Bugün: 23.07.2018

Hikmet ve Hükumet!.

Kitap ve Hikmet Nedir Bilir misin?. Kahrolsun Emperyalizm Yerine Hikmeti Anlayalım.

Ahmet Tekin: Hani Rabb’in meleklere; `Ben yeryüzünde dünya düzeni kurmaya, ilâhi hükümleri icraya, yeryüzünü imâra yetkili halifeler hazırlayıp yerleştireceğim` demişti. Melekler: `Orada bozgunculuk yapacak, karışıklık çıkaracak, kan dökecek birilerini mi hazırlayıp yerleştireceksin? Oysa biz sana hamdederek zikrediyor, seni tesbih ediyoruz. Senin kutsallığını biliyor, kabul ediyor, Seni takdis ediyoruz` dediler. Rabbin: `Ben, sizin bilmediklerinizi biliyorum` buyurdu.

 

Hz. MUHAMMEDE KİTABI ve HİKMETİ/HÜKUMETİ VERDİK 

Hikmet Kavramının Lugat Anlamı Hikmet kavramı hakeme ‘حكم’ ve hakim ‘حاكم’den hakim manasında, hüküm veren manasındadır.’فعيل’ Kalıbında فاعيل’ anlamında gelir. حكيم; Hikmet sahibi manasında ilimlerin ve eşyaların en faziletlisi anlamındadır. “Hikmet”in türetildiği “hukm” sözcüğünden türetilmiş olan; “hâkim, hakem, hâkimiyet, hükümet, muhkem, tahkim, muhakeme, mahkeme, ihkam ve tahakküm” gibi bir çok sözcük de Türkçeye geçmiş ve Türkçeleşmiş olarak kullanılmaktadır. “Hukm” sözcüğüne, sözcük ve terim anlamı - Hükmetmek, yargılamak. - Çağırmak, mahkemeleşmek. - Hakemlik etmek, tecrübeli uzman. - Hikmet sahibi olmak, hakim olmak. يُؤتِي الْحِكْمَةَ مَن يَشَاءُ وَمَن يُؤْتَ الْحِكْمَةَ فَقَدْأُوتِيَ خَيْراً كَثِيراً وَمَا يَذَّكَّرُ إِلاَّ أُوْلُواْ الأَلْبَابِ Hikmeti dilediğine verir. Hikmet verilen kimseye çok hayır verilmiştir. Bunu ancak sağduyu sâhipleri düşünüp anlar(lar)

 

Ayette yer alan ‘Kime hikmet verilmişse..’ ifadesini kime isabetli yönetim hükümet etme etme kabiliyeti verilmişse Anlamınadır.

 

Zemahşeri yukarıda yer alan ayeti tefsir ederken ‘bilmeyi ve uygulamayı Allah ona muvafık kılar dedikten sonra Allah katında hikmet sahibi bilen ve bildiğini uygulayan güzel yönetendir der.

 

Bakara suresi 269. ayetinde geçen hikmet kavramının tefsirinde Elmalılı Hamdi Yazır, bu kavrama yüklenen anlamları şu şekilde sıralamıştır.

 

"Sözde ve fiilde doğruluğu tutturma"

Hikmet hem bilgi, hem de iştir. Bilmek ve bilgiyle amellerinde, icraatlarında İşlerinde kullanmaktır. Bilmek ve bildiğini hayatında kullanmayana hakim denilmez.

 

Allah hikmeti kullarından dilediğine verir.

Hikmet sahih olan görüşe göre peygamberlik değildir. Cumhur’un dediği gibi hikmet yönetim kabiliyetiyle ilmi yani bilgiyi hayata yansıtmak demektir.

 

Hikmek Fıkhetmek demektir. Yani Herşeyi ince ayrıntılarıyla hesap ederek insanların maslahatları yönünde kural üretmektir. Fıkıh üretme işini ancak ve ancak insanları yönetenler tüm insanlık için yaparlar.

 

Bugün Müslüman aleminde fetva komisyonları kurulmuş ancak bu komisyonların verdikleri fetvaların hiç bir geçerliliği yoktur. Çünkü fetva/icma demektir. İcma tüm insanlık için yapılır. İcma-ı- Ümmet. Ümmet düşüncesiyle tüm insanlığın faydalanacağı fetvalar verilir. Bu işi din adamları diye ayrılanlar değil fıkıh adamları yani yöneten Şura meclisleri yaparlar. İctihad etme yetkisi olan Yargıtay ve Danıştay gibi merciler yapar. Diyanetin Fetva Komisyonu abesle iştigalden öteye bir işlevi yoktur.

 

Hikmetin aracı akıldır.

Kuran-ı Kerim’de yer alan hükümlerin insanlığa sağlayacağı faydalarını bilerek o hükümleri hayata geçirmek ve günübirlik maslahatların için en ince ayrıntılarına kadar insanlığın yararına fıkıh oluşturmaktır Hikmet. Hikmetin olmadığı yerde zulüm kaos ve bozgunculuk olur. Yani Hikmet Hakimiyet ve bu hakimiyetin bilgi ile vahiy ile zeka ile vicdan ile insanlığın lehine yoğrulmasıdır.

 

“Hikmet”in türetildiği “hukm” sözcüğünden türetilmiş olan; “hâkim, hakem, hâkimiyet, hükümet, muhkem, tahkim, muhakeme, mahkeme, ihkam ve tahakküm” hikmetin kendi kulvarında kullanılması gerektiğini göstermektedir.

 

Kur an ı kerimde yönetmekle ilgili konularda ince ayrıntılarına kadar hikmet kavramı kullanılmaktadır.

 

Bugün Müslümanlar Hikmet Kavramını kendi kulvarında kullanmadıkları için İnsanların yönetilmeleri konusunda aciz duruma düşmüşlerdir. Resulüllaha kitapla birlikte Hikmetin yani yönetim kabiliyeti verilerek hakim olmak hükmetmek ve yönetmek emredilmişti. Resulüllahın Medinedeki Medeniyeti "Asr-ı Saadet" olarak kıyamete kadar tüm toplumların örnek alabilecekleri tüm kurumsal verileri içerisinde taşıyan bir medeniyettir.

 

Resulüllahın sünnetini olmazsa olmaz kural kabul edenlerin Hikmet kavramının verdiği hakimiyetten uzak olarak Emperyalizmin kölesi olduklarını görmek üzücü olduğu kadar düşündürücü değil midir?.

 

Arapların örf ve adetlerini olmazsa olmaz kural/sünnet kabul edeceksin ancak 10 yıl Arap yarımadasının nasıl yönettiğini bilmeyecek, araştırmayacak ve güncellemeyeceksin. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demezler mi.

 

Medine Medeniyetinin bileşenleri Kur an ı kerimin dinamiklerinin hayata geçirilmesidir. Adaleti adli yargı yerine gelir dağılımında sağlayan Hz. Muhammed, hapishanesi/zindanı ve hapislik cezası olmayan fıtrat sistemi uygulamıştır. Sadaka sistemi, vergi sistemi (zekat) İnfak sistemiyle kur an ı kerimin dinamiklerini hayata yansıtmıştı.

 

Batı Medeniyetlerinde "tahakkum" insanın maddi ve maneviyatı üzerine kurulduğu için sürekli olarak zulüm getirmektedir. İnsanları hapseden, hapishanelerle övünenler Hz. Muhammedin Medine Medeniyetini inkar etmiş olur. Allah insanların insanlar üzerindeki tahakkum hakkını vicdani sınırlarla sınırlamıştır. Tahakkum hakkı yerine insanlara hizmet etme mecburiyeti getirmiştir.

 

Allah, insanların toplumsal huzurunu korumak için “Bozgunculuk” Adam öldürmek” “zina Yapmak” “Hırsızlık” konularında kuralsal tahakkum getirmiştir. Kuralsal tahakkum o konuda birilerine söz ve kural koyma yetkisi yerine uygulama yetkisi verir. Toplumsal huzurun sağlanması için dört tane olay ve dört tane suç’a karşılık ne yapılması gerektiğini de kuralsal olarak belirtmiştir.

 

 "Hapishanesi olmayan sistemin adıdır İslam"

Bu sisteme teslim olanların en tabii hakkıdır hapishanelerin rehabilitasyon yerlerine dönüştürülmesini istemek.

 

Bugün Müslümanlar Peygamberlerine verilen Kitap ve Hikmet bilgisinden yoksundurlar. Bu yoksunluklarının bedelini çok boyutlu olarak ödemektedirler. İki milyara yakın Müslümanın dünya insanlığına önerecekleri yönetim biçimi yoktur. Emperyalizmin Demokrasisi Müslümanlar için kurtuluş reçetesi gibi algılanmaktadır. Oysa Amerika Irak a Demokrasi getirmiştir. Demokrasi sömürü demektir. Irak sömürülmektedir.

 

Örnek mi Arıyorsunuz

Medine Medeniyeti olmalıdır. 47 maddelik bir Anayasa ile başlayan süreç 10 yıl sonra insanların fevc fevc koştukları bir Medeniyete dönüşmüştür.

 

Tarih içerisinde Müslümanların uygulamaları maalesef Medine Medeniyetinden kopuk ve kendi inisiyatiflerini Allah boyasıyla boyayarak kısaca Allah adına zulmederek devam ettirmişlerdir.

 

Bugün 2 milyar Müslümanın İnsanlığa Önerecekleri Hayat Sistemi Yoktur..İşte Sorunun Baş kaynağı Budur.. Hikmetin hakim olmak hükmetmek yönetmek olarak ana kulvarında kullanılması gerekmektedir. Aksi halde Enam Suresi 65. Ayette verilen sonuçla karşılaşılacaktır ki bugün bunu ziyadesiyle yaşamaktayız..


Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1913

YORUMLAR (1)

TEŞEKKÜRLER KARDEŞİM İNSAN NASIL İMAN ETTİM DEDİĞİ ZAMAN O İMANINI SALİH AMELE DÖNÜŞTÜRMEDEN HİÇ BİR ANLAM TAŞIMIYORSA İNANDIĞI DİNİN KURALLARINI GEREĞİ GİBİ YAŞAM HAYATINA KOYMADIKÇA BİR ANLAM TAŞIMAZ. DUA ;İSTEKLERİN VE ARZULARIN FİİLLE BUUŞMASSININ ADIDIR. FİİLE DÖNÜŞMEYEN BİR DUA İÇERİSİNDE SU BULUNMAYAN BOŞ BİR TESTİYE BENZER..29.07.2014 02:51

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.