Bugün: 12.12.2017
  • Ana Sayfa
  • »
  • GELENEKSEL MÜSLÜMAN VE ŞUURLU GENÇLİK

GELENEKSEL MÜSLÜMAN VE ŞUURLU GENÇLİK

İlmin maksadını, künhünü sorgulamadan, olayları ve olguları anlamlandırmadan yani irfan sahibi olmadan tarafgir bir şekilde yetişen genç, yaşadığımız çağa söyleyecek iki sözü olmayan, öngörüsüz, hikmetsiz bir nesil olarak toplumdaki yerini alacaktır.

 

            Her  inançlı insanın dinini öğrenmesi ve öğretmesi farzdır. İlim doğru kaynaklardan edinilmeli ve doğru bir usul ile aktarılmalıdır. Öğrenilen ilimden neşet eden irfan, hayatın tümünde kendisini göstermeli ve bir yaşayış biçimi halini almalıdır. İşte müslüman ancak o zaman olgulara, olaylara, tarihe hikmet penceresinden bakabilir.

 

            Sağlam kaynaklardan öğrenilmeyen ilmin neticesinde ortaya çıkan ürün de ya cürük (aklını mürşidine teslim etmiş) ya da hormonlu (tecrübeyi hiçe sayan, kendisi gibi düşünmeyenlere önyargılı) olacaktır. Her iki durumda da bir veya bir kaç kişiye ittiba etmiş nesiller türeyecektir. İlmin maksadını, künhünü sorgulamadan, olayları ve olguları anlamlandırmadan yani irfan sahibi olmadan tarafgir bir şekilde yetişen genç, yaşadığımız çağa söyleyecek iki sözü olmayan, öngörüsüz, hikmetsiz bir nesil  olarak toplumdaki yerini alacaktır.

 

            Çağa ayak uydurmayan, taklitçilik yapmayan, başına islami koyulmak suretiyle  üretilen alternatif kapitalist pazarlara yönelmeyen aksine içinde yaşadığı çağın tehlikelerini ve avantajlarını iyi okuyan, milli ve manevi değerlerinin yeniden neşv-ü nema bulmasına vesile olacak bir gençlik istiyorsak ilk olarak işin başını sıkı tutmalıyız.

 

            Kurumsal kişiliği olan, her türlü cemiyet ile işbirliği yapabilen, hayırlı işlerde öncülük yapabilecek, yaşadığı dünyayı tarihsel, coğrafik, ideolojik, yaşanılan ve yaşanmış dinler açısından iyi tanıyan bir neslin inşaa projesi elbetteki toplumun her kesiminin en büyük görevidir.  STK` ların ve devletin tüm kurumlarının imkanlarını bu yola seferber etmeleri gerekmektedir. Anaokulu yaşlarından başlayacak eğitimin, üniversiteyi bitirinceye kadar hem ailesi içinde hemde içtimai hayat içerisinde bilfiil sürmesi ve yaşama aktarılması gerekmektedir. Aksi halde toplum içinde mevcut cemiyetler dahada dağınıklaşacak ve birbirinden uzaklaşacaktır. Beslenilen kaynaklar görüşlere saygıyı değilde nefreti körüklediğinde ise işler o zaman dahada kötüleşecek, farklı görüşten insanları meydandan uzaklaştırma, elimine etme  savaşları verilecektir.

 

            İlim, irfan ve hikmetten yoksun olarak yetişecek islami bir gençliğin kendisini şuurlu olarak tanımlaması ne kadar gerçekçidir?

 

            Zaten yazımızın özü de burada saklı. Tüm girizgah cümleler şimdi bahsedeceğimiz şuur kelimesine hizmet etmek için yazıldı. Yazacaklarımız birazda kendisinin şuurlu bir müslüman olduğunu iddia eden genç kardeşlerimize bir özeleştiri niteliğinde. Kendisini genç hissedenlerde bu yazıya muhatap :)

 

            "Geleneksel müslüman" diye bir söylemimiz var. Bu kesimi tanımlarken anne ve babasından duyduğu ve çevresinden edindiği dini bilgi ile yaşamını idame ettiren bir kitleyi kastederiz. Okumadan, sorgulamadan iman ettiklerinden dem vururuz. Yanlız bu kesimin bazı özellikleri vardır ki,  kendisini şuurlu olarak tanımlayan insanlarda daha az rastlanılır bu özelliklere. Mesela geleneksel müslümanlar ellerinden geldikçe camide kılarlar namazlarını, tesbihatlarını ve dualarını tam yaparlar. Birisi dinden bahsetse kulak kesilir, kim anlatırsa anlatsın anlattığını dinlerler. Fırsat buldukça kuran okurlar. Hastalandıklarında, düğünlerinde, cenazelerinde birbirlerine düşkündürler. Komşu haklarına daha ziyade dikkat ederler. Dünyalıklara karşı daha az hırslıdırlar ve az tamah ederler. Adablı olmaya daha duyarlı, tecrübeye karşı daha musamahalıdırlar. Fakiri, düşkünü gözetme hususunda daha fazla hassastırlar. Kurban bayramlarında kurban kesmek için daha fazla gayretlidirler. Bu durumlar daha da çoğaltılabilir elbette.

 

            Geleneksel inançlı insanlara elbetteki dünyayı değiştirecek bir misyon yüklemiyoruz. Ancak bu insanlarda bir bilinç ile hareket ediyorlar. Ve bu kişilerde bulunan bir çok vasıf, şuurlu olduğunu iddia eden insanlarımızda daha az bulunuyor. Buna rağmen bu insanlara bakışımız sanki cahil,  işe yaramaz ve pısırık bir guruha bakar gibi tepeden ve kibirli.  Bu güzel insanlara şuurlu olduğunu iddia eden kesimimiz iade-i itibar yapmalıdır.

 

            Tekrardan bizi bu şekilde düşünmeye iten bilgi kaynakları (kitaplar, kişiler) sorgulanmalı, yeniden anlamlandırılmalıdır. Özellikle dinin felsefesini yapan, dini özlü söz söyleme sanatına çeviren ve dini rivayetlerin gölgesinde bırakan algılatışlara dikkat edilmelidir.

 

            İlim edindikçe tevazudan başı eğilen, müslümanlara karşı merhametli ve şefkatli, zalime karşı ise son derece sert ve şiddetli, milli ve manevi değerlerine sahip çıkan, ilimde ve fende dünya ile yarışabilen bir gençlik temennisiyle...

 

                                                                                             

                                                                                                          Soner TAŞOVA

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 589

YORUMLAR (1)

tespitleriniz yerinde gerçekten kutluyorum sizi05.03.2015 18:36

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.