Bugün: 17.10.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Davranış/Kişilik Bozukluğu ve Tedavi Yolları!.

Davranış/Kişilik Bozukluğu ve Tedavi Yolları!.

Davranış/kişilik bozukluğu hastalığına hiç yakalanmamak için ailelerimiz vahyi kur an ile sıkı-fıkı ilişki içerisine girilmelidir.

Davranış/kişilik bozukluğu 

Kişilik bozuklukları uzun dönemli, şiddetli ve dirençli düşünce ve davranış kalıplarıyla karakterize olmuş zihinsel bozukluklar sınıfıdır. Kişilik bozukluklarının tanımlanması ve kategorize edilmesi zordur. Kökeni kalıtsal veya çevresel olabileceği gibi, hem kalıtsal hem de çevresel olabilir. Kişisel bozuklukların tanımında kişinin içinde bulunduğu kültürel ve sosyal ortam çok önemlidir. Bir durumun kişilik bozukluğu olarak teşhis edilmesi için kişisel ve/veya sosyal yaşamında önemli oranda sıkıntı ve bozukluğa yol açacak bir davranış düzeni bulunmalıdır.

Kişilik problemleri çok çeşitlidir. Ancak hepsinin sergilediği ortak yan, dış dünya ile yani kendilerinin dışındakilerle diyaloglarında güven vermemeleridir.. Bu bozukluklar kişinin davranışlarını, iş/okul ve sosyal hayattaki çevresindeki insanlarla ilişkilerini etkiler.

Bir kimseye kişilik bozukluğu teşhisi konulmadan önce, doktorların kişilik bozukluğu değişiklikleri araştırmaları yaparak ailede problem olup olmadığını belirlemeleri gerekir. Ekseriyetle kişilik bozukluğu aileden kaynaklanan faktörlerden veya çocukluk döneminde yaşadığı sorunlardan/problemlerden oluşur.

Kişilik bozukluğu bulunanlardan psikiyatri desteği isteyenlerin oranı oldukça düşüktür. Çoğu, evlilikte, düzgün bir iş hayatı yürütmekte ve arkadaşlıklarında, uzun zaman devam eden zorluklar yaşar.

Bu kişilik bozukluğu olan kimseler ekseriyetle problemlerinin sebebinin farkında değillerdir. Kendi davranışları ve düşünceleri yüzünden başkalarını suçlarlar. Tedavi genellikle psikoterapi yoluyla yapılır. Ancak arada sırada ilaç kullanılır. Terapinin anahtarı güven duyulan bir ilişki kurabilmektedir. Tedavi uzun sürebilir ve çıkmazlara girebilir.

Kişilik bozukluğu “yalancılık ve sözde durmama" gibi ortaya çıkar ve neticede ilerleyerek hem kişi hemde çevresini etkiler. Özellikle gençlerimizin dikkat etmeleri gereken kişilik bozukluğu bulunan ve sürekli yalan söyleyen veya sözünde durmayan arkadaşlarını uyarmaları ve devam etmeleri halinde ilişkilerini kesmeleri gerekmektedir. Bu çocuklara bu gençlere böyle bir hayat tarzı sunan o toplumda sorun var demektir. Çocuk veya genç verdiği sözde durmuyor ve bunu da hiç umursamıyorsa bu o çocuğun veya gencin umursamazlığından değil o toplumun temel değerleri arasında girmiş olan yalancılık hastalığının ön kabul görmüş olmasındandır.

Aileden sorumlu bakanlığın bu konularda yaptığı çalışmalara bakıldığında meseleyi algılayabilmiş olmadıklarını görmekteyiz. Özellikle insan Etüd etmeyen, insanı incelemeyen bir toplumda yaşıyoruz. Böyle bir toplumun gelecek kuşaklara bırakacak Etüdi değerleri olmayacaktır. Nitekim davranış/kişilik bozukluğu konusundaki çalışmaların kaynağının batı olduğunu görmekteyiz. Batı bu konulara bakarken soyut bakış açısı geliştirmiş ve herşeyi kapitalist değerlerle izah etmeye çalışmıştır.

Kişilik/davranış bozukluğu aileden başlayarak toplum katmanlarına yayılır.
Bazı Anne ve babalar çocuklarının yalan söylediğini ve bu yalanın kendilerini rahatsız ettiğini söyleyerek çare aramaya çalışırlar. Oysa o çocukların temel örnekleri Anne ve babalarıdır. Anne ve baba çocukları kandırmış ise bu kandırma o çocukların bilinç altında yalan söylemeyi oluşturur. Eğer çocuk anne veya babasına “bana bir tişört al” diye istekte bulunur ve Anne ve baba da tamam evladım alırız der ve bu sözlerinin gereğini yerine getirmezlerse işte o çocuğun yalan söylemesinin ilk temelini onlar atmış olurlar. Anne bana şöyle bir kalem al diye laf arasında da olsa söyleyen çocuğa geçiştirmek için tamam evladım alırız sen hele bir sus bakıyım biz laflıyoruz der ve o kalemi almazsa işte yalancılığın, sözde durmamanın kişilik/davranış bozukluğunun temelini atmış olur.

Kişilik bozukluklarının ortaya çıkışı genel olarak “yalancılık ve sözde durmama” dır. Yalancılığı süreklilik haline getiren ve verdiği sözlerde durmayan kişilerin bilinç altında gelişen tehlike “odaya kapanma” tehlikesidir. Çocuk veya genç verdiği sözlerde durmayarak ve sürekli yalan söyleyerek çevresindeki kişilerle olan diyaloglarını zayıflatmış ve kendisinde birgün yalanım yakalanırsa veya sözlerimde durmuyorum arkadaşlarım bundan sonra bana güvenmezlerse gibi bilinç altı serzenişlerde bulunur. Bu durumdaki çocuk veya gençleri gördüğünüzde kendi kendilerine birşeyler mırıldandıklarını düşünür ve durgunluklarının nedenini araştırmaya koyulursunuz.

Bilinçli aile hemen bir psikiyatri desteği aramaya başlar.

Çocuk veya ergenle ilgilenmeye başlayan psikiyatri uzmanlarının ilk işi aileyi tanımaktır. Aile tanınmadan çocuğu/ergeni tanımak ve hastalığını teşhis etmek mümkün değildir. Aile tanınmaya başlandığından sıkıntılı noktalarda aileye görevler verilir. Aileye verilen görevler arasında çocuklarına karşı doğru ve dürüst olmaları ilk görevleri arasında yeralır. Çünkü az sayıda çocuk veya ergen çevresel koşullardan dolayı sözde durmama ve yalancılık bozuklu hastalığına yakalanır. Genel olarak dağılan ailelerin çocuklarında bu sorun gözükür.

Kişilik bozukluğu ve yalancılık aile kökenli bir “toplumsal” hastalıktır
Genel olarak dünya genelinde ailelere değer veren ve aile kurumunu koruyan milletlerde iki tip aile örnekliği bulunmaktadır.

A-Tipi Aile (Bilge Aile)
B-Tipi Aile (Kanıtsal Aile)

Bu aile modellerini burada açıklamayı düşünmüyorum zira makale oldukça uzar. Bu aile tiplerini açıkladığım aşağıdaki makaleye bakılmalıdır diye düşünüyorum.

Şiddet ve Kaynakları
http://www.hakimiyethaber.com/…/siddet-ve-kaynakla…/216.html

Yalancılığın kökeninde ailedeki şiddet temel etken oluşturmaktadır. 
Anadolu toplumu olarak genelde kanıtsal Aile yapısına sahibiz. Kanıtsal Ailelerde örfü adetler veya inançlar zayıfladığında felaketlerin başlangıcı gelir. Kanıtsal ailelerin çocukları toplumun genelini oluşturduğu için doğal ve yerleşik inanç olan İslam inancından yoksun kaldığında veya bulunduğu aile çevresinin örf ve adetlerini terk ettiğinde çekingenlik veya şiddet tek çıkış yolu olarak görülür.


Kişilik bozuklukları iki şekilde ortaya çıkmaktadır.


A-Şiddet Eğilimli
Toplumsal sorun olan yalancılığın sonraki hamleleri çocuk şiddetidir. Eğer ailede manevi değerler ölçüt görmüyor ve örflerde bir işe yaramıyorsa bu ailenin çocukları, hırsızlık, dolandırıcılık, gaspçılık, yaralama ve öldürme gibi sorunlarla karşılaşacak demektir. Ailedeki sorun bir süre sonra toplumsal sorun olarak herkesi rahatsız edecek duruma gelecektir. Türkiye cumhuriyeti bu konuda çalışmalar yapmaktadır. Ancak bu çalışmaların temel etkenlerine henüz inebildiklerini düşünmüyorum. Bu konuda okuduğum makaleler ve incelediğim çalışmalardan anlıyorum ki bazı yabancı kavramların altında aranan çözüm çalışmaları var. Oysa bulunduğumuz toplumun her kademesinde kişilik bozukluğu mevcuttur. Sorunun temel kaynağına inilmiş değildir. Sorunun temel kaynağı ailelerdir. İkinci adres, çocuklarda ana okulları, ilkokullar, mahalle olabilir. Ergenlerde toplumun tüm kesimleri etkilidir. Aileden başlayarak toplumun tüm kesimlerinde "şiddet" kınanmalıdır. Oysa bugün Milli Eğitim Kadrosundaki çok sayıda öğretmen dayaktan/şiddetten yana tavır belirtmektedir.

B-Çekingen/İçe kapanık
Çocuklarının çekingen olduğunu söyleyen anne ve babalara baktığımızda o anne ve babanın bu çocukların çekingen yetişmelerinde ki etkileri araştırılır. Araştırmalarda görünen temel faktörlerden biriside çekingen çocukların aile yapıları yukarıda bahsettiğimiz gibi ya örflerine bağlı veya inançlarına bağlı aileler olarak ortaya çıkmaktadır. Bu tip ailelerde sözde durmamak ve yalancılığın ortaya çıkış şekli “çekingenliktir” çocuk yaptıklarının kötü şeyler olduğunun farkındadır. Aslında tüm çocukların aynı hamleyi ikinci kez farklı tekrarlayan anne ve babaya karşı çıkışır ve nedenini sorgularlar. Bu çocukların aslında herşeyin farkında olduğunun bilgisidir. Anne ve baba, o daha çocuktur ne anlar gibi laflar yerine benim evladım herşeyin farkındadır anlamında sözler kullanarak çocuğun farkındalığının desteklenmesi gerekir. Çocuklar ailelerinde fark ettikleri ve kötü olarak algıladıkları her işi toplum düzleminde bir sefer de olsa işlediklerinde herkesin bu yaptığını fark ettiği düşüncesiyle kendilerini toplumun dışına çıkarmaya çalışır ve çekingen tavırlar sergilerler.

Çekingenlik bir süre sonra çocuğun her ortamına nükseder. Çocuk veya ergen eve kapanır. Odasından çıkmaz. Veya devamlı uyumayı tercih eder. Bunların tamamı davranış bozukluğudur. Aile hemen çare aramalıdır. Zira çekingenliğin ileri kademelerinde psikolojilerin bozulması ve depresyon gibi ciddi hastalıklara yakalanma riski var. Çocukların veya ergenlerin bu sorunu aşmaları için aile başka ailelerle ilişki içerisine girerek aileler arası diyalogları başlatmalı ve birbirlerini ziyaret etme ve çocukların/ergenlerin birbirleriyle buluşmalarını, gezmelerini piknik gibi sosyal etkinliklerde bulunmalarını sağlamalıdır. Çok kalabalıklar yerine az sayıda aile ile birlikte olarak çocuklarının/ergenlerinin davranış bozuklukları çekingenliği üzerinde etkili olmalıdırlar. Daha ilerki yaşlarda çocuklarının spor aktivitelerine iştirak ettirilmeleri ve gezi gibi kamp gibi sosyal etkinliklerin yapılmasına çalışılmalıdır. Bildiğim kadarıyla gençlik merkezleri bu tür istekleri karşılayacak şekilde projelere sahip ve görevlileri mevcuttur. Gençlik merkezlerine başvurularak çare aranmalı ve çözümler üzerinde Etüdler yapılmalıdır. Aksi halde içine kapanan çocuk psikolojisinin bozularak toplumsal rahatsızlar listesine girmiş olur.

Şiddet eğilimli çocukların/ergenlerin netice olarak toplumsal sorunlar yaşamaları ve hayatlarına mal oldukları gibi, çekingenlerinde aynı şekilde sorunlar yaşayarak hayatlarında etkilenmeleri söz konusudur. Her iki sorununda başlangıç noktası ailedir.

Kişilik/davranış bozukluğu kainatın sahibi olan Allah cc vahyi kur an da izlememizi istediği yöntemler kullanılarak tedavi edilebilir. Davranış/kişilik bozukluğu hastalığına hiç yakalanmamak için ailelerimiz vahyi kur an ile sıkı-fıkı ilişki içerisine girmelidir. Diğer tedavi yöntemleri hastalıklar oluştuktan sonra devreye giren yöntemlerdir. Vahyi kur an ile ilişkilerimizi ne dediğini anlama noktasına getirdiğimizde kişilik/davranış bozukluğu hastalığına yakalanmayacağımız yola girmiş olacağız İnşallah.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 3292

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.