Bugün: 19.01.2018

Son Kale!..

Sorumluluklarımızı bilelim

İNSAN ve PSİKOLOJİ

İnsan sosyal varlıktır.

İnsan psikolojisi diğer insanlarla konuşmak ve sosyal aktivitelere katılmakla tatmin olur. Kendilerini sosyal hayatın dışında değerlendirenler sürekli olarak payandaya ihtiyaç duyarlar. Basit şeylere sevinen ve basit şeylere üzülen insan hem cinsleriyle sorunlarını paylaşmadığı zaman kendi psikosuyla baş başa kalarak beyin hücrelerindeki sosyal varlık olma özelliğini kaybeder.

Sosyal varlık olma özelliği kaybolan kişide psikolojik bozukluklar baş gösterir. Sinirlenme, bağırma-çağırma sürekli uyku hali ve bir süre sonra da yemeden içmeden kesilerek zayıflamayla karşı karşıya kalır.

İnsan her safhada dertlerini paylaşarak rahatlamayı tercih etmelidir. Hayat bazen insanı yalnızlaştırır. Hayatın yalnızlaştırdığı insanlar inadına topluluklar içerisine girerek bu yalnızlaştırmanın kendilerine verebileceği zararları yok ederler.

Mesela: Bir kişi toplumsal bir sorunla karşı karşıya kalabilir. Ya kendisine iftira atılır veya nefsine uyarak bir hataya düşebilir. Her iki konumda da insanlardan uzaklaşmayı tercih eden genleri devreye girebilir. Bu genler o kişinin psikolojisinin bozulması ve netice olarak çok daha kötü işler yapmaya sevk edebilirler. Bir süreliğine toplumdan uzakalaşan bu kişinin sıkıntılarını paylaşacağı paydaşlar bulamayacağından dünya hayatını sonlandırmayı hedef haline getirebilir. Dünya hayatını sonlandırmayı hedef haline getirenlere bulundukları psikoloji kendileriyle beraber sevmediklerinin veya çok sevdiklerinin hayatını da sonlandırmayı öğütleyebilir. Bu kişiyi buraya taşıyan ilk sebepten sonraki yalnızlaşma ve yalnız kalmayı tercih etme sebebidir.

Yaratıcı insanın özelliklerini insana anlatabilmek için başta yaratılış olayı olmak üzere çok sayıda sosyal ve psikolojik olaydan bahseder. İnsan hareketli varlıktır. İnsan sarkıp sallanan bir varlıktır. İnsan unutkan ve nisyan eden bir varlıktır. Bu tarifler insanın daha çok sosyal hayattaki psikolojilerinde olumsuz olan boyutlarıdır. İnsan, sempatik bir varlıktır, cana yakındır,teselli eden, uyum sağlayan, sokulgan ve sevecen bir varlıktır. Bu tariflerde insan kelimesinin olumlu bölümleridir. Toplumsal düzlemde insanlarla diyalog içerisinde olanlar bu konumlara dikkat etmelidirler.

Yaratılışta donatılarla yeryüzüne gelen insana zeka donatısının tercih etme, hakkını kullanma, yeteneklerini çalıştırması için yüklenen iki dosyanın (Takva ve Fücur) kullandığı alt dosyalardır. Hayatını ikame ederken bunlara dikkat etmek mecburiyetindedir insan. Zira ilk emir hayatı okumak ikinci emir ise hayat ile insanı buluşturmaktır. Alak suresinin ilk beş ayeti bu konuda nelere dikkat edilmesi gerektiğini açıklayan ayetlerdir.

İşte insanın kısa ve öz tarifinden sonra varlık aleminde imtihan edilmek için dünya evresine gelen insan bu evreyi bir şekilde geçirmeklele mükelleftir. Yaratıcının mesajlarıyla kendisini sempatik ve sokulgan gurubunda bulundurmak ve hayatı değerlendirerek toplumsal sorumluluklarını yerine getirmek mecburiyetindedir. Bu noktada kendisinin hedeflerine yaratıcı katkı sağlayacaktır. Ancak toplumsal varlığını unutarak hayatın okunmasını bırakarak köşesine çekilen insanın varlık aleminde hiç bir değeri yoktur.

Bir zamanlar bir şehrin altını üstüne getirin diye meleklere emredilmişti. Melekler; Ya Rab bu şehirde iki tane de inanmış insan var demişlerdi. Allah teala ise şöyle demişti; evet ama onlar sosyalitelerini yerine getirmediler, onlar kendilerinin dışına çıkmadılar, onlar bu halkı uyarma gibi sorumlulukları olduğunu unuttular. Ve o iki inanmış insanda o şehir halkı gibi yok oldu gitti. Demek ki varolmak fiziki olarak görünmek değildir. Var olmak sosyal ve psikolojik alanda yerini almak ve insanların sosyal ve psikolojik paydaşları olarak sürekli onlara yaratılış özelliklerini hatırlatmak gerekir.

Sosyla olaylardan sıkılabiliriz

Bulunduğumuz çevrelerde sosyal ve psikolojik olaylardan sıkılabiliriz. Kendi yerimizi veya bulunduğumuz yeri beğenmeyebiliriz. İmkanlarımızı beğenmeyebiliriz. Ancak tüm bunlar bizim çıkış yollarımızın kapandığı anlamına gelmez. Ben ne yapabilirim sorusunun cevabı vardır. Bu cevabı bulduğumuz zaman tatmin oluruz. Bu cevabı aramalıyız. Şartlarımıza, imkanlarımıza göre bir sistem geliştirmeliyiz.

Irak ve Suriyeli insanların yaşamsal zahmetleri komşuları olan Türkiyeliler için ibret vesilesi olmalıdır. 2003 den beri okul ve öğretmen görmeyen bir Irak var. Bugün 11 yaşına gelen çocuklar hiç okul ve öğretmen görmemişlerdir. Hayat oldukça zor şartlar altında devam etmektedir. Ölümü sıradan bir hayat şartı gibi gören bir toplum haline gelmişlerdir. Çünkü ölüm onların en çok karşılaştıkları işlem haline gelmiştir. Allahın onlara verdiği petrol nimetine sahip çıkamamışlar ve o nimeti ellerinden almak için gelen zalimlerin onları öldürerek kendilerine yardım ettiği enformasyonuna inanmışlardır.

Suriye hakeza Iraktan daha kötü bir durumdadır. Çoluk çocuk demeden kendi halkının üzerine bombalar yağdıran Müslüman! Destekli bir zalim yönetim mevcuttur.

Türkiyeninde Irak ve Suriye gibi olmasını isteyen oldukça büyük bir kitle mevcuttur. Irak ve Suriye halkına sunulan enformasyonlar Türk halkına da sunulmakta ve ölen ve öldüren bir sistemin bir toplumun huzur içerisindeki toplumdan daha güzel olacağı tezleri sürekli olarak revize edilmektedir. Türkiyenin sömürülecek değerleri yoktur. Türkiyenin en büyük değeri imparatorluk mirasi ve coğrafi konumudur. Türkiye için düşündükleri yaşam lider ülke yerine koloni “köle” olarak yaşamasıdır. Türkiyedeki psikolojik “geriler” bunları anlamaktan uzak oldukları gibi hainlikler içerisindedirlerde.

Ey İnsanlar

Geliniz evlerimizden çıkalım

Geliniz halkın dertleriyle dertlenelim

Geliniz değerlerimize sahip çıkalım

Geliniz cadde ve sokaklarda bizi bekleyen kitlelere gidelim

Geliniz dünyalıklarımızı ihtiyaç sahipleriyle paylaşalım

Unutmayalım ki ne malımız ve ne de canımız bunları yaptığımız müğddetçe azalmayacak ve kaybolmayacaktır. Evlerimizden çıkmazsak, cadde ve sokaklarda bizden yardım bekleyenler el atmazsak, işi ev aşi olmayanların paydaşları olmazsak, bilelim ki o topluma gelecek felaketler en başta bizleri vuracaktır.

Bir seferberlik başlatalım

Tüm insanları kucaklayalım

Evlerine konuk olalım

Ailelerine konuk olalım

Ekmeklerinden bir parça alarak onlar gibi olmaya gayret ederek ekmeklerimizi onlarla paylaşalım. Hafta sonu aile gezilerimizi parklarda, tarihi yerlerde değil bu ailelere ayıralım.

Zenginlerimiz

Okumuşlarımız

Şan ve şöhret sahibi olanlarımız

Biliniz ki bozulacak bir otoritede en büyük darbeyi sizler yiyeceksiniz. Gelin bu toplumu aydınlatalım. Gelin seferberliğe çıkalım.

Valilerimiz

Kaymakamlarımız

Milli Eğitİm Müdürlerimiz

Okul Müdürlerimiz

Sendika Başkanlarımız

Emniyet Müdürlerimiz

Askeri yetkililerimiz

Haydi bu seferberliğe sizlerde katkı sağlayınız. Haydin halkın dertleriyle dertlenmeye çıkalım. Haydi canlar bir olalım. Son kalenin savunma ve hamle yapmasına katkı sağlayalım.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 2120

YORUMLAR (1)

TEŞEKKÜRLER KARDEŞİM İNSAN NASIL İMAN ETTİM DEDİĞİ ZAMAN O İMANINI SALİH AMELE DÖNÜŞTÜRMEDEN HİÇ BİR ANLAM TAŞIMIYORSA İNANDIĞI DİNİN KURALLARINI GEREĞİ GİBİ YAŞAM HAYATINA KOYMADIKÇA BİR ANLAM TAŞIMAZ. DUA ;İSTEKLERİN VE ARZULARIN FİİLLE BUUŞMASSININ ADIDIR. FİİLE DÖNÜŞMEYEN BİR DUA İÇERİSİNDE SU BULUNMAYAN BOŞ BİR TESTİYE BENZER..29.07.2014 02:51

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.