Bugün: 23.07.2018

Kırk Yaş Sendromu?

Evliler ve Evlenmek İsteyenlerin Dikkatine!Rahatsızlığım Yok Deme, Uyarılara Kulak Ver!
Genç Evlilere Uyarılar

Unutulmamalıdır ki İnsan çok boyutlu bir varlıktır. Özellikle Nisa suresinin birinci ayetinde Ey İnsanlar sizi erkil ve dişil özelliği olan bir özden, erkekler ve kadınlar olarak çoğaltarak yeryüzüne yayan Allah cc sakının. demektedir.

Buradaki özü incelediğimiz zaman insanın prikolojisinin vucuttatki hormonlarla bağlantılı olduğunu görürüz. 35 yaşından 45 yaşına kadar erkek ve kadınlarda 40 yaş sendromu adı verilen hormonel baskı veya hormon bindirmesi hastalığı görülmektedir. Boşanmaların çok büyük bu yaşlardaki boşanmalardır.

Kadınlar, 35-45 yaş arasında `40 yaş sendromu` yaşıyorlar. Bu yaşlarda yaptıklarını ve yapamadıklarını gözden geçirip pişmanlık duyuyorlar. Dış görünüşünden rahatsız oluyor, beğenilmeme korkusuna kapılıyorlar. Eşle daha fazla sohbet edilir ve fiziksel değişimler olağan kabul edilirse bu süreç rahatlıkla atlatılabiliyor.

Kadınların birçoğu 35 yaş ve üstünde zorlu bir dönem yaşıyor. Sorunlar orta yaş seviyesindeki kadınları hem mutsuz hem de sağlık açısından huzursuz ediyor. Çatışmalı duyguların yaşandığı bu 40 yaş sendromunda çoğu kadın süreci zor atlatıyor. Kişi, bu yaşa kadar, hayatında koyduğu hedeflere ulaşamadı ve mutlu bir yaşam sürmedi ise 35-45 yaşları arasında böyle bir krize yakalanma ihtimali yüksek. Hormonların baskısı başladığından eğer eşler arasında güvensizlik veya şüphe varsa o zaman hormonel baskı aile içerisinde facialara neden olabilmektedir.

Bu süreçte kadın ve erkekler açık ve net olmalı ve birbirlerini anlamalıdır. Bu süreçte güvensizliğe dayalı olarak yalanlar görülmektedir. Yapılan analizlerde eşler arasında yalan ve birbirlerine iftira gibi sorunlar yaşanmaktadır. İşin başka bir sıkıntısı birçok insan böyle bir rahatsızlığın olduğuna bile inanmıyor ve yaşadıklarının hayatın gereği olduğunu düşünmektedirler. Oysa kabullenmeleri gerekir ki hormonel baskı altına giren kadın ve erkekler farklı reaksiyonlar geçirebilmektedir.

Bu konuda mutlaka dertlerini başkalarıyla veya güvendikleri arkadaşlarıyla paylaşmalı veya uzman yardımı almaları gerekmektedir.

Öyle sorunlarla karşılaşıyoruz ki kadın erkeğinden biran önce uzaklaşabilmek için en son söylenmesi gerekeni veya tamamen yalan olanları söyleyerek erkeğinden yani kocasından uzaklaşmanın yolunu aramakta veya kullanmaktadır. İşin kötüsü bunları yaparlarken çocuklarını hiç mi düşünmemektedirler.

Nöroloji uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, 40 yaşların genel olarak yaşamın durgunlaştığı, çalışma ve sosyal hayatın yavaşladığı bir dönem olduğunu belirtiyor. Bu devrenin oldukça çatışmalı duygular içerdiğini söyleyen Dr. Yavuz, geçici bir dönem olması sebebiyle 40 yaş krizi olarak adlandırıldığını ifade ediyor. Erkeklere göre daha duygusal yapıda oldukları için kadınların bu zaman diliminde daha hassas olduğunu vurgulayan Yavuz, "Bu süreçte kadınlar çok zorlanır. Araştırmaların birçoğunda bu duruma hormonların etkisi olduğu söylense de bu konuda kesin bir teşhis koymak doğru değil. Kadın, 40 yaşına geldiğinde hedeflerine ulaşamadıysa bu krize yakalanma ihtimali yüksek. Bu durumu en çok eşi ya da erkek arkadaşı tarafından beğenilmediği hissi tetikler. Aynı zamanda işyerinde kariyer olarak istediği konumda olamaması, 40 yaşına kadar evlenmemiş olması ya da evli olup çocuğunun olmaması, bu dönemde kadının aldatılması, 40 yaş bunalımını ortaya çıkaran sebepler olarak sıralanabilir." Yavuz, mutlu bir çocukluğu olan ve huzurlu ailede yetişenlerin bu dönemi daha kolay atlattığını söylüyor.



Eş ve çocuk bir kenara itiliyor

`40 yaş sendromu`nda kişi, yaşamını sorgulamaya, yaptıklarını ve yapamadıklarını gözden geçirip pişmanlık duymaya başlar. Yapmak istediği şeyler için çok geç kaldığını, yeterince genç olmadığını düşünür ve vazgeçer. Yaşlanmaya bağlı olarak kilo alma, saç dökülmesi, beyazlaması, sarkmalar ve çatlaklar görülür. Bu duruma bağlı olarak kadın kendi dış görünüşünden rahatsız olur ve beğenilmeme korkusunu daha yoğun yaşar. Kadın bu dönemde güzelleşmek için yaşlanmayı geciktirici tedavilere başvurur. Daha önce dikkat etmediği birçok konuda daha titiz davranır. Kıyafetler daha şık veya yaş ortalamasının dışındadır. Eş ve çocukları bir yana bırakarak hayatı daha yoğun ve yüksek tempoda yaşamak ister.



Eşler birbiriyle konuşmalı

Yaşanılan durum tanımlanmalı ve paylaşılmalı: Çiftler, birbiriyle daha fazla sohbet etmeli.

Fiziksel değişimler olağan kabul edilmeli: Her yaşın ayrı bir güzelliği olduğu düşünülmeli, fiziksel değişimler, yaşamın getirisi olarak görülmeli.

Yeni hobiler edinilmeli: Takı kursları, seyahat, çeşitli spor dalları tercih edilmeli. Konferanslar veya seminerlere gidilmeli veya mümkünse kendisinin başkalarıyla konuşması sağlanmalıdır. Bir çalışma temposuna giren kadın ve erkekler 40 yaş sendromunu daha kolay atlatmaktadırlar.

Hormonların 35-45 yaş arası baskısından kurtulmak için ilk olarak böyle bir rahatsızlığın bilinmesi gerekmektedir. Daha sonra da çeşitli sosyal etkinliklerle vücudun yorularak hormonların şehvete baskın çıkması önlenmelidir.

Dağ kampları veya uzun yürüyüşler gibi vücudu yorarak hormon baskısının şehvete yansımasının önüne geçilmelidir.

Tüm evli veya evlenme aşamasındaki insanların buna dikkat etmesi neredeyse zorunlu hale gelmiştir. İletişimin hızlı olduğu bu dönemlerde eğer bu hastalıktan korunmak için tavsiye edilenler dinlenmez ise işte o zaman aile facialarını beklemek lazımdır.

Yüce Yaratıcı, sizin yüklenemeyeceğini hiç bir yükü size yüklemedim diyerek bunun sünnetullah olduğunu söylemektedir. Bu tür sıkıntılarla karşılaşanlar bilmeleri lazım ki bu sorunların altından kalkabilecek güçleri vardır. Yapılması gereken tek işe aile atmosferinde düşünülerek sorunların üstesinden gelebilecek yolların aranmasıdır.

Bu konuda o kadar söylenecek söz var ki buna makaleler değil kitaplar bile yetersiz kalır. Rabbimden tüm sendromlulara acilen çıkış yolları göstermesi dileğiyle...
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 3560

YORUMLAR (1)

TEŞEKKÜRLER KARDEŞİM İNSAN NASIL İMAN ETTİM DEDİĞİ ZAMAN O İMANINI SALİH AMELE DÖNÜŞTÜRMEDEN HİÇ BİR ANLAM TAŞIMIYORSA İNANDIĞI DİNİN KURALLARINI GEREĞİ GİBİ YAŞAM HAYATINA KOYMADIKÇA BİR ANLAM TAŞIMAZ. DUA ;İSTEKLERİN VE ARZULARIN FİİLLE BUUŞMASSININ ADIDIR. FİİLE DÖNÜŞMEYEN BİR DUA İÇERİSİNDE SU BULUNMAYAN BOŞ BİR TESTİYE BENZER..29.07.2014 02:51

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.