Barışı koruyacak ve devamlı kılacak uluslararası zihniyet yetersiz ve noksandı. Habeşistan olayı, 1937 Japon taarruzu ve 1 Eylül 1939 tarihinde Alman ordularının Polonya`ya taarruzu ile başlayan II. Dünya Savaşı, Milletler Cemiyeti`ni etkisiz duruma getiren nedenler arasında sayılabilir.

Paris Barış Konferansı`nda hazırlanan antlaşmaların bir parçası olması


Bir yandan insan haklarını korumaya çalışıp diğer yandan kolonileşme ve manda sisteminin garantisi durumunda olması çelişki yaratıyordu.

Amerika Birleşik Devletleri`nin Milletler Cemiyeti`nden ayrılması, önemli bir uluslararası gücün yitirilmesine ve cemiyetin etkinliğinin kaybetmesine neden oldu.


Osmanlının Yerine Gelen Türkiye`nin Milletler Cemiyeti`ne Bakışı
Milletler Cemiyeti`nin müzakere edildiği dönemde Tükiye`nin uluslararası ilişkilerde varlık gösterebilecek bir siyasi durumu yoktu. Cemiyet kurulduğunda Kurtuluş Savaşı devam ediyordu. 14 Kasım 1922`de İsmet Paşa Lozan Konferansı`nda bir açıklama yaparak barış antlaşması sonrasında Türkiye`nin Cemiyet`e üye olmaktan memnun olacağını ifade etmiştir. Ancak Musul sorununun devam etmesi nedeniyle Türkiye üye olmamış, bu sorunla ilgili olarak Cemiyet`in verdiği karar da Cemiyet`e karşı olumsuz düşüncelerin artmasına yol açmıştır. Ancak gene de Türkiye Milletler Cemiyeti`nin konferansalarına ve silahsızlanma komisyonuna katılmış, teknik ve insani etkinliklerine ilgi göstermiştir.[1] Türkiye MC`ye daha sonra üye olmuştur.(18 Temmuz 1932)
http://tr.wikipedia.org/wiki/Milletler_Cemiyeti

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1095

YORUMLAR (3)

şu sorouyu sormak lazım. dini başkasının aklı ile ölçmek ne kadar yararlı? o şahıs yani taberani dini kendi aklı ile ölçmüş olmuyormu. yada siz ahirette başkasının aklının yaptıkları ilemi yoksa kendi aklınızın yaptıkları ilemi hesaba çekileceksiniz.15.03.2014 20:59
birde adınızı yazsaydınız ya..hangi makaleyi eleştirdiğinizide bilmiyorum..yazarsanız memnun olurum28.06.2013 20:24
(Dini, aklı ile ölçen kadar zararlı kimse yoktur.) [Taberani] Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Kur`andan kendi aklı ile, kendi düşüncesi ve bilgisi ile mana çıkaran kâfirdir!) [Mek. Rabbani] Hadis-i şerifte, (Kur`an-ı kerimi, kendi görüşü ile açıklayan, doğru olsa dahi, mutlaka hata etmiştir) buyuruldu. (Nesai) Herkes sizin gibi kendi görüşünü ortaya atarsa ortada din diye birşey kalmaz. Sizin yaptığınız Alimcilik oynamaktır. Ben de size kur`an`dan ayet ve peygamber efendimizden hadis ve bu zamana dinimizi yücelterek getirenlerin sözlerini ortaya koyarım. İnsanların imanlarıyla oynamayın.. 28.06.2013 15:27

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.