Bugün: 23.07.2018

TBBM nin Feshine Doğru!..

Türkiyenin kaderini CHP ve Amerika beraber çizmiştir

CHP ve Amerikan Sömürgeciliği

Türkiye kuruluş tarihinden beri vatandaşları sınıf savaşı versinler diye tez-enformasyonla kandırılarak yönlendirilmişlerdir. Bir zamanlar Amerikan düşmanlığı felsefe haline getirilerek Anadolu topraklarında karşıt kültür oluşturulmuştu. Amerikancı isen sağcısın ve dolayısıyla dindarsın, Amerikan karşıtı isen solcu ve dolayısıyla dine karşısın. Bu enformasyonlar Anadolu topraklarındaki insanları ikiye böldüler ve aralarından inanmayan bir sınıf çıkarttılar. Amerikan emperyalizminin her ülkede uyguladığı sistemdir bu.


Afganistan, Pakistan, Irak ve Kuzey Afrika ülkelerinde bu çalışmalar devam etmektedir. Bu ülkelerde dine karşı veya dindarlara karşı bir sınıf oluşturmak için EL-KAİDE adında bir terör örgütü kurarak ve bu örgüte yaptırılan eylemler neticesinde vatandaşlara İslam bu ise ben bu İslama karşıyım dedirtilerek sınıfsal ayrılık düşüncesi aşılanmaktadır. Irak ev Suriye de İŞİD ve EL-NUSRA EL-KAİDE den koparılarak yerlileştirilen örgütlerdir. Bu örgütlere yaptırılan katliamlarla hedefledikleri, bu bölgelerde kendilerinin kullanabileceği İslam karşıtı sınıf oluşturmaktır. Müslümanların Rehberi olan Kitabın Raflarda olması Amerikan emperyalizminin en büyük imkanıdır. Kur an ı kerim halkın arasında düşünceleri belirleyen konuma gelirse emperyalizm istediği sömürüyü gerçekleştiremeyecektir. Bundan dolayıdır ki kültür emperyalizmine de önem vermektedirler.


Cumhuriyet Türkiyesinde bunu fevkalade başarıyla götürmüşlerdi
Herkes İsmet İnönüyü SSCB Rusya yanlısı birisi olarak görürdü. Tüm gayretler bu çizgide idi. Solcu tiplemesiyle fakir fukaralığı kullanacak ve Anadolu halkından İslam dinine karşı kullanılabilmeye müsaid sınıflar oluşturulacaktı. Bunu mükemmel bir şekilde başardılar. Batılılaşma çalışmalarına baktığımızda Türkiyeden Fransaya götürülerek Domuz etli yemekler yedirilen insanların kendi kalemlerinden kendi ağızlarından bu çalışmaları okuduk ve izledik. CHP İngiliz ve Amerikan ajanlarının gayri meşru ilişkisi sonucu doğan bir çocuktur.

 

İsmet İnönünün dilinden Amerikan sömürgesi ve Türkiye..

İsmet İnönü, Amerikan Yarı-Sömürgesi Olduğunu Açıklıyor: Yalnızca Milli Eğitim’in değil, diğer pek çok bakanlıkların 1949`dan başlayarak Amerikalı uzmanlar güdümlendiğine ilişkin acı gerçek, Türkiye’yi Amerikan yarı- sömürgesi durumuna düşürerek Türk ulusunun anlına bu lekeyi süren İsmet İnönü tarafından, yıllar sonra,1963`de şöyle itiraf etmişti.

 

“Daha bağımsız ve kişilik sahibi dış politika izlemesini istiyoruz. Herkes aynı şeyden söz ediyor. Nasıl yapacağım ben bunu? Karar vereceğim ve işi teknisyenlere havale edeceğim. Onlar ayrıntılı çalışmalar yapacaklar ve öneriler hazırlayacaklar. Yapabilirler mi bunu?

 

Hepsinin çevresinde uzman denen yabancılar dolu. İğfal etmeye çalışıyorlar. Başaramazlarsa işi sürüncemede bırakmaya çalışıyorlar. O da olmazsa karşı tedbir alıyorlar. Bir görev veriyorum sonucu bana gelmeden, Washington’un haberi oluyor. Sonucu memurlardan önce sefirden öğreniyorum.”

 

Bağımsızlık savaşından sonra Lozan’da asıl mücadele de bu uzmanlar konusunda oldu. Yoksa sınırlar zaten fiili durum idi.Tazminat işini iki devlet aramızda çözerdik. Bütün mücadele idaremize yapılmak istenen müdahale yüzünden çıktı. Bir tek uzman vermek için büyük ödünlerde bulunmaya hazırdılar. Dayattık, biz onların neden ısrar ettiklerini biliyorduk. Onlar bizim neden inatla ret ettiğimizi biliyorlardı.

 

Böyledir bu işler, peygamber edasıyla size dünyaları vaat ederler. İmzayı attınız mı ertesi günü gelmişlerdir. Personeli gelmiştir, teçhizatı gelmiştir, üsleri gelmiştir. Ondan sonra sökebilirsen sök. Gitmezler. Ancak bu sorunun üzerine vakit geçirmeden gitmek gerek. Yoksa ne bağımsız dış politika ne bağımsız iç politika güdemezsiniz. Havanda su döversiniz. Fakat sanmayın ki bu kolay bir iştir. Denediğinizde başınıza neler geleceği bilinmez…”

 

Türkiye’nin Şubat 1948`de 705 bin dolar olan döviz varlığını, Mayıs 1950`de eksi 12 milyon dolara; 1946`da 214 ton olan altın varlığını 1949 sonunda 123 tona indiren, ülkenin dağarcığında yeterince altın ve döviz bulunmasına karşın Amerika’dan borç alarak ülkeyi Amerikan güdümüne sokan İsmet İnönü’nün bu yüz kızartıcı açıklamaları karşısında (1) bugün CHP Genel başkanının PYD ve PYG yi Amerikan ağzıyla savunmasında fark olmazsa gerek. CHP genel başkanı öyle yardımcısı da halkın sokaklara dökülmesini istemedi mi...Paralel HDP ve CHP nin Kobani kaosu birlikteliği yeni değil ki..Türkiye Cumhuriyetinin temel varlığını hedef alan ve kamu araçlarını yakan yıkan gezicileri alnından öpen Kılıçdaroğlu değil miydi.. Sahi bu ülke de kaç tane "solcu" var ki? bana göre solcu değil tamamı Amerikan emperyalizminin emrinde Amerikaya ateş püskürterek yaşamaya çalışan Amerikan uşaklarıdır.


MHP Genel başkanı Devlet bahçeli Kemal Kılıçdaroğlunu Dışgüçlerin “dalkavukluğu” ile suçlamış. Ey Bahçeli daha dün çatı adayınızı meydanlarda savunmuştunuz. Çatı adayı diye sizlerin meydanlarda savunarak kazanmasına çalıştığınız kişi o dış güçlerin  emrettiği kişi değil miydi?


Dün 1947 de FULBRİGHT COMMİSSİON ile Türk milli eğitimini Amerikanın emrine amade hale getiren İsmet İnönü ile Kılıçdaroğlunun PYD ile PYG yi terör örgütü görmemesi arasında CHP zihniyeti için bir fark yoktur.

 

 

“Milli Eğitimimiz 27 Aralık 1947`de imzalanan ve “Fulbright Antlaşması”olarak anılan Türkiye ve ABD Hükumetleri Arasında Eğitim Komisyonu Kurulması Hakkındaki Anlaşma’nın sonucu olarak, bütünüyle Amerikalı uzmanlar ve CIA tarafından, Amerikan çıkarları doğrultusunda biçimlendiriyordu.

 

Senatör Haydar Tunç Kanat’ın “İkili Antlaşmaların İç Yüzü” ve “Amerikan Emperyalizmi ve CIA”adlı kitabında açıkladığı üzere, 27 Aralık 1947`de imzalanan Eğitim Komisyonu’yla ilgili anlaşmanın 5. maddesi şöyleydi: "Komisyon, dördü TC vatandaşı ve dördü ABD vatandaşı olmak üzere sekiz üyeden kurulu olacaktır. Bunlara ek olarak Türkiye’deki ABD diplomatik heyetin başı, (Amerikan Büyükelçisi) komisyonun fahri başkanı olacaktır.Komisyonda oyların eşit oluşması durumunda kesin oyu misyon şefi (Amerikan büyük elçisi verecektir.”


Bakınız milli eğitim servis edildikten sonra ekonomi de servis edilmiş ve bağımsızlığımız Amerikaya hibe edilmiştir. 1947 ve 1948 den beri vatan evlatları Amerikancı ve Rus yanlısı diye birbirlerini katlederlerken arkalarında ABD ye peşkeş çekildiklerini bile bilmiyorlardı. Tıpkı bugün Türkler Kürtler arasındaki kavga gibi. 


Emniyette üst düzey görevi olan bir dostum geçenlerde beni arayarak şöyle dedi; Abi ben sizi takip ediyorum. Bir kaç yıl önce sizi oldukça paranoyak ve düzmece yazılar yazan ve hatta komplocu yazılar yazan birisi olarak görüyordum, Arkadaşlarımızla yazılarınızı okurken bazı arkadaşlarımız abi adam doğru yazıyor derken ben, Ahmet abiyi iyi tanırım biraz komplocudur diye söyleyerek tepki veriyordum. Ancak taksim gezi olaylarından sonra size komplocu dediğim için özür diliyorum diyerek yazılarımızda değindiğimiz konuların ve olayların aynen uygulama sahasına koyulduğunu belirtti.

 

Türkiye olarak Ak-Parti nin 12 yıldır uygulamalarına çözüm odaklı eleştiri getiren kişilerdenim. 

Reformlara devam edilmesini öneren kişilerdenim. Bugün Türkiyenin içeride oldukça fazla sorunu var. AKP bu sorunları çözmede başarılı değil. AKP yi çözüm odaklı eleştiriye tabi tutmamız gerekirken bu ülkede yaşayan herkesin sağcısı solcusu değil tüm vatandaşların AKP yi Türkiyenin sigortası olarak görmek ve kabullenmek zorunda olduğumuzla karşılaşıyoruz. Bunun sebebi TBMM deki Dalkavukculuk yapan siyasetçilerdir. Dün beraber dış güçlerin dalkavukluğunu yapan Bahçeli ve Kılıçdaroğlu bugün bakıyorsunuz birbirlerini dalkavuklukla suçlamaktadırlar. Ülke kaotik ortama çekilerek yok edilmek istenirken dış güçlerin emrettiği çatı adaya evet diyenler bugün dış güçlerin emrettiği PYD ve PYG yi terör örgütü görmeyeceksin emrine neden karşı çıkıyorlar ki?.

 
Ey bahçeli Türkiyenin bu badireleri atlatmasının tek adımı kaldığını bilmelisiniz. Eğer azıcık vatan ve millet sevdanız varsa; bugünden geçi yoktur hemen Sayın Cumhurbaşkanıyla veya Başbakanla görüşerek Türkiyeyi dünyanın en güçlü devleti haline getirecek ANAYASA değişikliğini yapınız. Vakit henüz geçmemişken vakit bitmemişken bunu başarabilme imkanınız varken bunu yapınız. 

 

Aksi halde tek yol kalacaktır.

“””Cumhurbaşkanı Parlamentoyu fesh edip ANAYASA yı askıya alarak yeni anayasa hazırlanması sürecini başlatmasıdır.””


Bu kolay olmayacak ancak Türkiye cumhuriyeti devletini dünya sahnesinde devlet olarak görmenin başka yolu başka seçeneği kalmayacaktır. TSK nın desteği ile Türkiye Cumhuriyeti kendisini savunma hakkını Anayasayı ve TBMM yi fesh ederek kullanacaktır.


Unutmayınız ki her ülke kendisini savunma hakkına sahiptir.

 

Bundan haberimiz yoktu demeyesiniz diye buradan açıklıyorum......Vesselam..

 

(1) NOT: Bu bölüm Sn. Cengiz ÖNAKINCI’nın “Türkiye’nin Siyasi İntiharı Yeni- Osmanlı Tuzağı ”adlı kitabından alıntı yapılmıştır.

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 2718

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.