Bugün: 19.01.2018

SÜRGÜNDEKİ GENÇLİK

Yazı Dizisi (3)

Gizlenme Duygusu

Anne baba ilişkilerinde doğacak bazı sorunların çocuklardan saklamaya çalışmaktır. Oysa bu çaba anlamsız ve hatta boşunadır. Çocuklar aptal değildir, ebeveynlerin arasındaki tatsızlığı hissederler. Tartışmalar sadece baş başa kalındığında yapılsa bile, evdeki huzursuz havayı ve kopukluğu çocuk mutlaka hissedecektir. Eğer problemler onlara yeterince açık bir dille anlatılmazsa, kafaları daha da karışır. Temel güven duyguları iyice zedelenir. “Bir şeyler dönüyor ama nedir anlamadım” demek kadar, yani kaynağı belirsiz bir gerginliğin ortasında yaşamak kadar, insanı rahatsız eden bir şey de yoktur. Düşünün, yanınızda oturan iki kişinin arasında bir soğukluk var, bunu hissediyorsunuz ama sebebini bilmiyorsunuz; ne kadar rahatsız olursunuz değil mi? Hele bunlar anne-babanız olursa... Oysa aralarındaki problemi bilirseniz, en azından sebebi anlamanın rahatlığını hissedersiniz. Hiçbir problem dünyanın sonu değildir, ama tüm problemler dünyanın gerçeğidir.  Yaratıcı insana güç getiremeyeceği hiçbir sorun vermemiştir. Öyleyse bir sorunla karşılaşınca bu sorun nedeniyle başka bir sorun çıkartmaktan ziyade, karşılaştığı sorunu çözecek gücün kendisinde olduğunu bilerek çare üretmelidir. Çoğu kez çocuklar aile içerisindeki problemleri çözmüşlerdir. Ergenin katışıksız düşüncesiyle anne veya babasından hangisinin haksız olduğunu anlayacak ve vicdanların yardımı ile de bu durumu haksız olan anne veya babasına söyleyerek huzursuzluğun sona ermesine vesile olacaktır. Unutulmamalıdır ki vicdanen bakış gençlerde daha net ve daha etkileyicidir.

 

Çocuğun bunlarla anlayabileceği kadar yüzleşmesi, onun hayattaki sorunlarla baş etme yeteneğini de artırır. Ama bunu söylerken, her ayrıntı olduğu gibi anlatılmamalıdır. Her dediğiniz doğru olmalıdır. Fakat hiçbir şey yokmuş gibi davranmaya çalışmak, hiç doğru değildir. Bu tür hareketler çocukta yalancılığa sebebiyet verir. Hem unutmayınız ki, biz kendi sorunlarımızı çocuğumuzdan saklarsak, onun da kendi sorunlarını bizden saklamasını teşvik etmiş oluruz. Mantık aynıdır zira: “Üzülmesin diye anlatmıyorum.”  Mantığı son derece yanlış bir mantıktır.

 

Muhabbet Edin

Bütün aile üyelerine, duygu ve düşüncelerini ifade etme fırsatı verilmelidir. Hatta bunun için belli sıklıkla aile toplantıları düzenlemek hoş bir yoldur. Eğer bir gencin fikirlerini dinlemez ya da öfkeyle veya aşağılayarak susturursak, aradaki tek kapıyı da kapatmış oluruz. Ve artık o kapalı kapının ardında hangi dünyaların kurulduğunu anlamak da mümkün olmaz.

Aslında bu dönemde karşıdakini anlama ve iletişim konusunda, anne-baba çocuğa göre çok daha avantajlıdır. Zira ergenler henüz erişkin olmadılar ama anne-baba bir zamanlar ergen olmuştu. İşte bu geçmişteki tecrübeleri hatırlayıp gözden geçirerek, çocuğu anlamaya çalışmak, ebeveynin en önemli yardımcısı olabilir. “Ben onun yaşlarında iken, buna benzer neler yaşamışmıytım acaba?” diye zihnini tarayan her ebeveyn, çocuğunu anlamasına yardım edecek ipuçları bulacaktır geçmişinde. Bu da çocuğa daha bir anlayışla yaklaşmayı sağlayacaktır. Hele hele bu hatıralarımızı çocukla paylaşırsak, o zaman çocuğumuz “o da bana benzer şeyler yaşamış, demek ki beni anlayabilir” diye düşünüp, daha önce paylaşmak istemediği şeyleri ifade etmeye başlayabilir. Tüm bunlar yapılırken dini inanç ve örflere dikkat edilmelidir. Anne baba ve çocuk arasındaki “edep veya ar” perdesine dikkat edilmelidir.

 

Dünyaya Nasıl Baktığınızı Bilmeli

İnsanların davranışlarını belirleyen, değer yargılarıdır. Değerler, inançlar, bir ağaç ise, davranışlar onun meyvesidir. Sağlam bir hayat görüşü yerleşmeden, doğru davranışlar edinilemez. Eğer gençlerin davranışlarının bizden daha üstün, bizden daha kalite olmasını istiyorsak, önce onların hayat görüşlerinin doğru yönde gelişmesini sağlamalıyız.

 

Eğer dünya görüşümüzü bilmezlerse o zaman bizim onlara yapacağımız nasihatlerden nasiplenemeyeceklerdir. Dünya görüşümüzü bilirlerse o zaman onlara oğlum gece geç gelsen de, sen yanlış bir iş yapmazsın, kafana göre takıl deriz. Ancak değer yargılarımızdan bihaber olurlarsa bizlerin onlara yapacağımız nasihatlerin, onlar üzerinde ters etki yapacağı ve bizi kandırmanın yoluna gidecekleri açıktır.

 

Maalesef bu nokta çokça gözden kaçırılıyor. Onu yapma, bunu yap, o yanlıştır, bu doğru demeyle yetiniyoruz.

 

Hâlbuki ergen genç ilk önce hayatı tanımalıdır. Nasıl var edildiğini bilmelidir. Bebeklik çağı, çocukluk çağı, Ergenlik çağı, delikanlılık çağı, gençlik çağı gibi hayatın önemli kesitlerinden haberdar olmalıdır. Kâinat içerisindeki faaliyetlerden haberdar edilmelidir. Hava ve su ile bağlantılar anlatılmalıdır. Mükemmel bir varlık olarak yaratıldığı gence izah edilmelidir. Dünya sahnesindeki rolünü yaparken de bu mükemmelliği unutmaması gerektiği hatırlatılmalıdır. Ebeveyn kendi dünya görüşü kendi inanç sistemi çocukların önüne açılmalı ve çocukların beğenisine sunulmalıdır. İnanın çocuklarımız bundan ziyadesiyle memnun olacak ve beklide bizlerin hatalarını bizlere açıklama imkânına sahip olacaklardır.

 

Başımdan geçen bir hadiseyi anlatmadan geçemeyeceğim; Mahallemde imam hatip lisesine yazdırılan çok sevdiğim bir çocuk vardı. Çocuk genç oldu ve belirli bir konuma gelerek dünya görüşü şekillendi. Ancak ailesi ona sürekli baskı yaparak bizim dediğimiz gibi yapacaksın demeye başlamıştı ki bir gün genci annesi haydi kalk okul vaktin geldi dediğinde genç hayır ben artık o okula gitmek istemiyorum diyerek o gün okula gitmedi. Akşam baba da işten gelince çocuklarıyla konuşmak isteyen aile yanlışlarının farkına vardılar. Anne baba oğlum ne odluda artık bu okula gitmek istemiyorsun deyince çocuk; siz beni bu okula gönderirken oğlum git dinini diyanetini öğren de bize de faydalı ol demediniz mi diye serzenişte bulunur. Anne baba evet derler. Çocuk ise o zaman siz benim dediklerim yerine kendi görüşlerinizi bana yaptırmak istiyorsunuz diyerek anne ve babanın düştüğü durumu izah eder. Bunun üzerine anne ve baba yaptıkları yanlışlığın farkına varır ve o günden sonra çocuklarının yeni şekillendirdiği hayat tarzını kabullenirler. İşte aile böyle bir yerdir. Ailede hoşgörü yoksa o ailelerin oluşturduğu ve adına büyük aile denen devlette de huzur yoktur.

 

Doğru anlatın, anlarlar tabii ki. Yaratıcı bile önce elçi gönderir sonra vahyinde izah eder sonra da insanı özgür iradesi ile hareket etmek üzere serbest bırakır. Bu bir kuraldır. Siz doğruları doğru bir şekilde anlatın.

 

Özet olarak söylersek, ergenlik çağındaki çalkantılar doğaldır ve hatta olması gerekli değişimlerdir. Bunları anlamamak, ya da engellemeye çalışmak da hatadır, tamamen boş verip sadece izlemek de doğru değildir. Kendi ergenlik dönemimizi de hatırlayıp çocuğumuza rehberlik yapmamız gerekir.

 

Bunun için de

1- Onu anladığımızı hissettirmemiz,

2- Kendisini gerçekleştirebileceği bir çevre sağlamasına yardım etmemiz,

3- Örnek alabileceği ideal insanlar, yıldız kişiler göstermemiz,

4- Seçimlerini ve çözümlerini kolaylaştırmak için bilgi ve tecrübelerimizi, değer yargılarımızı onlara aktarmamız,

5- Ve son aşamada bulacakları yola saygı göstermemiz ve onun artık bağımsız bir birey olduğunu veya olacağını kabullenmemiz gerekir.

 

Tabii bütün bunları doğru yaptığımızı varsaysak bile, bu değişim döneminin sonunda nasıl bir kişiliğin ortaya çıkacağını kestirmek mümkün değildir.

 

Ergenlik dönemini tanımlamada çeşitli araştırmacılar arasında görüş ayrılıkları söz konusu olmasına rağmen hepsinin söyledikleri çok önemli şeylerdir.

 

Ergenlik dönemi, bilim insanlarının dışında filozoflar, edebiyatçılar ve sanatçıların da ilgisini çekmiştir. Çünkü ergenlik hayatın tüm yönlerini etkileyen önemli faktördür.

 

Adeta çocuk yeniden hayata geliyor demektir. Halk arasında ergen çocukların seslerindeki değişikliklerden dolayı “adam” oldun ifadesiyle toplumsal söz sahibi olma yolunun açıldığı anlatılmaktadır.

 

Biz buraya Aristo dan bir paragraf almayı arzuladık.

Aristo, 14 - 21 yaş arasında yer alan bir dönem olarak söz edip, şöyle tanımlamıştır

"Gençler kişilik olarak arzularına kapılmaya ve bunları eyleme dökmeye hazırdırlar. Bedeni arzuları içinde en çok kapıldıkları cinsel arzulardır. Çok değişkendirler, arzuları ateşli olduğu kadar geçicidir. İster sevgi ister nefret duygusunda aşırıya kaçarlar."

 

Artık şu an pek çok araştırmacı ergenlik döneminde temelde aileden bağımsızlaşma mücadelesinin olduğunu, bunun sancılı bir süreç olabileceğini bilmektedir. Ancak önemli olan bu dönemde sağlıklı ergenliğe ait özellikleri psikolojik problemli ergenlerden ayırt etmektir. Bu dönemin zor ve sıkıntılı bir dönem olması demek, ergenlerin gösterdiği bütün ruhsal sıkıntıları "normal" kabul etmek demek değildir. Normal ergenlerde, ergenlik öncesi döneme oranla aileden uzaklaşma eğilimi, arkadaşlarla daha fazla vakit geçirme isteği, anne - babanın onu çocuk gibi algılayıp sürekli müdahale etmesine tepkili olma doğaldır. Ancak bu tepkiler ölçülü, daha çok tartışılarak daha fazla hak kazanmaya yönelikse, yıkıcı kural dışı eylemler söz konusu değilse, ergenliğin normal gidişi içinde değerlendirilir. Yine bu yaş grubunda beyin gelişimine paralel olarak, anne - babalarından farklı düşünme, farklı yaşam tarzı, farklı müzik ve giyimi tercih etmeleri normal gelişimin bir parçasıdır. Aileye mensubiyet duygusundan ziyade, onlarla benzeri düşünce tarzı ve beğenileri olan arkadaşları ile bir grubu oluştururlar ve grup mensubiyeti ön plana çıkar. Bu dönemde zaman zaman neşesizlik ve kaygı görülebilir ancak bu sürekli değildir ve hayatı kötü etkilememektedir. Eğer sürekliliği olup hayatı kötü etkilerse o zaman hem doktorlar düzeyinde fiziki bir analiz yaptırmak, hem de psikolojik yardım almak gerekebilir.

 

Ergen gelişimi ile ilgili çeşitli kuramlar ve yaklaşımlara bütüncül bakıldığında

 

1- Bu dönemin yaşamın ilk bir yılı dışında en hızlı gelişimsel dönem olduğu,

2- Bu dönemde yaşadığı gelişim ve değişime yapısal özellikleri ve çevresel koşullarına bağlı tepkiler verebileceği,

3- Bu dönemde gelişimin bir parçası olarak geçici depresyon ve kaygı belirtileri görülebilir. Ayrıca bağımsız kimliğini kazanmak için ebeveyni ile görüş ayrılıkları ve çatışmalarının olabileceği,  ergen işlev bozukluğuna yol açan herhangi bir belirtinin, olması halinde ki bu belirtiler sosyal ve aile içi sorunlarda olabilir veya fiziksel sorunlar da olabilir. Eğer ebeveynler böyle sorunlarla karşılaşırlarsa ilk önce çocuklarının fiziksel durumlarını gözlem altına almalılar. Bunun içinde uzmanlarına başvurmak ve tıbbı yöntemleri uygulamak lazımdır. Ergenlerde tespit edilecek fiziksel sorunların derhal müdahaleye tabi tutulması mecburidir. Vakit geçirilmeden uzmanına başvurarak gerekli tedbirlerin alınmasına başlanmalıdır.

 

Ergenlik döneminde fiziksel bulguların dışında psikolojik yardım gerektiren durumlar

—Uzun süren ders başarısızlığı, konsantrasyon ve dikkat problemleri.

—Sık görülen öfke nöbetleri.

—Kural dışı eylemlerde bulunma (evden kaçma, okuldan kaçma, başkalarına zarar verme).

—Neşesizlik, mutsuzluk ve boşluk duygusu.

—Aşırı endişeli olma.

— Aşırı bir biçimde beden imajı ile meşgul olma ve ağır diyet programlarında bulunma.

— Alkol ve uyuşturucu madde kullanımı.

— Uyku problemleri.

— Enerjisizlik.

— Eski işlev düzeyinde, ister insan ilişkileri, ister dersler ve hobilerde bariz değişmeler.

 

Depresif Hareketler

Ergenlerde depresyon çabuk sinirlenme, öfke patlamaları, kural dışı eylemlerde bulunma, neşesizlik, isteksizlik, kendini ve çevreyi olumsuz değerlendirme, ümitsizlik, iştah değişimleri ve uyku bozuklukları ile seyreder.

 

Bu belirtileri gösteren ergenlerde psikolojik yardım veya tedavi gerekmektedir. Tedavi edilmezse kendi içsel huzursuzluklarını gidermek için madde kullanımına yönelebilirler.

 

Ergenlik dönemindeki bir gencin sigara kullanması halinde oluşabilecek eksi etkileri bir ömür boyu devam edecektir. Zira sigara on binlerce hastalığın sebebi olmakla beraber başta kanser, kısırlık ve kangren gibi önemli hastalıkların en büyük sebebidir. Yukarıda bahsedilen konular görüldüğünde çocuklarımızı derhal bir eğitim programına tabi tutmalıyız. Bunu genelde bir çalışma programı ile devletin veya eğitim kurumlarının yapması lazımdır.

 

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu

Sıklıkla okul öncesi dönemden başlayan bu tabloda aşırı hareketlilik, dikkat problemleri, fevrilik, ders başarısızlığı söz konusudur. Ergenlikte hareketlilik yerini huzursuzluğa bırakmakta, dikkat sorunu artan ders yükü ile birlikte daha fazla yaşanmaktadır. Fevrilik sebebi ile bazen uygun olmayan, kural dışı davranışlar, kendine veya çevreye zarar verme söz konusudur. Daha önceden tedavi programında olmayan bu kişiler, bu yaşta tedaviye başvurabilirler. Ergenlikte tedavi edilmeyen bu çocuklarda madde kullanımı riski söz konusudur.

 

Yeme İçme Sorunu

Bu guruptakiler aşırı biçimde kendi beden görünümü ile ilgilenirler. Adeta takıntılı biçimde bu konu ile meşguldürler. Sıklıkla kilo alma korkusu ile yedikleri yiyeceklerin kalorilerini hesaplarlar ve ciddi kilo kaybı görülebilir.  Bu durum hayatı ve kişinin sağlığını ciddi düzeyde etkilemektedir.

 

Endişeli Oluşu   

Çok farklı klinik belirtilerle seyreden bu bozukluk, özellikle hayatı ve hayattan tat almayı etkilediğinde önem taşımaktadır. Temelde endişe hali, korkular, takıntılar, konsantre olamama, kaçınma davranışları, bazen ebeveynden ayrılmakta güçlük, sürekli onay alma ihtiyacı gibi belirtiler, farklı alt gruplarda görülmektedir. Bu durumdaki ergenler daha çok aileye önem veren ergenlerdir. Eğer aile bu durumdaki ergenlerin halinden anlamayıp sürekli azarlamayı tercih ederse o zaman ergen için felaketin başlangıcı olur. Aile ferdleri bu durumdaki ergenlere, sen adam olmayacaksın, sen toplumla ilişki kuramayacaksın gibi eleştirilerde bulunursa bu ergen gurubu daha çok içine kapanarak yarınlarını içine kapanık hale getirir.

 

Eğer bir ergen hayattan tat alamıyorsa, ders başarısı iyi değilse, aile ile çatışmaları uygun yolla çözülemiyorsa, uyku ve iştahında, arkadaş ilişkilerinde kötüleşme varsa bir an önce uzmanına başvurmak gerekir.

 

Bu çalışma da ergenlik hallerini çok değişik açılardan ele almak ve detaylarına girmeyi düşündük. Bunda amacımız ergenlerdeki farklılığı yakalamak ve daha çok ergen guruba faydalı olmayı hedeflemektir.

 

Bu Ergen Gurubunun Özellikleri Şöyledir.

Ergenlik çağı, hızlı büyüme ve gelişmenin olduğu kız-erkek özelliklerinin belirdiği 2-3 yıllık “ilk” gençlik dönemini kapsar. Yani erkeklerde 11–14 arası.

Kızlar erkeklerden 1-2 yıl önce ergenliğe girer. Büyüme ve olgunlaşmalarını 1-2 yıl erken tamamlarlar. Ergenlik her çocukta ayrı ayrı yaşlarda başlar. Bu nedenle ilkokulu birlikte bitiren çocukların kimi erkenden boy atıp gençler arasına katılırken, kimisi de birkaç yıl beklemek zorunda kalır. Ergenliğin bitişiyle gerçek gençlik çağı başlar. Soğuk coğrafyalarda ergenlik yaşı da gecikebilir. Örneğin ekvatora yakın ülkelerle Türkiye de ergenlik yaşları değişir. Türkiye de batı ile doğu arasında ergenlik yaşı değişir. Batıda bugün ergenlik çocuk denecek yaşlarda başlarken doğuda bu yaş daha gençlik dönemlerine karda ilerlemektedir. Bunun sebebi batıda yaşam koşullarının daha iyi olmasından kaynaklanmaktadır. Ancak erken ergenlik sanıldığı gibi çok iyi kabul edilmemelidir. Çünkü bilinen bir gerçek ki ergenliğe geç girenler ilerleyen yaşlarda daha verimli olabilmektedirler.

 

Büyüme tüm bedenlerde değişik hızla gerçekleşir. Önce ayaklar ve eller büyür. Öyle ki 13-14 yaşındaki bir ergen erişkin çağında giyeceği ayakkabıyı giymeye başlar. Yüzde önce burun ve çene büyür, kalçalar omuzlardan önce büyür. Kızlarda kalçalar, erkeklerde omuzlar genişler.

Büyüme özellikle 11-16 yaşlarında hızlanır. Daha sonra yavaşlayarak 18-20 yaşına dek sürer.

Hızlı büyüme ergenlerin kalori gereksinimi arttırır.  Bundan dolayıdır ki harcanan kalori kadar kalori alınmazsa bir takım öldürücü hastalılara yakalanma riski artmış olur.

 

Normalde ergenlik dönemin hayatın en sağlıklı dönemidir. Çocukluk hastalıkları geride kalmış, Yetişkinlere özgü hastalıklar için henüz daha çok erkendir. Ergenlerin en çok rahatsızlık duydukları sağlık sorunları ergenlik konusunda yeterli bilgilere sahip olmadığından cinsel organlar hakkındaki düşünceleri ve ergenlik sivilceleridir.

 

Ergenlik döneminde yapısal değişimler yaşandığından karakter sorunlarıyla sosyal ve psikolojik tepkiler ve davranışlar belirmeye başlar. Dengeli ve uyumlu ilkokul çocuğu gider, yerine oldukça tedirgin kuruntulu, çabuk tepki gösteren, beğenme duygusu zorlaşan bir ergen gelir. Duygular çok iniş çıkışlar gösterir, çabuk sevinir çabuk üzülür, birden sinirlenir, olur olmaz her şeyi sorun yapar. Tepkileri önceden kestirilemez olur. Dağınık ve savruk olur, sık sık bir şeyler devirip kırar, girip çıkıp bir şeyler atıştırır, ne bulursa yer. İlgileri artmış, gel geç hevesleri çoğalmıştır. Gürültülü müziğe bayılır, süse ve giyime düşkünlük gösterirler. Duvarlara film yıldızlarının resimleri asılır, uzun uzun düşler kurar, günlük tutmaya başlarlar, şiir, öykü yazmaya özenirler. Bunlar saymakla bitmeyen değişiklikler gösterebilir de.

 

Ergen, bir yandan büyümek için sabırsızlanır, ancak çocuksu davranışlarından birden sıyrılamaz. Ergenliğe yaşıtlarından önce giren gençlerde bu bocalama daha da belirgindir. Yetişkin boyutlarına ulaşmış gövdede çocuk kişiliği vardır. Ana babasının çelişkili tutumlarıyla büsbütün bocalar.

 

Gençlik dönemi hayranlıklarının ve tutumlarının bol olduğu bir dönemdir. Bir öğretmen, bir şarkıcı, bir yazar, bir lider, bir futbolcu, bir sporcu, bir imam onların benzemek istedikleri kişilerdir. Bir süre kendine yeni bir örnek seçen sürekli değişen bu hayranlıklar gencin ilerde ne olmak istediğiyle ilgilidir. İşte bundan dolayıdır ki toplumsal örneklik gösteren önderler hal ve hareketlerine dikkat ederler. Bir ergen eğer öğretmeninden iyi bir hareket görmezse o ergen için ileride öğretmen olma duygusu biter. Hepimizin en çok örnek aldığımız kimseleri vardır. Bunların çok büyük bölümü ergenlik öncesi ve ergenlik döneminde ortaya çıkmaktadır. 

Devam edecek--

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1814

YORUMLAR (1)

TEŞEKKÜRLER KARDEŞİM İNSAN NASIL İMAN ETTİM DEDİĞİ ZAMAN O İMANINI SALİH AMELE DÖNÜŞTÜRMEDEN HİÇ BİR ANLAM TAŞIMIYORSA İNANDIĞI DİNİN KURALLARINI GEREĞİ GİBİ YAŞAM HAYATINA KOYMADIKÇA BİR ANLAM TAŞIMAZ. DUA ;İSTEKLERİN VE ARZULARIN FİİLLE BUUŞMASSININ ADIDIR. FİİLE DÖNÜŞMEYEN BİR DUA İÇERİSİNDE SU BULUNMAYAN BOŞ BİR TESTİYE BENZER..29.07.2014 02:51

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.