Bugün: 18.10.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Tek Köşeli Bilginler! (ULEMA)

Tek Köşeli Bilginler! (ULEMA)

İlahiyat Fakültelerimiz Tek Köşelidir

Tek Köşeli Bilginler
Bir piramit düşün, piramidin dört köşesi olsun. Her bir köşesine bilginin bileşenlerini yerleştirelim.

Bir köşesinde Fizik olsun
Bir köşesinde kimya olsun
Bir köşesinde biyoloji olsun
Bir köşesinde sosyoloji olsun
Ülkemizde mürekkep yalayanların genel ekseriyeti tek köşelidir.
Örneğin biyoloji köşesinde oturan bir bilgin eğer diğer köşelerindeki kainatın ve hayatın bileşenleriyle kendisinin bilgilerini entegrasyon yapamıyorsa o zaman o kişi de ör yargı oluşur. Ön yargı savunma refleksini geliştirir. Savunma Refleksi bilgi edinmeyi engeller. Bilgi edinemeyen birey ve toplumlar gelişemezler.

Bilgin piramidin tek köşesinde değil piramidin üzerinde oturarak dört köşesini de muhatap alması gerekendir. Aksi halde hem kendi hayatına hem de toplumdaki muhataplarının hayatına olumlu katkısı olamayacaktır. Kısır döngüde kendisine önceden verilen yemek tariflerini başkalarına iletmeyi bilgi zannedecek ve bir ömür böyle geçip gidecektir. Tek köşeli bilgin olmaz. Üretemeyen insandan bilgin olmaz. Eskiden üretilenleri tekrarlayanlardan bilgin olmaz. Bu tip kişiliklerin toplumsal değerleri işgal ettikleri yer kadardır.

Ülkemizde kurgulanan eğitim sistemi tek köşeli bireyler yetiştirmekten öteye gidememiştir. Kendi gayretleri ile dört köşeli olanlar zaten toplumsal kalitelerine ulaşmış bir değer olarak yerleri almışlardır.

Türkiye ölçeğinde İlahiyat Fakültelerimiz tek köşelidir. Dolayısıyla Diyanet işleri teşkilatı da tek köşelidir. Bulundukları köşe sosyoloji köşesidir. Sosyoloji köşesi tek başına bir şey ifade etmez. Çünkü fizik, kimya ve biyoloji yoksa matematikte yoktur. Matematiği olmayanın hesabı/muhasebesi de olmaz. Yani sosyolojinin anlama ve algıla potansiyeli oldukça düşüktür.

Allah cc Hz. Muhammedi görevlendirirken ona verdiği ilk talimata baktığımızda Ayetleri okumasını istemiştir. Alak suresi ilke beş ayettte oku emriyle okuyacağını ayetlerin kainat ayetleri olduğunu ve kainattaki ayetlerin okunması/kavranması/incelenmesinin istendiğini, ikinci istekte İnsan Ayetininde incelenmesi gerektiğini belirtilirken bu incelemelerden elde edileceklere ikram denilmektedir. Bu ikramların not edilerek kitlelere ulaştırılması ve kitlelerin farkındalığının sağlanması istenmiştir. Bunlar yapıldıktan sonra bilmediği noktada cebrail ile getirilen kur an vahyi ile de destekleneceği bildirilmiştir. Kainat vahyini insan vahyini incelemek için fizik kimya biyoloji ve sosyolojiye ihtiyaç vardır. Tek köşelilerin vahiyle ilşki kurabilmesi mümkün değildir. Kendi gayretleriyle köşelerine köşe ilave edenlerin toplumsal farkındalık yapabildiklerini görmekteyiz. Piramidin üstünde oturanlar dört köşeli olanların toplumsal farkındalığı artırmada tek köşelilerin üstünde olduğu sosyolojik bir gerçekliktir.

Resullerin/Elçilerin görevi toplumsal farkındalığı artırmak için mücadele etmektir. Hidayet Kainatın sahibine aittir. Teknik terminoloji de buna "tebliğ" denilmektedir.

Televizyonlara baktığımda Diyanet işleri başkanı ne demiş veya hangi ilahiyat fakültesi hocası ne demişi araştırmak yerine Caner Taslaman ne demiştir bakmak zorunda kalmamız Caner beyin tek köşeli bilginlerden ziyade çok köşeli olmasındandır. Caner Taslaman ve aynı ölçekli kişilerin toplumsal farkındalığı artırmada dikkat çekmeleri tek köşeli bilgin olmadıklarındandır.

Hz. Muhammedi İlah Edinenlerin ilahlarını överek yüceltecekleri bir hafta yaşayacağız. Belli ki Cumhurbaşkanı Prof. Dr. Mehmet Görmezden Hz. Muhammed ve Birlikte Yaşama başlıklı seminerler istemiştir. İlahlarını yüceltirken birlikte yaşam konusunu nasıl işleyeceklerini doğrusu merak etmemek elde değil.

Prof. Dr. Mehmet Görmez söze şöyle başlıyor sevgililerin sevgilisi/en sevgili..Bu söz Vahyi kur an ın kuralına göre şirk ifade eden bir sözdür. Zira vahyi kur an a göre en sevgili Allah cc dır. (Tevbe 24) Tek köşeli bilginlerden dört köşeli sözler beklemek akmayan pınardan su beklemeye benzer.

Bugünden itibaren Türkiye genelinde hatta Avrupa da bile İlahlarını överek yüceltme çalışmalarında birlikte yaşamayı da anlatmak zorunda kalacaklardır. Bunu nasıl becerebileceklerdirki..Haneficilik kültürüne mensup olan kişilerin insanların tümüyle birlikte yaşamayı anlatmaları imkansızı başarmak olacaktır. Eğer böyle çalışma içerisine gireceklerse ya Hanefi kültürünü yok sayarak kendileri yalancı konuma düşeceklerdir veya absürt cümlelerle birşeyler söylemeye çalışacaklardır.

Tek köşeli islam bilginleri anlama ve algılama durumunda oldukları bilgilerin rivayet bilgileri olduğunu bilmeliyiz. Kendilerinin birşey üretme durumları yoktur. 1300 yıl önceki yemek tariflerini yenilemekten öteye gidemezler. Bunları verirken de önyargılarıyla hareket ederler. Bugün Türkiye Diyanetinin içerisinde olduğu tek köşe kültürünün dünyadaki tezahürünü Suriye de, Irak ta, Yemen de, Somali de, Nijerya da, Afganistan, da Libya da ve Türkiye de görmekteyiz. Aynı kültürün mensuplarının bugün uluslararası sömürü odakları olan Emperyalizme/Kapitalizme/Siyonizme hizmet ettiklerini görüyor ve lanetliyoruz. Paralel diye adlandırılan kültür akımı ile Diyanet işlerinin veya İlahiyat fakültelerindeki kültür akımlarının aynılığını kavrayamayanların şaşkın ördekler gibi olduklarını görmekteyiz.

Türkiye Diyanetinin başındaki şahsın kendi taşıdığı kültüre “menfi” veya “negatif” yakıştırmasında bulunması şaşkınlıklarının açığa çıkmasıdır. Menfi ilimler veya negatif ilimler derken kafasındaki tek köşeli bilgileri ifade etmektedirler. Böyle bilginlerden o topluma hiç bir fayda gelmeyecektir zaten gelmemektedir.

Birlikte yaşamak için ilk olarak piramidin üstünde oturmak gerektiğini bilen bilginler lazım. Diyanet işleri başkanlığı gibi İlahiyat fakülteleri dekanları da piramidin üstündeki dört köşeli bilginlerden olmalıdır. İşte o zaman birlikte yaşamanın nasıl olacağı ortaya çıkar ve kendiliğinden toplum değişir.

Ümmet kelimesinin ne anlama geldiğini bilmeyenlerin birlikte yaşamayı önermeleri abesle iştigal olacaktır. Bu hafta boyunca böyle seminerleri çokça göreceğiz.
Nasıl bir Allah cc inanması gerektiğini bilmeyen tek köşeliler
Nasıl bir Din e inanması gerektiğini bilmeyen tek köşeliler
Nasıl bir yaratılıştan geçtiklerini bilmeyen tek köşelilerden Hayatın Organize Edilmesi İstenmemelidir. Birlikte Yaşama Kültürü Tek Köşeli Kültürden Olmaz.. 
Cuma günü Cuma namazında hatip efendi hutbede aşağıdaki ayeti okudu..

“Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. Sizi tanışasınız diye kollara ve kabilelere ayırdık. Allah, katında en şerefliniz, ondan en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah, alimdir, haberdardır”. (Hucurat 13)

Araştırınız bakınız genel olarak hemen hemen tüm meallerde aynı anlam verilmiştir. Oysa “Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık” ifadesi ilk yaratılışla ilgili hiç bir ayette yoktur. Bu anlam Tahrif edilen Tevratta ki Adem kıssasından alınandır. Ayetin birinci bölümündeki erkek ve dişiden değil erkil-dişil özellikli bir benlik’ten/nefs`ten/öz’den/çekirdek’ten anlamındadır. Erkil dişil özellikli bir nefs`ten ete kemiğe büründürülmüş erkekler ve kadınlardır doğrusu. Ayetin ikinci bölümündeki vurgu kelimesi “tanışasınız” değildir. Genetik hayatınız eksiksiz olsun ve sağlıklı bir nesil olmanız için olmalıdır. 

Nasıl bir yaratılıştan geçtiğimizi bilmeyenlerin birlikte yaşamamızı nasıl anlatabilecekleri noktasında endişeleriniz yok mu? Tek köşeli bilgin olursanız fizik, kimya ve biyoloji köşelerindekilerden haberiniz olmaz. O zaman bu köşedekilerle bir arada yaşamayı izah edemezsiniz. İlahınızı öveceğiniz bir yerde birlikte yaşama biçimi de geliştiremezsiniz. Çünkü en sevgili Allah cc dır. Hayatı hayatın sabine arz etmediğiniz müddetçe hayattan kesitler sunamazsınız.

İstanbuldan ABD ye giderek farkındalığı artırmak için vereceği seminerinde kuracağı şu cümle ile “ABD deki güneş Anadoludaki güneş gibi tüm canlılara merhametiyle hizmet etmektedir” ifadesi bendeki farkındalığı artırmaya yönelik bir ifade olur. Demek ki hatip güneş sisteminden haberdardır derim ama ne demektir ki tüm canlılara aynı merhametle hizmet ediyor cümlesine hayretler içerisinde kalırım. Aynı hatibin ikinci cümlesi şöyle “Ne yazık ki insanoğlu yeryüzünde güneşin yaptığını yapacak bir sistem kurgulayamadı” geldiğinde yahu bu adam ne diyor derim ve bendeki bilgi edinme melikeleri harekete geçerek araştırmaya koyulurum. Demek ki insanoğlu tüm kesimlere ve tüm kesimlerle birlikte tüm canlılara eşit aralıkta merhametiyle hizmet edecek bir sistem oluşturabilirmiş diye düşünmekten kendimi alamam. 

Bu hatip son cümlesini şu şekilde tamamladığında “Allah indinde Tek DİN İslamdır” bu hatibin dinleyicileri arasındakilerin beyninde kıvılcımların başladığını ve farkında olabilmek için araştırmalar/çalışmalar yapmak gerektiğini herkes algılamış olur.

Evet tüm insanlar mecburen İslam dininden. Çünkü başka din/hayat yoktur. Ancak tüm insanların Müslüman olmak mecburiyeti yoktur. Müslüman olmak, Müşrik olmak, Münafık olmak, Kafir olmak tercihtir ancak İslam dininden olmak mecburidir.

Sözü çok fazla uzatmak istemiyorum. Arzu edenler makalelerimiz arasında
Tüm insanlar İslam Dinindendir
Ötekileştirmeyen tek düşünce Ümmet düşüncesi
Görünmeyen Nesften Görünen insana yaratılış
Ümmetten sınıfa
Hz. Muhammedin Medine Yönetimi ve Medine bileşenleri

Adlı Makalelerimize bakarak birlikte yaşamanın nasıl olabileceğini asgari ölçütlerde görebilirler.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 3458

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.