Bugün: 22.04.2018

Fethullah Gülen Kimdir

Fethullah Gülen Cemaati ve Türkiye Gerçekleri

Fethullah Gülen Cemaati ve Türkiye Gerçekleri

 

Aşağıya Fethullah Gülenin hayatından kesitler alacağız. Ancak bizi daha çok ilgilendiren konu güncel olması hasebiyle Fethullah Gülenin  ABD ve Siyonizm yararına çalışıp çalışmadığıdır. Fethullah Gülenin ilişkilerine baktığımızda ABD nin ve ABD de örgütlü bulunan Siyonizmin ileri gelenleriyle diyaloglarının olduğu noktasındadır. ABD Siyonizminin yetiştirdiği en önemli şahsiyetlerle Fethullah Gülenin görüştüğünü görmekteyiz.

 

Erzurum`un Hasankale (Pasinler) ilçesi Korucuk Köyü`nde 27 Nisan 1941`de doğan Gülen`in babası Ramiz Bey cami imamı, annesi Refia Hanım ev hanımıdır. Gülen, altısı erkek, ikisi kız, sekiz kardeşin ikincisidir.

 

Öğrenimi

1945`de Kur`an öğrenmeye ir] başlayan ve kısa zamanda Kur`an`ı hatmeden Gülen, 1946 yılında ilkokula başlamıştır. Babasının 1949 yılında Alvar Köyü`ne imam olması ve ailesinin oraya taşınması nedeniyle ilkokulu bırakmak zorunda kalmış, sonradan Erzurum`da dışarıdan girdiği imtihan ile ilkokul diplomasını almıştır. Babası Ramiz Efendi`den Arapça dersler; Hasankale`de bulunan Hacı Sıtkı Efendi`den tecvid ve Kur`an dersleri alan Gülen, 1951`de hafızlığını tamamlamıştır. Gülen, 1954`de Erzurum`daki Kurşunlu Camii medresesinde Alvar İmamı Muhammed Lütfi`nin torunu Sâdi Efendi`den medrese dersi almıştır. İki buçuk ay içinde Emsile, Bina ve Merah`ı metin ezberleyerek okuyan ve İzhar`ı bitiren Gülen`in Kâfiye okumasına lüzum görmeyen Sâdi Efendi onu Molla Câmi`ye başlatmıştır. 1955`den 1959’da Edirne`ye gidinceye kadar Osman Bektaş`tan fıkıh ve din eğitimi almıştır.

 

 

Gençlik dönemi

Askerlik öncesi ve sonrasında Edirne Üç Şerefeli Cami`de toplam 4 yıl süre ile imamlık yaptı. Askerlik acemi eğitim dönemini Ankara Mamak ve usta erlik dönemini İskenderun`da tamamladı.

Askerlik sonrasında, 1963 yıllında, Erzurum`a giderek bir yıla yakın ailesinin yanında kaldı. Bu sırada Komünizmle Mücadele Derneği`nin 2. şubesinin Erzurum`da kuruluşunda yer almış ve Halkevlerinin Erzurum şubesi yönetimine girmiştir.

 

 

Edirne`deki görevi sırasında Dar`ul-Hadis Camii`nin imam odasında özel sohbetler başlattı. 1965’te Kırklareli`ne tayin olup burada bir yıl vaizlik yaptı. 1966`da İzmir`e merkez vaizliğine atanan Gülen, 1971 yılına kadar buradaki görevine devam etmiştir. Bu yıllarda Kestanepazarı Derneği Kur`an Kursunda yöneticilik ve gönüllü öğreticilik yapmış; 1968 yılında resmi görevlendirme ile ilk kez Hacca gitmiş; ve gezici bölge vaizi olarak da Ege Bölgesi`nin çeşitli il ve ilçelerinde vaaz ve sohbetlerde bulunmuştur.

 

1971-1980 dönemi

5 Mayıs 1971 tarihinde, 12 Mart döneminde askeri cuntanın isteğiyle TCK`nın 163. maddesinden tutuklandı. 7 ay tutuklu kaldıktan sonra, 5 Kasım 1971 tarihinde tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı ve 1974 yılında beraat etti. 23 Şubat 1972 tarihinde Edremit vaizliğine atandı aynı zamanda Manisa ilinde de vaizlik görevlerine devam etti. Gülen, daha sonra İzmir`in Bornova ilçesi vaizliği görevine atandı.

 

1975 ve 1976 yıllarında Anadolu’nun bazı şehirlerinde Kur`an ve İlim, Darwinizm, Altın Nesil, İçtimaî Adalet ve Nübüvvet isimli konferansları vermiştir. İlk sayısı Şubat 1979`da çıkan Sızıntı dergisinde başyazıları ve daha sonra orta sayfa yazılarını da yazmaya başladı.

 

1981-1990 dönemi

1980`de 12 Eylül Darbesinden sonra askeri cuntanın İzmir ve Ege Ordu Sıkıyönetim Komutanlıkları tarafından yakalanma emri yayınlandı. Aynı tarihte İzmir`i terk etti. Anadolu`da çeşitli illerde dolaştı, dost ve akrabalarına sığındı. 20 Mart 1981 tarihinde Diyanet İşleri Başkanlığındaki vaizlik görevinden istifa etti.

 

1986`da Hacca giderek hacı oldu. İlk sayısı 1 Temmuz 1988 yılında çıkan ve üç aylık periyotlarla yayın hayatına devam eden Yeni Ümit dergisinde başyazılar yazmaya başladı. 1989`da İstanbul ve İzmir`de Diyanet İşleri bünyesinden bağımsız, gönüllü olarak vaazlarına yeniden başladı. Üsküdar`daki Valide Sultan Camii`nde 13 Ocak 1989 tarihinden 16 Mart 1990 tarihine kadar (62 hafta) verdiği vaazlar, daha sonra Sonsuz Nur adıyla üç cilt halinde kitaplaştırıldı. 1992 yılına kadar gönüllü olarak vaazlarını sürdürdü.

 

 

1991-2000 dönemi

1990`lı yıllarda Turgut Özal, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz, Bülent Ecevit, Abraham Foxman, Morton Abramowitz, Papa II. John Paul gibi tanınmış din ve devlet adamları ile görüşmeler yapmış, Amerika`da hayatını kaybeden Cumhuriyet Halk Partisi eski genel sekreterlerinden Kasım Gülek`in cenaze namazını vasiyeti üzerine kıldırmış,[24] ve çeşitli gazetelerde röportajları yayınlanmıştır. Mesela 1995’te Sabah`tan Nuriye Akman ve Hürriyet`ten Ertuğrul Özkök`e Türkiye`nin içinde bulunduğu durum, Başbakan Tansu Çiller ile görüşmesi, İslamiyet, siyaset, kadın ve eğitim konusunda röportaj vermiştir.

 

 

Bu yıllarda ayrıca Cumhuriyet Gazetesi ve Hikmet Çetinkaya`dan dava yoluyla almaya hak kazandığı 150 milyonluk tazminatları Türk Polis Teşkilatını Güçlendirme Vakfı`na bağışladı.

 

 

1999 yılı Mart ayında sağlık sorunları nedeni ile Amerika Birleşik Devletleri`ne giden Gülen, o tarihten bu yana, ABD`nin Pensilvanya eyaletinde yaşamaktadır.

 

 

2000 ve sonrası dönemi

2000 yılında Gülen aleyhine dava açılmış ve 2008 yılında bu dava beraatle sonuçlanmıştır. Yine bu dönemde Reuters haber ajansı[27], New York Times gazetesi Le Monde gazetesi Time dergisi The Economist dergisi  Foreign Policy dergisi gibi dünyaca saygın yayın organları ve Ukrayna, Azerbaycan, G.Afrika gibi bazı ülkelerin saygın medya kuruluşları Gülen ve Hareketi hakkında inceleme yazıları ve röportajlar yayınlamışlardır.

 

 

28 Şubat sürecinde 2000 yılında Türkiye Cumhuriyeti`ni devirmek amacıyla yasadışı terör örgütü kurmaktan Gülen aleyhine dava açılmış, bu dava önce 2000 yılı Aralık ayında çıkan af ile askıya alınmıştır. Daha sonra 2006 yılında Terörle Mücadele Kanununda yapılan değişiklik sonrasında Gülen`in avukatlarının başvurusu nedeniyle yeniden görülmüş; 2008 yılında cürüm ve şiddete başvurarak teşekkül oluşturduguna dair delil olmadığından yeni terörle mücadele yasasına göre beraat etmiş ve karar Yargıtay Ceza Genel Kurulunca da oybirliği ile onanmıştır.

 

 

3 Ocak 2008 tarihinde devlet kadrolarına sızdıkları yolundaki iddialara değinen Gülen, bir insanın kendi millet fertlerini yine kendi memleketindeki bazı müesseselere girmesi için teşvik etmesine `sızma` denemeyeceğini söyledi : "Teşvik edilen insanlar da o müesseseler de bu ülkeye ait. Kastedilen manadaki sızmayı belli bir dönemde Türk milletinden olmayanlar yaptılar hatta belli yere kadar geldiler. Belki endişelerinin altında o sızıntıların fark edilmiş olabileceği endişesi var. Bir milletin ferdi, kendi milleti için var olan müesseselere sızmaz; hakkıdır girer oraya; mülkiyeye de girer adliyeye de, istihbarata da girer hariciyeye de.”

 

 

Haziran 2008`de ABD`den Foreign Policy ve İngiltere`den Prospect dergilerinin internet üzerinden okuyucu anketleri ile oluşturduğu Dünya`nın ilk 100 entellektüeli listelerin de yer almıştır. Ayrıca 2013 yılında Time dergisi tarafından dünyanın en etkili 100 kişisinden biri olarak gösterilmiştir.

Gülen hareketi

 

Ana madde: Gülen hareketi

Gülen hareketi, başta Türkiye olmak üzere çeşitli ülkelerde faaliyet gösteren bir sivil toplum hareketidir. Hareketin okul, dershane, üniversite gibi eğitim kurumlarının yanı sıra dinler ve kültürler arası diyalog faaliyetleri ve yardım organizasyonlarını gerçekleştirdikleri çeşitli vakıf ve dernekleri ile ticari faaliyet gösteren çeşitli basın yayın kuruluşları, hastaneleri ve finans kurumları mevcuttur.

 

 

Hareket, çeşitli toplum kesimlerince Türkiye içi ve dışında, eğitime, Türk kültürünü tanıtmaya, dinlerarası diyaloğa ve fakirlikle mücadeleye yaptığı katkılardan dolayı desteklenirken [35][36] başka kesimlerince de laikliğe bir tehlike olarak görülmesinin yanı sıra siyasî ve ekonomik bir güç haline geldiği söylenerek eleştirilmektedir.

 

 

Düşünce yapısı ve eleştiriler

 

Ana madde: Fethullah Gülen`in düşünce yapısı ve eleştirisi

Gülenin anlatımlarında, Kur`an ve siyer kitaplarından alınmış, doğaüstü hikayelere, şeytan, cin, melek gibi ruhanilere ve Ashab-ı kehf, Hızır, Lokman, Adem, Havva, Nuh gibi zaatlara yer verilir. Bu anlatımlarda eleştirellikten uzak, onlara gerçeklik atfeden, tam bir inanmışlık ve adanmışlığın izleri görülür. Gülen`e göre Adem`in ilk insan olarak yaratılması ve Adem`in eğe kemiğinden Havva`nın yaratılması inancı sebep-sonuç ilişkisi kapsamında ele alınmaması gereken mucize yaratılışlardır.

 

 

Yaratıcıya inanç, tevhid ve O`nun bilinmesi Fethullah Gülen’e göre insan olarak var olmanın biricik gayesi ve anlamıdır.

 

 

Şeriat ve Laiklik konusunda hiçbir eleştirel ifade kullanmayan Gülen`e göre, din, İslam ve şeriat kelimeleri eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Gülen laik sistem içerisinde dinin %95`inin yaşanabileceğini, geriye kalan %5lik kısım için kavga çıkartılıp insanların dinden ürkütülmemesini söyler.  Fethullah Gülen`in genelde Said Nursinin Risale-i Nur`larda ifade ettiği düşünce sistematiği içerisinde kaldığı, bazı ayrıntılarda ise ondan ayrıldığı görülür.

 

 

Eleştiriler

İhsan Eliaçık eleştirileri: “… Fethullah Hoca’nın zihninde oluşan dini düşünce bana sorgulanmış, yüzleşilmiş gelmiyor. …Yani onu sorgulayıp, doğru olanlarını sürdürüp yanlış olanlarını geride bırakarak yeniden inşa değil; geçmişte ne varsa olduğu gibi alıp, onu tekrar diriltip insanlara yeni bir dille sunma yolu tercih edilmiş.”

 

 

Edip Yüksel ve Seyfullah Erdoğmuş`a göre, Gülen`in yaklaşımlarının diğer standart din alimlerinden pek bir farkı yoktur. Erdoğmuş`a göre Fethullah Gülen’in batıl düşünceleri; Bidat ve hurafelerin dinden ayıklanması konusunun Fethullah Gülen tarafından yıkıcı bir çaba olarak ele alınması, Hakikat’i Muhammediyye inancı, bazı kişilerin kendilerinden asırlarca önce yaşamış olan bir kişi olan Muhammed ile uyanık olarak görüşebildiği inancı, cevşen’i kabulü, ölmüş kişilerin yardıma geldiği inancı ve benzerleridir.  Ender Helvacıoğlu ise F.Gülen`i bilimsellik, gerçeküstücülük, cincilik, şifacılık vb. yönleriyle değerlendirir.

 

Nurettin Verenin eleştirileri Cemaatin ve F Gülen`in ilk yıllarında daha yoğun görülen seksist yaklaşımlar ve bazı dönüşümlerle ilgilidir;  

 

Değişimlerin örneği cemaatin bir duası olan ve sabah akşam 3 er kere tekrarlanan kadınların şerrinden Allah’a sığınma duası ile ilgili yorumlarda ve kadınlarla ilgili anlatımlarda görülebilmektedir. Ayrıca, ilk dönem vaaz ve konferanslarında görülen, kadının yüzünün örtülmesini de kapsayan mutlak hicab ve tesettür kurallarına uyması gerektiği telkinleri zaman içerisinde islamın aslında kadını eve katmadığı ve başörtüsünü n bir farz değil bir fürüat meselesi olduğu ifadelerine dönüşen anlatımlarda görülebilmektedir.

 

 

Cemaatin ilk dönem yayınlarından olan Sızıntı dergisinden de fotoğrafın günah sayılması sebebiyle canlı fotoğraflarının boyunlarından bir küçük çizgiyle kesilmiş olarak çıkması[55] ve görsel medya olarak televizyonun popüler kültürün yozlaştırma ve dejenerasyon aracı olarak görülmesine karşın,[56] cemaatin görsel medya organlarını oluşturan Samanyolu Yayın Grubu, içinde dizi filmlerin de oynatıldığı, cemaat değer yargılarının telkininde önemli bir enstrüman haline getirilmiştir.

 

 

Aynı değişim faiz ve Bank Asya örneğinde bankacılık ile ilgili tutumlarda da görülebilir. Diyalogçu ve toleranslı imajına rağmen heterodoks islami guruplara karşı tutum ve sözleri saldırgan olarak değerlendirilmiştir.

 

Yukarıdaki ilişkilerin incelenmesi neticesinde Fethullah Gülen ile Türkiyedeki Cemaat tabiri ile tanınan hareketin artık bundan sonra birlikte devam edemeyeceğidir. Eğer bu noktada hareket içerisinde cemaatin Fethullah Gülene bağlılık ısrarı yaşanırsa cemaatin tamamen tarihe karışacağı bilinmektedir. Bu noktada çalışmaların olduğu ve Cemaatin yeniden başka bir ismin önderliğinde toparlanmaya çalışacağı bilgileri gelmektedir.

 

Realiteye baktığımızda Fethullah Gülen önderliğinde bir hareket veya bir cemaatin devam etmeyeceği bilinmektedir. Oldukça fazla miktarda gayrimenkul ve diğer zenginliklerin olduğu cemaat hareketinin tüm yönlendirmelere rağmen Ak-parti ayağı kesilememektedir. Hatta cemaatin birçok ileri gelenleri cemaat medyasının Ak-partiye ve Hükumete karşı tutumunun devam etmesi halinde cemaatin tamamen tarihe karışabileceği yorumlarında bulunmaktadırlar.

 

Cemaat çok tehlikeli bir virajda bulunduğunu söyleyen cemaatin ileri gelenleri cemaatin bölünmesini ve dağılmasını isteyen çok sayıda cemaat elemanı olduğunu dile getiren üyeler bazı gayri menkullerin kişiler üzerinde bulunmasından dolayı bu kişilerin cemaatin dağılmasına çalıştıklarını söyleyerek durumun ciddiyetini koruduğunu ileri sürmektedirler.

 

Mossad ve CIA ile ortak operasyonun yapıldığını söyleyen cemaat mensupları cemaatin bir oyuna getirildiğini söyleyerek Ak-parti üzerinden hem Hükumete hem de cemaate büyük darbe indirilmek istenmektedir diye görüşlerini dile getirmektedirler. Cemaatten ileri gelen bir ekibin çalışmalar yaptığını ve Fethullah Gülensiz bir cemaat olumuşu ile meselenin çözümlenmesini istediklerini de söylemektedirler.

 

Cemaat içerisinde Fethullah Gülenle olmaz diyenlerin oranının % 90 ların üzerinde olduğunu dile getiren ileri gelenler cemaat Ak-partiden Ak-partiden cemaatten ayrılamaz diyerek bir sosyal gerçeğe temas etmektedirler..

 

Önümüzdeki günlerde önemli değişikliklerin beklendiği izlenimi devam etmektedir.


http://tr.wikipedia.org/wiki/Fethullah_G%C3%BClen

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 3382

YORUMLAR (1)

TEŞEKKÜRLER KARDEŞİM İNSAN NASIL İMAN ETTİM DEDİĞİ ZAMAN O İMANINI SALİH AMELE DÖNÜŞTÜRMEDEN HİÇ BİR ANLAM TAŞIMIYORSA İNANDIĞI DİNİN KURALLARINI GEREĞİ GİBİ YAŞAM HAYATINA KOYMADIKÇA BİR ANLAM TAŞIMAZ. DUA ;İSTEKLERİN VE ARZULARIN FİİLLE BUUŞMASSININ ADIDIR. FİİLE DÖNÜŞMEYEN BİR DUA İÇERİSİNDE SU BULUNMAYAN BOŞ BİR TESTİYE BENZER..29.07.2014 02:51

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.