Bugün: 18.10.2018

Sofistos Çorbası

Oldukça zehirli olan bu çorba dünyada olduğu gibi ülkemizde de çok içilmektedir.

SOFİSTOS ÇORBASI

Bu makale tarihi bir özelliğe sahip olabilecek makalelerden bir tanesi olmuştur.

Üzerinde yıllarca çalıştığımız ve eleştirilerimize konu olan bu konuyu “ironi” olarak işlemeyi düşündüm.



Ey İnsanlar

İnsanlar sürekli olarak gördüklerinin kendilerine sahip çıkacağına inanmışlardır. Görmedikleri her ne kadar vaadlerle izah etmeye çalışmışsa bile görmedikleri için pek inandırıcı olmamıştır. Bu düşünce genel bir düşüncedir. İnanç guruplarının her alanda sıkıntı çektikleri bir konudur. Bu düşüncenin gereği olarak insanoğlu sürekli bir şekilde yaratıcıya ulaşabilmek için köprü vazifesi görebilecek şeyler aramıştır. Bir toplumun bir kesimin veya bir milletin değil tüm insanların yaşadıkları en büyük sorun budur.

İnsanlar vahyi ilanideki bu ayeti görmemişler diyemiyorum yamultmayı becermişler diyorum. "Allah cc tan size indirilene uyunuz. Onu bırakıp Evliyaların peşlerine düşmeyiniz. Nede az öğüt alıyorsunuz" Araf 3..



Vicdan + zeka+ elçi+ vahiy+ sanatsal bilgi+ gözlemsel bilgi+ deneysel bilginin yoksun olduğu toplumlarda bu kriz daha kötü durumlara gelebilmektedir. Yaratıcının 7 tane lütfü sırasıyla değerlendirilmemiş ise o zaman o toplumlarda kırılmaların yaşanması doğal hale gelmektedir. Nitekim peygamberlerin geliş sebepleri de fıtraten olanların yozlaşması sonucu olmuştur.



Allah cc ın Resulü hz. Muhammed in vefatından sonra vahiy insanların hayatlarından koparıldığı için insanlar kısa bir süre sonra yozlaşmışlardır. Bu yozlaşma beraberinde olmadık inanç ve düşünme deneylerini de beraberinde getirmiştir. Dünyanın neresinde olursa olsun bu düşünme denemeleri ekoller haline gelmiş veya getirilmiştir. Bu ekoller üzerine de sosyal guruplar kitlesel topluluklar meydana gelmiştir.



Elçinin vefatından sonra vahyinde insanın eğitici hayatından çıkmasıyla dünyanın değişik yerlerindeki ekoller Müslüman halklar tarafından da alınmaya başlanmış. İnsanlık tarihi boyunca bu sürekli böyle olmuştur. Özellikle halkının Müslüman olduğu yerlerde uygulamaya konulan bu ekoller yozlaşmanın etkileriyle kısa sürede taraftar bularak “İslam” şemsiyesi altına alınarak ulvileştirilmiştir.



Allah cc kainatın tek yaratıcısı ve tek sahibidir. Bu ilkeyi yıkabilmek oldukça zordu. Ancak bunu da başardılar. Allah tek yaratıcı ancak ilk yaratmada tek yaratıcı olduğunu söyleyerek sonralardaki yaratma işleminde görüşüne veya oluruna başvurulması gereken birisinin daha olması gerektiğini ekollerine yerleştirdiler.



Bu sistemin adına da “VAHDET-İ VUCUD” dediler.

Vahdeti vucud demek Allah cc ın yaratma fiilini alarak Allah cc tan ayrılma fiiline dönüştürmek demekti. Yani Allah cc ın yaratmasıyla her şeyin ondan kopmasının farkı yoktu. Dediler ki, kainat Allah cc tan kopmadır. Kainatın içeriisndekilerde Allah cc tan kopmadır. Ancak insan ve cinler diğer varlıklardan farklı oldukları için nefis lerini öldürmeden koptukları parça ile bütünleşemezler.



Bunun için dersler oluşturdular

Nefisleri öldüre öldüre koptukları parçaya ulaşarak bütünleşeceklerdi.

İlk merhale “fena fi eşşeyh”

İkinci merhale “fena fi erresül”

Üçüncü merhale “fena fillah”

Dördüncü merhale “ bekabillah”

Beşinci merhale “marifetullah” tı



Sofistos çorbası içerisine konulan tüm malzemelerle pişirilmeye başlandı. Bugün halkı Müslüman olan ülkeler başta olmak üzere dünyanın çok yerinde bu çorba içilmektedir.



Çorba kaynarken bir yandan da yeni gelenler eğitilecek ve çorbacıların müşterisi olacaklardı. Bunun içinde bir sürü metotlar geliştirerek Sofistos çorbasını içirebilecekleri alanları genişletmeye çalıştılar.



Peki, neydi bu insanları buraya çeken şey.

“Görünenden yardım almaktı”

Yani Allah cc görünmüyor ki. Allah cc sadece vaad ediyor. Oysa Sofistos çorbacılarının başındakiler bizatihi işi ellerine almışlar ve kainatın tüm yönetimi onlara teslim edilmişti.



Nefsini öldüre öldüre bekabillah mertebesine ulaşınca kişi bu mertebeden sonraki mertebe icraat mertebesidir. Yani marfetullah tır. Bekabillah mertebesine ulaşmış ise marifetleri olacak ve artık her şey ondan sorulacaktır.



Peki, bu mertebeye kim veya kimler ulaşabilmiş ki?

İnançlarına göre iki kişiden söz ediliyorsa da genel kanaat Abdulkadir Geylanidedir. Abdulkadir Geylani değil ise Cüneyt-i Bağdadıdır. Hani meşhur bir adam var ya ne diyor sohbetlerinde yüzünüzü bağdata çevirin ve oradan isteyin. Neden Bağdat diyor ki..Hem Cüneyt-i Bağdat ın makanı hem de Abdulkadir Geylaninin kabri orada. Diyeceksiniz ki hani bekabillah makamındaydı baksanıza kabri oradaymış..Efendim onlar ölmezler..Onlar önce meleküt alemine sonra da baki aleme çıkarak işleri yönetirler. Biz bilmiyoruz ya bu alemde ne komisyonlar kurulur ne görüşmeler yapılır bu bir inançtır canım herkes istediği gibi inanır. Ancak buradaki görüşmeler ne hikmetse Müslümanların işine hiç yaramazlar. İsrail, Esed, Sisi, Budistler, Hristiyanlar sürekli Müslümanlara zulmederler ancak o alemdeki görüşmelerde bunlar hiç görüşülmez..Heheh şakaka şakakka



Efendim bu inanç guruplarının hiyerarşı kitabı dedikleri bir kitapta aynen şöyle yazılır

Bekabillah makamına ulaşan kişi marifetullah göstermeye başlar. O kadar etkili bir yere sahiptir ki buraya dikkat ediniz “Allah cc kainatta bir yaprak yaratacağı zaman bekabillah makamının olurunu, iznini, almadan yaratamaz”



İşte sihir burada gizli

İnsanlardan bir tanesi olan ve nefsini öldüre öldüre bekabillah makamına çıkan birisinin bu kadar yetkisi varsa nende insanlar bu çorbayı pişirmeye ve içirmeye çalışmasınlar ki? Öyle ya aralarında yaşamış. Kitaplar yazmış. Sohbetler vermiş. İnsan olduğu tescillenmiş birisi ya Abdulkadir Geylani veya Cüneyt-i Bağdatı fark etmez her ikisi de insan madem yaratma yok kopma var.. Öyleyse ilk parçaya ulaşmak için mücadele etmek lazım değil mi?.



Hallaci Mansuri de “enel hak” dememişmiydi.

Muhyiddini Arabi “Allah ayaklarımın altındadır” dememişmiydi.

Sofistos çorbasının içerisinde bunların hepsi var. Çok sayıda kelli felli adam da bu çorbayı içiyor ve içirilmesine katkı sağlıyor.



Bu kelli felli insanlar bilmeden mi yapıyorlar dersiniz.

Hayır bilerek yapıyorlar

Sebebine gelince suçluluk psikolojisi onlara bunu yaptırıyor.

Büyük mütefekkir FazlurRahman der ki; Müslümanlar bilmeleri gereken üç şeyi bilmedikleri için bu haldedirler.



Bu üç şey

-Nasıl bir Allah cc a inandıklarını bilmiyorlar

-Nasıl bir dine inandıklarını bilmiyorlar

-Nasıl bir yaratılıştan geçtiklerini bilmiyorlar



Aynen doğru söylüyor üstad

Halen Müslümanların İnsanın yaratılışı ile ilgili bilgileri Tevrat-i bilgiler ışığında türetilenlerdir.

Ey insanlar

İşte sofistos çorbasının özellikleri bunlardır. Eğer birgün fenafi eşşeyh olmak ve ahiri hayatını garanti altına almak için çorbacıların kapılarını çalarsan sana ilk anlatacaklarını ben söyleyeyim. “sen günahkarsın. Sen rabbine ulaşamazsın. Rabbine ulaşması için araya aracı koymak zorundasın” ve hemen eğitime başlayacaklardır. Kırk beşinci mektuba geldiğinde artık dayanma mecalin kalmayacak tüm tereddütlerini giderecek cümleyi orada göreceksin!..



Kırk eşinci mektubun son bölümünde aynen şöyle okuyacaksın; “hakikat sahbi olan şeyh müridi ile rabbi arasında vasıtadır. Vasıtadan yüz çevirmek Rabbinden yüz çevirmek demektir” artık sende çorba içicilikten çıkarak çorba pişiriciliğe ulaşmış olacaksın. 

Sofistos çorbası tüm zehirleri ile pişiriliyor ve içiliyor

Sofistos çorbasının zehirinden kurtulmak isteyenlerin yapması gerekenler kur an ı kerimde yazmaktadır.

Bu zehirden kurtulmak iki şekilde olacaktır.

Allah cc ı altı konuda tanımak

-Tek yaratıcı güç Allah

-Tek kanun koyucu güç Allah

-Tek yönetici güç Allah

-Tek terbiye edici güç Allah

-Tek rızık verici güç Allah

-Tek öldürücü güç Allah



Sofistos çorbasının zehirinden kurtulmak için ikinci yöntem ise "NAR" yöntemidir. Bu narı bulabilmek için kıyametin kopması ve mahşerin gelmesi gerekmektedir. Başka bir çaresi de yoktur. Gördüklerimizin bize yardım edeceğine inanıyorsak bunlara katlanmak zorundayız. Bilmiyorum anlatabildim mi?....

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 3579

YORUMLAR (1)

TEŞEKKÜRLER KARDEŞİM İNSAN NASIL İMAN ETTİM DEDİĞİ ZAMAN O İMANINI SALİH AMELE DÖNÜŞTÜRMEDEN HİÇ BİR ANLAM TAŞIMIYORSA İNANDIĞI DİNİN KURALLARINI GEREĞİ GİBİ YAŞAM HAYATINA KOYMADIKÇA BİR ANLAM TAŞIMAZ. DUA ;İSTEKLERİN VE ARZULARIN FİİLLE BUUŞMASSININ ADIDIR. FİİLE DÖNÜŞMEYEN BİR DUA İÇERİSİNDE SU BULUNMAYAN BOŞ BİR TESTİYE BENZER..29.07.2014 02:51

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.