Bugün: 17.01.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Erdoğan Düşerse Türkiye Düşer!..

Erdoğan Düşerse Türkiye Düşer!..

Tarih Tekerrür Ettirilmek İsteniyor..

II.Abdulhamid Düştü Osmanlı Düştü!..,

Türkiye Bulunduğu coğrafya gereği sürekli savaşın ve mücadelenin merkezi olmak durumundadır. Uluslar arası aktörler Türkiyede Milletini Dinini Allah cc ını seven kimsenin Üst düzey görevlerde olmasını istemez. Bu onların doğasında olandır. Osmanlının son yıllarında başlayan ve tamamen Osmanlıyı yıkmaya dönük milliyetçilik akımları sürekli olarak kaşınır ve taraftarda bulur.  Beli bir eğitimden geçmeyen herkes bu durumdan sonra “milliyetçi” tavırlar içerisine girebilir. Çünkü imtihan için gönderildiğimiz dünyada bizi dünya hayatıyla buluşturan güç bizlere “ümmet” düşüncesinde olmamızı emrederek tüm sosyal olayların üstesinden gelmemizi istemektedir.


Bugün başta Müslüman alemi olmak üzere dünya genelinde “ÜMMET” Kelimesinin fonksiyonel durumunu bilen insan sayısı yok denebilecek kadar azdır. Türk diyanet teşkilatı ümmet düşüncesi hakkında üç kelimeden oluşacak bir cümle kuramaz durumdadır. Vahyin atmosferini tehlike gören Türk Diyaneti Ümmet düşüncesini anlamaktan aciz cehalet içerisinde yüzmektedir. Kendileriyle konuştuğunuzda her birini “ulema” zannettiklerinizin toplumun en cahil kitlesini oluşturduklarını bilmek zor değildir. Uluslar arası güçler yozlaştırdıkları ülkelerde bazı noktalara dikkat eder ve bu noktalara işaret koyarak o toplumun o noktalardan uzak durmalarını öğütlerler.  Yozlaşmış ülkelerin yönetim mekanizmaları da bu noktalama işaretlerine özen göstererek uluslar arası sömürü çarkına hizmetlerinde kusur etmezler.


Ümmet, kendinden olmayan kendin gibi düşünmeyenlerin hak ve hukukunu kendi hak ve hukukun olarak görmenin ve uygulamanın adıdır. İnsanlığın sosyolojik hamuru ümmet düşüncesidir.


Türkiyeyi kuran zihniyet Türkiyenin devlet rolünde olmaması için yönetiminin saraydan değil “köşk” ten yapılmasını istemiştir. 80 bin metre kare olan Çankaya Köşkü bunun için inşa edilmiştir. Devletler egemenlikleri gereği saraylardan yönetilirler. Egemenliği olmayan veya egemenlik verilmeyen topraklar ise Türkiye örnekliğinde olduğu gibi 100 yılık taahhütler altında köşklerden yönetilir.


Osmanlının yıkılma sürecinde iktidarı elinde bulunduran II. Abdulhamid e karşı girişilen olayların bugün Recep Tayyip Erdoğana karşı girişildiğini görmekteyiz. Uluslar arası Düşmanlarımız tıpkı Osmanlıda olduğu gibi bugünde milliyetçileri kullanmaktadır. Osmanlının yıkılmasını sağlayanların “jön Türkler” olduğunu herkes bilmektedir. Bugünde durum başka değildir. İçi boşaltılan ve alemci duruma getirilen bir milliyetçilik söz konusudur. Bu ülkede kitlelerle oynamak için kitlelerin başını ele geçirmek yetmektedir. 


1900 yılların başlarında II. Abdulhamide yapmadıklarını bırakmayan Jön Türkler Abdulhamidin meşrutiyet ilan etmesi ve seçimlerin yapılmasını sağlamışlardı.. 1908 de yapılan seçimlerde Osmanlının Meclisi Rum Yahudi ve Ermenilerle dolmuştu. II. Abdulhamid Osmanlının Meclisi böyle olmaz diyerek meclisi mebusanı fesh etmiş ancak Hareket ordusuna karşı direnememişti. Abdulhamid düşmüş ve 1916 da kaldığı sarayda şehid edilmişti. II.Abdulhamidin şehadetinden sonra BM yi kuruyorlar ve peşinden de Osmanlının ipini çekiyorlar.


Egemenliğimizi kaybettiğimiz Lozan anlaşmasının süresinin dolmasına az bir zaman kala yeni Lozanları imzalamak mecburiyetinde bırakılmak istenmekteyiz. Köşkten yönetilen Türkiyenin son yılarda SARAY dan yönetilmesi ayrıca uluslararası düzende İstihbarat topladığımız 162 ülke ile dünyada egemenlik iddia etmemiz tüm düşmanlarımızı harekete geçirmiş ve topluca saldırıya geçmişlerdir..


Ak-Partiyi Dizayn Ettiler

İlk olarak hükumeti zayıflatmak için gerekli şartları oluşturdular. Ak-parti içerisinde yani üst düzey olarak hükumet içerisinde adamlarının olmadığını düşünmek safdillik olur. Büyüyen gelişen Türkiyede Emekli ve Asgari ücretliyi açlığa mahkum ettirdiler. Uluslar arası kapitalizmin sömürü çarklarından olan TAŞERON sistemine sarılarak yüzbinlerin emeklerini sömürdüler. Ak-Parti vizyon ve misyon değiştirerek Ak-Partililer teşkilatların dışına itilerek parti ile fiili ilişkilerini kestiler. 7 Haziran seçimlerine bu şartlarda girdik.. 30 Mart 2014 10 Ağustos 2014 tablosunu az bir sürede dibe vuracak şekilde erittiler. Bunu Ak-partiye yaptırdılar. Amaçladıkları planladıkları gibi oldu. 7 Haziranda Ak-Parti Hükumetten düşmüş oldu. Ancak mesele Ak-Partinin düşmesi değildi ki Mesele Türkiyenin düşmesi meselesi olduğu için Ak-Partiye karşı cephenin 292 vekil çıkarmasına rağmen hükumeti teslim almadılar. Tıpkı Tanzimat fermanından sonra olan olaylar gibi.


Tanzimat fermanıyla ekonomisini çökertemedikleri Osmanlının Dolma bahçe sarayıyla ekonomisini çökertmek gibi. Ogün ekonomileri yok eden saraylar bugün ekonomileri yok eden ise istikrarsızlıktı. Hükumet kurulamayacak ve KAOS olacak ki hedeflerine ulaşsınlar. 7 Haziran seçimlerinin hemen ardından Cumhurbaşkanı devreye girerek Meclisteki dört partinin de Hükumette olacağı bir koalisyon istemesine Muhalefetin rest cevabı vererek Cumhurbaşkanını tanımıyoruz demeleri hesaplarının Türkiyeyi çökertmek olduğunu açıkça ortaya koyuyordu. İleri sürdükleri şartlar yeni lozanın şartları gibiydiler. Türkiye paketlenerek Siyonist Yahudilere teslim edilecekti. Her şeyi planlayan bu çevrelerin seçim hükumetine HDP nin girmesine özen göstermişlerdi. HDP nin Hükumette yeralaması, hükumetin seçim sürecinde kanun hükmünde kararname çıkartamayarak Türkiyenin sorunlarına çare üretememesi içindi.


Ak-Parti içerisinden ve özellikle Genel merkez yönetiminden bu tabloyu hazırlayanların mutlaka bulunup kapı dışarı edilmeleri gerekmektedir. Türkiyenin Asgari ücret ve Emekli maaşları sorunu olmamalıydı.  Emeklilik sisteminde reforma gidilerek en alt sınıftaki emekli maaşı ile asgari ücret TÜİK  in açlık sınırı raporu ile sınırlandırılmalıydı. Bu hala daha yapılması gereken ilk iş olarak görülmelidir. Ak-Parti teşkilatlarını tarumar ederek Ak-Partilileri dışlayanlar görevlerinden derhal alınmalıdır. 


Ak-Parti Reformlara Devam Etmeliydi

İmar yasası değiştirilerek cadde, sokak ve bina genişlikleri/uzaklıkları yasa ile belirlenmeli ve tüm şehirler buna göre yeniden projelendirilmelidir. Belediye başkanları İmarı denetlemelidir. Bugün ülkemizde maddi değeri ve getirisi olan şehirlerdeki tüm belediye başkanları imar yolsuzluğunda boğulmuşlardır. Bunun partisi pırtısı yoktur. Menfaat partisi tek partidir. Bu sorunu Ankara halletmelidir.


Bankalar Milletin Canına Okurken Ak-parti Seyretmekten başka bir iş yapmadı..Dünyanın hiç bir yerinde Kredi kartından ve verdikleri kredilerden dolayı İCRA Mahkemelerine giden Banka Yoktur. Türkiyede İcra Müdürlükleri Bankaların Arka Bahçesi Olmuş..Ak-Parti Seçim Beyannamesinde böyle onlarca Reform sözü vermeli ki seçimlerde yeniden % 50 lere yaklaşılsın..


""Ak-partiye atılan tokatların en ağırları maalesef Ak-Parti içerisinden gelen tokatlar olmuştur"".


7 Haziran seçimlerinde zayıflattıkları hükumetten sonra devletin bekasına göz dikenlerin adları ne olursa olsun sahada beraber olduklarını görmekteyiz. Paralel PKK nın 292 vekili olmasına rağmen hükumetten kaçmaları ekonomimizin çökertilmesi için KAOS çıkartılması anlamına gelmektedir. Seçimlerin üzerinden henüz 4 saat geçmişken hiçbir koalisyonda olmayacaklarını açıklayan bir partinin bu ülkede olması Jön Türklerin Osmanlıda olması gibidir.. Hiçbir vakit hiçbir surette tek başına iktidar olamayacak partiler için koalisyon büyük bir fırsatı oluşturur. Oysa ülkemizdeki bu partinin ülke yönetmek yerine şirkete dönüştürdükleri partide vekil olup maaş almaktan başka bir yararlarının olmadığını görmekteyiz. 1999 da oy verdiğimiz bu parti koalisyona girdiği başka bir partinin Genel Başkan yardımcısı tarafından “eli kanlı teröristler” olarak anılmasına ses çıkartmayanların mesele Ülkenin menfaatine gelince hükumetten kaçtıklarını görmekteyiz.


Kendilerininde bir parçası oldukları uluslar arası Türkiye düşmanlarının Taşeron örgüt olarak kullandıkları PKK nın saldıracağını bildiklerinden dolayı hükumetten kaçmışlardır. Bugün Türkiyeyi savunduğu ve teröristlere tarihi bir hezimet yaşattığı için Cumhurbaşkanına saldıranlar dünde Osmanlıyı Savunan II.Abdulhamide saldırdıklarını hatırlıyoruz. Bu iç ve dış hainlere karşı halkımız kenetlenmiştir. Sıra bunu sandığa  yansıtmaya kalmıştır. Türkiye Cumhuriyeti dimdik ayakta olduğu müddetçe iç ve dış düşmanlar kahırlarından ölmeye mahkum olacaklardır. Taşeron Örgütleri PKK nın bir daha ayağa kalkamayacağı süreç başlamıştır. Ankaradaki hainler anlayamamış ise de Güneydoğu halkı anlamış olacak ki Hakkari de Binlerce kişi terörü lanetledi..


Dün II. Abdulhamid düştü Osmanlı düştü. Bugünde Recep Tayyip Erdoğan Düştüğünde Türkiye düşmüş olacaktır. Tarih tekerrür ettiriliyor Vesselam..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 2243

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.