Bugün: 17.01.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Tüm İnsanlar İslam Dinindendir

Tüm İnsanlar İslam Dinindendir

Tüm Canlıların Hayatlarına Egemen Olan Evrensel Sisteme İslam Dini Denir.

İSLAMDAN BAŞKA DİN YOKTUR
-Ed-Din Hayatın Tümünü Kuşatır
"Din" kavramı; "d-y-n" kökünden türeyen bir isimdir. Arap dilinde çok geniş bir anlamı vardır. Aynı zamanda bu kelime zıt anlamlı kelimelerdendir. Sözlükte "cezâ/mükafat, âdet/durum, itaat/isyân, hesap, zül, inkıyad, hüküm/kaza, galebe, kahr, isti`lâ, mülk, ferman, tevhît, ibâdet, millet, şeriat, vera`, takva, hizmet, ihsan, ikrah" gibi anlamlara gelir.

Hamdi Yazır, "din" kelimesini tanımlarken "siyâset" anlamını da zikretmiştir.

Terim olarak "din"; akıl sahiplerini kendi arzuları ile bizzat hayırlara sevk eden ilâhî bir nizam, Allah tarafından konulmuş ve insanların yaratıldığı nizam ve sistemdir. Bu hayat ve sistem insanları netice olarak yaratana ulaştırır. Îmân ve amel konusu olarak akıl ve ihtiyara (iradeye), teklif olunacak hak ve hayır kanunlarının bütününe denir. Yani hayatın sahibine iman edenler hayatın sahibinin göndermiş olduğu rehberdeki imtihan kurallarına uyarlar.

Din dendiğinde yukarıdaki tarifler akla gelmelidir. Zaten Araplar din denildiğinde yukarıdaki tarifleri algılıyor ve ona göre inanıyorlardı. Bir insanın hayatında olan tüm bölümler din kapsamındadır. Elmalılı Hamdi Yazır din kelimesini tefsir ederken SİYASET demiştir. Aslında yukarıdaki tarifte bu var. Siyaset kelimesi ile Hizmet kelimesi aynı anlama gelmektedir. Din, hayatın sahibine kulluk etmek için hayatın her evresinde yaratılan tüm varlıklara hizmet etmektir.

"Din, İnsanların ve toplumların hayatlarına egemen olan kuralların tümüdür"

Yeryüzü İnsanoğlunun hayat sürmesi için düzenlenmiş ve şartların insanın yaşamasına elverişli olmasıyla da insan yaratılmıştır. Yeryüzünde insanın gözlem alanındaki her şey insanla birlikte hayata başlamış ve bir şekilde insanın hayatına veya yeryüzündeki hayata katkı sağlanmaktadır.

Yaratıcı aşağıdaki ayette Allah katında tek din tek hayat islamdır diyerek kendilerine kitabı bilgi gelip bunu defalarca tekrarlandığı halde akletmeyenler ayrılığa düşerek bölünme ihtiyacı hissettiler.
“Allâh katında din, İslâmdır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf aralarındaki aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allâh`ın âyetlerini inkâr ederse, bilsin ki Allâh, hesabı çabuk görendir.”Ali imran 19

Yaratıcı sürekli olarak bu hayatı bu fıtratı hatırlatıp durur ve başka bir hayat başka bir yaşamın olamayacağını belirtir. Başka bir hayat başka bir yaşam sistemi arayanların boş işlerle uğraştıklarını doğal olarak onların hayat kurgulama gibi güçleri olmadığını uyarmaktadır.

“O halde sen yüzünü, bir hanîf olarak dine, Allah`ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata çevir. Allah`ın yaratışında değiştirme olamaz. Doğru ve eskimez din işte budur. Fakat insanların çokları bilmiyorlar.” Rum 30

Senin yaşadığın hayat dindir. Yemek yemen su içmen yatman uyuman kalkman konuşman istek ve arzuların dindir. Yaratıcı insanoğlunu bu sistem üzere yaratmıştır. Hava almadan su içmeden yaşamamız mümkün değildir. Yeryüzünde ne kadar insan varsa hepsi bu dine tabidir. Bu dinin adı İSLAM dır. Tek doğru demektir. Tek hayat demektir.

“Kim İslâm’dan başka bir din ararsa, Bilsin ki bu din asla ondan kabul edilmeyecek Ve o âhirette ziyan edenlerden olacaktır.”Ali imran 85

Başka hayat arayışları başka hayat kurgulamaları asla ve asla başaracakları bir şey değildir. Başka bir hayat ancak ve ancak Allah cc tarafından getirilebilir. Başka hayat başka sistem arayanlar bilmeliler ki yaratıcının getirdiği hayatı beğenmemek ve ona karşı itaatsızlık etmek manasına gelecektir. Bu asla ve asla olmayacak şeydir. Hiç bir kimse ister uzayda olsun ister yeryüzünün bir bölümünde olsun bugünkü hayatın dışında bir hayat kurgulayamayacaktır.

Hava teneffüs etmeden su içmeden istek ve arzu olmadan veya daha farklılıkların olabileceği bir hayat asla ve asla mümkün olmayacaktır. İşte dosdoğru din budur. Yaşadığımız hayat dosdoğru hayattır.

“İşlerini aralarında bölük bölük ayırdılar. Her grup kendi yanında olanla ferahlıyor. (Müminun: 53)

“Dinlerini parça parça edip fırka fırka olanlar yok mu, senin onlarla hiç bir alakan yoktur. Onların işi Allah’a kalmıştır. Allah, onların yaptıklarını ileride bir bir onlara bildirip cezalarını verecektir”.Enam 159

Coğrafi sınırlamalarla hayatlarını sınırlandıranlarla senin bir ilişkin olamaz demektedir. Bugün hayat o kadar bölünmüş ki coğrafi sınırlar konarak bir telle örülü sınırın bir tarafı huzur ve mutlu iken diğer taraf kan gözyaşı ve kaoslarla dinlerini hayatlarını yaşamaktadır.

“Onlardan ki, dinlerini parçalayıp hizipler/fırkalar haline geldiler. Her hizip kendi elindekiyle sevinip övünür”.Rum 32

Kur an ı kerimde bu figürlerle gelen tüm ayetlerde hitap insanların genelinedir. Sosyolojik bir dil kullanılarak insanlara vahiyle bu hayat anlatılmış iken yine de ihtiraslara kapılarak hayatlarını daralttılar. Coğrafyalar belirlediler. Sınırlar koydular. Sınıflar oluşturdular. Tüm insanlar bu hayatı yaşamak zorunda oldukları halde bunu yaptılar. Allah cc böyle bir hayat böyle bir sınırlama istememektedir. Çünkü yeryüzünün hepsi Allah cc ın insanlar için yarattığı alandır. İnsanoğlu istediği zaman yeryüzünün diğer alanlarına gidecek yerleşecek ve dünya genelinde genlerin huzur ve sağlıklı olabilmeleri için genetik eklemleme gerçekleşmesi sağlanacak bunun yanında kültürel birliktelikte oluşacaktır.

Coğrafi sınırlamalar beraberinde alt kültürleri olan sınıfları doğuracaktır. Bu parçalanma daha da aşağılara doğru inecektir.
“Aralarındaki işlerini paramparça ettiler. Hepsi bize dönecektir.”Enbiya 93

Görüşmeleri, diyalogları sınırlanacak bununla beraber hayatları veya hayat şartları zorlaşacaktır. Yeryüzünün bir bölgesindeki nimetleri diğer bölgelere ulaştırma yolları tıkanacak ve yeryüzünde yaz kış her zaman devam eden insanların beslenmelerine katkı sağlayan gıdalar gezdirilemeyerek veya ulaştırılamayarak yeryüzünün bir bölümü açlıkla karşı karşıya kalacaktır.

“İşte sizin ümmetiniz bir tek olan ümmettir ve ben de sizin Rabbinizim: öyleyse benden korkup sakının.” Müminun 52
Hayatın bölünmesiyle başlayacak olan parçalanma sosyal bölünmelerle devam edecektir. Öyleki tek millet olan tek ümmet olan insanlar ırkçılık gibi ulusalcılık gibi, yörecilik gibi, sülalecilik gibi yukarıdan aşağıya doğru bölünmüşlüklere sahne olacaklardır. Bu bölünmenin en aşağıda olan aynı anne ve aynı babadan olan çocukların esmerleri ile beyazları birbirlerini ötekileştirmeye çalışacaktır.

“Bu benim dosdoğru yolumdur, onu izleyin, başka yolları izlemeyin! Yoksa bu hal sizi O`nun yolundan uzaklaştırıp parçalara böler. Sakınıp korunasınız diye O bunu önermiştir size” Enam 153.

“Onlar, Allah`ın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki göklerde ve yerde ne varsa hepsi, ister istemez O`na boyun eğmiştir ve O`na döndürülüp götürüleceklerdir”.Ali imran 83

Yaratıcı yarattığı hayatta sebat edilmesini ve ötekileştirmeden insanları bölmeden parçalamadan ayrılıkçılık yapmadan bu hayata bağlanmalarını istemektedir. Başka hayat yok. Tek doğru tek hayat bu. Eğer coğrafi sınırlarla insanları bölerseniz sonrasında ırkçılık melanetine daha sonra ulusalcılık melanetine daha sonra bölgecilik melanetine uğrar ve tamamen parçalara ayrılırsınız da tüm güçleriniz kaybolur gider. Oysa hayatın zorluklarına karşı güç birliği yaparak elde ettiklerinizi en uzaktaki ihtiyaç sahiplerine ulaştırmanız gerekmektedir. Hayatınızı (dininizi) bu şekilde parçalara ayırırsanız parça sahipleri kendi parçasıyla övünürse yeryüzündeki genetik yapı dahil tüm insani faktörlere zarar vermiş olursunuz. Ben sizi tek millet tek ümmet tek din olarak yeryüzüne gönderdim. Bu yaptığınız ayrımcılık sizlerden asla ve asla kabul edilmeyecektir.

Göklerde ve yerde herşey sistematik olarak Allah cc ın dır ve onun kurduğu düzenlerdir. Göklerdeki hayatları da yerlerdeki hayatları da var eden Allah cc dır.

“Hep birlikte Allah`ın ipine yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın” Ali İmran 103

“Kendilerine açık-seçik kanıtlar geldikten sonra, çekişmeye girip fırkalar halinde parçalananlar gibi olmayın. Böyle olanlar için çok büyük bir azap vardır” Aliİmran 105

Ey insanlar dikkat ediniz dinlerini (hayatlarını) bölük bölük yaparak sınırlar koyanlar gibi olmayın. Dünyanın neresinde kim hangi düşüncede olursa olsun o sizin kardeşinizdir. Sizler onlarla diyaloglarınız arasına sınırlamalar koymayın. Coğrafi sınırları kaldırın, kültürel sınırları kaldırın, genetik sınırları kaldırın, Sosyolojik sınırları kaldırın, talimatlarımıza kulak verin.

Uyarılarımızı kaale alın. Böyle olanlara dünyada ve ahirette büyük azap vardır.

“Dinlerini oyun ve eğlence haline getirmiş, dünya hayatı kendilerini aldatmış olanları bırak da o Kur`an ile şunu hatırlat: Bir kişi, kendi elinin üretip kazandığına teslim edilirse onun, Allah dışında ne bir dostu kalır ne de şefaatçısı” Enam 70

Öyle şiddetli uyarılar ki kendi ürettiklerini din/hayat zannedip Allah cc hayatını/dinini kaale almayanların hiç bir yardımcıları hiç bir torpilleri ve torpilcileri olmayacaktır. İnsanlığın huzur ve mutluluğu için hayatın tüm yönleriyle tüm insanlara eşit olması gerekmektedir. Yaratıcı ötekileştirmeyi yasaklamıştır.

Ötekileştirme ilk olarak coğrafi sınırlarla çizilmekte sonra da sosyal sınıflara ayrılarak insanlar birbirlerinden ötekileştirilmektedir. Bu yapılan iş tamamen yanlıştır. Ne coğrafi sınırlama ve nede sosyal ve düşünsel sınırlama hakkı insanların elinde yoktur. Bu tür işlere girişenleri ihtiraslarına yenik düşenler olarak isimlendiren yaratıcı tüm insanların eşit olduklarını Allah indinde doğrularla ve doğruluklarla beraber olanların (takva) üstün olduklarını beyan etmektedir.

“ Kitap verilmiş olanlar, kendilerine beyyine/açık delil geldikten sonradır ki parçalanıp bölündüler.” Beyyine 4

Kitap verilmiş olanlar zümresine maalesef bugün Müslümanlarda dahildir. Müslümanlar hem aralarına coğrafi sınırlar ördüler veya örülmesine ses çıkarmadılar sonrada fikirsel sınırlarla birbirleri arasına mesafeler koyarak dinlerini/ hayatlarını böldüler.

“Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk, sapıklıktan ayırd edilmiştir. Artık her kim tâğutu inkar edip, Allah`a inanırsa, sağlam bir kulpa yapışmıştır ki, o hiçbir zaman kopmaz. Allah, her şeyi işitir ve bilir.” Bakara 256

Ayette geçen tağut kelimesi insanlar arasına sınırlar koyan otoriteler anlamındadır. Allah yarattığı insanlardan ilk yaratılışta söz aldığı için (Araf 172) dünya hayatında özgür bırakarak tercihlerini kullanmalarını istiyor. Vicdan ve zeka donatısı ile yeryüzüne gönderilen insanoğlunun imtihan edilmesi için iyi ve kötü tanımlamaları ayırt etmesi için kendisine iki adet dosya yüklenerek yaratılmıştır. Takva ve Fücur dosyaları (şems 8) bu dosyaları kullanarak imtihan edileceği bilinciyle hareket etmelidir. (Dehr 2,3)

Bu açıklamalardan sonra insanlar arasında bugün “ateist” tanımlaması yapılan kitle söz konusu değildir. Ateist olduğunu iddia edenlerin hepsi de İslam dinindendir. Tüm insanlar ve hatta tüm canlılar İslam dinindendirler. Tarih içerisinde Dehrunlar yani insanın ilk yaratılışı ile dünyaya gelişi ve ölümü arasında düşünen bir akım yaratıcıya değilde zaman tapmayı tercih etmişlerdir. Bu akımında Allah cc varlığına inanmakla beraber zamanın hayatı düzenlediğine inanmaktaydılar. Bu konuda araştırma çalışmaları var okumak tavsiyemizdir”.

Genel olarak insanlar Allah cc ile birlikte başka varlıklara kendilerine yardımcı olmak için inanmışlardır. Dehruniyelerde de buna benzer bir durum var.

“Onların ekserisi, şirk koşmaksızın Allah’a iman etmezler.”Yusuf 106

Bu psikoloji maalesef her dönemde olmuştur. Bugün oldukça yüksek oranda seyretmektedir. Allah ile birlikte başkalarını araya koyma hastalığı yukarıdaki ayette belirtildiği gibi maalesef insanlar arasında her dönem olmuştur.

“O yürütüyor sizi karada ve denizde. Diyelim, gemidesiniz: Gemiler, içindekileri latîf bir rüzgârla götürüyorlar. İçerdekiler ferah ve sevinç duymaktalar. Birden korkunç bir kasırga geliverdi. Her taraftan dalgalar üzerlerine çullandı. Çepeçevre kuşatıldıklarını düşünüp dini yalnız Allah`a özgüleyerek duaya koyuldular: "Eğer bizi şu durumdan kurtarırsan, yemin olsun, sana şükredenlerden olacağız."Yunus 22

Bu bir psikolojidir. Hani din Allah cc değildi. Hani sizler sistemler oluşturmuştunuz. Hani süper gemiler “TİTANİK” leriniz vardı. Ne oldu şimdi başladınız yalvarmaya. İşte hayatın sahibine hayatı teslim etmek buna denmektedir. Sistemlerinin bir işe yaramadığını gördüklerinde sistemin sahibine hayatın sahibine dinin sahibine teslim olmaktadırlar.

İşte Din Budur. 
Herkes bu dini yaşar ve herkes bu dini yaşama noktasında eşittir. Bu dinin/ hayatın bu sistemin sahibine inananlar, onun gönderdiği teknik uyarıcılar olan (Elçi ve Vahiy) Rehberlerine uyarak imtihan kurallarını yerine getirdikleri için bunlara Müslüman denir.

İslam dini tüm insanların dinidir. Allah indinde başka din yoktur.
Müslümanlar bu dinin sosyal özneleridir. Müslümanlar bu dinin asilleridirler. Diğerleri asil değil sınıflardır.

Bu dinin sınıfları ise vahyi öngörüde şöyle sıralanmıştır.
Hayatı/dini yaşarken hayatın/ dinin sahibini bildiği halde gerçekleri gizleyerek inkar edenleri “kafir” sınıfı ile
Hayatı/ dini yaşarken hayatın/dinin sahibine eşler koşanları “ Müşrik” sınıfı ile
Hayatı/ dini yaşarken hayatın/dinin sahibine samimiyetsiz kalanları “Münafık” sınıfı ile sınıflandırmaktadır.

Mesele inanmak ve inanmamaktır. Hayat/ din değişmemektedir. İnananlar inanmalarının gereği olan Rehberdeki kuralları yerine getirirler. İnanmayanlar da kuralsız bir hayat/din yaşarlar.

Tüm bu tanımlamalarda Ateist tanımlama yoktur. Bu da gösteriyor ki ateist tanımlama bilimsel değildir. Hayatın içlerinde Ateistlik yoktur.

Bir Ateistin dediğine bakınız; Ateist olduğum için mi dualarım kabul edilmiyor anlamıyorum.......

“Baksana, gemiye bindikleri zaman, dini yalnız O`na has kılarak (ihlasla) Allah`a yalvarırlar. Fakat onları salimen karaya çıkarınca, bir bakarsın ki, (Allah`a) ortak koşmaktadırlar.”Ankebut 65

Tekrar etmek gerekirse Ateist diye bir sosyal veya inaç sınıfı yoktur. Olmayacaktır da eğer olabilecek olsaydı bu hayatın sahibinin insanoğluna gönderdiği Rehberi olan Kura nı kerimde işaretlenmeliydi. Dehrunniye Allah cc inanmakta ancak zamanı öncellemekteydiler.

“Daimî bir hayat sahibi ancak O`dur. O`ndan başka ilâh yoktur. Onun için dini halis kılarak O`na, hep O`na yalvarın. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah`a mahsustur.”Mümin 65

İşte din budur. Bu dinin sahibi hayr dır. Sürekli hayatlıdır. Ölümsüzdür. Bu dinin bu hayatın bu sistemin sahibinden isteyin. O alemleri yarattı sistemlerle terbiye etti..Ancak ondan isteyin ve ona hamd edin.

“Ortalıkta fitne kalmayıp, din tamamıyla Allah`ın dini oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse muhakkak ki, Allah yaptıklarını görür”.Enfal 39

İnsanlar hayatın sahibine uyarak hayatın sahibine kulak vererek hayatı/dini sahibine arz ederek sürekli teyakkuz halinde, sürekli mücadele içerisinde olmak zorundadırlar. Aksi halde hayatı/dini coğrafi sınırlamalarla, sosyal sınırlamalarla, siyasi sınırlamalarla, ictimai sınırlamalarla, maddi sınırlamalarla manevi sınırlamalarla bölük bölük parça parça ederlerde hayat yaşanmaz hale gelir. Dünyamızda bugün tam olarak bu durumdayız.

Bu çalışmamız ezberlerimiz bozacak nitelikte daha geniş çalışmaların önünü açacak fikir üretimi yaptırabilecek özelliğe sahiptir. Dünya da insanlığın geldiği noktayı hayatın sahibinin hayata dair Rehberini baz alarak incelediğimiz için Hayatı terbiye eden Rabbimize hamd ediyoruz.


Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 7863

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.