Bugün: 22.04.2018

SÜRGÜNDEKİ GENÇLİK

Yazı dizisi (Sürgündeki Gençlik adlı kitaptan)

Bu kitapta ergenlik ve sorunları ile ilgili bilgileri ilk kez inanç ve örfümüze göre ele alarak halkımızın istifadesine sunmayı hedefledik. Doğru bir iş yaptığımızı düşünüyorum. Bu bilgileri ergenlerin bilmesi gerektiği gibi yetişkinlerinde bilmesi gerektiğine inanıyoruz.

 

Sevgili Gençler

Ergenlik çağındasınız. Kendinizi sıkıntılı, kızgın, üzgün, ihmal edilmiş, anlaşılamıyor hissediyorsunuz. Peki, bunu % 80 herkesin yaşadığını biliyor musunuz? Belki de kendinizi herkesten uzak tutarak sorunu uzatıyorsunuz.  Öyleyse bizler çok değişik ve çok az farklı gözükse bile veryanslarına girerek konuyu sizin istifadenize sunmaya çalışıyoruz. Sabır ve heyecanla okumanız yeterli olacaktır.

 

Gençlik sürekli olarak tazelenen bir fide gibidir. Eğer fideye bakım yaparsanız meyve verecek duruma gelir bakımı olmayan fide şartlara göre meyve verecektir.

 

Günümüzde gençlik en değersiz varlık olarak görülür. Evladı olmayan bir anne-baba çifti evlatları olursa neler neler yapabileceklerini akıllarından geçirirken evlatları olduğunda ise panikleyerek nasıl terbiye edeceklerini düşünmeye başlarlar. Genel olarak ta tercih ettikleri terbiye sistemi şiddet sistemi olur. Dayak, bağırmak, çağırmak, aşağılamak vs.

Genel olarak dünya milletleri ile Türkiyedeki yöntem aynı. Oysa gençlerimizden sevgi ile beraber saygıyı esirgemezsek bu gençlerin mükemmel büyükler yetişkinler olması işten bile değildir. Korkularla yetiştirdiğimiz gençlerimizin delikanlılık dönemlerinde aksi hareketlerde bulunmayacaklarını beklemek aptallık olsa gerek.  Ailede özgürlük yok. Okulda özgürlük yok. Askerde özgürlük yok. Tutsak olarak yetişen insanların dünyaya örnek bir toplum olmaları veya örnek bir toplum kurgulamaları mümkün değildir.

 

Müslüman topluluklarda anne-baba ve çocuk ilişkileri diğer toplumlarda olan gibi olmamalıdır. Mevcut terbiye sisteminden uzaklaşmak ve çocuklarımızı bize cazip gözüken batı metoduyla mı yetiştirelim derken çocuklarımızla aramızdaki edep perdesini kırıyoruz. Ebeveyn çocuk arasındaki edep perdesi kırıldığında o toplumu uçuruma göndermek için sadece bir seferlik üflemenin kaldığını bilmeliyiz.

 

Anne ve baba çocuklarıyla evlilik, çoluk çocuk gibi konuları asla ve asla konuşmamalıdır.

Yapılan istatistiklerde çocuklarıyla edep perdesini yok eden ailelerde diğer saygı türleri de bitmiştir. Mesela evlat babasının yanında ayak ayaküstüne atabilmekte ve evladın oturduğu bir ortama baba girdiğinde evlat hiç tıklamayarak yerinden kıpırdamamaktadır. Bu örnekleri çoğaltabiliriz.

 

Ebeveyn ve çocukların normal terbiyeleri almaları için uğraş verdikleri mutlaktır. Ancak burada otorite devreye girerek ebeveyn üzerindeki ergenlik yükünü paylaşmalı ve ergen gençlerin sorunlarıyla ilgilenmelidir. Devlet dediğimiz organizasyon bu görevi yapmazsa işte o zaman aileler çocuklarımıza ergenlik yardımında bulunalım diyerek edep perdelerini yok edip topluma belki cinsel açıdan sağlıklı ama sosyal açıdan sorunlu gençlerin yetişmesine sebep olmaktayız.

 

Devlet iki tane organizasyon oluşturmalıdır.

 

Bilgilendirme Organizasyonu

Danışmanlık Destek organizasyonu

 

Ülkemizde ergenlik sorunu temel sorunlardan bir tanesidir. Ancak siyasilerin bildikleri halde bu soruna eğilmemelerinin nedeni bu konu kolay manipüle edilebilecek olan bir konu olduğundandır. Oysa bir şekilde bu büyük sorunu masaya yatırmalı ve halletmeye çalışmalıyız. İnanıyorum ki gençlerimiz kadar yetişkinlerimizin de bu konu hakkında doğru bilgileri yoktur.

 

Bundan dolayıdır ki birçok sıkıntı daha bu yaşlardaki bilgisizlikten kaynaklanarak devam etmektedir. Ergen dönemindeki kız veya erkek kendi durumunu bilmediğinden ve kulaktan duyma birtakım doğru yanlış bilgilerle hayatına devam etmektedir.

 

 

Anne ve babalar

 

Sevgi ve yakınlıkta ölçünüz öyle olmalı ki çocuk hem her an sizi yanında hissederek destek bulmalı hem de anne ve babası genç için özgürlük abidesi gibi olmalıdır.

 

Çocuğuna aşırı ilgi ve özen göstererek, genellikle anneler hataya düşer. Evliliğinde kendini yalnız hisseden anneler,  kendini çocuğuna adamaya, ona fazlasıyla bağlanmaya başlarlar. Neticede, çocuğunu da kendine bağımlı hale getirebilir.

 

Oysa her güçlükten korunan, aşırı kontrol edilen, sorunları genellikle anne ve babası tarafından çözülen çocuklar etkisiz, beceriksiz ve kendine güveni olmayan kişiliği geliştirir.

 

Bu yanlış anne ve baba tutumuna göre değişmekte örneğin; geç çocuk sahibi olmuş ilk çocuk, erkek çocuğu evde kral ilan eden ebeveynler de daha sık rastlanıyor.

 

Çocuk el bebek gül bebek şımartılır, kucaktan yere indirilmez, “aman üzülmesin, incinmesin, her istediği olsun” denip adeta bir cam fanus içinde büyütülür. İlerde de süt kuzusu ya da ana kuzusu denilen gençlere dönerler.

 

Her zaman yanında anne ya da babasını bulan çocuklarda,  bağımlı kişilik özelliği daha sık gözlenir.  Zamanla çocuk bu bağımlılığı eşine karşı da sergiler. 

 

 Dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta ise çocuk henüz bebeklik dönemindeyken “Şımarmasın, bağımlı olmasın” düşüncesiyle yanlış uygulama hatasına düşmememiz gerekir.

 

“Çocuğumuz her ağladığında kucağımıza alırsak bağımlı olur”  tavsiyelerine çok fazla rağbet göstermeyin.

 

Zira ilk yıllarda bebeğinizi ne kadar çok sevgi ve ilgi ile büyütürseniz kendisini  o kadar güvende hisseder ve sağlıklı bir gelişme gösterir. Zira enaz beş yaşına kadar bu sevgi mutlaka verilmelidir. İlgisiz bırakılmamalı ve sürekli koruma altında olduğu hissi verilmelidir.

 

Eleştirmek yerine bilgi verin

Anne ve babanın çocuğu sürekli eleştiriyor olması onu çekingen yapar. Çocuk, attığı her adımda yanlış yapma korkusuna bürünür. Hassas, kırılgan, hastalıklı kişilik yapısına yatkın hale gelir. Kendine güveni az, pasif, zorluklar karşısında teslimiyetçi ve kendini ifade etmede zorlanan bir yapıya sahip olabilir.

 

Çocuk, odasının ışığını açık unuttuğunda, “Sana kaç defa söyledim, ışığı açık bırakma diye” şeklinde azarlamaktansa, “Ayşe, odanın ışığı açık kalmış, ışık açıkken uyumak sağlıklı değildir.” şeklinde bilgi verebilir, her türlü olumlu ve güzel uyarılara rağmen kapatmayı unutuyorsa odasının çıkışına, “Lütfen ışığı kapatmayı unutma!” gibi bir not yapıştırabilirsiniz.

 

Ayrıca ‘sen’ dili yerine ‘ben’ dilini kullanarak, “Işığın açık kalması beni çok üzüyor” gibi ifadelerle davranışının sizdeki yansımasını dile getirebilirsiniz. Çocuğu olumlu yönlendirmelerle eğitmenin yollarını aramalısınız.

 

Çocuğunuza davranış modelinizde baskı ve otorite hâkimse onun başkaları tarafından kolayca kandırılabileceğini aklınızdan çıkarmayın. Zira anne-babası tarafından sürekli cezalandırılan, suçlanan ve her davranışına müdahale edilen çocuklar kendi dünyalarına ait özellikli kişilikler geliştirememektedirler. Zamanla kim, nereye çekse o yana yöneliyor. Saldırgan ebeveyn tutumu karşısında çocuk korkmuş, sinmiş ya da isyankâr bir kişilik taşımaya müsait hale gelebiliyor

 

Eyvah Dememek İçin Eyvallah Demeliyiz

 

Ergenlik meselesi fiziksel olduğu kadar da çevresel ve kültürel bir meseledir. Ergenlik sorununu gençlikte Zararsız atlatabilmek için çevresel etkileri analiz ederek hareket etmek çok önemlidir. Bu konuya Türkiye özelinde baktığımız zaman veya herhangi bir İslam ülkelerinde baktığımız zaman çok daha fazla dikkat etmek zorunda olduğumuzu görürüz. Çünkü İslam memleketlerinde ergenlik sorunu dondurulmuş ve hala daha buzdolabındaki durumunu muhafaza etmektedir.

 

İslam ülkelerinin gençleri ise ergenlik sorunları nedeniyle perişan olmaya devam etmektedirler.

Devam edecek...

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 2997

YORUMLAR (1)

TEŞEKKÜRLER KARDEŞİM İNSAN NASIL İMAN ETTİM DEDİĞİ ZAMAN O İMANINI SALİH AMELE DÖNÜŞTÜRMEDEN HİÇ BİR ANLAM TAŞIMIYORSA İNANDIĞI DİNİN KURALLARINI GEREĞİ GİBİ YAŞAM HAYATINA KOYMADIKÇA BİR ANLAM TAŞIMAZ. DUA ;İSTEKLERİN VE ARZULARIN FİİLLE BUUŞMASSININ ADIDIR. FİİLE DÖNÜŞMEYEN BİR DUA İÇERİSİNDE SU BULUNMAYAN BOŞ BİR TESTİYE BENZER..29.07.2014 02:51

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.