Bugün: 18.10.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Toplum Kendi Helakını Nasıl hazırlar

Toplum Kendi Helakını Nasıl hazırlar

“De ki: Allah ’ın size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeye ya da birbirinize düşürüp kiminize kiminizin hıncını tattırmaya gücü yeter. “(Enâm 65)

“Öyle bir fitneden sakının ki, aranızdan sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz (Hepinize sirayet eder). Biliniz ki Allah’ın azabı şiddetlidir.” (Enfâl 25)

Bir Toplumun Helakı Nasıl Gerçekleşir


İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa eren onlardır. Ali İmran 104


Bir toplumun içerisinde hayra çağıran ve bu uğurda direnen bir topluluk olmazsa o toplumun helakı gerçekleşir. Helak edilen topluluklara baktığımız zaman bugün tüm helak sebepleri mevcuttur. Eskiden bir toplum kendilerine gelen peygamberleri yalanladıkların da helak edilirlerdi. Peygamber zinciri son bulunca bu helak edilme işi toplumların içerisinde karışıklıklar çıkartılarak çökertilmeleri ve o toplumun içerisindekilerin çoğunun ölerek yok olmalarıyla olmaktadır.


Toplum içerisindeki uyarıcılar yöneten erklere teslim olur ve "emrinize amadeyiz" derlerse o toplumun çöküşü yakın olacak demektir. Salih amelin ana çatısını direnme kültürü ve ameliyesi oluşturmaktadır. Tevasef kelimesine baktığımız zaman direnen ve direnenlere her türlü/ çok boyutlu destek veren anlamında kullanılan Hakkı ve Sabr-ı tevasef (tavsiye) edenler müstesna olmaktadır. Toplum içerisindeki uyarıcılar cephelerini terk ettiklerinde o toplum çökecek bir toplum haline gelecektir. Bir toplumda uyarıcılar varsa o toplum şehidler verse de mutlaka ayağa kalkacak olan toplumdur.


“Öyle bir fitneden sakının ki, aranızdan sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz (Hepinize sirayet eder). Biliniz ki Allah’ın azabı şiddetlidir.” (Enfâl 25)


Herkes yaşadığı toplumun kötülüklerinden sorumludur. Zira o topluma bir kötülük sirayet edeceği zaman o toplumun iyilerini veya kötülerini ayırt etmeyecektir. Kötülükleri yok etmek için sadece otorite yeterli değildir. Otorite kötülüklerin alt yapısını yok eder ve neticelere bakar.


“Sizden önceki nesillerden akıllı kimselerin, yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan men`etmeleri gerekmez miydi? Fakat onlar arasından, ancak kendilerini kurtardığımız pek az kişi böyle yaptı. Zulmedenler ise kendilerine verilen refahın peşine düşüp şımardılar ve suç işleyenler olup çıktılar” .Hud 116


Bu ayette zenginlerin otoritenin zenginleştirdiği kimselerin toplumsal kötülükleri yok etmek gibi bir sorunlulukları olduğu halde bunun yerine kendileri şimararak daha çok zengin olabilmek için kötülükleri yayanlar haline geldiler. Bu zenginler toplumsal faaliyetleri arasında gelir dağılımını eşitleme gibi bir sorumlulukları olmasına rağmen bunu yapmayarak daha çok zengin olmak ve karşı tarafı daha çok sömürmek ve fakir bırakmaya çalışmaları neticesinde o toplumların helakını hazırladılar.


“Halkı ıslah olmuş (sâlih ve ıslahtan yana) kimseler olsaydı, Rabb’in o memleketleri haksız yere helâk edecek değildir.” (Hûd 117)


Toplum içerisindeki bu çevreler kötülüklere karşı mücadele etmek zorundadırlar. Zira çöken toplumlarda en büyük kayıpları zenginler ve elitler vermektedirler. Islah ediciler olması lazımken ifsad ediciler olmalarından dolayı bulundukları toplumların helakını hazırlamış olmaktadırlar.


“De ki: Allah ’ın size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeye ya da birbirinize düşürüp kiminize kiminizin hıncını tattırmaya gücü yeter. “(Enâm 65)


İşte bu ayet bugün toplumların nasıl helak edildiğini anlatan ayettir. İçimizdeki uyarıcılara dikkat edelim..İçimizdeki uyarıcıları kaybettiğimizde toplumun helakını hazırlamış oluruz.


Hakka çağıran iyiliği emreden ve kötülüklerden vazgeçirmeye çalışan bir ekibin varlığı o toplumun yıkılmasının önünde engeldir.


Toplumların helak edilmelerinde o toplumun önderlerinin büyük payı vardır. Manevî önderlerde aynı şekilde sorumludurlar. Manevî yöne hiç önem vermeyip, maddî yönü ön plana alan toplumlar ise ALLAH`ın yasası gereği çözülme, dağılma ve yıkılmaya maruz kalacaklardır.


Toplum içerisindeki uyarıcılar veya eleştirmenler o toplumun huzur ve refahı için çalışanlardır. Bu görevlerini bıraktıklarında o toplum çöküşe hazır hale geleceklerdir. Dünyayı sömüren kapitalizme karşı tüm fertleri harekete geçirme görevi uyarıcıların ve eleştirmenlerin görevleri arasındadır. Entelektüel kişiliklerin o toplum üzerindeki etkilerinden en başta olanı o toplumun çöküşüne tampon oluşturacak fikirler ortaya sunmalarıdır. Toplumsal yönetmenler veya toplumları yönetenler bu duruma oldukça fazla önem vermeliler. Politik çıkarları engelleniyor diye entelektüel düşüncenin karşısında olmamalıdırlar.


Entelektüel düşünme yeteneği olan toplumlarda emrinize amadeyiz sözleri eleştirilen sözlerdir. İnsanın elde ettiği bilgiler  vahyi göstergelerle örtüştüğünde ilim olabilmektedir.


Toplumu uyaranlar siyasi erklere "emrinize amadeyiz" dediklerinde o toplum bir şekilde çöküşe hazır hale gelmiş toplum demektir. Türkiye olarak Ahlaki tüm çizgilerin yok edildiği siyasi ve Politik çıkarların en büyük değer kabul edildiği bir ortamdayız.  Diyanet işleri başkanlığı adındaki kuruluş toplumu ifsad etmeye yeter de artar denebilecek bir kültürel yapıya sahiptir. İmam hatip veya müezzin veya vaiz veya müftüler adeta camilerin işgalcileri konumuna gelmişlerdir. Böyle bir toplumda az sayıda uyaran ve eleştiren kişilerin olacağı bilinmelidir. Bu az sayıdaki uyarıcılar bir şekilde mevzilerini kaybettiklerinde o toplum çevremizdeki toplumlar gibi çökmeye mahkum hale gelecektir. Bu Allah cc sünneti Sünnetullahtır.


"Bir toplum kendinde olanı değiştirmedikçe Allah o toplumu değiştirmez". Rad 11..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 2711

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.