Bugün: 21.01.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Kur an ve Sünnet Tartışmalarına Analitik Bakış

Kur an ve Sünnet Tartışmalarına Analitik Bakış

ED-DİN NEDİR?

Din kelimesinin sözlük (lügat) anlamı nedir?

"Din" kavramı; "d-y-n" kökünden türeyen bir isimdir. Arap dilinde çok geniş bir anlamı vardır. Aynı zamanda bu kelime zıt anlamlı kelimelerdendir. Sözlükte "cezâ/mükafat, âdet/durum, itaat/isyân, hesap, zül, inkıyad, hüküm/kaza, galebe, kahr, isti`lâ, mülk, ferman, tevhît, ibâdet, millet, şeriat, vera`, takva, hizmet, ihsan, ikrah" gibi anlamlara gelir.

Hamdi Yazır, "din" kelimesini tanımlarken "siyâset" anlamını da zikretmiştir.

Terim olarak "din"; akıl sahiplerini kendi arzuları ile bizzat hayırlara sevk eden ilâhî bir nizam, Allah tarafından konulmuş ve insanları O`na ulaştıran bir yoldur. Îmân ve amel konusu olarak akıl ve ihtiyara (iradeye), teklif olunacak hak ve hayır kanunlarının bütününe denir.

Din dendiğinde yukarıdaki tarifler akla gelmelidir. Zaten araplar din denildiğinde yukarıdaki tarifleri algılıyor ve ona göre inanıyorlardı. Bir insanın hayatında olan tüm bölümler din kapsamındadır. Elmalılı Hamdi Yazır din kelimesini tefsir ederken SİYASET demiştir. Aslında yukarıdaki tarifte bu var. Siyaset kelimesi ile Hizmet kelimesi aynı anlama gelmektedir.

Muhterem Ali Ünal Salih Gürdal ismiyle yazdığı "din nedir" adlı broşür kitabında dini şöyle tarif etmektedir.

"Tüm canlıların hayatlarına egemen olan evrensel sisteme DİN (İslam) Denir"

Bu tarifle yukarıdaki lugat açıklaması birbiriyle örtüşmektedir.

Buna göre DİN Hayatın kendisidir. Yemek, İçmek, Yatmak-kalkmak, İstek ve arzuların tamamı Dindir. Allah cc hayatın sahibi olduğu içinde Tek Din İSLAM dır. Tüm insanlar İslam dinindendir. Bazıları kabul eder bazıları reddeder..

Müslümanların Kur an-Sünnet tartışmalarının nedenlerinden bir tanesi ve en önemlisi DİN NEDİR? Sorusunun karşılıksız olmasıdır. Maalesef yaşadığımız dünya da sürekli ezilen, sürekli sömürülen ve öldürülenlerin Müslüman olduklarına şahid olmamıza rağmen Müslümanlarda hala daha çözüm odaklı düşünme gelişmemiştir. Müslümanlar batıdan ithal edilen muhafazakarlığın en azılı savunucuları haline gelmişlerdir. Bu savunma ölme pahasına olsa bile.

Din nedir? Sorusunun karşılığında Müslümanlardaki bilgi maalesef tevrati bilgidir. Ahdi-Misak ta söz veren insan verdiği söz gereği yaratıcının insanın yaşaması için yeryüzü ve yeryüzünde oluşturduğu ortama sisteme DİN denmektedir. ED-DİN kuşatıcı olarak hayatın tüm yönlerini kapsamaktadır.

İnsanoğlu dünya sahnesindeki yerini sınanmak-denenmek için almıştır

Dehr suresinin ikinci ayetinde insanoğlunun Ahdi-Misak ta (ilk yaratılışta) verdiği sözün gereği olarak sözünde durup durmayacağını denmek sınamak için imtihan edilmek için dünya hayatının kurgulandığını söylemektedir.

Allah cc Hz. Muhammede ilk indirdiği ayetlerde “seni yaratan Rabbinin adıyla oku” derken okumasını istediği insanoğlunun yaşadığı dünyadaki hayatı idi. Dünya sistematiği içerisinde gökler yerler ve her ikisi arasındaki insanlara hizmet eden mahsüller, hayvanlar VS okunması istenenlerdi. İkinci ayette ise hayatı okurken İnsan kendisini de bu hayat okumalarının içine alarak kendisini de okumalı ve elde edeceği ikramları/ bilgileri yazarak/kaydederek diğer insanlara ulaştırmayı istemiş veya başka bir deyimle emretmiştir.

Hayat determinist vahiydir. (fizik, kimya, biyoloji vb.) temel kabul edilen determinizm; bütün olaylar değişmez bir biçimde belirlenmiş ve belli nedenlere bağlıdır. Buna göre belli ortam ve şartların oluşmasıyla meydana gelecek sonuç kesindir, aksi düşünülemez. Olayları meydana getiren nedenler insanların ulaşabileceklerinin dışında ve  olayların kendisinde ve doğada içkin olarak vardırlar. Doğanın, dolayısıyla evrenin üstünde bir neden aranmamalıdır. Hayatımızın içerisindeki tüm varlıklar yaratıcının insanoğluna görsel vahiyleridir. Gökyüzü, yeryüzü, hava, su, ağaçlar, bulutlar, yağmurlar, şimşekler ne varsa hepsi görselimizdeki vahiylerdir. Hayatın devam ettirilebilmesi için gerekli olan her şey görsel vahiylerimizdir. İşte Allah cc ilk yazılı vahyinde bu görsel vahiylerin okunmasını/incelenmesini kaydedilmesini ve duyurulmasını istemiştir (Alak 1-5)

Yazılı vahiyler ise insan Psikolojisini eğitmek ve imtihan kurallarını belirlemek içindir. Yazılı vahyi incelemeyenler ve onunla haşır neşir olmayanların Psikolojilerini insan ürünü kitaplar veya eğitimcilerin öğretileri eğitir. İnsanların Psikolojilerini ne ile eğitirseniz insanda onun geleceğini bulursunuz. Görsel vahiyleri incelemekle kalmayarak yazılı vahiyle iştikal edilmeli ki hayatımızın Psikolojisini hayatın sahibine arz edelim.

Müslümanların bilmesi gereken şey ise yazılı vahiy olan Kur an ı kerimin iki özelliğinin olmasıdır. Kur an ı kerim kendisine müracaat eden herkesi psikolojik eğitime tabi tutarak vahdetleştirir. Yazılı vahiy kur an ı kerimin diğer özelliği ise imtihan kurallarını belirlemesidir. Ahdi- Misak ta verdiği sözü tutup tutmayacağının tespiti için dünya sahnesine getirilen insan dünya sahnesinde imtihana tabi tutulmaktadır. Bu imtihanın kurallarını da yaratıcı belirlemiştir. Yaratıcının belirlediği kurallar dışında hiç kimse insanı imtihan edemez ve imtihan için kural koyamaz. İşte bu imtihan sürecinde insanın yaşamsal olan tüm yönleri ED-DİN kapsamındadır. Bundan dolayı yaratıcı yazılı vahyinde “Allah indinde tek din islamdır” diyerek başka hiç kimsenin böyle bir hayat var edemeyeceğini üzerine basa basa beyan etmektedir.

İmtihan kurallarının uygulanışı. 

Allah fiiileri yaratmıştır. Fiilleri failler hayr veya şer haline getirirler. Mesela içme bir fiildir. İnanan insan içme fiilini gerçekleştirirken “sarhoşluk veren içkilerden uzak durur” böylece inanan insan bu fiili hayra çevirerek işlemiş olur. Yine kadın erkek ilişkisi bir fiildir. İnanan insan bu fiili gerçekleştirirken “nikah” akdi gerçekleştirerek bu fiili hayr eyler.

Resuller ve nebiler Allah tarafından gönderilen elçilerdir. Din Allah cc dinidir. Resuller ve nebiler bu dini duyurmak ve yaşamakla mükelleftirler. Resullerin ve nebilerin hayatları arkasındakiler için örnekliklerdir. Örneklikler hiç bir zaman mecburiyet taşımazlar. Resuller veya nebiler normalin akışını değiştirecek işler yaptıklarında yaptıklarının adı “sünnet” olur. Ancak o zaman da resul ve nebilerde Rablık hasletleri oluşur. Çünkü sünnet kavramı Sünnetullah kavramından devşirme bir kavramdır. Sünnetullah Allah cc ait olan bir haslettir. Buradan şunu anlamalıyız ki resuller ve nebiler arkalarında gidenlere örneklikler olması için görevlendirilmişlerdir. Nitekim Ahzap suresi 21 Ayette Hz. Muhammed içinde aynı ilke verilmektedir.

Müslümanlar ED-DİN noktasında bilgisiz ve düşüncesizliklerinden olacak ki yazılı vahyin etrafında hayat kurgulamaya çalışmaktadırlar. Oysa hayat Yazılı vahiyden öncedir ve yazılı vahiyle görsel ve kevni vahiyler bir bütün olarak alınmalıdır. Yazılı vahyin çevresinde hayat kurgulamak olması mümkün olmayanı istemekten başkası değildir. Yazılı vahyin  Rehberlik ve Psikolojik Eğitim misyonundan başka misyon veya yük yüklerseniz işte o zaman bu tür kısır tartışmaların fitilini ateşleyenlerden olursunuz. Yazılı vahiyden çok daha büyük olan hayat tüm insanların tek dinidir. Tüm insanlar bu dini yaşarlar. İnananlar imtihan kurallarına uyarlar inanmayanlar ise kuralları kaale almazlar. Mesele bu kadar basittir.

Allah cc dini yalanlayanlara karşı meydan okuyarak haydi o zaman bir ağaç bir bitki bir dağ bir gökyüzü yaratsınlar gibi misallerle meydan okumaktadır. Çünkü din hayattır.

Müslümanlar bu merkezden bakmazlarsa ölmeye ve öldürülmeye devam edilirler. Sekiz Milyon Yahudi 1,5 milyarı etkisizleştirir de kimse bunun farkında olmaz.

“Allah`ın size, üstünüzdeki zâlim idarecilerden, gökten veya ayak takımınızdan, yerden sizi cezalandıracak birilerini göndermeye, ya da sizi birbirinize savaş ilân edecek kadar bölünmüş, baskıcı, zorba, kapalı toplumlar ve taraftarlar haline getirerek birbirinize düşürüp karşılıklı şiddetin iç savaşın acılarını tattırmaya gücü yeter" de. İbret nazarıyla düşünerek bak, incele. Tahlil ederek iyice anlasınlar diye âyetlerimizi, kudretimizi gösteren delilleri nasıl çok yönlü açıklıyoruz”Enam 65

Müslümanlar tam bu noktada sürünmektedirler.

“Hepiniz birden Allah`ın ipine sımsıkı sarılın, sakın ayrılıp bölünmeyin. Allah`ın üzerinizdeki nîmetini anın; hani bir zamanlar birbirinize düşmandınız, kalbleriniz arasını uzlaştırdı da, O`nun bu nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Ateşten bir çukur kenarına geldiniz de Allah sizi ondan kurtardı. Doğru yolda yürüyesiniz diye Allah size böylece âyetlerini açıklar”.ALİİMRAN 103

Hayatı DİN olarak algılamayanların Kur an dı Sünnetti tartışmaları devam edecektir. Onlar tartıştıkları sürece de sekiz milyonluk Yahudi Siyonistlerde Müslümanları öldürmeye ve birbirlerine birbirlerini öldürtmeye devam edecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. İşte Enam suresi 65. ayet bunu anlatmaktadır.

Tarih içerisinden bize gelenlerin yazılı vahyin süzgeçinden geçirilmeleri doğru yapılacak işlerdendir. Yazılı vahyin süzgeçinden geçerek yazılı vahiyle çelişmeyen hayatın tüm ritüelleri insanlar için değerli ritüeller olmalıdır. Kimin sözü kimin uygulaması olursa olsun hayatın rehberiyle çelişmeyenler kabullerden olmalıdır.Vesselam..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 4696

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.