Bugün: 25.04.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Suud İran Gerginliğinin Perde Arkası!..

Suud İran Gerginliğinin Perde Arkası!..

Ehli Sünnet ve Ehli Şia Allah ile birlikte başka ilahları olan iki sapkın fırkadır.
İran Suudi Düzlemi
Dünyanın Çehresini Değiştirecek az sayıda olay mevcuttur. Bugün Suudinin başlattığı hareket gelecekte dünyanın çehresini değiştirecek yegane hareket gibi gözükmektedir.
Türkiyede Televizyonlara çıkan ve isminin önünde Dr. Doç. Prof gibi unvanları olan çok sayıda kişi İran Suudi olayında sadece atıp tutmaktadır. Meseleyi anlayabilmenin baremetrelerinden yoksun bu kişilerin atıp tutmaları tutarsa kadar kalmaktadır. İran Suudi gerginliğini anlayabilmek için iki konu hakkında bilgileriniz gerçeği yansıtmalıdır.
Bunlar
DİN
ÜMMET
Din denildiğinde kendi ekseninde olmayan bilgilerle dini tarif edenlerin ayakları yere basmayacak tahminlerden öteye gitmeyecek açıklamaları gerçeği yansıtmayacaktır. “Tüm canlıların hayatlarına egemen olan evrensel sisteme İslam Dini denilmiştir. Bu ismi Hasan Hüseyin vermemiş bilakis bu sistemi yaratan Allah cc vermiştir. Bu konuları bu makalede uzatmak istemiyorum. Zira DİN konusuyla ilgili makalelerim mevcuttur.
Bilinmeyenlerden birisi de ÜMMET düşüncesinin ne anlama geldiğidir.
“Kendinden olmayan, kendin gibi düşünmeyenlerin HAK ve HUKUKUNU Kendi hak ve hukukun olarak görüp uygulamak düşüncesine ÜMMET Denilmiştir. Ümmet olmak Müslümanlara Fıtratı emirdir. Ümmet düşüncesine sahip Müslüman “özne” dir. Müşrik, Münafık ve Kafirler ise sınıftır. ÜMMET düşüncesine sahip olmayan Müslümanların yeryüzünde iktidar sahibi olmaları düşünülemez. Bugün yeryüzündeki Müslümanlara baktığımızda ÜMMET Düşüncesine sahip olmadıkları için Kapitalizmin kurallarıyla halklarının sömürülmesine katkı sağlamaktan öteye bir icraatları yoktur.
İran Suudi gerginliğini anlayabilmek için yukarıda bahsettiğimiz iki baremetre kendi kulvarında bilinmelidir.
Gerginliğe Baktığımızda gördüklerimiz bizleri doğru tespitlerle olayı izah etmeye itmektedir. Müslüman aleminde iki tane büyük fitne mevcuttur.
Bunlar
EHL-İ ŞİA ve EHL-İ SÜNNET tir.
İslam dini Allah ile birlikte başka ilahlara tapınmayı yasaklamıştır. Oysa hem Ehli Sünnet hem de Ehli Şia Allah ile birlikte başka ilahları olan iki sapkın fırkadır. Ehli sünnet Allah ile birlikte Hz. Muhammedi ilah edinir. Ehli Şia da Allah ile birlikte Hz. Ali yi İlah edinirler. Bu iki sapkın fırkanın Din figürlü kültürleri İsrailiyat ve Hint Mistizminden devşirmelerdir.
EHL-Lİ ŞİA de Olduğu gibi EHL-İ SÜNNET tede çok sayıda bölünmeler ve kültürel farklılaşmalar mevcuttur. Örneğin SELEFİLER denilen akımda Ehl-i sünnet kısmında yeralır. Çünkü selefilerle Ehl-i sünnet fırkasının temel düşünceleri aynıdır. Selefilerde Ehl-i sünnet gibi Allah ile birlikte Hz. Muhammedi ilah edinirler.
Suudiler Selefi Değiller
Televizyonlarda atıp tutanlar Suudi selefiliği adıyla Suudileri de selefi olarak değerlendirirler. Bu kanaatlerini de Ölen Suudi Kral Abdullahın Selefilerin kurduğu tüm örgütlere destek sağlamasını göstermektedirler. Evet ölen kral bunu yapıyordu. Çünkü ölen kral ABD nin uydusu gibiydi. Hem Ehli sünnet hem de Ehli şia terörize eden bir mantaliteye sahiptirler. Ehli sünnetin teröristleri planlı bir şekilde genelde selefilerden seçilmişlerdir. El-kaide selefi bir örgüttür ve ABD tarafından kurularak Ehli Sünnet bölgelerine gönderilmiştir. Kral Abdullah dünya üzerindeki tüm selefilere ABD nin isteği üzere arka çıkmış ve maddi yardımda bulunmuştur.
Suudilerde Allah ile birlikte başka ilahlara (hz. Muhammed ve Hz. Ali) tapınmak suçtur. Özellikle umreye gidenler rahatlıkla müşahade ederler ki Suudi polisler İranlı hacıların Hz. Alinin kabrinde yatıp yuvarlanıp kendilerini parçalamalarına karşı tebdirlidiler. Özellikle Ehl-i Sünnet bölgelerinden gelen hacılarda Hz. Muhammedin kabrinin çevresini kutsallaştırmışlardır. Suudi polisi bunlara karşı da tedbirlidir. Yani Suudiler Allah ile Birlikte başka İlaha tapmazlar.
Suudilerin Görüşleri
“ O halde (ey Rasûlüm), gerçek müslüman (muvahhid) olarak kendini dine doğrult, (başka şeye iltifat etme); Allah’ın dinine ki, insanları onun üzerine yaratmıştır (zira herkes, hak dini kabul edebilecek yaratılıştadır). Allah’ın yarattığı bu dini değiştirmeye kimsenin gücü yetmez. İşte dosdoğru din budur; fakat insanların çoğu, (hak dinin İslâm olduğunu) bilmezler”. (Rum 30).
Müslüman Tarihin en büyük alimlerinden Cezayirli Muhammed Bin Abdulvahhab Cezayirden kalkarak yemen yemen kalkarak cezayire dönerken Tunusta vefat eder. Muhammed Bin Abdulvahhab Müslümanların din hakkındaki sapkınlıklarını aslına döndürerek yok eder. Yani sadece Allah cc tapınmayı ve hayatın rehberi olarak kur an ı kerimin alınmasını öğütler. İşte Suudilerin düşünceleri bugün bu düşüncedir. Ne Ehli sünnet ve ne Ehl-i ŞİA Suudilerin düşüncelerinde yoktur. Yemenden Cezayir e kadar olan bölgede Suudilerin düşünceleri hakimdir ki bende şahsen bu düşüncelere sahibim.
Bu açıklamalardan sonra İran Suriye gerginliğinin anlaşılmasını daha iyi anlayacağımıza inanıyorum. Suudiler Geçen ay Teröre karşı ittifak çağrısında bulunarak 25 ülkenin katılımını sağlayan büyük bir hareket başlatmış oldu. Suudi, krallığı ölen kraldan ziyade Müslüman camiaya yönelerek İslami sorumluluklarını yerine getirmeye başlamasıyla bu ittifakın meydana gelmesi dünya tarihini değiştirecek bir atmosferik ortamın ortaya çıkmasına sebep oldu. Bu düşünce sisteminde şiddetin yeri yoktur. Islahat hareketidir. Okul ve Eğitim sistemiyle konferans ve panellerle toplumlar uyarılmakta ve şiddetten uzak tutulmaya çalışılmaktadır. Tıpkı Hz. Muhammedin uyguladı yöntem gibi.
Hem Ehli sünnet hemde Ehli Şia müntesiplerini terörize ediyordu.
Mesela perslerin Anavatanı yemendir. İranda ikinci devrimciler yemendeki Husi kabilesini perslerin torunları olarak görmüş ve ikna ederek terörize etmişlerdir. Bugün yemeni yaşanmaz hale getirenler Şii husi kabilesidir. Aynı zamanda son dört yıldır Irak ve Suriyeyi kan gölüne getirenlerde Ehli Şianın adamlarıdır. Ehli sünnetin teröristleri de selefilerden oluşmaktadır. El-kaide başta olmak üzere Işid ve El-Nusra da bu örgütlerdendir. Afrikada da çok sayıda Ehli Sünnet örgüt bulunmaktadır.
Muhammed Bizn Abdulvehhab ın Fıtara dönüş hareketinde terörist unsurlar doğru işlerden görülmezler. Yemenden başlayarak kuzey Afrikaya uzanan yolda Muhammed Bin Abdulvehhab düşüncesinde olanlar ISLAHAT Hareketi içerisinde hareket ederek şiddetten kesinlikle uzak durmaktadırlar. Suudi kralığının başlattığı teröre karşı ittifakın dopingi Mısırdaki İhvan hareketi ile yemendeki Islahat hareketi olacaktır. Mısırdaki İhvan hareketi ile Suudilerin düşünceleri aynıdır ve kaynakları da Muhammed Bin Abdulvehhabın fıtrata dönüş hareketiyle düşünceleri Kur an ı kerime gelmiş ve güzelleşmiştir. Mısırdaki darbeden sonra hem darbeciler hemde onların uluslararası işbirlikçileri İhvan hareketini terörize etmeye çalışmışsa da başarılı olamamışlardı. Suudi krallığının dünyanın çehresini değiştirecek harekette bulunmasından sonra Kral Abdullahın desteklediği Mısırdaki Selefi hareket Nur partisine desteğini geri çekerek İhvana destek vermeye başlamıştır. Çünkü 25 ülkenin ittifak ettiği teröre karşı hareketin başarılı olması İhvanın Mısırda devlet olmasıyla mümkün olacaktır. Önümüzdeki günlerde/aylarda Mısır İhvanı serbest kalmaları bir yana Mısır yönetimine gelmeleri de beklenebilir. Suudi krallığının işi zor ancak başarılamayacak değildir. Müslüman coğrafyadaki sıkıntının temeli anlaşılmış ve çözümü odaklı icraat başlamış demektir.
Petrolün bulunmasından sonra Mısırı maddi olarak besleyen Suudi Arabistandır. Suudiler iki ay para vermesinler Mısır halkı ayaklanır. Bu gerçeklikler ışığında Sisi ile Mursi bir araya gelebilirler..
Ehl-i Sünnet Türkiye
Türkiye terörle mücadele edilen her birlikte istemese de bulunmak zorunda. Ancak Suudi kralığının başlattığı teröre karşı ittifakın alt yapısında fıtrat İslamı bulunmaktadır. Türkiye halkının büyük bölümü kendisini sadece Müslüman olarak tanımlamaktadır. Ancak başta Diyanet işleri olmak üzere baskı unsuru gurupların tamamı Ehl-i sünnettir. Erdoğan ve AKP kabinesi yeniden Panislamizm hareketine girişebilecek mi..Bu oldukça zor olmakla beraber mümkün olabilecekler arasındadır. Suudi krallığı Türkiyeye kesenin ağzını açmış durumda. Bunun karşılığında Başta Diyanet işleri başkanlığı olmak üzere Eğitimdeki din bilgisine kadar herşeyde Türkiyeye yön vermeye çalışacaktır. Türkiye buna mecburen evet diyecektir.
Allah ile birlikte başka ilahlara inanmayı vahyin yasakladığı her yerde ilan edilecek ve Müslüman aleminin iki büyük fitnesi EHL-İ SÜNNET ve EHL-İ ŞİA her yerde yok edilmeye çalışılacaktır. İnsanlığın kurtuluşu da buradan geçmektedir. Televizyonlarda bahsedilen diyasi ve ekonomik hareketlerden dolayı gerginlik olduğu meselenin gerçek analizi değildir. Suudi krallığı yeni kralla beraber meseleyi temelden hallederek Müslüman alemine özgürlük getirmeyi ve yeniden dirilmesini sağlamayı hedeflemektedir. Siyasi ve ekonomik olaylar hedefe giden malzemeler olmaktan öteye gidemezler.
Suudi krallığı girdiği bu yolda yapması gereken ilk eylemi gerçekleştirmiştir. Kral Abdullah zamanında Suudi Arabistanı arka bahçesi gören Ehl-i Sünnet teröristleri El-Kaide üyesi 47 kişiyi idam etmiştir. Bu eylem Suudi krallığının başladığı yoldan geri dönmeyeceği anlamına gelir. İran ise bu eylemi okuyan Tek ülke konumunda. Ehl-i Şianın Ehl-i sünnet gibi çökeceğini anlayan İran benim teröristimi öldüremezsin diyerek Şiileri terörise etmeye devam etmektedir. Bu durum İranı daha da kötü duruma sürükleyeceği izlenimi vermektedir. İrana yeni yaptırımlar gelebilir. Suudiler petrolün varilini 9 dolara mal etmektedir. Bu rakam İranda teknolojiden dolayı 16-17 dolardır. Rusya ise 21 dolara mal etmektedir. Suudi krallığı petrol üretimini artırarak fiyatları 30 dolar seviyesine çekmeyi planlamaktadır. Bu hem batının hem ABD nin hem de Çin in işine gelmektedir. Temel hedef ise İran ve Rusyanın çökertilmesidir. İran ve Rusyanın çökertilmesinden sonra petrol fiyatları artırılarak Çin çökertilecektir. Bu projeyi ABD yürütmektedir.
Türkiye ekonomik olarak Suudi krallığına entegre konumuna yükselerek kısa vadede bölgesindeki dengeyi koruma odaklı çalışacaktır. Uzun vadede ise kurum ve kuruluşlarıyla Fıtrata dönüş eğilimine girerek Müslüman aleminin ve dünya insanlığının kurtuluşundaki yerini alacağını düşünmekteyim.
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 2527

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.