Bugün: 22.07.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Görünmeyen Nefsten Görünen İnsana "Yaratılış"

Görünmeyen Nefsten Görünen İnsana "Yaratılış"

İnsanlar Nasıl Bir Yaratılıştan Geçtiklerini Hala Daha Bilmiyorlarsa O zaman Yeniden İman etmelidirler..

Görünmeyen Nefs ten Görünen İnsana
Bugün Müslümanların anlamakta zorlandıkları konuların başında insanın yaratılışı gelmektedir. Tarih boyunca bu konuda o kadar çok şeyler yazıldı o kadar çok şeyler söylendi ki neredeyse söylenecek söz kalmadı. Ancak ne hikmetse insanlık bu konuda bir mesafe alamadı. Sekiz milyon Yahudinin yedi milyar insanı esir almasından sonra yeniden vahyin ele alınarak yorumlanması çalışmaları tüm hızıyla devam etmektedir. Bu çalışmalar sırasında bazen rotalar kaymakta ve olmaması gereken noktalara gidilebilmektedir.

Makalemizi okuyan herkesin bu konudaki düşüncelerini yeniden gözden geçirmesi niyetlerimizden ve arzularımızdandır.

“Hani rabbin ademoğlunun bellerinden (menilerinden, genlerinden) zürriyetlerini çıkarttı ve onlara nefsini şahid tutarak “elestübirabbiküm” ben sizin rabbiniz değil miyim dediğinde vicdanlarımız “kalübelaşahidna” evet görük şahid olduk ki sen bizim rabbimizsin diyerek kabul ettiler. Bunu ne için yaptık biliyor musunuz? Mahşer günü bizim böyle bir yaratılış bilgisinden haberimiz yoktu demeyesiniz diye”. (Araf 172)

Gelenek yorumuna karşı düşünce geliştireceğiz diyerek yukarıdaki ayeti kendi rotasından çıkartırsanız o zaman bu konuda sapmalara gitmeniz doğal sonuç olacaktır. Araf suresinin 171. Ve 173. Ayeti israiloğullarından bahsetmektedir. 172 . ayet bir ilke ayetidir. 174. Ayette bu destekler mahiyette “biz ayetlerimiz böyle açıklarız” demektedir.

Araf 172 yi kendi rotasından çıkarttığınızda İnsan suresi birinci ayeti anlayamazsınız.

İnsan suresi 1. ile Bakara 30 anlama imkanınız yoktur. Ayrıca İnsan suresi 2.3. ayetlerle Rahman 4 Şems 8 ve Belede 10. Ayetlerle beraber nefs`ide  anlama imkanınız olmayacaktır.

Araf 172 Üzerinde fikir jimnastiği yapılabilir. Yani bu ayetin içerisinde Allahualem diyebileceklerimiz mevcuttur. Ancak ilke ayeti olduğu asla ve asla sakata uğratılmamalıdır.

Zürriyet kelimesi
Arapça muteber lügat ve tefsirlerde “Zürriyet” kelimesinin, manaları birbirine yakın olan iki kelimeden gelebileceği üzerinde durulur. Bunlardan biri “Zera-e (e hamze ile)” diğeri de “zerre-zerere” kelimeleridir. Üzerinde duracağımız, “zerre” kelimesidir. Zera-e kelimesi Kur’an’da 6 defa geçer. Yaratmak, çoğaltmak, etrafa dağıtmak ve tarlaya tohum ekmek/ saçmak manalarına gelir. “zera-el arz-yeryüzünün tohumlanması” demek…

“Allah’ın tohumlayıp bitirdiği ekinlerden ve hayvanlardan O’na bir pay ayırdılar ve akıllarınca, “Şu, Allah için, şu da bizim ortaklarımız için” dediler. Ortakları için olan Allah’ınkine eklenmiyor. Allah için olan ise ortaklarınkine ekleniyor! Ne kötü hükmediyorlar!” En’am 136

Ayette; “zera-e; tohumlamak, yerden bitiren; -sizin ve hayvanlarınızın yediği bitkileri yaratan-“demektir.

Zerre kelimesi hakkında Allahu alem diyebiliriz..Belki ileride bu kelimeyi de izah edebilecek incelikler ortaya çıkacaktır. Allahu Alem. Orada nasıl bir gösterim olduğu noktasında da Allahu Alem diyoruz. Ancak Nefs kelimesi ve fonksiyonu hakkında bugün eldeki bilgiler gayet açık bilgilerdir.

Bu konuda bazı Müslümanlar şöyle demektedirler “efendim benim hatırlamadığım bir ahdi misak nasıl olur” bizde bu arkadaşlarımıza diyoruz ki; siz vicdan, zeka, takva ve fücur u hatırlıyor muydunuz?

Alak suresi beşinci ayette İnsana bilmediğini öğretti diyerek yazılı vahiyle bizlere bunları bildirdi/öğretti. Vicdan, zeka, takva ve fücuru nereden öğrendiysek ahdi misak ı da oradan öğreniyoruz. Benim aklım benim zekam bunu anlayamıyor ve kabullenemiyor diyebilirsiniz. O zamanda deriz ki, sen zekanla beraber nefs in ne olduğunu anlayabilecek misin?

Allah cc bu bir ayettir diyor. Yani Araf 172 de anlatılan olayın bir ayet bir işaret ibretlik bir olay bir alamet olduğunu Araf 174. Ayette söylüyor. Araf 172 nin rotasını değiştirdiğiniz de o zaman nefsin rotasını da değiştirecek ve Dehr birinci ayetine bakarak insanın evvelinin hayvan olduğunu söyleyebileceksiniz. Gelenek yorumunu değiştirelim derken ne olduğu belli olmayan israiliyatlarla oluşan rivayet kültürüne teslim olacak ve dünya sahnesine gelmeden önceki görünmeyen haline (nefs) çekinmeden hayvan diyebileceksiniz.

Unutmayınız ki bunu zaten o kültürün sahipleri çok öncelerden söylemişlerdir. Hem de sizlerden biraz daha netleştirerek maymundur demişler. Efendim gelenek yorumunu değiştirelim derken vahyin yaratılış ilkelerini bozacağınızı hiç düşünmediniz mi...Bu kadar uğraşmanıza gerekte zaten İnsanın evveli maymun deyin gitsin..Bakınız İnsana maymun diyenlerin yaptığı tahribat sizin tahribatınız yanında devede kulak kalır. Onlar insanın maymun olarak yaratıldığını ve sonradan eğitilerek insan olduğunu iddia etmektedirler. Sizler ise yaratılış ilkeleri yok edecek şekilde tüm insanların aslında hayvan olduklarını iddia etmektesiniz..Onlar maymunun eğitilerek insan olduğunu iddia ettikleri gibi sizlerde insanın doğduğu gibi insani özelliklerle donatıldığını iddia etmektesiniz. Buradaki fark çok fazla değil..Onlar yaratanı kabul etmemekte sizler ise yaratanı kabul etmektesiniz. Sadece farkınız burada..Hatta bazılarınız insanı tarif ederken bir bardak suyun yarısı yaratılış yarısı da eğitim olarak anlatılıyor.. İşte bu ifrat ve tefrittir. Hiç birisi doğru değildir..Doğrusu Vahyin anlattığıdır..

Araf 172 inin rotası değiştiğinde sizin tüm yaratılış rotanızda değişmek zorundadır.
İnsan üzerinden uzunca bir zaman geçtiği dönemde nefs olarak hayatta idi. Bu dönemde görünen bir varlık değildi. Ana rahmiyle beraber anılmaya başlayan ve doğumuyla da görünen varlık (insan) olmuştur. Bunun sebebi de imtihan olunmak içindir. İnsanın doğmadan önceki haline hayvan diyenlere diyoruz ki o zaman Dehr suresi 1. ayeti nasıl okumalıyız.. Sizin düşüncenize göre Bu ayet şöyle gelmeliydi. "Hayvanın üzerinden uzunca zaman geçtikten sonra İnsan olmadı mı" Muhterem hocalarımızın Adı ne olursa olsun Unvanı ne olursa olsun Araf 172. ayeti devirdiklerinde Dehr suresindeki ilk 3 ayeti kurgulamanız mümkün değildir... Maalesef bugün bunu yaşıyoruz..

“Ona fücur unu ve takvasını ilham etti” (ŞEMS 8)
“Onu katmerli bir karışım olan hayat tohumundan biz yarattık. Biz insanı deneyeceğiz, sınav edeceğiz, imtihan edeceğiz. Onun için insana işitme ve görme yeteneği verdik”(insan 2)

“Biz, ona yolu gösterdik; (artık o,) ya şükredici olur ya da nankör”(İnsan 3 )
“ona açık ve berrak şekilde düşünmeyi ve konuşmayı öğretti”(Rahman-4)
“Biz ona (hayır ve şerri) her iki yolu da göstermedik mi?” (Beled 10)

İnsanın Yeryüzü Sahnesine Gelişi
“Gerçek şu ki, insanın üzerinden, daha kendisi anılmaya değer bir şey değilken, uzun zamanlardan (dehr) bir süre (hîn) gelip geçti” (İnsan -1 )

İlk yaratılış bezmi alemde idi. Dünya sahnesine gelinceye kadar çok uzun bir zaman dilimi geçiren insanoğlu her yaratılışta bu zaman dilimini yaşamaktadır. Allahu alem Belki de böyle bir denge kurulmuştur.

Nefs kelimesi insanın yeryüzü sahnesine çıkmadan önceki halidir. Yani ete kemiğe bürünerek erkil ve dişil olmadan önceki haline nefs denir. Nefsin karşılığı olarak benlik/çekirdek/öz de denilmektedir.

Araf 172 de nefisleriniz şahid tutulmuştur denilerek dünya sahnesinden önce meydana gelen bir sözleşmeden bahsedilmektedir. Çünkü insanın dünya sahnesine gelmesi nefsin ete kemiğe bürünerek erkil ve dişil özelliklerle imtihan için donatılması demektir.

İnsan ana rahmine düşmesiyle anılmaya başlanan ve dünyevi değeri olan bir varlıktır. Doğacak olan bebeklerin cinsiyeti konuşulur ve cinsiyetine göre bir takın hazırlıklar yapılır. Çünkü yeni bir insan dünya sahnesindeki rolünü üstlenmeye gelmektedir. Bu süreçte etkenlerin gelecek olan insanın sağlıklı olmasına dikkat etmeleri gerekmektedir. Zaten öylede yapılmaktadır.

Eğer dünya sahnesine geldiğinde imtihan edecekseniz ona dünya sahnesine gelmeden önce bir şeyler öğretmelisiniz. Birşeyler anlatmalısınız. Bunların kavrayıcı özelliklerde yaratmalısınız. İşte insanın donatılarak dünya sahnesine gönderilmesi onun bezmi alemde öğretilenlerden sonra kendisinden alınan söze sadık kalıp kalmayacağının tespiti. Testi ve sınavı için dünya sahnesinde sorumluluk yükler ve hesap sorarsın. Hiç bir şey öğretmeden imtihan etmek ve fıtrat kurallarına nede sosyolojik kurallara uyan bir uygulama değildir.

Dünya sahnesine gelen insanın nefs donatıları arasındaki zeka enerjisi ile vicdan donatısını harekete geçirecek ve nefsin içerisinde yüklü olan takva ve fücur dosyalarına göre özgürce hareket etme imkanı verilmiştir ki imtihan edilebilsin. İyilik dosyası ve kötülük doyası olarak yüklenen zeka enerjisinin istek ve arzuları bu iki şekilde ortaya çıkacak ve gerçekleşecektir. İnsanın okuması istenilen üç kitabı okuması için donatılarak gönderilmesi esastır.

Kainat kitabını okumakla mükellef, İnsan kitabını okumakla mükellef ve bu iki kitabın doğru anlaşılması içinde yazılı olan levhi mahfuzda bütünü bulunan vahyi okuması istenecektir. Alak suresi 1 den 5 e kadar olan bölümde bunlar istenmektedir.

“Her nefs/benlik/çekirdek/öz, ölümü tadacaktır”. Ankebut suresinin 57. Ayetine baktığımızda nefs kavramının donatıları üzerinde taşıyan bir varlık olduğunu görmekteyiz. Ete kemiğe büründürülmüş beden değilde ete kemiğe büründürülmeden önce var olan ve donatılmış nefs ölümü tadacaktır. Donatılarında arıza olanlar ise imtihandan muaf tutulacaklardır.

Tekrar tekrar söylüyorum bu konu oldukça önemli bir konudur. Yaratılıştaki Tahrif edilen Tevrat etkisini kıracağız derken yaratılış ilkelerini bozduğunuzda tahrif edilen Tevrat felsefesinden daha kötü konuma gelebilirsiniz.

“Ey İnsanlar Hayret ederek; sizi (erkil dişil özelliği olan) Tek/bir nefs’ten, (öz’den, çekirdek’ten, benlikten, can’dan cevher`den) yaratan, ondan (aynı nefs`ten) eşlerinizi/cevzelerinizi de üretip kadın ve erkekler olarak çoğaltıp yeryüzüne yayan Rabbinizden sakının”. (Nisa 1)  Ayetin konumu ile Dehr 1. Ayetin fonksiyonel konumu arasında benzerlikler mevcuttur. Bu ayetle beraber tahrif edilen Tevrat felsefesindeki ademin yaratılışı kırılırken Dehr suresi 1. Ayetteki dünya sahnesine gelmeden önceki uzun zamandaki haline hayvan demenin ne akılla ne fikirle ve nede vahiyle izahı mümkün değildir.

İnsanın Sürekli Yaratılışı

Ey insanlar! Biz sizi, bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve örfler yoluyla tanışıp kaynaşasınız diye sizi milletlere, boylara ayırdık. Hiç kuşkusuz, Allah katında en seçkininiz, sakınılması gereken şeylerden en çok sakınanınızdır. Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır. ( HUCURAT / 13 )

Gelenek Adem ve Havva kıssasını Baz aldığı için,ayetleri o doğrultuda değerlendirmiştir...

Şöyleki;
Ey insanlar! Biz sizi, bir erkekle bir dişiden yarattık. diyor ayet..Kafalar otomatik olarak,erkek Adem dişi Havva` ya gidiyor..Ayetinde devamına bakan bile yok..."" Ve örfler yoluyla tanışıp kaynaşasınız diye sizi milletlere, boylara ayırdık."" diyor devamında..

Ayetteki erkek dişi, ALLAH ın üreme kanununa dikkat çekmesidir...İllede bir şahsa işaret ediyorsa Ayeti ben okuduğuma göre o erkek ve dişi benim annem-babamdır..Adem ve Havva değildir...

Bu makaleyi eleştiri makalesi olarak görmemek lazım. Bu çalışma bir hatanın tespiti olarak görülmelidir. Hatadan dönmek erdemliktir. Hatada ısrar etmek ise yaratıcıya saygısızlıktır.

İnsan, dünya sahnesine gelmeden önce vicdan, zeka, takva ve fücur ile donatılmış nefs adıyla hayatını sürdürüyordu. Asla ve asla hayvan değildi. Dünya sahnesine geldiğinde erkil dişil özelliklere sahip ete kemiğe bürünerek görünen varlık “insan” adını almıştır. Bunun dışındaki düşünceler kırık düşüncelerdir. Vesselam..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 6380

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.