Bugün: 17.01.2018

İNSAN

Düşünce yapısı, bireyin düşündüğü, savunduğu, odaklandığı, yoğunlaştığı fikirlerin, olguların, kavramların yine bireyin beyninde şekil bulması ve bu şeklin ifadesidir.


İnsan, tanımlanması güç, neyi niçin yaptığı kalbinde gizli olan varlık. "Amelleriniz niyetlerinize göredir, kişiye niyet ettiğinin karşılığı vardır." düsturuna muhatap canlı. Yaşayışı, düşünce yapısı ve davranışlarıyla diğer varlıklardan ayrılan mahlûkat.

İnsan iradesi ölçüsünde yaşamını huzurlu ya da mutsuz kılar. Yaşamının şekillenmesinde düşünce yapısı oldukça önemli bir rol oynar ve çevresinden oldukça etkilenir. Hatta çoğu zaman verdiği kararları çevresinin tepkisini dikkate alarak verir. Çizdiği yolu, savunduğu fikirleri, itirazları davranışlarını belirler. Davranışlar ruh haline, fiziki yapısına, iç ve dış telkinlere göre şekillenir ve bu duruş amellerimizin temelini oluşturur.

Amel-niyet ilişkisi gözlemlendiğinde iki husus göze çarpar.

1.si amellerin yapılmamasıdır ki: Allah emrettiği yaşam tarzının bir kısmını kabul edip bir kısmını kabul etmeyenleri, gerekliliklerini yerine getirmeyenleri mükâfatlandırmaz. Kulluk yapmayana, niyet sorulmaz. (Kafirin tüm varlığını yoksullara bağışlaması, elhamdülillah demek ile her şeyin yerine geldiğini sananlar)

2.si amellerin yapılması ve niçin yapıldığıdır ki: Allahın emrettiği yaşam tarzını, O`nun hükümlerini az bir çıkara satanlar (maddi çıkarlara, gösterişe, kibre...), halis bir niyet ile yaşamaya çalışanlar (hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, Allah yolunda eziyet çekenler, savaşanlar, şehit olanlar...) bu minval üzerindedir.

Yaşantı, bireyin diğer bireylerle ve çevresiyle olan etkileşiminin birey üzerinde ki yansıması. Akan sularda insanlara örneklik temsil eder yaşantı açısından. Sular bir yerden doğar ve bir çok suyun birleştiği okyanuslara dökülür ve hiçbir zaman üzerlerinden altıkları toprağı sahiplenmek istemezler. İnsanda anneden doğar ve her insanın buluşma noktası mezara gider. Yanlız bazı insanlar üzerinde dolaştığı toprağı sahiplenmek ister. Bu sahiplenmenin kendisi için zarar oluşturacağını göremez. Bir insan düşünün dünyaya hırs ile bağlanmış ve daha fazla dünyalık istiyor bir insanda düşünün ki kendisine yetecek dünyalıkla geçiniyor. Birtanesi sürekli çalışırken diğeri doğayı geziyor, kuşların sesini dinleme fırsatı buluyor. Birtanesi dünyalık için dininden diğeri dini için dünyalıktan fedakarlık yapıyor. Sonuç mülk Allah`ın, cıbır doğduk cıbır öleceğiz.

Davranış, bireyin herhangi bir durum karşısındaki tavrıdır. Birey halka duyarsız kalamaz bir konumdadır. Tepki çekemez ve çektiğinde kınanır, aykırı düşüncelerini öfke, kibir, nefret gibi dikkat çeken ve onaylanmayan tavırlarla benimsetemez. Bu yüzden anlayış ve sevgi şerareleri ile bireylere yaklaşmalı ve kalplerindeki volkanı harekete geçirmelidir. Ancak bu şekilde Allah için bir şeyler yapma isteğini gerçekleştirme fırsatı bulabilir. Peygamberimiz (s.a.v.)`in ezan okunurken eşşek sesi çıkaran bir çocuğa karşı tavrı sizce nasıl olmuştur? Peygamberimiz (s.a.v.) o çocuğu 4 şekilde mükafatlandırır. 1.si çocuğu çağırmaz ve yanına gider. 2.si çocuğun saçlarını okşar. 3.sü sesinin ne kadar güzel olduğunu söyler. 4.sü ezan okunan camide ona müezzinlik teklif eder. Ve o çocuk büyüyünce saçlarını hiç kestirmez. Sebebini soranlara bu saçlara mübarek bir el değdi der.

Düşünce yapısı, bireyin düşündüğü, savunduğu, odaklandığı, yoğunlaştığı fikirlerin, olguların, kavramların yine bireyin beyninde şekil bulması ve bu şeklin ifadesidir. Birey düşündükçe, sorguladıkça, sancı çektikçe bir sahiplenme isteği doğurur kalbinde. İnandığımız değerlere odaklanmamız bizi değerlerimiz hakkında bilgi sahibi yapacaktır. Düşünce yapısının şekillenmesi bireyin istekli olmasıyla tahakkuk eder. Sami YUSUF, Yusuf İSLÂM gibi birçok yabancı istekleriyle İslâmi kabul ettiler.

Selam ve dua ile

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 841

YORUMLAR (1)

tespitleriniz yerinde gerçekten kutluyorum sizi05.03.2015 18:36

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.