Bugün: 19.01.2018

Ezberlerimizi Bozmalıyız!..

Sokaklarda lanetlemekle Allahtan kahretmesini istemekle bir yere varamayacağını bil..


Dünya insanlık tarihi yeni bir kırılma yaşamaktadır.

Batının on üçüncü yüzyılda yaşadığı kırılmayı tüm dünya ve özellikle Müslümanlar olarak biz bir asırdır yaşamaktayız. 1979 yılında zalim Rusyanın Afganistanı İşgal ederek kadın ve çocukların üzerlerinden tanklarla geçtiği günden beri sürekli olarak sokaklara çıkıp kahrolsun kelimesini sesimin çıktığı kadar haykıranlardandım. Ancak kahrolan sadece ben oldum.

ABD, Rusya, İngiltere, İsrail, Fransa kahrolsun dedikte dedik. Allah aşkına bunlardan kahrolan bir tane var mı? Ya biz hergün yeniden kahroluyoruz.

Peki, sorun nerede diye soracak gibi olduğunuzu düşünüyorum. Sorunumuz bilmemiz gerektiği halde üç şeyi bilmemekte yatmaktadır.

1- Nasıl Bir Alllah cc İnandığımızı Bilmiyoruz..

2- Nasıl Bir Dine İnandığımızı Bilmiyoruz……

3- Nasıl Bir Yaratılıştan Geçtiğimizi Bilmiyoruz..

Allah inancı tam olan topluluklarda müşrik sektörü “büyüyemez”

Allah inancı tam olan topluluklarda insanlar “dünyevileşmezler”

Allah inancı tam olan topluluklar dünyaya “örneklik” teşkil ederler

Allah inancı tam olan topluluklarda “zalimlik ve zulümat” olmaz

Allah inancı tam olan topluluklarda “uhrevi kardeşlik” dünyevi kardeşliğin önünde olur.



Bugün İslam alemi hangi dini yaşadığını bilmeyecek kadar cehalet içerisindedir. Kurum ve kuruluşlarıyla vatandaşlarına hurafeleri din olarak empoze edenler toplulukları sosyal ve psikolojik olarak bile ayakta tutamazlar. İsminin önünde bir sürü unvanlar olan sözüm ona hocalar vatandaşlarımıza Tevrattaki dini İslam dini olarak anlatmaktan başka bir iş yapmamaktadırlar. Din hizmetleri adı altında oluşturulan bir kurum islam dinini sahiplenmiş ve adeta toplumu ifsad etmek için tevrattaki dini islam diye sunmaktan kaçınmamaktadırlar.

Bu beyefendilere göre din "Yüce Allah`ın, kullarının kendisi vasıtası ile hakka ulaşmaları için peygamberleri aracılığı ile akıl sahibi insanlara tebliğ ettiği, onları dünya ve ahiret mutluluğuna kavuşturan sistem, Allah`ın koyduğu hükümler." anlamındadır. 

Genel olarak ibadet ve inanma özellikleri olan bir dini inanç vardır.

Oysa din hayatın ta kendisidir. İnananlar için imtihan kurallarını belirleyen ve inananları bir araya toplama özelliğine sahip olan vahiy indirilmiştir. Ancak din hayatın kendisidir. Dini hayatın dışına taşıdığınız da hayatı ayakta tutacak özelliklerin başında gelen “otorite” den uzaklaşmış olacaksınız.

Yat kalk inan ve ibadetlerini yap. Senin dinin bu denmiş ve hala daha bu denmektedir. Oysa yaratıcı dini böyle tarif etmiyordu.

Ed-din Hayatın Tümünü Kuşatan DİN

"Din" kavramı; "d-y-n" kökünden türeyen bir isimdir. Arap dilinde çok geniş bir anlamı vardır. Aynı zamanda bu kelime zıt anlamlı kelimelerdendir. Sözlükte "cezâ/mükafat, âdet/durum, itaat/isyân, hesap, zül, inkıyad, hüküm/kaza, galebe, kahr, isti`lâ, mülk, ferman, tevhît, ibâdet, millet, şeriat, vera`, takva, hizmet, ihsan, ikrah" gibi anlamlara gelir.

Olması gereken din budur. Ancak bu dini Müslümanların felsefesinden silerek yerine sadece inanç ve ibadet özelliği olan bir din anlayışı yerleştirmişlerdir. Durum böyle olunca Müslümanlar siyasi ve sosyal hayatın dışına çıkarılmış ve adeta dünya hayatı ile ilişkileri kesilmiştir. Bu durum bugünde aynı şekilde devam etmektedir.

Oysa olması gereken Müslümanın hayatın her yerinde olması ve adaleti hakim kılmak için mücadele etmesi idi.

Devlet üçayaklı organizasyonun adıdır.

İnsan, Toprak ve Otoriteye devlet denir. İnsanlar yaşadıkları toprak parçası üzerinde o toprağın gelirlerini adil şekilde paylaştıracak bir otorite kurmak zorundadırlar. Kurdukları bu otorite adaletten uzaklaştığında o toprak parçası üzerinde yaşayan herkesin o otoriteyi hizmet eder adaleti sağlar hale getirmek mecburiyetleri var.

Hz. Muhammedin Mekke ve Medine dönemlerine baktığımız zaman bugünkü manada modern devlet organizasyonunu görmekteyiz. Yasama, Yürütme, Yargı, Ekonomik sistem, Çalışma hayatı, Eğitim ve Öğretim, Tarım ve Hayvancılık, Savunma gibi modern organizasyonların ilk başladığı dönem olarak Medine dönemini görmekteyiz.

Din hayatın kendisi olunca her Müslümana yukarıdaki konularda üretmek düşer. Dinin alanı daraltılır ve inanç-ibadet olarak algılanırsa işte o zaman Müslümanlar o toplumların en aşağı mahlukları olarak görülmeye başlanırlar. İşte Müslümanlar bugün bunu yaşamaktadırlar . Sekiz Milyon Yahudi birbuçuk milyarlık alemi İslami esir almakta ve istediği zamanda öldürme özgürlüğüne sahip olmaktadır.

Müslümanların kelli-felli Profları var.

Müslümanların kelli-felli ekonomistleri var.

Müslümanların kelli-felli hakimleri savcıları var.

Müslümanların kelli-felli sosyal bilimcileri var.

Müslümanların kelli-felli doktorları var.

Müslümanların kelli-felli siyasetçileri var.

Müslümanların kelli-felli tarım ve hayvancılık uzmanları var.

Müslümanların mangalda kül bırakmayacak eğitimcileri var.

Müslümanlarda herşey var ancak Müslümanlarda üç şey yok.

Nasıl bir Allah cc a inandıklarını bilmezler

Nasıl bir dine inandıklarını bilmezler

Nasıl bir yaratılıştan geçtiklerini bilmezler

Müslümanlar hala daha yaratılış bilgileri tevrattaki uyduruk hikaye olan Adem yaratılmış ademden havva yaratılmış çoğalmak için kardeş kardeşe evlilik olduğuna inanmaktadırlar. Müslümanlar hala daha Yahudiler yaptığı için çocuklarını sünnet ettirerek fıtratı bozmaya devam etmektedirler. Müslümanlar Yahudilerden kalma olan ay halindeki kadınlarını ibadet etmekten men etmeye devam etmektedirler. Müslümanlar hala daha Yahudilerin “yom kippur” keffaret gününü berat kandili olarak kutlamaktadırlar.

Hayatta başka ne kaldı ey Müslümanlar. Şimdi anladınız mı sekiz milyon Yahudinin bir buçuk milyarı nasıl tutsak yaptığını. Daha bunları saymakla bitiremeyiz. İşte o meşhur hocalarınız para karşılığı halkımıza anlattığı din Yahudilik dinidir. Öyleyse Yahudilerin kölesi olmayı neden reddederek sokaklara çıkıp lanetliyorsunuz.

Ey Müslüman sen kendini lanetliyorsun..

Bir toplum kendinde olanı değiştirmedikçe Allah o toplumu değiştirmezzzzz…RAD 11

Kendini lanetleyen behey gafiller. Önce dininizi öğreniniz. Önce vahyin atmosferine giriniz.

Dünya insanlığını kapitalizmden kurtarmak için Yasama, yürütme, yargı, eğitim, çalışma hayatı, ekonomik sistem, tarım ve hayvancılık savunma gibi otoriteyi ayakta tutan konularda vahyin atmosferinde sistemler geliştiriniz. Örnek alacağınız kişi Allah cc resulüdür. Ahzap suresi 21 ayet boşuna mı inmiştir.

Toprak parçası üzerinde adaleti sağlamanın tek yolu vardır. O toprağın zenginliklerini adaletli bir şekilde dağıtmaktır. Adli yargı sonuçtur. Adli yargıda adaleti sağlamanız mümkün değil. Adli yargıda adalet sağlamak isteyen gafiller vatandaşlarına zulmü artırmaktan öteye gidemezler. Vahyin öngörülerinde hapishane yoktur. 

Allah cc resulünü IKRA emriyle hayatı okumakla göreve başlattığını unutma. Hayatı okumaya başlayanlar insana verdiği vicdan ve zeka donatılarını devreye sokacaktır. Bu donatılar insanı şefkat ve merhamet denizine götürecek ve insanlık şefkatle merhametle hayata bakmaya başlayacaktır. İşte o zaman dünya milletleri fecv fecv İslama-sana koşmaya başlayacaktır. Allah resulü 10 yıllık Medine döneminde adli yargıda tek dava görmemiştir. Vahyin öngörüsüyle komşuluk vergisi (sadaka) fakirlik vergisi (zekat) eğitim ve savunma vergisi (infak) ı hayata geçirerek adaleti gelir dağılımında sağlamıştır. Otoritenin verdiği huzur ortamından faydalanılarak elde edilen serveti vergilendirerek toplumsal hizmetlerin yapılmasını sağlayarak kapitalizmi ayakta tutan gelir vergisi sisteminden kurtulmalısın.

Ey Müslüman gaflet uykusundan uyan. Dünya seni bekliyor. Asr-ı saadet örnekliğinden faydalanarak otoriteyi ayakta tutan tüm kurum ve kuruluşları vahyin atmosferinde ele al ve dünya insanlığını vahşi kapitalizmden kurtar. Bunu yaptığınız zaman göreceksiniz ki Hz. Muhammedin dönemindeki süper güçler Roma, Bizans ve İran devrildiği gibi bugünde dünyayı sömürerek süper güç olanların nasıl devrileceklerini göreceksin.

Sokaklarda lanetlemekle Allahtan kahretmesini istemekle bir yere varamayacağını bil..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 3037

YORUMLAR (1)

TEŞEKKÜRLER KARDEŞİM İNSAN NASIL İMAN ETTİM DEDİĞİ ZAMAN O İMANINI SALİH AMELE DÖNÜŞTÜRMEDEN HİÇ BİR ANLAM TAŞIMIYORSA İNANDIĞI DİNİN KURALLARINI GEREĞİ GİBİ YAŞAM HAYATINA KOYMADIKÇA BİR ANLAM TAŞIMAZ. DUA ;İSTEKLERİN VE ARZULARIN FİİLLE BUUŞMASSININ ADIDIR. FİİLE DÖNÜŞMEYEN BİR DUA İÇERİSİNDE SU BULUNMAYAN BOŞ BİR TESTİYE BENZER..29.07.2014 02:51

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.