Bugün: 20.09.2018

Kaygılarımız

Son söz sizin, siz söyleyin özgürlüğün nerede olduğunu…

       Zaman hızla ilerliyor ve günümüz modern insanı büyük projelere imza atmanın gayreti ve sevinci içerisinde, kendisine edindiği ilke ve hedefleri ifa ediyor. Mal edinme, mülk edinme, sınavları verebilme…


       Çağa ayak uydurabilmek, çağla beraber ilerleyebilmek için evini ne ararsan bulunan bir mağazaya çeviren insanımız, dinlenmek için evinin bir köşesinde boş bulduğu bir metrekarelik alana sığışıyor. Amma!!! Komşusunun diğer komşusuna; “ Sen duydun mu? Ayseller bir yemek odası takımı almış, o kadar büyük ki içerisinde yok yok.” söylemini duyarak nefes alabilen insanımız, eşyası ile itibar edinmenin verdiği gururla hindi gibi göğsünü kabartıyor ve komşularına; “ Biliyor musunuz? Bu yemek takımını alabilmek için memlekette ne kadar mağaza varsa hepsini gezdik. İnan ayaklarımıza kara sular indi.” diyor. Gerçekten yok yok evlerinde; namaz yok, zekat yok, kuran yok…


       Saygınlık kriterlerini düşüncedeki bir zelzele ile yerle bir eden insanımız, yeni dünya düzeninde bu kriterleri; çok eşya, lüks araba, dubleks ev, çok para, yüksek bir makam olarak değiştirdi. Geniş bir ilmi, yüksek bir ahlakı ve tertemiz bir yaşantıyı gündeminin dışına taşıdı. Halbuki ayda yılda bir gelecek olan komşusu veya misafiri için evini saraya(!) çeviren insanımız, hiç düşünmüyor o evde namaz kılınmayarak evinin ;(yaşayan) ölülerin olduğu mezarlığa döndüğünü. Çünkü sabah namazı saatlerinde ışıkları yanmayan bir apartman, çok katlı bir kabristanlıktan başka ne olabilir?


           Tüm hayatını evladına adayan ve evlatlarının da tüm hayatlarını evlatlarına adayacak olan anne ve babalar, tüm gayretleriyle evlatları okusun, pozitif bilimleri adı gibi bilsin diyerek çuvallar dolusu para dökerken ve evlatlarımız aman bir yerlere girsin kaygısını duyarken, acaba çocuklarının kuranı bilmediklerinden kaygı duyuyorlar mıdır? Veya çocuklarının cennete girememesi kaygısı rahatsız ediyor mudur anne ve babaları?
“ O kadar senelik çalışma hayatımda bir kuruş haram lokma yemedim.” diyen çalışanlarımız, taksitlerini ödemek için promosyon paralarını beklerken ter döküyorlar mıdır(?) Bize emanet edilen eşyanın, malın, makamın Allah nezdinde hiçbir değeri yoksa(çünkü sahibi zaten o), biz öldükten sonra bunların hiç birisi bizde kalmayacaksa, ölümde bir gerçek olarak önümüzde duruyorsa, hayatımızı mala, mülke, makama adamanın bir anlamı kalır mı? Evimizi saraya çevirmenin ne anlamı kalır? İnandığımızı iddia ediyorsak, inandığımız değerlerin gereğini yapmıyorsak, ALLAH bu iddiayı yüzümüze şamar gibi çarpmaz mı?


         Modernleşerek özgür olacağını sanan fukaraların durumu, bir kafes içerisinde tüm konfora sahip muhabbet kuşuna benzer. Tüm hayatı o kafesle sınırlı olduğu için ellerinden geldiğince kafesin imkanlarını güzelleştirmeye çalışırlar. Hiç akıllarına bile gelmez kafesin dışında ki dünya, zaten o kafesi terk edemezlerde. O kadar yatırım yapmışlardır ki kafeslerine, zamanla hantallaşırlar, erinirler uçmak bile istemezler. Asıl özgür olan şahsiyetler ise serçeler gibidirler sokakların, kaldırımların tozunu yutmuş, tüm ömürlerini insanlığa adamışlardır.


           Şöyle ki; tüm evrende bir nokta kadar bile yer kaplamayan insan oğlunun, dünya da bir kum tanesi kadar yer kapladığını düşünelim. Tüm kum taneleri de bir sahrayı oluştursun. Siz ve aileniz kendiniz için yaşarsanız, yarın size bir kasırga isabet ettiğinde ve sahranın bir başka köşesinde yer edindiğiniz de sizin sahrada ki nüfuzunuz aile bireyleriniz kadar olacak ve kendinizi yapayalnız kalmış hissedeceksiniz. Ancak tüm hayatınızı insanlık için harcarsanız, size bir kasırga isabet ettiğinde ve kendinizi sahranın başka bir yerinde bulduğunuzda oralarda da sizleri bekleyen, sizin kendilerine yardım edebileceğiniz insanlar olacak. Ve o insanlarda her gittikleri yerlerde sizleri anlatacak ve size dua edecekler. Siz ölseniz bile fikirleriniz ve yaptıklarınız yaşamaya devam edecek. Aksi halde hayatta iken zamanın en parlak yıldızı dahi olsanız, söndükten sonra unutulup gideceksiniz ve sizin yerinizi sizden daha hayırlı bir şahsiyet dolduracak.


         Kimileri kafeslerini altından yapmaya çalışıp, kendi çukurunu kendi kazıp, yerinde saymayı; kimileri de gazze yolunda kanatlanıp uçmayı, destanlar yazmayı seçti.


          Son söz sizin, siz söyleyin özgürlüğün nerede olduğunu…


  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 667

YORUMLAR (1)

tespitleriniz yerinde gerçekten kutluyorum sizi05.03.2015 18:36

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.