Bugün: 18.10.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • PKK Haçlı Ordusunun Taşeronu mu?

PKK Haçlı Ordusunun Taşeronu mu?

Paralel PKK nın TBMM deki sandalye sayısı 292 olmasına rağmen KAOS için Hükumet kurmaya yaklaşmamışlardır.

Ülkemizin 30 Yıldır başına bela olan ve adına PKK denilen Yahudi Karl Marks felsefesiyle hayatiyetini devam ettiren örgüte destek verenlerin genelde Eskiden Refah Partisine destek veren namazlı niyazlı insanların olduğunu biliyoruz. Osmanlının dağılmasından sonra bir avuç ne olduğu belli olmayan Kürt mü Ermeni mi Türk mü topluluğu Anadoluda bir süreliğine tutmayı hedefleyen İngiliz aklı 1980 lerden sonra Türkiyenin ilerleme aklını yakaladığını düşünerek PKK adıyla Haçlı Ordusunun Yerel Kuvveti konumunda bir oluşuma gittiği bilinmektedir.

PKK Kürdistan Komünist Partisi adıyla faaliyet gösteren ve Yahudi Karl Marks Felsefesiyle hayat tarzı ilan eden bu örgütlenmenin Uluslar arası ayağında Almanyadan Tutun Danimarka ve İrana kadar çok sayıda destekçileri mevcuttur. Yahudi Karl Marks felsefesinin bu bölgede tutmayacağını bildikleri halde cumhuriyet döneminde bölgenin ekonomik ve kültürel kalkınmadan aldığı payını minimize ederek kendilerine zemin hazırlamışlardı. Örneğin Kocaelinde yapılan bir oto boyası ile Diyarbakırda yapılan boya arasında nem farkının enaz 3 yıl olduğu söylenmektedir. Marmaranın her tarafına yerleştirilen fabrikalarla Marmara parlatılmış ve Güneydoğu illeri ile arasında uçurumlar meydana getirilmişti. Kültürel kalkınma beraberinde Ekonomik kalkınmayı da getirecekken öğretmeni olmayan okul ile İstanbulda dershanelerde eğitim gören öğrenciler aynı üniversite imtihanına tabi tutularak güneydoğunun kültürel kalkınması engellenmiş oldu. Maalesef bu durum bugünde devam etmektedir. Oysa Cennet Mekan Erbakan Üniversite imtihan sistemini il nüfuslarına göre ayarlamak ve Üniversiteye yerleşeceklerin illere paylaştırılarak ülkenin tüm bölgelerinin kültürel kalkınmada eşit mesafe alacağını söylemekteydi.

Bugünkü PKK ile 1980 lerde ki PKK arasında hiç fark yok..

PKK o günlerde de Kürt vatandaşlara zarar veriyordu bugünde Kürt vatandaşlara zarar vermektedir. AkParti döneminde Güneydoğu illeri (17 İl) e yapılan yatırım miktarı dudak uçuklatacak kadar büyüktür. Toplam 177 Milyar TL. Eski deyimle 177 Katrilyon yatırım yapılmıştır. Bu yatırım Ak-partinin misyon ve vizyonunda Kürt kardeşlerimizin değerini örneklemektedir. Cumhuriyet döneminde bilinçli bir şekilde ihmal edilen bu sorunu Ak-parti çözmüş ve çözmeye devam etmektedir. PKK nın yatırımları engellemek için çalıştığı bilinmekte. Çünkü yatırımı gören halkın PKK nın yanında yeralmayacağı kesinlikle bilinmekteydi. Ak-Parti 12 yıl boyunca PKK nın yöneticilerine adeta yalvararak insan haklarına aykırı olan tüm uygulamaları sonlandırmıştı. Ak-Partinin uyguladığı çözüm süreci mükemmel bir süreç olarak tarihe geçmişti. Ancak çözüm sürecinde aktörlerden bir tanesi olan Paralelciler hesap edilememiş olacak ki 7 Haziran Seçimlerine hesapsız gidiliş olundu. Paralelcilerin beslendiği adreslerle PKK nın beslendiği adreslerin aynı olduğu göz ardı edildi.

Haziran 2015 seçimlerine gidilirken Ak-Parti tabanına sırtını dönerek adeta ne yaptığını bilemeyecek kadar cahilane bir süreç yaşadı. 13 yıllık iktidarın Türkiye geneli için önceden hazırlanmış 700 milletvekili adayı hazır olmalıydı. Bu Ak-parti için son derece trajik komik bir durum oluşturmaktadır. Ak-parti halen çantasında adayları olmayan bir parti konumundadır. Adeta deli-dumrulu oynamaktadırlar. Beğenelim beğenmeyelim geçmişte CHP Balyoz ve Ergenekon sanıklarını meclise taşıyarak toplumsal duyarlılığını ortaya koymuştu. Ak-parti sayın soyluyu Teşkilat başkanlığına getirerek geçmişte Ak-parti için her şeyini feda edenler hem teşkilatlarda hem de adaylık sürecinde imha edildiler.

Güney doğuda 17 ilde Ak-Parti tabanını partiye çalışacak hale getirebilecek neredeyse “tek” aday göstermediler. Adeta “ceketimi koysam kazanırım” mantığı ile hareket edildi ve ahbap çavuş ilişkileriyle taban 180 derece uzak kişiler aday yapıldılar. Batmanda Ak-partide İl Başkanlığı yapan ve Haziran 2015 seçimlerinde aday adayı olan abimizle yaptığımız seçim analizleri müzakeresinde düşüncelerimizin fiilen uygulandığı gördük. Ak-partiyle uzaktan yakından ilişkisi olmayan ve özellikle Güneydoğu gibi illerde Bedel ödemeyenlerin aday yapılması neticesinde oylarımızı sandığa götüremedik diyen il eski başkanı bu faturanın tek müsebbibi Ak-Parti Genel merkezdir diyerek önümüzdeki seçimlerde aynı olumsuzlukların yaşanabileceği uyarısında bulundu.

Çözüm süreciyle birlikte kamu ihalelerinin çok büyük bölümünün PKK ile işbirliği yapan şirketlere verildiği bilinmekteydi. Bugün yakılan iş makinelerinin sahipleri de PKK nın işadamları olduğu noktasında ciddi endişeler var. Ak-Parti Genel Merkez bilmeli ki Güneydoğu illerinde aday belirleme işlerini o bölgelerde TSK lara bırakmalılar. Örneğin Yerel Seçimlerde Van İlinde Tüm Müdahalelere rağmen Tek başına % 42 oy alan kişi Vekil adayı yapılmamıştır.

Haziran 2015 milletvekilliği seçimlerinde Ak-partiyi hezimete uğratanların ne paralel çete ne diğer güçler hiç birisi değildir. Ak-parti kendi hezimetini kendisi hazırlamıştır. İl ve İlçelerde göreve getirilenlerin çoğunluğu Ak-parti misyonuna uzak ve seçimlerde partiye “tek” oy toplayamayan kişilerden seçilmiştir. Bu başkanlar hala görevlerinin başındadır.

Gezi Ayaklanması ve 17-25 Aralık darbe operasyonlarının vatandaşın cebine aylık 500 TL maliyet yüklediği bu maliyeti hükumetin paylaşmadığı ve hatta bu maliyetin nereden geldiğinin psikolojisini bile anlatamadığını bilmekteyiz. Oysa bu operasyonların Türkiyeye maliyetleri toplamda 170 Milyar dolar seviyesinde olmuştur. Bu durumu halka anlatabilecek ekipmanların yetiştirilmesi gerekiyordu.

Tüm bunları üst üste topladığımız zaman PKK nın bir örgüt olduğu ve örgütlerin taşeronluk yapabilecekleri istihbarat servislerince bilinen gerçekler arasında olması lazımdır. HDP=PKK nın seçimlerde barajı aştırılacağı neredeyse bilinen olmasına rağmen Ak-Parti genel merkezi adaylarla bu sürece adeta destek sağlar pozisyona girdi. Hükumetin ve Bazı bakanların referansları bile oylarını HDP=PKK ya verdiler. MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın ın HDP=PKK nın barajı aşması bizim işimize yarar demesi HDP=PKK ya verilmiş psikolojik destektir.

Bu projenin uluslararası haçlı ruhuyla gerçekleştiğini seçim akşamı MHP genel başkanı Bahçelinin “Hiçbir Koalisyonda Olmayacaklarını” açıklaması, HDP nin Ak-Parti ile Koalisyon yapmayacaklarını açıklamasından sonra Cumhurbaşkanının liderleri davetine gitmemeleri Haziran seçimlerinin hedefinin Türkiyeyi istikrarsızlaştırmak olduğunun delilleridir. Tek başına Hükumet olma imkanı olmayan muhalefet için “koalisyon” olmazsa olmaz fırsatlardandır. Uluslararası güçler bunu engelleyerek Ekonominin bozulmasını sağlamışlardır.


CHP ve MHP nin Koalisyon için ileri sürdükleri şartlar Türkiye Cumhuriyetinin Yok Sayılmasıyla endekslenecek şartlardı. Bu şartların uluslararası güçlerin paralel çeteyi kurtarmak ve devleti paralel çeteyle beraber İsrail Siyonistlerine teslim etme şartları olduğu ortadaydı. Cumhurbaşkanını yok sayan zihniyetin Türkiye de siyaset yapabileceği düşünülebilir mi?..

Uluslar arası güçlerin piyonu olan muhalefetimiz bu seçimlerde hangi gündemle oy isteyeceklerdir. MHP dahil hiçbir parti PKK nın ve seçimlerden önce barajı aşması işimize yarar diyerek destek verdikleri HDP ye Silahları bırakın dağlardan inin diyememişlerdir. Dinime vatanıma milletime saldıranların barajı aşması için psikolojik yardım edenler dahil hiç birisine oy vermek bizim insanımıza yakışmaz yakışmamalı da. Ak-parti yönetimini beğenmeyebilirsiniz. O zaman yapacağınız iş sandığa gitmeyerek Dine, Vatana, Millete saldıranlara yardım etmemiş olursunuz. Bakınız Ak-Partili seçmenin enaz % 3 ü Ak-parti üst yönetimini cezalandırmak için sandığa gitmedi.. İşte kültürlü ve medeni seçmenin cezalandırma yöntemi böyle olur. Bir taraftan teröristlerin meclise girmesi işimize gelir diyeceksiniz diğer taraftan terörü lanetleyeceksiniz.. Bu abesle iştigaldir. Sizlere ancak ve ancak aklı dengesi yerinde olmayanlar destek verebilirler..

Haziran 2015 sürecinde HDP=PKK nın barajı aşması işimize gelir diyenlere sormak gerekmiyor mu? İşinize gelenler kan göz yaşı ve zamlar mıdır.. Bu partiler Anadolu halkından ne diyerek oy isteyeceklerdir. Hergün bir iki kamu görevlisinin öldürüldüğü bir ortam sizin ne işinize yaradığını bu topluma anlatmak zorundasınız. Ak-parti İl ve İlçelerinde gerçek Ak-Partililer yönetimde olsaydılar sizler emin olunuz ki seçim çalışmalarına sokaklara çıkamaz hale gelirdiniz.

Kısacası HDP=PKK Terör örgütüdür ve uluslar arası güçlerin taşeronluğuna girmelerin doğaldır. Onlara destek vererek barajın üstüne çıkartıp devlete başkaldırtanlar sorunlu ve sorumludurlar. CHP ve MHP HDP=PKK ya verdikleri destek psikolojisi ile seçimlere gireceklerdir. Akan kandan ve gelen zamlardan sorumlu partiler ve sorumlu kişiler olarak seçimlere gireceklerdir. Ak-parti yaptığı hatadan vazgeçerek kendisine çeki düzen vermesi halinde HDP=PKK barajın altına inecek ve yeniden huzurlu bir Türkiye gelecektir.

Unutulmaması gereken bir gerçek var ki “ istikrarsızlık 15 ila 25 yaş arası gençliğin hayatını zindan çevirir. Bu yaşlardakiler okul, iş, aş ve eş sorunu ile karşı karşıya kalırlar. Gençlerimiz bu noktada duyarlı hareket etmelidirler. Artık akla kara belli olmuştur. Paralel PKK nın bugün Mecliste 292 sandalyesi olmasına rağmen KAOS için Hükumet kurmamışlardır..


Haziran 2015 seçimleri halkımıza bir gerçeği göstermiştir ki, CHP ve MHP giden Oyların Aslında HDP=PKK gittikleri. Barajı Aşmaları İşlerine yaradığını söyleyerek Psikolojik destek veren MHP li yetkili ile Ailece HDP oy verdik diyen CHP li yetkili, aslında bugünkü Kan göz yaşı ve Zamların gelişine oy ve destek verdikleri açıkça ortaya çıkmıştır.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1818

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.