Bugün: 21.01.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • İnsanın Yaratılışı Hakkında Bildiklerimiz İsrailiyat mı?

İnsanın Yaratılışı Hakkında Bildiklerimiz İsrailiyat mı?

Batı Medeniyetini Malide, Burmanyada, Gazzede, Suriyede, Doğu Türkistan gibi dünyanın her yerinde görmekteyiz.

İnsan Meçhul Varlık Değil
Allah cc insanları nasıl yarattığını ham madde olarak nelerden oluştuğunu ve aynı zamanda nasıl bir sosyolojiye sahip olduğu hakkında bilgisi olmayanlar sürekli olarak doğru olmayan tezlerle insanı incelemeye kalkışmış ve hatta doğruları kendi istek ve arzuları doğrultusunda değiştirerek sunmuştur.

Yakın tarihimizde ve geçmişte de bu işlerle uğraşanların sürekli olarak ilahiyata karşı kişiliklerin oluşturduğunu görmekteyiz. Oysa hayatın sahibine başvurmadan hayatın sahibinden bilgi edinmeden meseleleri anlamaya çalışmak kasıtlı yapılan işlerden olsa gerektir. İlim adamları hayatın sahibinin hayatın her devresine ve hayatın her alanına yerleştirdiği bilgileri elde ederek hayatın sahibine ulaştıran çalışmaları yaparak neticelendirdikleri “ilim ve kedileri de alim” olurlar.

Hayatın başlangıcı olarak çok sayıda vahye uygunluğu olmayan görüşler vardır.
Şahsen hayatın başlangıcını Araf Suresi 172. Ayette geçen olayla görenlerdenim. Bu konu da beni gelenekçilikle eleştirebilirsiniz. Ancak çalışmamızı sonuna kadar okuma ve anlama imkanı bulabilirseniz anlatacaklarımdan sizlerde bir düşünce oluşturacağı kanaatindeyim.

“Hani Rabbin, ademoğullarından, bellerinden zürriyetlerini alıp onları öz benliklerine şahit tutarak sormuştu: "Rabbiniz değil miyim?" Onlar: "Rabbimizsin, buna tanıklık ederiz." demişlerdi. Kıyamet günü, "biz bundan habersizdik" demeyesiniz”.


Hayatın sahibi ile buluşma noktası olarak gördüğüm bu hadise diğer ayetler beslendiğinde insanın nasıl bir varlık olduğu ortaya çıkmaktadır.

İnsanın “elestübirabbiküm” sorusuna muhatap olan insanların tamamının “kalü bela şahitna” diyerek teslimiyetlerine sebep olan olayın hayatının başlangıcı olduğunu düşünüyorum. Zira Dehr suresinin ikinci ayetinde “Şüphesiz ki biz, insanı bileşik bir nutfeden yarattık da onu denemekteyiz. Bu sebeple onu işiten ve gören yaptık.” Diyerek insanın imtihan edilmek için yaratıldığını anlatmaktadır. İmtihan etmek için insana bir plan dahilinde bilgiler öğretilmeden insan ne diye ve neye göre imtihan edilecek ki. İşte Araf 172. Ayetinde anlatılan olay insanın o alemde bizim anlamadığımız bir şekilde yaratıldığı ve kendisine Yaratma fiili ile ilgili bilgilerin verildiği ve sonrada kendisine soru sorularak söz alındığıdır. Dünya hayatı ise bu sözün test edildiği bir yer olarak organize edildiğini düşünüyorum.

Nitekim Dehr suresi 1. Ayette “Gerçek şu ki, insanın üzerinden, daha kendisi anılmaya değer bir şey değilken, uzun zamanlardan (dehr) bir süre (hîn) gelip geçti” diyor Allah cc.

Araf suresi 172. Ayetle bu ayeti bir araya getirdiğiniz de insanın yaratılış hikayesi yavaş yavaş belirmeye başlıyor. Öyle ya insanın hayata başlamadığını düşünürsek Allah cc neden insan anılır bir varlık haline gelmeden önce üzerinden uzun bir zaman geçmedi mi sorusu ile Dehr (insan) suresine başlasın ki. Aynı suresinin ikinci ayetinde imtihan etmek için yeryüzündesiniz demektedir. Dahası konumuzla ilgili aynı ayette onu anlama, duyma, algıla, görme gibi kabiliyetlerle donattık demektedir.

Konumuzla ilgili olarak hem Araf suresi 172. Ayeti hem de Dehr suresi 1. Ayeti birbirini tamamlayan ayetlerdir.

Dehr suresi 1. 2. Ve 3 ayet ile şems 8 ayet birbirlerini tamamlayan ayetlerdir.
Siz “Biz insanı karışık bir nutfeden yarattık; sınamak için de onu işitir ve görür hale getirdik” Siz

“Andolsun nefsi, insanı, ahlâkî zaaflarla, vicdan azabıyla; takva esaslarını-Kur’ân esaslarını benimseme ve hayata geçirme, Allah’a sığınma, emirlerine yapışma, günahlardan arınma, azaptan korunma, kulluk ve sorumluluk şuuruyla özgürce şahsiyetini geliştirme, hayat ve sosyal görevlerinin bilincinde olma kabiliyetiyle donatana! Şems 8.

Allah cc insanoğlunun test edilme yeri olan dünya hayatında imtihanı, sınavı, sınanmayı kazanabilmesi için 7. Üniteyle desteklenmiştir. Bu yedi destek ünitesi, vicdan, zeka, elçi, vahiy, sanatsal, gözlemsel ve deneysel bilgilerdir. Zeka donatısı tam olan bir insanın sırasıyla zekasına kullandıracağı araçları bilmesi gerekmektedir. Zeka ilk olarak Vicdanı kullanarak yoluna devam etmelidir. Vicdan zekayı elçiye yönlendirecek ve zeka elçi ile buluşacaktır. Elçiyi bulan zeka vahyi bilgilere ulaşacaktır. Hayatı okuyan zeka hayattaki sanatsal, gözlemsel bilgileri elde edecektir. Daha ilerki bölümde ise zeka deneyler yaparak hayattaki bilgileri hayatın sahibi ile buluşturacaktır. İşte böyle bir dünya da kötülükler zirve yapamayacaktır.


Bugün insanoğlu yaratılış hikayesini hayatın kaynağı olan Allah cc indirdiği vahiyden değil Yahudilerin tahrifleri sonucu Tevrata koydukları metinden anlamaktadırlar.

Allah cc Alak suresinin girişinde Hz. Muhammede hitaben ilettiği ilk emirleri inceleyerek konumuza girelim.

1- Yaratan Rabbinin adıyla oku!
Hz. Muhammede gelen ilk emir seni yaratan Rabbinin adıyla oku. Yani her işin başında hatırla ki bu hayatın bir başlangıcı ve bu hayatı bir başlatan vardır. Besmele dediğimiz bu hatırlamadır. Hatırlayarak hayatı oku. Öyle ya yazılı ilk vahiyde okuyacak yazılı metinde yok ezbere bilinen metinde yok. Okuması istenen kainat hayatı ve kainat varlığı içerisindeki gözlem alanlarımızda olan her şey.


Dikkat edecek olursak göreceğiz ki kainattaki sanatın incelenmesi ve üzerinde düşünülerek bu sanatın sahibine teslim oluşun fiili olarak gerçekleşmesini isteyen Allah cc kainatı terbiye etmenin ne kadar büyük bir iş olduğunu ancak kainat hakkında izlenerek veya gözlenerek veya deneyler sonucu elde edilecek bilgilerle anlaşılacağıdır.

2- O, insanı bir alekadan yarattı.
Kainatın ve hayatın okunmasıyla beraber İnsan kendisini de okumalıdır. Vücudumuzun etten ve kemiklerden meydana geldiğini biliyor ve görüyoruz. Ancak nasıl oluyor da sosyal olaylardan etkilendiğimizde fiziki olarak vucud azalarımıza etki yapmaktadır. Bu anlaşılır gibi değil..İşte Allah cc kainatı kitabı ile İnsan kitabının da okunmasını istemiştir. Her iki kitabın okunmasıyla elde edilecek bilgilere ikram denilmekte ve bu bilgiler kayıt altına alınarak kitlelere ulaştırılması istenmektedir. Bu gayretlerin devam etmesiyle beraber Yazılı vahiyle de bilmediklerimiz bildirilerek desteklenmekteyiz. Bu mükemmel sistemi araştırmak ve nu yaşamak herkesin sorumluluk alanındadır.

İnsan kitabını okuyup inceleyiniz. Konuşan, ağlayan, gülen, gezen, dolaşan, et ve kemiklerin harikulade oluşumlarıyla düşünebilen ve yönetebilen varlık olduğunuzu araştırınız. Dahası dünyanın her yerinde çeşitli renklerde çeşitli yapılarda olan insanları düşünün ve bunları sebeplerini vereceğim anahtar kelimelerle anlamaya çalışınız.

3- Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir.
Oku Rabbin kerem sahibidir. Bu ayetler zaten harikulade bir özelliğe sahiptirler. Kainatı ve İnsanın okunmasıyla elde edilecek o kadar ikramlar var ki. İşte Rabbin kerem/ ikram sahibidir derken kainatta yani hayattaki ikramları okuyarak, araştırarak elde etmemiz gerektiğini kendi gayretimizle kendi çalışmamızla ibretleriniden nasiplenerek okumamız istenmektedir. Kainat hayatı ve İnsanı okuduğumuzda mutlaka elimizde sayısızca bilgiler oluşacak ki Allah cc bunlara ikramlar demektedir. Alaktan yarattık derken bir düşününüz ki erkek ve kadının kromozomlarının yarıları birleşerek bir insan meydana getirebilecek kromozom sayısına ulaşıyor. Bu konuda en ince ayrıntıya kadar bilgi verilmiştir. İşte bu çalışmalardan elde edilecek bilgiler/ikramlar insanoğlunun huzurlu bir hayat geçirmesine vesile olacaktır.

4- O Rab ki kalemle yazmayı öğretti.
O Rab ki kalemle yazmayı öğretti diyerek hayatın ve insanın okunmasıyla/ incelenmesiyle elde edilecek bilgilerin yazılmasını istemektedir. Yazılacak bilgiler kuşaktan kuşağa insanoğluna duyurulacak ve insanoğlu yaratılışı doğru olarak bilecek algılayacaktır. Bu okumaları yapmadığımızda ne yaratılışı ne kainatı ve insanı ve nede bilgiyi ve yazılı vahiy olan kur an ı kerimi anlayamayız. İşte bundan dolayıdır ki bu okumalar hayati önem arzetmektedir.

5- İnsana bilmediği şeyleri öğretti.
Bu ayet biz insanoğluna gayreti neticesinde elde ettiği bilgileri iyi anlayabilmesi ve eksik olmaması içinde Yazılı vahiyle bilmediklerini öğretiriz diyerek desteklemektedir. Bu hitap sadece Hz. Muahmmede değil onun nazarında tüm insanlara verilen bir talimattır. Doğru anlama doğru yerden başlanarak yapılan doğru okuma ile mümkün olur.

İnsanın yeryüzüne başlaması tevrattan değil kur an ı kerimden incelenmeli ve bilinmelidir

İlk insan Adem (as) dır düşüncesi vahyin düşüncesi değildir. Adem (as) ilk peygamberdir. Eğer ilk insan Adem (as) olmuş olsaydı ve Hz. Havva da onun kaburgasından yaratılmış olsaydı kardeş kardeşe evlilik olması lazımdı. Çünkü Allah cc Sünnetullah (uygulamasında) bir değişiklik bulamazsın demektedir.


Aşağıya Tevrattaki Adem Kıssasını alıyorum.

Yahudi inancına göre Âdem (İbr. Adam), yaradılışın altıncı gününde topraktan yaratılmıştır. 1. bâbda erkek ve dişi olarak yaratıldıkları söylenirken 2. bâbda dişinin erkeğin kaburga kemiğinden yaratıldığından bahsedilmesi, birinci bölümdeki kadının Lilith, ikinci bölümdekinin ise Havva olduğu şeklinde yorumlanmaktadır.

Gök ve yer bütün öğeleriyle tamamlandı. Yedinci güne gelindiğinde Tanrı yapmakta olduğu işi bitirdi. Yaptığı işten o gün dinlendi. RAB Tanrı göğü ve yeri yarattığında,Yeryüzünde yabanıl bir fidan, bir ot bile bitmemişti. Çünkü RAB Tanrı henüz yeryüzüne yağmur göndermemişti. Toprağı işleyecek insan da yoktu. Yerden yükselen buhar bütün toprakları suluyordu.

RAB Tanrı Âdem’i topraktan yarattı ve burnuna yaşam soluğunu üfledi. Böylece Âdem yaşayan varlık oldu. RAB Tanrı doğuda, Aden’de bir bahçe dikti. Yarattığı Âdem’i oraya koydu. Bahçede iyi meyve veren türlü türlü güzel ağaç yetiştirdi. Bahçenin ortasında yaşam ağacıyla iyiyle kötüyü bilme ağacı vardı.

Aden’den bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu. İlk ırmağın adı Pişon’dur. Altın kaynakları olan Havila sınırları boyunca akar. İkinci ırmağın adı Gihon’dur, Kûş sınırları boyunca akar. Üçüncü ırmağın adı Dicle’dir, Asur’un doğusundan akar. Dördüncü ırmak ise Fırat’tır. RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Âdem’i oraya koydu. Ona, “Bahçede istediğin ağacın meyvesini yiyebilirsin” diye buyurdu, “Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün.”

Sonra, “Âdem’in yalnız kalması iyi değil” dedi, “Ona uygun bir yardımcı yaratacağım.”RAB Tanrı Âdem’e derin bir uyku verdi. Âdem uyurken, RAB Tanrı onun kaburga kemiklerinden birini alıp yerini etle kapadı. Âdem’den aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaratarak onu Âdem’e getirdi. Âdem, “İşte, bu benim kemiklerimden alınmış kemik, etimden alınmış ettir” dedi, “Ona ‘Kadın’ denilecek, çünkü o adamdan alındı.”

"Adem soyunun öyküsü: Tanrı insanı yarattığında onu kendine benzer kıldı. Onları erkek ve dişi olarak yarattı ve kutsadı. Yaratıldıkları gün onlara "İnsan" adını verdi. ... Adem toplam 930 yıl yaşadıktan sonra öldü."

Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%82dem

VAHYİ KUR AN DA YARATILIŞ

Kur anı kerimde "Ey insanlar, sizi tek bir nefsten (Görünmeyen benlikten) yaratan ve ondan da kendi eşini (Görünen/bedensel-Yani ete kemiğe bürünmüş halini) halk eden ve onlardan (Görünmeyen Nefs ve Görünen Ete Kemiğe Bürünmüş halinden) pek çok erkek ve kadın üretip yayan Rabbinizden korunun!..NİSA..1.

İsrailiyat imanı kültürümüzde o kadar etkili olmuş ki yaratılışla ilgili hemen hemen tüm ayetler Yahudilerin tahrif ettikleri Tevrattaki yaratılış düşüncesiyle meallendirilmişlerdir. Müslümanlar için asil tehlike bu noktadır. Bu ayetlerin tamamı yeniden elden geçirilerek vahyin okuma mantığı ile anlamlandırılmaları gerekmektedir.

Kur an ı kerim Adem derken bir fertten bahsetmez.

"Ey insanlar, sizi tek bir nefsten (Görünmeyen benlikten) yaratan ve ondan da kendi eşini (Görünen/bedensel-Yani ete kemiğe bürünmüş halini) halk eden ve onlardan (Görünmeyen Nefs ve Görünen Ete Kemiğe Bürünmüş halinden) pek çok erkek ve kadın üretip yayan Rabbinizden korunun!..NİSA..1..

Sizi tek bir benlikten yarattı. Aynı benlikten (erkil dişil) eşli çiftler yarattı. Sizi annelerinizin karnında, bir yaratılıştan sonra başka bir yaratılışla (halden hale geliştirip dönüştürerek) üç karanlık içinde yaratır. İşte bu sizin Rabbiniz Allah`dır. Mülk, O`nundur. O`ndan başka İlah yoktur. Buna rağmen nasıl döndürülüyorsunuz. Zumer 6

Kur anı kerimde nesf olarak geçen kelimelerin karşılığına adem ismi konamaz. Çünkü nefs veya benlik veya öz veya çekirdek diye adlandırılan ete kemiğe büründürülmeden  yani insanın dünya sahnesine gelmeden önceki halinin ismidir. Ete kemiğe büründürülerek erkil ve dişil yaratılmasına insan denilmiştir.

İnsanların Sürekli Yaratılışı

Ey insanlar! Biz sizi, bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve örfler yoluyla tanışıp kaynaşasınız diye sizi milletlere, boylara ayırdık. Hiç kuşkusuz, Allah katında en seçkininiz, sakınılması gereken şeylerden en çok sakınanınızdır. Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır. ( HUCURAT / 13 )

Gelenek Adem ve Havva kıssasını Baz aldığı için,ayetleri o doğrultuda değerlendirmiştir...

Şöyleki;
Ey insanlar! Biz sizi, bir erkekle bir dişiden yarattık. diyor ayet..Kafalar otomatik olarak,erkek Adem dişi Havva` ya gidiyor..Ayetinde devamına bakan bile yok..."" Ve örfler yoluyla tanışıp kaynaşasınız diye sizi milletlere, boylara ayırdık."" diyor devamında..

Ayetteki erkek dişi, ALLAH ın üreme kanununa dikkat çekmesidir...İllede bir şahsa işaret ediyorsa,ayeti ben okuduğuma göre ,o erkek ve dişi benim annem,babamdır..Adem ve Havva değildir...

Müslümanların yaratılış konusunu farklı okumadan Yahudilerin düşüncelerinde kalmadan Kuran ı kerimden elde edecekleri bilgilerle değerlendirmeleri gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda çalışmalar yapılması gerektiği inancındayım. Dünyadaki kaotik ortamın hazırlayıcıları bizlerinde düşünmelerini dizayn etmemelidirler diye düşünüyorum. Bu kadar mükemmel bir varlığın üzerine bombalarla veya benzin dökülerek yakılması Batı Medeniyetine yakışmaktadır. Batı medeniyetinin temelinde vahyi düşünme yeteneği yoktur. Batı medeniyeti maddeci düşünerek insanları kapitalizme (maddeye) köle haline getirmiştir. Karşı koyanları Mali de, Burmanyada, gazzede, Suriye de ve Doğu Türkistanda Ashab-ı Uhdud modeli gibi yakmaktadırlar.

Batı medeniyetine topyekün karşı çıkmak için vahyi düzlemde inanmak ve düşünmek zorundayız..Vesselam..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 3902

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.