Bugün: 23.07.2018

Tarih Tekerrür Ettiriliyor

Kamuyu çalıştıramayan AKP anlaşılan 29 Ekim 2013 den sonra kamuya atadığı üst yöneticilerin muhalefeti ile karşılaşacak ve ulusalcı cephenin eylemleri peş peşe gelecektir.



1980 öncesi oyunların yeni versiyonu “ulusalcılık” olarak ortaya çıkmaktadır.

1980 den önce Türkiye sağ-sol prangasına vurulmuş ve netice itibariyle 12 Eylül 1980 İhtihali gerçekleştirilmişti. Bugün aynı senaryonun yeni versiyonu sadece adı değiştirilerek tekrar yürürlüğü konmuştur. Ogün dev-sol ve devrimci gençlik ile ülkü ocaklarının aktörlüğünde yürütülen oyun, bugün aktörlerin aynı rollerin aynı figürlerinde küçük değişiklik yapılarak sahnelenen oyun eski oyunun tıpatıp aynısı gibi.

 

1980 öncesi sahnelenen oyunda reyhanlı sahnelerine benzeyen bir sürü sahne vardı. Bugün reyhanlı ile başlangıç yapılan oyunun gelecek sahneleri daha etkili olacağa benzemektedir.

Ulusalcılık adını birleştirici bir hamur olarak kullanan senaryonistler  değişmeyen aktörlerin yetiştiği ülkü ocakları ile Sol aktörlerin yetiştirildiği (TGB) Türkiye Gençlik Birliğinden aktörlerin organizede rol paylaşımı yaptıklarını görmekteyiz. Umuyoruz ki Ülkü Ocakları bu oyundan çekilsin veya meselenin farkına varsın. Anadolu gençliğini sekülerleştirenlerin insanlığa huzur ve saadet getirecekleri düşünülemez. Anadolu gençliğinin bu oyunun aktörleri olarak kullanılması üzücü olduğu kadar da düşündürücüdür.

 

Eskiden düşman olarak gösterilip birbirlerine saldırtılanların bugün düşman olarak vatandaşları seçmeleri birlikte hareket etmeleri ilginç değildir. Ulusalcılık adı ile Türk ulusalcıları ile Kürt ulusalcılarının kavga etmesi planlanmış iken PKK nın son nokta koyarak oyundan çekilme kararı alması senayonistleri paniğe sürüklemiş ve peşinden Reyhanlı olayı patlatılmıştır.

 

Reyhanlı olayının geleceğinin haber verildiği Ergenekon ve balyoz davalarında sanıkların ifadelerinden anlaşılmaktadır. Kudretli paşaların içeride olması önemli değildir. Çünkü 1967 de kurulan neidüğü belirli-belirsiz “Encüman-ı-Danış” komitesi görev başındadır.

 

Reyhanlı hazırlık dönemidir

Asıl eylemleri 29 Ekim Cumhuriyet bayramından sonra gelecektir. 29 Ekim 2013 start verecekleri tarih olacaktır. Reyhanlı denemesi yapılan ve başarılı olan bir uygulama olarak görülmektedir.

 

Kamu kurumlarında kullanabilecekleri en iyi kurum emniyet olarak gözükmektedir. Çünkü emniyet teşkilatı hala daha ulusalcıların deposu olarak bilinmektedir. Emniyetin haberi olmadan bu tür büyük eylemlerin gerçekleştirilmesi mümkün değildir. Kim ne derse desin bu sosyal bir kuraldır. Bir toplumda yasadışı olaylar çoğalmış ise o toplumda emniyet yasadışı oluşumlara imkan veriyor demektir. Tarih boyu hep böyle olmuştur.

 

Star gazetesi yazarı Hakan Albayrak ın yorumlarına baktığımızda düşündüklerimizde yanılmadığımızı rahatlıkla söyleyebiliriz. İki yıldır Hatay da bir oyun sergileneceği biliniyordu. Bunu Hatay emniyetinin bilmemesi ihtimaller dahilinde değildir. AKP birçok yerde ahbap çavuş ilişkisi ile üst atamalar yapmaktadır. Bu atamaların faturaları ağır olmaktadır daha da ağır olacaktır. Bildiğim kadarıyla birçok emniyet müdürünün Ak-parti hükümetinin aleyhinde çalışmalar yaptığı yolunda şikayetler mevcuttur. Bir ilçenin emniyeti Suriye ye yardım toplayan sivil toplum kuruluşunu fişlercesine takibe aldığını haber bile yaptım.

 

Kamuyu çalıştıramayan AKP anlaşılan 29 Ekim 2013 den sonra kamuya atadığı üst yöneticilerin muhalefeti ile karşılaşacak ve ulusalcı cephenin eylemleri peş peşe gelecektir.


Bugün Türkiye önemli bir süreçten geçiyor

Bu dönemde Vali, Kaymakam, İl ve İlçe emniyet müdürleri özellikle seçilmelidir. Türkyenin birçok yerinde Vali Kaymakam  ve emniyet müdürleri AKP ye ve Sayın başbakana muhalefet yarışı içerisindedir. Hükümetin 29 Ekim Cumhuriyet bayramına kadar bu durumu yeniden gözden geçirmek zorunluluğu vardır. Aksi halde spekülasyon veya provokasyon olduktan sonra görevden almak bir işe yaramayacaktır.

 

Hükümet “Encüman-ı-Danış” dosyasını açmadığı müddetçe bu çeteden kurtulma şansıda yoktur. Devlet içerisinde devletin yönetim yeri (adresi) bellidir. Bu basit ve 1980 öncesi izlediğimiz senaryolara fırsat verilecekse faturasının hükümete ait olacağı bilinmelidir.

 

Siyonist Yahudilerin desteklediği ve dünya genelinde seküler bir çalışma içerisinde olanların ülkemizde ulusalcılık adı altında faaliyet gösterdikleri bilinmelidir. Bugün liselerin birçoğu ellerine geçmiştir. Milli eğitim de değişim ve dönüşüm sağlayamayan hükümetin “muhalif hareket” adındaki bu oluşumlara seyirci kalmaktan başka çare bulamadığı bilinmektedir.

 

Milli eğitim, insanın yaradılışı başta olmak üzere kainatın yaradılış teorisini vahyi düzlemde eğitim kurumlarına getirememiştir. Kainatın nasıl bir yaradılışla yaratıldığını bilmeyen, kendisinin nasıl bir yaradılıştan geçtiğinden haberi olmayan gençlerin “ulusalcılık” ağına düşmemesi düşünülemez. Okullara Hz. Muhammedi anlatan derslerin konulması işi tamamlama olarak biliniyorsa bunda nasıl yanılmanın olduğunu ileride göreceklerdir.

 

Yüz bin den fazla kadrosu olan Diyanet teşkilatı ise toplum katmanlarına vahiy duygusu vermekten aciz ve hurafeleri din olarak sunmanın gayretleri içerisindedir. Unutulmaması gereken ise yapılması gerekenlerin yapılmaması neticesine katlanacak olan yapmayan merci ki o da hükumettir.

 

İslam dünyasının kurtuluşuna vesile olabilecek hadis tahriçleri çalışması bittiği halde basımını engelleyenlerin yarın faturayı yükleneceklerini bilmeleri gerekmektedir. Sayın başbakanın reyhanlı olayından sonra yaptığı açıklamanın ülke içerisinde gereği yapılması şarttır. Sayın başbakan dengelerin korunduğu ve bundan dolayı Suriye ye müdahale edilmediğini beyan ederken bundan sonra dengelere bakmayacağını söylemesinden sonra bizlerde diyoruz ki bu denge işi ülkenin içerisi içinde geçerlidir. Sayın başbakana diyoruz ki; diyanet işlerine bir talimat verinizde hadis tahriçleri çalışması insanlığın hizmetine sunulmuş olsun.

 

Muhterem Sedat Laçıner ve Muhterem Şamil Tayyar görevlendirilerek yasadışı çalışmaların önüne geçilmelidir. Bu iki ismin Türkiyenin özgürleşmesindeki rolleri inkar edilemeyeceği gibi bugünkü pasif durumdan da kurtarılmaları gerektiği düşüncesindeyim.

 

29 Ekim 2013 den sonrası Türkiyeyi çok daha büyük olayların beklediğini düşünüyor ve yetkililerin gereğini yapmalarının gerekliliğinin farkında olmalarını Rabbimden diliyorum.

 

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 2851

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.