Bugün: 19.01.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Aman Diyanet Yaman Hıyanet!..

Aman Diyanet Yaman Hıyanet!..

Ak-Parti Düşmanlığının Kurumsal Adresi Diyanet İşleri mi?

Aman Diyanet Yaman Hıyanet

Türkiye tarihi bir seçime gitti. Seçimler öncesi 13 yıllık iktidarın sonunu getirmek için en fazla gayret gösteren kurumların başında Diyanet işleri başkanlığı geliyordu. Seçimlere bir ay kala beyefendi milyonluk makam aracı alıyordu. Azl beklerken cumhurbaşkanı tarafından yeniden ödüllendiriliyordu.


Peki bu kurumun memurları ne iş peşindeydiler.

Bir kısım Müftü ve vaizler İstanbul merkezli bir tarikatın tekelinde paralelcilerle iş tutarak Ak-parti seçimi nasıl kaybeder hesapları yapıyor ve uygulamaya oyuyordu. Cami cemaatinden kendilerine seçimlerde ne yapacağız sorusuna kaçamak cevap gibi gözüken ama yönlendiren cevaplar veriliyordu. Mesela: bir il müftüsüne sorulan seçimlerde ne yapacağız sorusuna müftü bey şöyle cevap veriyordu. “bize siyaset yasaktır size şu partiye oy verin diyemem ben HDP ye vermeyi düşünüyorum”  diyordu.. Tabii ki Müftü bey için bu siyaset veya politika sayılmıyordu.


Peki müftü bey ve beraberindeki kişilerin HDP yi tercih etmelerinin sebebi neydi; Cumhurbaşkanı “Mezheplerini din edinenlerle çekiyoruz” sözü Cumhurbaşkanının Kur anı kerimi öncellediği ve mezheplere mesafeli durduğu iddiasıyla Fethullah Gülenin başlattığı Cüppelinin devam ettirdiği Kur an düşmanlığı felsefesiyle hareket ediliyordu. Diyanete kümelenen tarikatlar kur an ı kerimin meydana çıkarılmasından o kadar korkuyorlardı ki adeta kur an ı kerim hiç okunmasın diye kampanyalar başlatıyorlardı. Böyle bir ortamda Cumhurbaşkanının sözleri mezheplerini din edinenlerden çok guruplarını ve tarikatlarını din edinenleri harekete geçiriyor ve cami kürsülerinden ağızlarından akıtmadıkları salyalar kalmıyordu. Üstü kapalı bir şekilde Cumhurbaşkanı topa tutuluyor ve Kur an ı kerimi hayat rehberi yapanlar şiddetle eleştiriliyorlardı.


Seçim süreci içerisinde başta samsun olmak üzere çok sayıda ile gezmiş ve cuma namazlarından önce vaazları dinlemiştim. Sanki tüm müftüler ortak bir yerden organize ediliyor gibi hepside Cumhurbaşkanını başka kişileri eleştirerek suçluyorlardı. Diyanet işleri başkanlığı adeta Ak-Parti düşmanlarının organize olduğu bir yer haline gelmişti. Hükumet bunları görmekten çok çok uzaklardaydı. Netice Ak-parti düşmanlarının kazandığı Ak-Partinin kaybettiği olarak sonuçlanıyordu.


Diyanet işlerinde olaylar bununla sınırlı değildi.

Her il ve ilçede cenazelerden beslenen bir çete kurulmuştu. Örneğin bir ilçemizde cenazelere kur an ı kerim okuma çetesi 3.500 TL para alıyor ve bu parayı vermeye yaklaşmayanları bir şekilde deşifre ederek toplumda rezil etme yöntemi uygulanıyordu. Geçen sene vefat eden bir arkadaşım vasiyetinde “kur an ı kerim ölüler için değil diriler için indirildi” Yasın 70 ayeti gereği “cenazemde kur an ı kerim okunmasın” diye yazmıştı. Gece saat 01 lerde 30 yaşlarında bir genç geldi ve bize dedi ki “cenazede eğer kur an ı kerim okunmazsa bizler bu cenazeyi bu mezarlığa koymayız” siz kimsiniz dediğimde  bir vatandaşım dedi. Peki ölen arkadaşı tanıyormusunuz dediğimde hayır dedi. Sabahleyin öğreniyoruz ki Müftülüğün organizesiyle gönderilmiş ve cenazede kur an okunmazsa bu Müslüman değildir şayiası yayılacak ve mezarlıkta sıkıntı çıkartılacaktı. Galip gelmişler ve sabahleyin parayı elde etmişlerdi. Mezarın başına getirmediğimiz halde okuyun veya okumayın demediğimiz halde parayı aldılar.


Türkiyenin çok yeri böyle

Trabzon yöresinde bir cenaze olduğunda cenaze sahipleri iki üç sene ÖLÜSEVİCİLERE çalışmak zorunda kalıyor. İnsanların ölülerini suistimal eden bir ekip Diyaneti kuşatmış durumda. Bir Müftü arkadaşımla bu konuyu konuşurken arkadaşım ben bile bu kadar küçük bir ilçede bu mafya ile savaşıyorum. Tamamen kesebilmiş değilim ama asgariye inmiş durumda diyerek cenaze soyucu imamların yaptıkları organizelerden bahsediyordu.


Diyanet işleri başkanlığı için kur an ı kerimin Allah cc tan indirilmiş olmasının hiç bir değeri yoktur. Diyanet işleri hikayelerle-menkıbelerle-uydurma hadislerle-Tevratta elde edilen bilgilerle bir din anlatmaktadır. Anlattıkları Dinin Kur an ı kerimle çelişmesi Diyanet işleri mensupları için önemli değil.


Örneğin İnsanın yaratılışı konusunu kur an ı kerim farklı işliyor ama Diyanetteki yaratılış teorisi Tevrattakinin tıpa tıp aynısı olabiliryor. Diyanet işleri başkanlığı mensupları ÜMMET kelimesi hakkında üç kelimeden oluşan bir cümle kurmaktan aciz şekilde her yıl devletin bütçesinden 6 milyar TL gibi bir rakamı alabiliyorlar. Bugün Diyanet işleri başkanlığı kaldırılsın mı diye bir kampanya açılsa “evet” % 80 lerden daha fazla olur. 2007 senesinde Başkan Mehmet Görmez e(o zaman ikinci başkandı) hitaben yazdığım e-mailde Diyanete Kur an ı kerim ne zaman girecek” demiştim. Bugün aynı yerdeyim ve yine soruyorum “diyanete kur an ı kerim ne zaman girecek”


Diyanet işleri yasası değiştirilerek Diyanet işleri mensuplarının tek sorumlu oldukları bilgi kaynağının KUR AN I KERİM yapılması gerekmektedir. Kur an ı kerimden kaynaklanmayan bilgileri vatandaşlara anlatmaya çalışan Diyanet mensupları derhal Diyanetten çıkartılmalı ve belediyelere  Bahçıvan olarak verilmeleri gerekmektedir. Bu uygulama Müslüman alemi için gereklidir.


Milyonlarca TL nin üzerinde oturanların hala daha kollektif bir tefsir hazırlatmamaları kendilerinin temsil ettikleri düşüncelerin esaretinden kurtulamadıklarını göstermektedir. Ali Bardakoğlunun hazırlattığı hadis kitabı Müftülüklerce sümen altına alınmış ve adeta yürürlükten kaldırılmıştır. Çünkü bu hadis çalışması kur an ı kerim dışı örgütlenmelerin tüm oyunlarını pazara çıkarmış ve hadis kitabına karşı el-birliği ile savaş ilan ettirmişti. “hadislerle islam” adlı eser nerelerde ve neden Müftülükler tarafından tüm camilerin ikinci kitabı olarak alınmamıştır.


Diyanet işleri başkanlığı enaz 100 tane bilim adamına “2” ciltten fazla olmayacak şekilde bir tefsir yaptırmaları gerekmektedir. Tüm bilim dallarından uzmanların ortaklaşa çalıştığı bir uzman ekip organize edilebilir ve Kur an ı kerim günümüze güncellenebilir. Diyanet işleri için bu zor bir iş değildir.

Camilerden hurafeler temizlenmeli camiler aslına yani Allah cc ait hale getirilmelidir. Bugün camilerimiz gizli şirkin temsil edildiği alanlar olmuştur. Allah cc isminin yanında Muhammed isminin asılması ve bunun yetersiz görülerek Ömer-Osman-Ebubekir ve Alinin isimlerinin yazılması tek Allah inancına ters Allah cc vahdaniyetine ortaklar koşmak demektir. Allah cc vahyinin yanında Resulüllahın da vahyi olduğu inancı başlıbaşına şirk kokan bir düşüncedir.


İşte 13 yıldır Ak-Partinin beslediği hıyanet şebekesinin adresi burasıdır. Müslüman Kürtlerin İslam dininin tamamen reddettiği Irkçılığa oy vermelerinin nedenleri Diyanet işleri başkanlığıdır.Vesselam..

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1371

YORUMLAR (1)

TEŞEKKÜRLER KARDEŞİM İNSAN NASIL İMAN ETTİM DEDİĞİ ZAMAN O İMANINI SALİH AMELE DÖNÜŞTÜRMEDEN HİÇ BİR ANLAM TAŞIMIYORSA İNANDIĞI DİNİN KURALLARINI GEREĞİ GİBİ YAŞAM HAYATINA KOYMADIKÇA BİR ANLAM TAŞIMAZ. DUA ;İSTEKLERİN VE ARZULARIN FİİLLE BUUŞMASSININ ADIDIR. FİİLE DÖNÜŞMEYEN BİR DUA İÇERİSİNDE SU BULUNMAYAN BOŞ BİR TESTİYE BENZER..29.07.2014 02:51

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.