Bugün: 22.07.2018

Uyuşturucu Dosyası

Milli Eğitim Müdürlüklerinin Dikkatine!...

UYUŞTURUCU NEDİR ? (Araştırma Makale)

Yunanca uyku anlamında ki "narke"den gelen ve İngilizce`ye "narkotik" olarak geçen uyuşturucu sözcüğü, uyuşturma özelliği olan, uyuşturan, duymaz hale getiren demektir. Kimyasal nitelikleriyle canlı organizmaların yapısını etkileyen, insan yapısında fiziki ve psikolojik bağımlılık meydana getiren, ruhsal durumu, bedeni ve zihni faaliyetleri menfi yönde etkileyerek değiştiren, kötüye kullanılması halinde toplum yapısını büyük ölçüde tahribe sebep olan tabii ve kimyasal maddelerdir. Uyuşturucu madde kavramı genellikle, uyuşturma özelliğine sahip maddeleri ifade eder. Ancak, keyif veren, kışkırtan, yatıştıran, uyanıklık sağlayan kimi maddeler içinde kullanılmaktadır. Uyuşturucu maddeler; merkezi sinir sistemini etkileyerek kullanan kişinin ruhsal ve fiziksel dengesini bozan; bu kişide fiziksel ve ruhsal bağımlılığa yol açan; kişisel ve toplumsal yönden ekonomik ve sosyal çöküntü oluşturan maddelerdir.

 

 

Uyuşturucu maddeler kavramı, geniş bir açıdan ele alındığı zaman, insanlık tarihi kadar eskiye dayanmaktadır.

 

Halusinojenik maddeler içeren mantarlar Aztek ve Maya uygarlıklarında, psiko-aktif bir madde olan Amanita Muscaria mantarları ise Asya kıtasındaki şaman törenlerinde kullanılmaktaydı. Kokain, Güney Amerika yerlileri tarafından dünyaya empoze edilerek rant sağlanmaya başlanmıştır.

 

3000 yıllık geçmişe sahip Hindu metinlerinde esrar kutsal bir yere oturtulmaktaydı. Afyon, Eski Roma ve Yunan uygarlıklarında görülmektedir.

 

 

Bu maddeler Mısır, pers ve Hint uygarlıklarında da görülmektedirler. Mezopotamya bölgesinde yaşamış olan Asur ve Sümerler ile ilgili kayıtlarda, Orta Asya`da bulunan Moğol, Türk ve Sibirya bölgesinde de bu maddelerin kullanıldığına ilişkin bilgiler bulunmaktadır.

 

Unutulmaması gereken şu ki: Uluslararası kapitalizmin dünyaya ne kadar kök saldığı uyuşturucu kullanımı ve ölümlerin gelmesiyle anlaşılacaktır. Birilerinin hırsızlık yapması, Yaralama eylemlerine katılması, Anne ve Babasına çevresine zarar vermesi ve netice olarak öldürmesi ve ölmesi birilerinin ceplerine para olarak girmektedir.

 

Uyuşturucunun Zararları!

Uyuşturucunun fiziksel, ruhsal, sosyal ve maddi yönden pek çok zararı vardır. Fiziksel olarak tüm organlara ayrı ayrı hasar vererek işlevlerini yitirmelerine neden olur.

 

Uyuşturucunun Beyin ve Merkezi Sinir sistemine zararları;

 

Aklı, mantığı ve iradeyi kullanmayı önler. Kişiyi normal yaşam ve davranışlardan uzaklaştırırlar. Beyin ve akıl sağlığını tehdit eden en büyük düşmandır.

 

Sindirim Sistemine zararları;

 

Uyuşturucu kullananlarda bulantı, kusma, karın ağrıları, kabızlık, ishal, mide ve bağırsak spazmları kanama ve yaraları, gastrit, ülser gibi hastalıklar görülür.

 

Karaciğer ve Böbreklere zararları;

 

Bu organlar zehirlerin organizmadan atılmasında en ağır görevi üstlenirler. Karaciğer ve böbreklerde sorunlara karaciğerde yetersizliği, yağlanma ve sertleşmeye neden olur.

 

Gözlere zararları;

 

Uyuşturucu kullananların çoğunda şaşılık, gece körlüğü, göz bebeği büyümesi-küçülmesi, göz adele felci görülür. Işık ve mesafede uyumsuzlu nedeniyle görme bozukluğu oluşur.

 

Solunum Sistemine zararları;

 

Nefes darlığı, öksürük, boğulma hissi,  kalp sıkışmaları, solunum felçleri ve ölümler #uyuşturucunun solunum sistemine verdiği zararlardır. Uyuşturucudan kan üretimi de büyük zararlar görür. Kansızlık, kan zehirlenmeleri, kan hücrelerinde şekil bozuklukları, kan pıhtılaşma sorunu ve kangrenler başlıca etkileridir.

 

Uyuşturucu kullanımının Sosyal ve Maddi zararları

 

Uyuşturucu kullananlarda bu mümkün değildir. Bağımlılar aileden, toplumdan ve çevresinden uzaklaşarak bunalıma ve ileri aşamalarda da sorumsuz hipisel (hayvani) bir hayata olurlar. Uyuşturucu kullananlar adeta yaşayan bir ölü haline gelir.

 

Tüm bu sebeplerden dolayı #uyuşturucun aile hayatına, doğacak çocuklara, iş hayatına ve ülke ekonomisine ferdi ve toplumsal ahlaka verdiği zararlar anlatmakla bitmez.

Uyuşturucunun insana verdiği zararlar

 

1.Fiziki Etkileri

 

Beyin ve Merkezi Sinir sisteminde :

Sigaradan itibaren bütün uyuşturucuların en büyük zararı ve tahribatı beyin ve merkezi sinir sistemi üzerindedir. Bu sebeple beynin mazrufu olan aklı ve iradeyi işlemez hale getirir. Kişiyi dengeden, normal yaşam ve davranışlardan uzaklaştırırlar. Beyin ve akıl sağlığının en büyük düşmanı uyuşturuculardır. Bağımlılarda beliren ilk olgu; akıl ve sinir hastalıkları ve arızalarıdır. Delilik, erken bunama, şuur kaybı, uykusuzluk, felçler hezeyan (sayıklama, saçmalama, akıl dışı davranışlar ) halüsinasyon (vehim, hayal görme, işitme vs. ) lar, zeka ve hafıza kayıpları.En kısa ifade ile: Akıl hastalıkları, zihni ve ruhi karmaşa ve kaoslar .

 

Sindirim Sisteminde:

Bulantı, kusma, karın ağrıları, kabızlık, ishal, mide ve bağırsak spazmları, kanama ve yaraları, gastrit, ülser vs.

 

Karaciğer ve Böbreklerde:

Bu zehirlerin organizmadan atılmasında en ağır görev bu organlara düşmekte olup, karaciğer ve böbreklerde büyük arıza ve tıkanmalara, karaciğerde yetersizlik, yağlanma ,sertleşme (siroz)...

Böbreklerde büyük tahribat, albümin, kan ve idrar çoğalması, tıkanmalar ,ağır böbrek hastalıkları

 

Gözlerde:

Işık ve mesafede uyumsuzluk, şaşılık gece körlüğü, göz bebeği büyümesi, küçülmesi, göz adele felci bilinen sonuçlar ve tezahürlerdir.

 

Solunum Sisteminde:

Nefes darlığı, öksürük, boğulma hissi, bu yolla kalp sıkışmaları, solunum felçleri ve ölümler bilinen olaylardır.

 

Kan organlarında:

Kan ,insan hayatının en önemli organı olup, uyuşturuculardan büyük zararlar görür. Kansızlık ,kan zehirlenmeleri, kan hücrelerinde şekil ve miktar değişiklikleri, kanın korkulu arızası olan pıhtılaşma ve kangrenler başlıca arızalardır.

Solunum Sisteminde:

Nefes darlığı, öksürük, boğulma hissi, bu yolla kalp sıkışmaları, solunum felçleri ve ölümler bilinen olaylardır.

 

Kan organlarında:

Kan ,insan hayatının en önemli organı olup, uyuşturuculardan büyük zararlar görür. Kansızlık ,kan zehirlenmeleri, kan hücrelerinde şekil ve miktar değişiklikleri, kanın korkulu arızası olan pıhtılaşma ve kangrenler başlıca arızalardır.

 

Zehirlenme:

Uyuşturucuların başta gelen olumsuzluğu zehirlenmeler ve bu yolla gelen ölümlerdir. İlk defa olursa HAD, tekerrür ederse "Müzmin Zehirlenme" adını alır.

 

2.Sosyal ve Maddi Etkileri

Sosyal bir varlık olan insanın çevresi ile uyum içinde olması, akıl ve zihin sağlığı ile mümkündür. Bu sebeple akli ve zihni hayatın en büyük düşmanı olan uyuşturucular, insanın uyum gücünü zaafa ve iflasa götürmekle onu aileden, toplumdan ve çevresinden kopararak, yalnızlığa, bunalıma ve hemen ardından da sorumsuz, hipisel (hayvani) bir hayata mahkum eder. Bağımlıyı yaşayan bir ölü haline getirir. (Hip Kültür) Bu sebeple, uyuşturucuların, bağımlıya, aile hayatına, doğacak çocuklara, iş hayatına, aile ve ülke ekonomisine, ferdi ne toplumsal ahlaka (namus ,iffet, şeref, haysiyet v.s.) verdiği zararlar ifadelere sığdırılamaz.

 

İntiharların, cinayetlerin, her türlü fuhşiyat, gasp ve anarşinin temelinde uyuşturucu vardır.

 

İç ve dış düşmanların en tahripkar silahı uyuşturucu ve uyuşturucu salgınlarının itici gücü olan uyuşturucu kültürü (hip kültür) dür. Cemiyetleri inkıraza götüren her türlü maddi ve manevi tahribatın temeldeki sebebidir. Bunlar.

 

Ayrıca AİDS, frengi, verem, kanser, kangren ve benzeri bir çok ölümcül hastalığın yayılmasında da en büyük fail uyuşturucular ve bağımlılarıdır.

 

Madde Bağımlısının Dilinden

 

Zamanında birçok madde kullanmış ve de zararını gördüğüm eğitim ile ve kendi araştırmalarım ile çok iyi anlamış biri olarak uzak durun arkadaşlar

Bali tiner vb. solvent içeren madelerle kafa bulduğunu in cin bilmem ne gördüğünü iddia edenler ve sırf meraktan deneyenler var okuyoruz forumda bile. Aslında nörotoksit olan bu madde yüzünden nöronlarınız(sinir hücreleriniz) ölüyor, sinirsel ileti tam manası ile sağlanamıyor ses görüntü ve algı mekanizması bozuluyor ve bunu kafa yapma olarak yorumluyorlar...

 

Morfin tipi bağımlılık vardır birde, en ağır fiziksel bağımlılık. Eroin ve türevi olan opiat türü madde bağımlılığı. Bu maddeye başlayanlar, istediği zaman bırakacaklarını zannederler. Ama bağımlı olduktan ve bağımlılık ilerledikten sonra isterse iradenin kitabını yazsınlar tıbbi destek almadan fiziksel bağımlılıktan kurtulamazlar!

 

Çünkü bu maddeler nörotransmitterleri (sinir hücleri arası bağlantı kuran maddeler)taklit ederler, bir süre sonra beyinde bu maddelere karşı reseptör duyarlılığı ve artışı gelişir, reseptör yapısı bozulur. Sonunda sinir sistemi uyuşturucu madde olmadan görevini yerine getiremez ve kişi yoksunluktan yani uyuşturucu maddeyi almadığı için komaya girip hayatını da kaybedebilir.

 

Hiçbir şey bulamayıp çakmaz gazı çekenlerin ve ölenlerin haberlerini duymuşsunuzdur. Çekilen o gaz, oksijen taşıyan hemoglobin hücrelerine yapışır, oksijen yerine bütan gazı taşınır. Oksijensiz kalan beyinde bilinç kaybı meydana gelir, buna da kafa yapma derler. Ve devam edildiği takdirde oksijensiz kalan beyin ve kaslar işlevini kaybeder, kalp yahut solunum sistemi durur ve ölüm gerçekleşir kafa yapma yönetiminden çok bir intihar yöntemi diyebiliriz...

 

Ve daha onlarca uyuşturucu madde var yazsak kitap olur...Yapmayın kendinize bunu..!

 

Dünyayı Uyuşturan Pazarın Arka Planı

Dünya ülkeleri uyuşturucu kullanımı ve satışının önüne geçmek için önlem üstüne önlem alsa da madde bağımlılığının önüne geçemiyor. BM`nin yaptığı bir araştırmaya göre uyuşturucu pazarı 400 milyar dolarlık devasa bir piyasaya dönüşmüş durumda.

 

Uyuşturucu ile mücadele dünyanın ortak sorunu. Milyarlarca dolarlık yasadışı sektörün aktörleriyle mücadelede büyük çabalar sarf ediliyor. Çalışmalardan elde edilen sonuçlar gelecek için umut verici değil.

 

“ Altın Hilal dünyanın en büyük üreticisi Afganistan ile komşuları Pakistan ve İran`ı simgeliyor”.

 

Afganistan`da üretilen uyuşturucunun büyük bir bölümü İran üzerinden, diğer kısmı ise Orta Asya ülkelerinden Tacikistan ve Kırgızistan üzerinden dünyaya yayılıyor. En büyük tüketici ise Avrupa. Avrupa`ya İran hattından giden uyuşturucu daha çok Türkiye ve Balkanlar üzerinden kıt`aya sokuluyor.

 

Kaçakçıların kullandığı bir diğer güzergahsa Pakistan. Pakistan`dan Doğu Akdeniz`e ulaştırılan uyuşturucu buradan Avrupa Kıt`asına. Tacikistan ve Kırgızistan üzerinden Orta Asya`ya sokulan uyuşturucunun öncelikli hedefi Rusya ve Avrupa.

 

Kırgız ve Tacik hükumetleri uzunca bir süredir sınırdaki denetimlerini arttırarak uyuşturucu kaçakçılarına engel olmaya çalışıyor. Rusya da bölge ülkelerinin bu çabasına destek vererek  yer yer sınır muhafızlarına asker ve teçhizat sağlıyor.

 

Uyuşturucuyla mücadele için ayrılan bütçeler, üretimi kısıtlamak veya kaçakçılığa karşı alınan önlemleri arttırmak sorunu çözmüyor. Öncelikle Avrupa`daki tüketimin /talebin düşürülmesi ve böylelikle afyon ekiminin değersizleştirmesi gerekiyor.


Bugün Avrupa`daki uyuşturucu piyasasının büyüklüğünün 40 milyar dolara ulaştığı tahmin ediliyor.

 

Avrupa`nın aksine Afganistan çıkışlı uyuşturucu Amerika Birleşik Devletleri açısından büyük bir risk oluşturmuyor. Çünkü Birleşik Devletler daha çok Kolombiya`da üretilen kokainin Meksika üzerinden ülkeye girişini engellemeye çalışıyor. Birleşik Devletler’de 37 milyar dolarlık bir pazarı olan uyuşturucuya talebin azaltılamaması için Emperyalist güçler büyük çaba sarf ediyorlar.

 

 

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 1987 yılında aldığı bir kararla, uyuşturucusuz temiz bir toplum hedefine ulaşma ve uluslararası alanda eylem ve işbirliğini güçlendirme konusundaki kararlığını vurgulamak amacıyla, 26 Haziran tarihini "Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü" olarak belirledi. BM nin böyle fasulyeden çok günleri mevcuttur. İnsan hayatına hiç bir faydası olmayan BM günleri ve kararlarını artık dünya umursamıyor. BM Uluslararası Emperyalizm/kapitalizm/Siyonizm gölgesinde Teşkilattır.

 

ABD Kıt`asında Uyuşturucu Pazarı

Amerika kıtasında uyuşturucu pazarının büyüklüğünün 100 milyar doların üzerinde. Bölge ülkeleri yasadışı ticareti engellemek için işbirliği içinde olsa da henüz kalıcı bir sonuç elde edilmiş değil. BM’nin yaptığı bir araştırmaya göre dünya uyuşturucu pazarının büyüklüğü 400 milyar dolar. Bu miktar, BM üyesi 193 devletin gayrı safi milli hasılasından fazla.

 

OECD verilerine göre ise ABD ve Avrupa’da bir yıl içinde dönen uyuşturucu parası 122 milyar dolar. Bu paranın 85 milyar dolarının dünyanın çeşitli yerlerinde terör örgütleri işveren uyuşturucu baronları tarafından aklandığı da  aynı raporlarda dile getiriliyor.


ABD, uyuşturucudan en fazla mağdur olan ülkelerden biri mi?

Genel olarak böyle ifade edilmektedir. Oysa uyuşturucu baronlarının beslendiği yer ABD dir. Uluslararası Emperyalizm/kapitalizmi elinde bulunduran Siyoniste güçler uyuşturucu ile hem gençleri zehirleyerek toplumu istedikleri istikamete sürükleyebiliyorlar hem de gelir kaynaklarının büyük bölümünü uyuşturucu oluşturuyor. Araştırmacılar uyuşturucu üreticilerinin zengin olmadığını görünce meseleyi daha iyi anlıyorlar. Kurgulanan sistem de zenginlik aracılarda kalacak şekilde kurgulanmıştır. Durum aynen böyle oluşmaktadır. ABD nin işin başında ve işi kontrol eden konumda olduğunu bilmeliyiz.

 

Amerika, “arka bahçem” dediği Orta Amerika’dan gelen uyuşturucuyla mücadele ettiği izlenimi vererek sadece dünyanın gözünü boyamaktan öteye bir iş yapmıyor. Bolivya, Venezuela, Kolombiya, Meksika ve Brezilya başta olmak üzere Latin coğrafyasının hemen hemen tamamının da başı uyuşturucuyla dertte.

 

Uyuşturucunun yetiştirildiği tüm ülkelerde ABD nin hazırladığı veya ABD konuşlanan uluslararası Emperyalist/Siyonistlerin bu ülkelere yönelik ahlaki çöküntü paketleriyle ahlak ve maneviyatlarını bitirdiğini görmekteyiz.  Bolivya, Venezuella, Kolombiya, Brezilya gibi ülkelerde kız ve erkeler ergenlik çağından sonra her yerde beraber olabilmektedirler.  Bugün Afganistan, Pakistan gibi ülkelere ve ABD nin işgalinden geçen diğer ülkelere baktığımızda Ahlaki çöküntünün buralara da sirayet ettirildiği gözlemlenecektir.

 

Pek çok konuda Latin ülkeleriyle uyuşturucuyla mücadele adı altında ABD nin yaptığı işbirliği çalışmaları aslında uyuşturucu kullanılarak bu ülkelerin dizayn edildiğini göstermektedir.


Kokain üretiminde birinci sırada olan Kolombiyanın ahlakı durumu ortada.

 

Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç ile Mücadele Bürosu raporuna göre kokainin yarısına yakını Kolombiya`da üretiliyor. Hükumet, 1983 yılında uyuşturucuya ve baronlarına karşı açtığı savaşta henüz tam anlamıyla bir başarı elde edebilmiş değil. 1990`lı yıllarda kokain ekim alanının 170 bin hektarla rekor seviyeye ulaştığı ülkedeki kontrgerilla faaliyetleri narkotik endüstrisinden besleniyor.

 

Ülkede faaliyet gösteren ve Venezuela, ABD gibi devletlerle Kolombiya arasında anlaşmazlıklar çıkmasına neden olan Kolombiya devrimci silahlı güçlerinin (FARC) kaynaklarının bir kısmının da uyuşturucudan geldiği biliniyor.

 

Kolombiya devleti ise FARC ile masaya oturarak son 50 yıldır ülkede devam eden uyuşturucu kaçakçılığı ve terörün önüne geçme yolunda önemli bir adım attı. Barışın tam anlamıyla sağlanması halinde ülkedeki uyuşturucu sorununun büyük ölçüde çözüme ulaşması bekleniyor. Bu durum gösteriyor ki uyuşturucunun temel hedefi yasal olmayan oluşumları ayakta tutabilmek için Emperyalist/Kapitalist/Siyonist güçlerin oyunudur.

 

Türkiye ile hak iddiasında bulundurulan PKK ve diğer terör örgütlerinin beslendikleri kaynakların aynı şekilde uyuşturucu olduğunu görmekteyiz. PKK sermayesi kullanan ve batıda İşadamlığı kisvesindeki çok sayıda kişinin aslında uyuşturucu pazarladıkları bilinmektedir. Sokaklarda kahrolsun PKK diye naralar atanların akşamları PKK dan uyuşturucu satın alarak dağıttıkları ve içtikleri istihbarat raporlarıyla tescillenmiştir. PKK nın varlık sebebi de NATO nun varlık sebebi gibidir. Uyuşturucu sevkıyatının rahatça yapılabilmesi için Türkiye de otoritenin zayıflatılması anlamına gelmektedir.

 

En Büyük Baronlar Meksika da

Amerika kıt`asında uyuşturucu kartellerinin en güçlü olduğu ülkelerin başında Meksika geliyor.

 

İlk Sırada AFGANİSTAN Geliyor

Dünyada üretilen uyuşturucunun önemli bir kısmı Afganistan`dan çıkıyor. Ülkedeki siyasi istikrarsızlık bunun en önemli nedeni. Araştırmalar son 10 yılda eroin üretiminin yüzde 40 oranında arttığını gösteriyor. Dünyada afyon üretiminin yüzde 90`ı bu Afganistan`da yapılıyor.  ABD nin Afganistanı neden işgal ettiğini daha iyi anlamalıyız. Uyuşturucu üretilen ülkelerde karışıklıklar çıkartılarak uyuşturucu üretiminin artırılması hedefleniyor. Bu plan sadece üretim alanlarında uygulanmıyor. Uyuşturucuyu dünya piyasasına sunmak için geçiş köprüsü konumundaki ülkelerde de uygulanmaktadır. İran devleti bu konuyu çok iyi bildiği içi,n İran da uyuşturucuya bulaşanlar tespit edildikten sonra İdam ediliyorlar. Türkiyenin uyuşturucu geçiş köprüsü olduğunu düşündüğümüz de Türkiye üzerinde oynanan oyunların nedenininde uyuşturucu pazarlamak için seyahat kolaylığıdır.

 

Rusya Federal Uyuşturucu Kontrol Servisi verilerine göre NATO’nun 2001’de “Terörizmle Savaş” adı altında Afganistan’ı işgal etmesinin ardından ülkedeki eroin üretimi 40 kat arttı. Bu tarihten itibaren dünya genelinde Afgan eroininden ölen insan sayısı ise bir milyonu aştı. İşgalin ardından afyon üretiminin ülke ekonomisinin en önemli parçası haline geldiği belirtiliyor.

 

İşgal öncesinde Taliban yönetimi, İslam’da haram olduğu gerekçesiyle afyon üretimini yasaklayan bir yasa yürürlüğe sokmuş, bu da üretimi azaltmıştı. Ancak işgal sonrasında afyon üretimi eski seviyesine geldi ve şu anda da dünyadaki toplam üretimin yüzde 90’ına denk geliyor.

 

Bu raporlar bize gösteriyor ki ABD ve beraberindeki uluslararası Emperyalist/Kapitalist/Siyonist kuruluşların (NATO) gibi hedefleri uyuşturucuyu dünya piyasasına daha rahat sunmak için direnen ülkeleri işgal etmek veya karıştırmaktır.


Afganistanın işgalinden sonra Pakistanda uyuşturucunun hızla yayıldığı güncel verilere göre 10 milyon dolayında insanın uyuşturucu kullandığı tahmin edilmektedir. Tüm bunlar gösteriyor ki Pakistan dünya Emperyalist/Kapitalist/Siyonistlerinin hedefindeki Afganistandan sonra Asyadaki ilk ülkedir.

 

Uyuşturucu Koridoru İran

İran, dünyanın en büyük uyuşturucu madde üreticisi Afganistan`ın komşusu. İran yönetimi, topraklarından geçen uyuşturucuya karşı büyük bir mücadele içinde. İran`da her gün ortalama 9 kişi sentetik uyuşturucu kullanımından hayatını kaybediyor. Resmi açıklamalar İran`da 1,5 milyon uyuşturucu bağımlısı olduğunu gösteriyor. Ancak bu rakamın 5 milyon dolayında olduğu tahmin ediliyor. İran devleti Uluslararası Emperyalist/Kapitalist/Siyonistlerin bu oyununu bildikleri için uyuşturucuya bulaşan ve taşıyıcılık yapanları İdam ediyor.

 

 

Fergana Vadisi Uyuşturucu Köprüsü

Fergana vadisi Kırgız-Özbek sınırındaki vadi uyuşturucu ticareti rotasında önemli pozisyonda. Kırgızistan Stratejik Araştırma Merkezi`nin 25 Aralık 2013’teki ‘Kırgızistan Üzerinden Afgan Afyon Trafiği’ adlı yuvarlak masa toplantısında, Kırgızistan’daki yasadışı uyuşturucu trafiğinde, Afganistan kökenli afyonun en önemli unsur olduğu belirtildi.

 

Araştırmalara göre, Afganistan kökenli uyuşturucunun yüzde 50,3’ü İran, yüzde 35,2’si Pakistan, binde 2’si Çin üzerinden kullanıma sokuluyor. Afganistan’da üretilen uyuşturucunun yaklaşık yüzde 30’u kuzey rotası olarak bilinen, Fergana Vadisi yoluyla Tacikistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Kazakistan üzerinden geçerek Rusya ve Avrupa ülkelerine dağılıyor.

 

Afgan kökenli uyuşturucunun Kırgızistan’dan geçen miktarının ise yüzde 14,3 olduğu belirtiliyor. Afganistan’dan çıkıp Fergana Vadisi üzerinden Kırgızistan’a gelen ve buradan kuzey yoluyla da Kazakistan ve Rusya`ya geçen uyuşturucu miktarının yılda yaklaşık 20 ton olduğu hesaplanıyor. Uzmanlar kuzey rotasının kullanılmasındaki en önemli etkenin Orta Asya ülkeleri arasındaki sınır belirsizlikleri olduğunu düşünüyor.

 

Bu çalışmamızda göstermeye çalıştığımız ilke, uyuşturucu i,le mücadele etmenin aslında Uluslararası Emperyalizmle/Kapitalizmle/Siyonizmle mücadele etmek olduğudur. Karıştırdıkları her yerde kendilerine bir yol bulmaya çalışıyorlar. Son yıllarda Türkiye uyuşturucu ile Mücadeleyi Uluslararsı Emperyalizmle/Kapitalizmle/Siyonizmle mücadele olarak görüp gereğini yapmaya çalışınca hem Türkiyyei karıştırmak istediler hemd ekomşularımızı karıştırarak komşularımız üzerinden dünya piyasasına ulaşmaktadırlar. Irak ve Suriye uyuşturucunun yol geçen hanına dönmüştür.

 

Araştırmacılar sınırların yeterince belirlenmemiş olması nedeniyle uyuşturucu kaçakçılarının yasadışı maddeleri rahatlıkla diğer ülkelere sızdırabildikleri belirtiliyorlar. Başta Kırgızistan olmak üzere, bölgede uyuşturucuyla mücadele çalışmaları, Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Komitesi, Ortak Savunma İşbirliği Örgütü ve Şanghay İşbirliği Örgütü gibi kurumlarla işbirliği içinde yürütülüyor. Ayrıca, Kazakistan, Rusya, ABD, Tacikistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Çin Halk Cumhuriyeti arasında da uyuşturucuyla mücadelede işbirliği bulunuyor. Dikkat edilirse Türkiye gibi bir köprü olan Ukrayna karıştırılmış ve otorite uyuşturucu geçişini engellemekten vazgeçirilmiş tir. Son yıllarda Rusya ile Ukrayna uyuşturucuya karşı mücadele de önemli yol katedmişlerken Ukraynayı karıştırarak bu durumu kendi lehlerine dönüştürdüler.

 

Uyuşturucu kullanımı Hepatit-A ve HİV virüsünün yayılmasını arttırdığı bilinmektedir. Kırgızıstanda kayıtlı 5 bin 272 AİDS hastasının çoğu uyuşturucu kullanıcısı. Ülkede son beş yıldır  Hepatit-A- ve HİV virüslü hastalara uyuşturucu bağımlılarına uygulanan metadon tedavisi uygulanıyor.

 

Ulusal Narkoloji Merkezi Baş Narkoloğu Şayloobek Omuraliyev açıklamasında şunları söyledi; "Kırgızistan’da son 5 yıldan beri uyuşturucu kullananların tedavisinde alternatif program olarak metadon terapisi var.

 

Rusya Kara Listede

Sovyetler`in çöküşüyle uyuşturucu sorununu derinden hissetmeye başlayan Ruslar, ABD`nin Afganistan işgalinden sonra bu konuyu bir ulusal güvenlik sorunu olarak değerlendirmek durumunda kaldı.

 

Avrupa`ya uyuşturucu geçişinde kritik bir konumda bulunan Rus coğrafyası transit ülke pozisyonundan tüketici ülke safhasına geçerken, yurtiçine dağılan eroin miktarının artmasıyla senelik sağlık raporlarında ciddi artışlar yaşandığını tespit etti.

 

Uyuşturucuyla mücadelede İrandan sonra en ağır cezaların Rusya tarafından konulması Uluslararası Emperyalist/Kapitalist/Siyonistleri harekete geçirdi.  Rusya Devlet Başkanı PUTİN İstenmeyen adam ilan edildi. Bilindiği gibi aynı çevreler Türkiye Devlet başkanı Recep Tayyip Erdoğanı da istenmeyen adam ilan etmişlerdi.

 

ABD nin işgal ettiği yerlerden çekildikten sonra da buralarda otorite boşluğu olması için içeride bıraktığı yandaşları vasitasıyla karışıklıklar çıkarttığı bilinmektedir. Rusya ve İran bu noktada kararlı olduklarını ve kesinlikle Uluslararası Emperyalis/Kapitalist/Siyonistlerin kullandığı ABD yönetimine inanmayacaklarını dile getirmektedirler.

 

Ve Türkiye!..

Son yapılan araştırmalar Türkiye`deki uyuşturucu madde kullanımıyla ilgili çarpıcı rakamları gözler önüne seriyor. 15-19 yaş aralığında tedavi olanların sayısı iki katına çıkarken, yüksek doz veya çoklu madde kullanımı nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı her geçen yıl artıyor.

 

Doğu ile Batı arasındaki uyuşturucu kaçakçılığında transit ülke olduğu belirtilen Türkiye`de yasadışı madde kullanma yaşı 13`e düştü. Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi`nin verilerine göre, her 10 bağımlıdan ikisi 15 yaşın altında. 15-19 yaş aralığında tedavi olanların sayısı iki kat artmış durumda.

 

Türkiye`de hayat boyu uyuşturucu madde kullanımı oranı erkeklerde yüzde 3,5, kadınlarda yüzde 2,6. Türkiye`de eğitim almayanların yüzde 2,6`sı, ilkokul mezunlarının yüzde 2,4`ü, ortaokul mezunlarının yüzde 3,2`si, lise mezunlarının yüzde 2,6`sı ve üniversite mezunlarının yüzde 3,1`i, hayatı boyunca uyuşturucu kullanıyor. Bu veriler, eğitim durumunun uyuşturucu bağımlılığıyla bir ilgisi olmadığının göstergesi.

 

Türkiye`de yüksek doz veya çoklu madde kullanımı nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı her geçen yıl artıyor. Araştırmalar, uyuşturucu nedeniyle hayatını kaybedenlerin çoğunun 25-29 yaş grubunda olduğunu ortaya koyuyor.

 

Araştırmalarımız neticesinde ilginç bir durumla karşılaştık. ABD den gelen uzmanlarla uyuşturucu konusunda mücadele etmeye çalışan Türkiye deki bazı kamu kurumlarının ortaya koydukları yazılımetinlerde adeta uyuşturucunun reklamının yapıldığı gözlemlendi. Bu kurumu ve çalışmaları yapan STK yı buradan açıklamayı uygun görmüyoruz. Ancak ABD li uzmanlarla yapılan çalışmanın ancak ve ancak uyuşturucunun tanıtımını yapacağı kestirilmeli veya anlaşılmalıydı diye düşünüyoruz.

 

Türkiye de hükumete karşı yürütülen operasyonların altından da uluslararası Emperyalist/Kapitalist/Siyonist uyuşturucu baronları çıkıyorlar. Türkiye çok önemli bir geçit. Türkiye uyuşturucuyu engellediğinde Uluslararası Emperyalist/Kapitalist/Siyonist baronların iflası demek olur. İşte bundan dolayıdır ki Türkiyede kaos çıkarmak ve uyuşturucu akışını rahatlatmak istemektedirler. Türkiyeye yaptıklarının aynını Ukraynanaya yaparak Ukraynayı istikrarsızlaştırdılar.

 

Her vatandaşın kesinlikle bilmesi gereken gerçek şu ki ülkeleri işgal ederek istikrarsızlaştıran ABD ve beraberindeki örgütler Uluslararası Emperyalist/Kapitalist/Siyonist baronların isteklerini gerçekleştirmektedirler. Bundan dolayı uyuşturucuyla yapılacak mücadele Uluslararası Emperyalist/Kapitalist/Siyonistlerle yapılacak mücadeledir. Uluslararası Emperyalist/Kapitalist/Siyonistlerin çıkarlarına su taşıyan her türlü işlerden uzak durmak bir yana mücadele etmek mecburiyeti vardır.

 

Dünyanın neresinde olursa olsun otoritelere yapılan saldırıların altında Ya uyuşturucu üretimi veya uyuşturucunun dünya pazarına ulaşması için sevkıyat yolları olduğunu görmekteyiz. Bolivya, Peru ve Kolombiya üretim ve pazarlama yapılan Güney Amerika ülkeleridir. Güney Amerikada Uyuşturucu ile Mücadele eden Ülkeler Brezilya ve Venezuelladır. Bu iki ülkeninde otoritesine saldırılar devam etmektedir. Güney Kuzey geçiş köprüsü olan Kolombiyada devleti çeteler yönetirler. Kuzeyde ise Meksika var.. Meksikayı ise uyuşturucu baronları yönetir. Asyada üretim yeri Afganistandır. Afganistandanın NATO Tarafından işgali de uyuşturucu ile bağlantılı bir işgaldir. Afganistanda üretilen uyuşturucu İran Türkiye Irak ve Suriye üzerinden dünya piyasasına sunulmaktadır. Türkiyenin otoritesine saldırı bu yüzdendir. Filistin ve Mısır Afrika geçiş güzergahı olduğu için sürekli olarak otorite boşluğu olmalıdır. Mısırda bir yıla yakın bir süre Mursi engellemeye çalıştıysa da darbe ile Mursi engelini aşmış oldular. Fergana vadisi üzerinden Rusyaya oradan da Ukrayna üzerinden Avrupaya sevkıyat yapılmaktadır. Ukraynanın otoritesine saldırı bu yüzdendir. Uzakdoğu da köprü Doğu Türkistandır. Doğu Türkistandaki otorite boşluğu buradan Çin piyasasına girebilmek içindir.


NOT: Bu çalışmalardaki veriler BM nin Uyuşturucuyla mücadeledeki raporlarından alınmıştır.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 4725

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.