Bugün: 19.06.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Zaaflarımız ve Tercihlerimiz

Zaaflarımız ve Tercihlerimiz

İnsan içgüdüye sahip bir şekilde yaratılmıştır. İçgüdüsel ihtiyaçlarını meşru veya gayrimeşru bir zeminde karşılamaktadır. İnsanı gayri meşru ihtiyaçlara yönlendiren etken zaafları ve talepleridir.

İnsan içgüdüye sahip bir şekilde yaratılmıştır. İçgüdüsel ihtiyaçlarını meşru veya gayrimeşru bir zeminde karşılamaktadır. İnsanı gayri meşru ihtiyaçlara yönlendiren etken zaafları ve talepleridir. Zaaflarımız, duyu organlarımız ile algıladığımızda etki veya tepki verme eğilimine girme istediğimizi tetikleyen mekanizmalardır veya nefsimizin sivrilmiş yönleridir. Hayvanların zaafları var mıdır bilmem ancak insanoğlu zaaflarla kuşatılmış. Sosyal çevremize bir göz attığımızda birçok kişinin çok değişik zaaflarıyla karşılaşıyoruz. Zaaflarımızdan bahsedildiğinde veya öyle bir ortam oluştu(ruldu)ğunda hemen pür dikkat kesiliyoruz.

Hobilerimiz, yapmaktan hoşlandığımız etkinlikler olmasına karşın, onlarda fanatizm düzeyine taşındığında  zaaflarımız arasına girmektedirler. Kimimiz araba, kimimiz futbol, kimimiz yemek, kimimiz balık tutma, kimimiz yamaç paraşütü, kimimiz görevde yükselme, kimimiz ticaret, kimimiz kadın erkek vb. muhabbetleri veya ortamları oluştuğunda yoğun bir etkinlenme sürecine giriyoruz.

Nefs denen olgu istekler ve ihtiyaçlar dairesini elinden geldiğince geniş tutma gayreti içerisine giriyor. Bizleri çoğu zamanda zaaflarımızdan vuruyor. İnsanoğlu fıtraten zaaflarla ve eksiklerle donanmış buna rağmen Allahu Teâlâ kullarına davranışlarını kontrol edebilme, aklını kullanabilme dolayısıyla zaaflarıyla baş edebilme yetiside bahşetmiştir. Kendisini tanıyan insanın zayıf yönlerini iyi analiz edebilmesi ve özellikle günah veya haram boyutu olan zaaflarda mümkünse ortamdan uzaklaşması veya ortamı zayıf yönlerini açığa çıkartmayacak şekilde düzenlemesi gerekmektedir. Maalesef bazı durumlarda ortamdan uzaklaşılması veya ortamın değiştirilmesi yoluna gidilememektedir.

Sosyal hayat,  çalışma hayatı içerisinde özellikle de zaafı kadın erkek ilişkileri olan insanlar zaaflarıyla baş başa kalma durumu yaşamaktadırlar. Bu tarz insanların içlerinde büyük bir ikilem olan istekler ve değerler çatışması yaşanmaktadır. Aile hayatı, kariyeri, manevi ve kültürel vb. değer yargıları bir nebze de olsa bazı isteklerini ve duygularını bastırmalarında kendilerine yardımcı olmaktadır. Ancak bu kategoride ki insanların yeri geldiğinde aile hayatlarını, makamlarını, prensiplerini vb. askıya alarak karşı cinse yönelik olumsuz davranışlar sergilediklerini, gayri ahlaki söylemler kullandıklarını hatta mütecaviz yollara başvurduklarını işitmekte ve izlemekteyiz.

Nefs elde etme üzerine programlandığı için zihnimiz zaaflarımızın gerçekleşmesine yönelik istemli veya istemsiz, kontrollü veya kontrolsüz alternatif yollar ve planlar üretme çabasına girişecektir. Kadın erkek ilişkilerinde süreç istisna durum ve olaylarla birlikte genellikle görsel, işitsel ve dokunsal olmak üzere üç yol izlemektedir:

1- Görsel açıdan; kişilerin giyim kuşamlarıyla, gayet rahat davranışlarıyla kabul etmeseler de kendilerinin iletişime açık olduklarını belli etmeleri,

2- İşitsel açıdan; kişilerin mahremiyetlerini ilgilendiren hususları rahat bir şekilde dile getirmeleri, söylemsel olarak iltifat derecesine varan, hatta aşan kelime ve cümleler kurmaları,

 3- Dokunsal açıdan; kişilerin şakalaşma, küsme, gönül alma, selamlaşma vb. yollarla dokunsal anlamda iletişim kurmaları, ilişkilerin farklı bir boyuta taşınmasına neden olmakta, zaafı olan insanlarca bu bir mesaj olarak algılanmakta ve duygusal anlamda karşı cins ile bir bağ kurulmaktadır.

Duygusal anlamda kurulan bu bağın itici gücü ile de zaafı olan bireyler, sağlıklı karar veremeden sonucu belirsiz olaylar içerisine kendilerini isteyerek atmaktadırlar. İsteyerek ifadesinin kullanılma nedeni zihinlerinde mevcut durumu mantıklaştırma yoluna girmelerinin, heva ve arzularının peşinden koşmalarının istemekten farklı olmamasıdır.

Kadınlar ve erkekler kaçınılmaz bir şekilde sosyal hayatın tüm alanlarında yer almalıdırlar. Bu hayati bir gerekliliktir. Kişilerin şahsiyetini, düşünce yapısını ve inancını koruma altına alan bir sosyal mekanizma tartışmasız elzemdir ve hayatın tüm alanları bu kriterler üzerinden şekillendirilmelidir.

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 910

YORUMLAR (1)

tespitleriniz yerinde gerçekten kutluyorum sizi05.03.2015 18:36

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.