Bugün: 23.07.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Din; Parça Parça-Bölük Bölük Olur Mu?..

Din; Parça Parça-Bölük Bölük Olur Mu?..

İnsanlar, aralarındaki, düzenlerini, işlerini, birliklerini, güçlerini, yönetimlerini, ekonomilerini, hayatlarını/dinlerini parçaladılar.

Kainatın sahibi kainattaki tüm varlıkları nasıl ve ne şekilde hayatlarını sürdürmesi gerektiğini sistematik olarak düzenlemiş ve bu sisteme alternatif sistemlerin getirilemeyeceğini de ilan etmiştir. İnsanların dışındaki varlıklar hayat sistemlerini harfiyyen yerine getirirlerken tek şikayetleri de söz konusu değildir. Çünkü bizim göremediğimiz algılayamadığımız sadece vahyin anlattığı bir hayatı yaşamak mecburiyetinde olan varlıkların seçme/tercih etme özgürlükleri olmadığı için, başka bir deyimle seçme ve tercih etme özgürlüğü olanların hizmeti için yaratılan milyarlarca varlığın yaratıldıkları sisteme bağlılıkları hayatlarının devamını sağlamaktadır.

Yaratıcı insanın dışındaki varlıkları bu şekilde sistemleştirirken gözlem alanımızdaki varlıkların en şereflisi olarak tanımladığı insanı başı boş mu bırakmıştır. Tabii ki başıboş bırakılmamıştır. Yaratıcı insanın hayatına DİN adını vermiştir. Çünkü insanın dışındakilerin kendi tercihleriyle kendilerinin oluşturabileceği bir otorite olmayacağından otorite hakkını kullanma izni/tercihini verdiği insanında hayatına din diyerek boyutunu belirlemiştir. Bu tanımlama da yeryüzünün tamamı bir tutulmuş ve insanoğlunun yeryüzündeki nimetlerden faydalanması için her koldan çalışma yapması istenmiştir. Kur an ı kerimin ilk inen beş ayeti hayatın/kainatın okunmasını ve bu okumaya insan dene varlığında iştirak ettirilmesini isteyerek yapılacak okumadan elde edilecek ikramların yazılmasını ve kitlelere ulaştırılması/duyurulmasını isteyerek bu okumalar yapıldıktan sonra bilmediklerinin de adeta şifreleri olan vahyin geleceğinden söz edilmiştir.

Din/hayatın kendisi olarak bildirilmiş ED-DİN kelimesi ile de perçinlenmişti. Hayatın tümü din ile anlamlandırılacak ve hayat/din yalnızca yaratıcıya ait olacaktı. Böyle olması halinde insanoğlu hayatını/dinini yaşarken bugünkü zorluklarla karşılaşmayacak ve huzur bulacaktı. Yaratıcı yarattığı tüm canlıları “vicdan” donatısı ile donatmıştı. İnsan a fazlalık olarak “zeka” donatısı ile iki adette (iyi ve kötüyü) ayırt edici dosya yüklemişti. Yaratıcı insanın zaaflarını bildiği için kendi cinsinden “elçiler” lede desteklemiştir. Elçilerin ölümlü olduğunu bildiğinden vahiylerle desteğini devam ettirmiştir. Tüm bu uyarıcılar insanın yeryüzündeki otoritesini kurarken çizgilerin dışına çıkmaması içindi.

Bugün insanoğlu ilk olarak din kelimesini hayatın dışına taşıyarak sadece yaratıcı ile insan arasındaki görünmeyen bağ algısı haline getirmiştir. Güya dinlerine bağlı olanlarda ritüelleri (şekilsel ibadetler) din konumuna alarak şekilselleri yerine getirmenin yeterli olduğunu zannetmişlerdir. Bu iki anlayış dışında az sayıda vahiyle beslenerek yaratıcının istediği gibi düşünmek yaşamak isteyen insanlar kalmıştır. Bu üçüncü gurup Müslümanlar da girdikleri girdaptan çıkamayarak vahyin okunması ve incelenmesini ibadet olarak algılamış toplumların sorunlarına çözüm aramayı bırakmışlardır. Böyle olunca da dünya aşağıdaki ayetlerde belirtilen sonucu yaşamak zorunda kalmıştır.

“Dinlerinden ayrılanlar, dinlerini, düzenlerini, kültürlerini ve medeniyetlerini, birliklerini parçalayanlar, tefrika içinde etkisiz itibarsız yaşayanlar, hizipleşerek ayrılık davası güdenler, birbirlerine düşmanca davranarak dinî ve insanî ilişkilerini kesen bölünmüş, baskıcı, zorba, medeniyetten nasiplenmemiş kapalı toplumlar, taraftarlar haline gelenlerle senin ve sana gelen dinin, senin ümmetinin hiçbir hususta bir ilişkiniz, bir benzerliğiniz yok. Onların hesabının görülmesi Allah’a kalmıştır. Sonra Allah yapmakta olduklarını birer birer ortaya koyarak onları hesaba çekecektir”.ENAM 159

Bugün dünya geneline baktığımızda coğrafi bölünmüşlüklerden tutunuz maddi bölünmüşlüklere kadar her alanda bölünmüşlük mevcuttur. Oysa din/hayat tektir. Yaratıcı istesyedi dünyayı coğrafyalara bölerek siz şu coğrafyada siz şu coğrafyada kalacaksınız diyebilirdi. Kültürleri ayrıştırabilirdi. Hayatı/dini ayrıştırarak başka coğrafyalarda başka hayatlar düzenleyebilirdi.

“İnsanlar, aralarındaki, düzenlerini, işlerini, birliklerini, güçlerini, yönetimlerini, ekonomilerini, hayatlarını/dinlerini parçaladılar. Hepsi bizim huzurumuza gelip hesap verecekler”.(ENBİYA 93)

Bu ayetleri boşuna mı göndermiştir yaratıcı. Bu ayetler günümüzü söylemiyorlar mı? Suriye ile Türkiye arasında sadece bir dikenli tel yok mu?

“İnsanlar, yaratıcının rehberi yerine, ideolojik cereyanlara kapılarak, aralarındaki düzenlerini, işlerini, birliklerini, güçlerini, yönetimlerini, ekonomilerini ve dinlerini parçaladılar. Her grup, kendisinde bulunan ile sevinip böbürlendi”.(MÜMMİNUN 53)

“Allah’a yönelmiş kimseler olarak yüzünüzü hak dine çevirin, O’na karşı gelmekten sakının, namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden; dinlerini darmadağınık edip grup grup olan kimselerden olmayın. (Ki onlardan) her bir grup kendi katındaki (dinî anlayış) ile sevinip böbürlenmektedir.” (Rûm 31-32)

“Allah katında din, İslam’dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf aralarındaki aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah’ın ayetlerini inkâr ederse, bilsin ki Allah hesabı çabuk görendir. (Aliİmran 19)

“Kim İslam’dan başka bir din ihdas ederse, bilsin ki, o din ondan kabul edilmeyecek o ahirette kaybedenlerden olacaktır”. (Al-i İmran 85)

“O, Her şeyi kuşatmıştır Allah’ın İnsanlara Gönderdiği Yaratma ve Yaşatma Yasası’nın Esası Olan Din Tek dir.

“Sizin ilâhınız tek bir ilâhtır. O’ndan başka ilâh yoktur. O, rahmân’dır rahîm’dir.” (Bakara 163)

“O Elçisine diyor ki; Sen Yüzünü Allah’ı Bir’leyici olarak doğruca Din’e çevir Allah’ın Yaratma Yasasına, Allah insanları ona göre yaratmıştır. Allahın yaratması değiştirilemez. İşte doğru Din o’dur, fakat insanların çoğu bilmezler” (Rum 30)

İnsanoğlunun yaratıldığı fıtrat sistemi hayatımıza din demektedir. Hayatın içerisindeki ritüeller imtihan kurallarıdır. Namaz gibi oruç gibi nikah gibi tüm kurallar yaratanı hatırlayanların hazırlanmalarını için koyulan kurallardır. Zaten imtihan demek hatırlamak ve hazırlanmak demektir. Bu kurlar olmasaydı insanoğlu hiç bir şeyi hatırlamayacak ve hazırlanmayacaktı. Bugün buna benzer bir durumla karşı karşıyayız.

“Kendilerine açık deliller geldikten sonra bölünüp ihtilaf edenler gibi olmayın. İşte onlar (evet) onlar için büyük bir azap vardır”. (Aliİmran105)

Bugün Müslümanların yaşadığı zilletin sebebi yukarıda anlattığımız din konusunun doğru bilinmemesindendir. Dininizi coğrafi alanlara, kültürel alanlara, sosyolojik alanlara ekonomik alanlara ayırırsanız hayatınız/dininiz sizlere huzur yerine zulümleri getirecektir. Afrikalıların hayatları ile Avrupalıların hayatları aynı olmadığı müddetçe hiç kimse dinden/hayattan zevk alarak yaşayacağını düşünmemelidir. Birileri ekonomik doymuşluğa ulaşmışken birileride açlıktan ölüyorsa bu hayatta/dinde huzur bulma imkanı yoktur. Yaratıcının kainata serteddiği nimetleri adil paylaştıramayan otoriteler zulmetmekten başka bir işe yaramayacaklardır. Başta Müslümanım diyenler olmak üzere tüm insanlık bunun hesabını hem dünya da hem de ahirette ödemek zorundadır.

"Şüphesiz bu tek bir din olarak sizin dininizdir. Ben de rabbinizim. Öyle ise emirlerime uygun yaşayıp azabımdan sakının"! (Mümminun 52)

“De ki: “O, sizin üzerinize üstünüzden yahut ayaklarınızın altından bir azap göndermeğe, ya da sizi gurup gurup/hizip hizip birbirinize düşürüp kiminize kiminizin hıncını tattırmağa kadirdir. ” Bak, anlasınlar diye ayetleri nasıl açıklıyoruz”! (ENAM 65)

İşte yukarıdaki ayet insanlığın başına gelenlerin nedenini açıklayan ayettir.
.............Hala daha akletmeyecekmisiniz...................

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 4032

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.