Bugün: 22.07.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • ULUSAL MİLLİYETÇİLİK veya EVRENSEL EEMPERYALİZM

ULUSAL MİLLİYETÇİLİK veya EVRENSEL EEMPERYALİZM

Ulusal milliyetçilik projesinin iki ayaklı bir proje olduğunu unutmayalım. “Ulusal Türk milliyetçiliği ve ulusal Kürt milliyetçiliği”


 

1960 Darbesinden sonra yeniden örgütlenme ihtiyacı duyan sol militaristler sürekli arayış içerisine girerek toplumu etkileme yöntemlerini bulmaya çalışmışlardır.

 

Türk toplumunun sol fraksiyonlara geçit vermemesindendir ki iktidar hırsı kendilerini bu tür arayışlar içerisine sokmuştur. 1946 dan sonra doğru düzlemde iktidar olamayan sol, Menderes iktidarını darbe ile devirerek iktidara gelebilmiştir.

 

Tarih 1968 Yer Ankara üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi.

 

Türkiye bu oyunu 1961 ila 1968 arasında oldukça üst düzeyde yaşamıştır. Ön Hareketi, Demokratik Devrim Hareketi ve Türkiye İşçi Partisinden oluşan “TÜRKİYE SOSYALİST HAREKETİ” 1960 dan sonra Milliyetçilik üzerinde çalışma yaparak bir kozmoloji çıkarmaya çalışmışlardır. Bu çalışmalar toplum tabanına birliktelik olarak yansımamasına rağmen Hareketin tavanında düşünsel birliktelik elde edilmiştir. 1970 den 1980 arasındaki olaylardan da anlaşılacağı gibi bir fakülte de Ülkücü Arkadaşların “abi” si olan şahsın başka bir üniversite de solcu arkadaşlara “abi” lik yaptıkları olağan iş haline gelmişti. Tüm bu çalışmalar göstermektedir ki 1960 lı yıllarda başlayan toplumsal eylemlerdeki birliktelik bugün de devam etmektedir.

 

Tarih 2010 Yer Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi.

 

Dün “sosyalist milliyetçilik” söylemiyle başlayanlar, Bugün ulusal milliyetçilik parolasıyla cuntaya hizmet etmektedirler. Bu kitlesel oyunlar her zaman cuntanın öngördüğü biçimde şekillenmiş ve netice de darbe olarak topluma yansımıştır. Hareketin başlama istasyonu olarak Ankara Üniversitesi SBF nin tercih edilmesi ilginç değildir. Bugün Ankara Üniversitesi SBF de 50 yaşın üstünde talebelerin olması tesadüfimidir?.

  

Türkiye tarih boyunca  “dizginleri” eline almak istediğinde, bu tür karıştırıcılar ortaya çıkmaktadır. Kullandıkları deyim ise dikkat çekicidir. “ulusal milliyetçi”

 

1994 yerel seçimlerini REFAH partisinin almasından sonra yeniden bir araya gelerek  “ulusal milliyetçilik”  adıyla yeni bir hareket organize ettiler. İşin ilginç yanı ise bu hareket REFAH partisinin büyümesine karşı başlatılmış ve REFAH partisi hem iktidardan düşürülmüş hem de kapatılmıştır. Peşinden kurulan FAZİLET partisi de ulusal milliyetçilerin isteği doğrultusunda kapatılmıştır. Ancak bugün SAADET partisi de maalesef ulusal milliyetçilerin saflarında yer almaktadır. Aynı çetenin 28 Şubat sürecinde çevirmeye çalıştıkları filmleri hep beraber seyrettik. Türkiye’nin sıçrama gösterdiği ve dünya genelinde dizginlere sahip olmaya başladığı her dönemde bu film sahneye konmuştur. Türk halkı artık bunları çok iyi tanımaktadır. Ankara SBF de sahnelenen oyunda rol sahiplerine baktığımız zaman TGB üyelerinden ve İşçi Partisinin tertiplerinden başkası görülmemektedir.

 

Polisle çatışanlar caddelerde arabaları ateşe verenler ve bankalara Molotof kokteyl atanların SBF deki sahnede olmaları ilginç değildir.

 

MHP nin ve milliyetçiliğin temelinde “sekülarizm” olamaz. MHP ve milliyetçilik Kur an ı kerimle iç içe olmak zorundadır. Ulusal milliyetçilik çalışmalarıyla içeriği boşaltılan ülkü ocaklarının yeniden Tefsir dersleri yapabilecek ve yeniden kendi öz benliğine dönebilecek çalışmaları başlatmak mecburiyeti vardır.

Bugün MHP ve ÜLKÜ OCAKLARI “sekülerizm” düşüncesine sahip görüntü vermektedirler. SAADET partisi ise içler acısı bir duruş sergilemektedir.

 

ÖDTÜ deki olaylara baktığımızda Türkiye cumhuriyetinin Cumhurbaşkanı davet edilmemiş ve Başbakan linç edilmek istenmiştir. Bu çete bu gücü nereden alıyor diye düşünüyorsanız Ergenekon ve balyoz davalarını izleyiniz.

 

Dün sosyalist milliyetçilik söylemiyle halkımızı kandıranların bugün de ulusal milliyetçilik söylemiyle halkımızı kandırmaya çalıştıklarını görmekteyiz. “

 

Hiç unutmamamız gerekenler arasındaki gerçek ise, bu tür organizasyonların ABD egemenliğine hizmet eden dünya emperyalist güçlerinin çalışmaları olmasıdır”.

 

Bu oyuna gelenleri tarih affetmeyeceği gibi artık bu toplum da affetmeyecektir.

 

Ulusal milliyetçilik çalışmaları 1994 başlayıp  28 şubat sürecindeki çalışmaların birleştirilmesiyle sistematik ve hiyerarşik hale getirilmiştir. Bu çalışmalara destek verenlerin çok büyük bölümünün 12 eylül 1980 darbesini yaşamış olmaları gözden kaçırılmamalıdır.

 

Ülkemiz her dönemde “toplum mühendislerinin” ağına düşmüştür. 1994 de ve 28 Şubat süreciyle başlayan "ULUSALCI" havuzu kısmen de olsa başarıya ulaşmıştır.

 

İşçi partisi Lideri Doğru PERİNÇEK in fikir babalığını yaptığı proje de asker ve siviller görev almış ve zaman zaman da dağdaki eşkıyadan fikirler alarak devam etmişlerdir. Kamuoyunda adından söz edilen ENCÜMAN-İ DANIŞ ne işe yaramaktadır. Bu komitede kimler görev almakta ve kimlere hizmet etmektedirler. Bu komitede görev alanların İsrail ve ABD ile bağlantıları nedir?

 

Ulusal milliyetçilik projesinin iki ayaklı bir proje olduğunu unutmayalım.

 

“Ulusal Türk milliyetçiliği ve ulusal Kürt milliyetçiliği”

 

PKK Kürtçülük temeline dayalı bir devlet kurmak istememektedir. PKK sol ve ateist ideolojiye dayalı bir mücadele anlayışına sahip ve kurmak istediği otorite de bu temel üzerindedir. Bundan dolayı dır ki PKK içerisinde Müslüman yaşamamaktadır. Zerdüştlük temelli ateist bir sistem ve bu sisteme dayalı düşünce temelli harekettir.

 

Ülkemizin camilerini bombalayacak ve kendi uçaklarını düşürebilecek askeri hainlik projesi ile PKK nın düşünsel projeleri aynı potada toplanmaktadır. Hem Kürt ulusalcılarının hem de Türk ulusalcılarının ortak oldukları tek nokta ise İSLAM dinine karşı oluşları noktasıdır. Ancak İslam ümmetinin Türkiye ayağı artık bunları anlayabilecek bilgi ve tecrübeye ulaşmıştır.

 

Kürt vatandaşlarımızın “Müslüman” olmaları onlar için büyük tehlike olarak görülmektedir. Her fırsatta Kürtçülük yaptıklarını söyleyenlerin aslında Kürtleri öldürdükleri “Türkmen ve Süryanilerle” birlikte hareket ettikleri bilinmektedir. Güneydoğuda ve doğu anadoluda PKK nın güçlü olduğu yerlere baktığımız zaman “Müslüman” kelimesinden rahatsızlık duyulan bölgelerde etkin oldukları görülecektir. Irka dayalı bir devlet olma arzusunu taşıyanların Kürtleri öldürmesi düşünülemez. Bu pencereden baktığımızda PKK nın yapısını anlamak daha da kolaylaşacaktır. PKK ırkçı bir yapıya sahip değil İDEOLOJİK”  yapıya sahiptir. Bu ideoloji de sekilarizm ideolojisidr. Yahudilerin yıllardır dünyaya empoze ettikleri sekülarizm ideolojisi PKK nın da temel ideolojisidir.

 

Ulusal milliyetçilik projesinin mimarı İşçi Partisi lideri Doğu PERİNÇEK  aynı zamanda PKK nın da lideridir.

 

PKK yı dağda askeri kontrol ve terbiye düzeninde ziyaret eden Perinçek PKK için isterlerse devlette kurabilirler diyerek onların mücadelelerinin doğal olduğunu belirtmişti.

 

Anadolu çocuklarını kandırarak ulusal milliyetçi yapanlara soruyorum? Ergenekon, Balyoz ve benzeri davalardan yargılananların içerisinde PKK yı dağda ziyaret ederek adeta denetleyen Doğu Perinçek ve “Selam Kürdistan dağlarındaki kardeşlerime” diye nutuk atarak PKK ideolojisinin mimarlarından olan Yalçın Küçük ün durumunu nasıl izah edeceksiniz.

 

Ulusal milliyetçilik adeta Darbeci, Çeteci, Terör örgütü üyesi ve mafya üyelerinin kümelendiği bir atmosfer halindedir.

Türk halkı bu durumun farkında olacaktır elbette. Gençlerin, geçmişi algılayamayan beyinlerini bir süreliğine yıkamaya çalışan bu ABD eksenli hareket elbette ki çözülme aşamasına gelmiştir.

 

50 bin insanımızı ve 500 milyar dolar servetimizi kaybettiğimiz kardeşler arasındaki kan davası barışla sonuçlanacak diye panikleyenlerin gelecek bu toplumun huzuruna çıkamayacaklarını bilmek lazım. APO yu teslim alanlarında onu idam etmeyerek huzurevine yerleştirmeleri ABD ve İsrail in istek ve arzularının yerine getirilmesi olarak bilinmektedir.

 

Ulusal milliyetçilik darbeciliğin yeni adıdır.

 

 

Sekülarizm, Vahyin karşısında olan anlamına gelmektedir. Dünyevi olanı kabul uhreviyatı inkar eden “sekülarizm” Yahudilerin çalışmalarının temelini oluşturur.

 

Dün (1961-1968)Ankara SBF de başlatılan eylemlerin neticesi olarak 1971 muhtırası ve 1980 12 Eylül askeri darbesiyle devam etmiştir.

 

Bugün sokak eylemlerine baktığımız zaman PKK, ETÖ, DHKP-C, KCK, TİKKO terör örgütleri olduklarını görmekteyiz. Sokak eylemlerinde kullanılan gençlerin beslendiği yerlere baktığımız zaman BDP, TGB, HAKEV, İP, ÇYDD gibi siyasi ve sivil toplum kuruluşlarının olduğu gözlemlenmektedir.

 

 

Milli gençlik vakfı –Anadolu Gençlik Derneği-

 

Ülkü ocakları

 

Nizam-ı-Alem ocakları-Alperen ocakları-

 

Ulusal milliyetçilik cenderesine alınmış ve AKP iktidarının devrilmesi için Anadolunun her yerinde aynı sloganları kullanmaktadırlar.

 

Bu sloganların üretildikleri noktanın hiçbir resmi hüviyeti bulunmamaktadır. ENCÜMAN-I DANIŞ komitesinin yasal bir çalışması yoktur.

  

Hiçbir dönemde “İslam” inancından yoksun kalmayan Anadolu insanı, ulusal milliyetçilik projesiyle “ateizm” e doğru koşar adım gitmektedir.

 

Gençlerimizin bu oyuna düşmemeleri için KUR AN I KERİM i çok okumaları ve Kur an ı kerim mealleri ile arkadaş olmaları gerekmektedir.

 

Allah yar ve yardımcımız olsun…

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 3083

YORUMLAR (1)

TEŞEKKÜRLER KARDEŞİM İNSAN NASIL İMAN ETTİM DEDİĞİ ZAMAN O İMANINI SALİH AMELE DÖNÜŞTÜRMEDEN HİÇ BİR ANLAM TAŞIMIYORSA İNANDIĞI DİNİN KURALLARINI GEREĞİ GİBİ YAŞAM HAYATINA KOYMADIKÇA BİR ANLAM TAŞIMAZ. DUA ;İSTEKLERİN VE ARZULARIN FİİLLE BUUŞMASSININ ADIDIR. FİİLE DÖNÜŞMEYEN BİR DUA İÇERİSİNDE SU BULUNMAYAN BOŞ BİR TESTİYE BENZER..29.07.2014 02:51

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.