Bugün: 22.04.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Hudeybiye Anlaşmasını Doğru Okumak

Hudeybiye Anlaşmasını Doğru Okumak

Hz. Muhammedin Zor Günleri Hudeybiye anlaşmasıyla aşılmış oldu ve çevre kabilelerle anlaşmalar yapılarak Hayberdeki Yahudi Yapının daha büyük tehlike olmadan üstesinden gelinmiş oldu.


Hudeybiye Antlaşması ya da Hudeybiye Barışı, 628 martında Medineli Müslümanlarla Mekkeli Müşrikler arasında yapılan barış antlaşmasıdır.Hudeybiye ismini imzayı attıkları yakın köyün isminden almıştır. Bu antlaşma ile Mekkeliler İslam Devletini hukuken tanımıştır.


Hicret` in altıncı yılında (Mart 628) İslam peygamberi Hz. Muhammedin Medinede Hayata Geçirmeye Çalıştığı Fıtrat Sistemine Saldırılar Devam Ederken Hz. Muhammedin Bu Süreci Nasıl Yönetirim Arayışlarının Neticesi Olarakj Meydana Gelen Umre Yolculuğu Başlamış..


Medine Medeniyetine Sürekli Saldırı Olmaktaydı.
Bedir Savaşı, Hicret’in 2. yılı (Milâdi 624), Ramazan Ayı’nda olmuştur.
Uhud Savaşı, Hicret’in 3. (Milâdi 625) yılında olmuştur.
Hendek Savaşı, Hicret’in 6. (Milâdi 628) yılında olmuştur.


Hendek savaşından sonra haz. Muhammede Ulaşan Bilgilerde Hayber Kalesi ve Çevresinde Yaşayan ve Silah gibi Maddi Güçleri ve Techizatları Olan Yahudilerin Medine Çevrsindeki Kabileleri Kışkırtarak Medinedeki İslam Medeniyetinin Çökertilmesi İçin saldırılması çalışmalarının yapıldığı bilgilerinden sonra Hz. Muhammedin sosyolojik bir Planla Mekkeliler yani kendi kabilesi olan Kureyşlilerle anlaşma yoluna gitmiştir.


Hudeybiye anlaşmasını Müslümanların Kaynaklarından İncelediğimiz Zaman Aman Allahım demekten kendimizi alamıyoruz. Hz. Muhammedi ilah edinenlerin kaleminden öyle bir senaryo yazılmıştır ki Hz. Muhammedin o günkü sosyal ve siyasi psikolojisi yok sayılmış. Ben makalemde bunlara girmeden Hudeybiye anlaşması aslında neydi ve nasıl oldu noktasına değinmek istiyorum.


Aile ve Çevre Bağlarının Araştırılması
Sosyolojinin değişmez kuralları arasında olan kişinin durumunu belgeleyen araştırmalar (özgeçmiş/CV/Biyografi) gibi belgeler günümüzünde vazgeçilmezleri arasındadır. Hz. Muhammedin temsil ettiği Fıtrat düşünce sistemi (VİCDAN-I-SİSTEM) Medinede yeşermemesi için saldırılar devam ederken diğer yandanda Hz. Muhammed civar kabilelerle anlaşmalar yapmanın yolunu arıyordu. Sosyolojinin kuralı olan ve Arapyarımadasında Ümmet Düşünce Sisteminin kırılması sosyal hayatı kabileciliğe kadar getirmişti. Kabileler önemseniyor ve adeta tüm çalışmalar kabileler üzerinden yürütülüyordu. Böyle bir dönemde Hz. Muhammed kendi kabilesi olan Kureyşlilerle anlaşma yapmadan başka kabileler anlaşmaya yaklaşmıyorlardı. Hz. Muhammed bir nevi kabilenin kovduğu kişi konumunda değerlendiriliyordu.


Uhud savaşından sonra hendek savaşı yapılmış ve Kureyşlilerin saldırılar çevre kabilelerle anlaşarak ve Hayberli Yahudilerin destekleriyle devam edeceği bilgileri geliyordu. Hz. Muhammed bir çözüm üretmemiz gerekiyor diyor ve sürekli olarak ne yapalım tartışmaları açıyordu. Günlerce çare arayış düşünceleriyle yatıldı kalkıldı.


Mekkelilerin savaşmadığı “haram aylar” girince yine Mekkelilerin hac ibadetlerini yaparken giyindikleri İhram giymeye ve umreye gidilmeye karar verildi. Aslında bu Umre kararı değildi. Bu karar Kureyşlilerle bir anlaşma mecburiyetinden doğan yolculuktu. Ancak bunu sahabeler arasından çoğunluğu bilmiyordu bile.


Medine dışındaki kabîleler, Müslümanlığın ne olduğunu yeterince bilmiyorlardı. Kâbe`nin komşusu ve koruyucusu olduğu için saygı duydukları Kureyş kabîlesi, kendi içlerinden çıktığı halde Hz. Muhammed (s.a.s.)`in peygamberliğini kabûl etmemiş, hatta onu yurdundan çıkarmışlardı. Bu yüzden, Müslümanlığın Medine dışındaki kabîlelere tanıtılabilmesi ve geniş ölçüde yayılmasının sağlanabilmesi için, Mekkelilerle barış yapılmasına ihtiyaç vardı. Peygamberimiz, Mekkelilerle barış yaparak, diğer kabîlelerle serbestçe ilişkiler kurmayı arzu ediyordu.


Medine şehir dışı kabul edilen ve Medineye uzaklığı tahminen 7 veya 7,5 KM olan Zü’l-Huleyfenin bahçesinde İhram giyilme kararı alınır. (Bugün Burada Hz. Aişe Mescidi var) Hz. Aişe yapılacak yolculuğun aslında umre değil anlaşma yolculuğu olduğunu biliyordu.


Yola devam edildi ve Mekkeye 16 KM Kala konaklandı
Mekkelilerle uzun görüşmelerin neticesinde bir anlaşmaya varıldı.


Anlaşma şartlarından bazıları şöyleydi
a-Müslümanlarla karşı taraf arasında 10 yıl savaş olmayacak, iki tarafın hiçbiri diğerinin malına ve canına dokunmayacak.

b-Müslümanlar bu yıl Kâbe`yi ziyaret etmeksizin geri dönecekler. Gelecek yıl üç günden fazla olmamak üzere Mekke`ye gelip Beytullah`ı ziyaret edecekler. Bu üç gün süresince Mekkeliler şehir dışına çıkacaklar.

c-Müslümanlardan Kureyş`e sığınacak olursa geri döndürülmeyecek, fakat onlardan Müslümanlara sığınanlar geri döndürülecek.

d-Müslümanlardan hac, umre ve ticaret için Mekke`ye gideceklerin canları ve malları güven altında olacak. Kureyş tarafında Mısır`a ve Şam`a gidenlerle ticarette bulunmak üzere Medine`ye gelenlerin de canları ve malları güven altında bulunacak.

e-Kureyş`ten başka diğer kabileler isterlerse Müslümanların, isterlerse Kureyş`in koruması altına girebilecek.


Bu maddelere sahabenin genel ekseriyeti karşı çıkmıştı. Hatta anlaşma yazıya dökülürken bile bir sürü tartışma yaşanmış ancak Kureyşlilerin istediği olmuştu. Çünkü Hz. Muhammed Kureyşlilerle anlaşma yapmak zorundaydı. Aksi halde Medinedeki Fıtrat sistemi yeşermeden çöküşe geçecek ve Kureyşliler çevre kabilelerle anlaşarak Hz. Muhammed ya öldürülecek ve Medineden çıkartılacaktı.


Hudeybiye Anlaşmasının Hedefleri
a-Mekkeliler, Müslümanların siyasî varlığını resmen kabul ettiler.
b-Barış ortamının oluşması İslamiyet`e geçişi hızlandırdı.
c-Mekke`nin fethi kolaylaştı.


Hz. Muhammedi İlah edinenler Hudeybiye anlaşmasının bu şartlarını görememektedirler. Hz. Muhammedi yüceler yücesi olarak görenlerin unuttukları veya düşünmedikleri nokta ise; Allah dileseydi herkesin Müslüman olması sağlanırdı. Yani Allah cc insanların sosyal ve siyasi işlerine karışmıyor. Ancak bu şu anlama gelmemektedir. “ Allah hayata Müdahil Değildir” anlamına gelmez. Allah cc iyi bir diyalog kurulduğunda Allah cc hayata Müdahil olur. Hudeybiyedede böyle bir hadise yaşanmıştı. Biat edenlerin desteklendiğine dair ayet gelmişti. Yani Allah cc hudeybiye yolsculuğuna müdahildi ve destek veriyordu. Ancak kimin ne yapacağına değil.


Hudeybiyeyi başka şekilderde anlamak Hz. Muhammedi İlah edinenlerin gayretleridir. Allahu alem Müslümanlar böyle sıkıntılarla saldırılarla karşılaşmamış olsaydı belki de bugün giydiğimiz İhramı giymemiş olacaktık. Çünkü ihram sadece hac yapılacağı anlamında bir semboldü. Savaşa değil hacca geliyoruz diyerek yola çıkıldı ama hedef anlaşma yapmaktı anlaşma yapıldı.


Hz. Muhammedin Zor Günleri Hudeybiye anlaşmasıyla aşılmış oldu ve çevre kabilelerle anlaşmalar yapılarak Hayberdeki Yahudi Yapının daha büyük tehlike olmadan üstesinden gelinmiş oldu. İşte Hudeybiyenin gerçekleri bunlardır.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1366

YORUMLAR (1)

TEŞEKKÜRLER KARDEŞİM İNSAN NASIL İMAN ETTİM DEDİĞİ ZAMAN O İMANINI SALİH AMELE DÖNÜŞTÜRMEDEN HİÇ BİR ANLAM TAŞIMIYORSA İNANDIĞI DİNİN KURALLARINI GEREĞİ GİBİ YAŞAM HAYATINA KOYMADIKÇA BİR ANLAM TAŞIMAZ. DUA ;İSTEKLERİN VE ARZULARIN FİİLLE BUUŞMASSININ ADIDIR. FİİLE DÖNÜŞMEYEN BİR DUA İÇERİSİNDE SU BULUNMAYAN BOŞ BİR TESTİYE BENZER..29.07.2014 02:51

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.