Bugün: 22.04.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Burjuva ve Proletaryanın Kardeşliği

Burjuva ve Proletaryanın Kardeşliği

Birisi toplumun dibinde (ayak takımı-fakirler) diğeri ise toplumun tepesinde (soylular zenginler)

Burjuva ve Proleteryanın Değerler Sistemi

Burjuvanın batıda ortaya çıkan bir akım olduğu iddia edilir. Oysa kur an ı kerimdeki peygamber kıssalarından anlıyoruz ki burjuva insanlık tarihi ile eşittir. Günümüzde dilinde kapitalizm olarak da adlandırılabilen sosyo-ekonomik sistemdir. Bu sistemin kurucuları ve takipçileri burjuvadır.

2014 Ocak ayında açıklanan dünya verilerine göre dünya genelinde seksen beş kişinin malvarlığı 3,5 milyar kişinin mal varlığı ile eşit duruma gelmiştir. İşte burjuvanın değerler sistemi kapitalizm dünyayı bu hale getirmiştir.

Marx`a göre de kapitalizmin var edici kadrosu burjuva sınıfıdır. Marx a göre sosyalistlerde kapitalist olmuşlardır. Marx Sovyet sosyalizminin geldiği noktayı görmüş olsaydı bu görüşlerine daha çok değer verirdi. Türkiye ölçeğindeki tüm sosyalistler aslında birere kapitalisttirler. Hiçbir sosyalist in karşılık olmadan bir başkasına ekmeğini, malını mülkünü böldüğü görülmemiştir.

Burjuva sınıfının batıda ortaya çıkmadığı burjuvanın ilk insanlık ile başlayan insanların imtihan edilmelerinde en büyük özellikleri olarak yaratıcı tarafından verilen bir iç-güdünün dışarıya çıkarak sistem haline gelmesi batı tarafından olmuştur. Batıda ki kral-aristokrat çatışmasında burjuva kral tarafında yer alarak konumunu güçlendirdi. "özgür kent"ler kurdular. Bu özgür kentlerde tam kendi özlemleri doğrultusunda bir hukuk sistemi, siyaset sistemi, kültür sistemi ve din sistemi istiyorlardı. İste seküler hayat böyle bir ortamda gelişti.


Kral-aristokrat çatışmasında burjuva da yer alıp aristokrasiye karşı mücadeleye başlayınca proleterya da burjuvanın yanında konuşlandı ve Fransız İhtilâlini gerçekleştirerek aristokrat sınıfı devre dışı bıraktılar. Bu aşamadan sonra ise burjuva tüm toplumsal mekanizmaları ele geçirdi. Kendi değerler sistemini hayatın tüm cephelerine hakim kılmaya başladı. Bu sürecin en ilginç ve etkili kurumu ve organizasyonu "merkantilizm" idi.

Mekantalizm; Ülkenin refahını sahip olduğu altın, gümüş vb. değerli madenlere bağlayan, ülkedeki değerli maden yataklarının işletilmesine önem veren ve ihracatı artırıp ithalatı azaltmaya çalışan iktisat öğretisi.

Bilim, din, devlet ve sanat adamını da yetiştiren burjuva merkantilist politikalar sayesinde doğrudan tüm mekanizmaları kendi özlemleri istikametinde dizayn etmeyi başardı. Sonuçta modern kapitalizmin ortaya çıkmasında ve dünya ölçeğinde yayılmasında temel faktör oldu.

Burada kısaca burjuvaların genel özelliklerinden de söz etmek yararlı olacaktır: Burjuvalar aristokratlara zıt olarak son derece atılgan, hesapçı ve rasyonel bir iş ve meslek ahlâkına sahipti. Weber`e: göre en dikkate değer özelliği metodik yaşantıya sahip olmalarıdır. Weber böyle bir gelişmenin geri plânında protestanlığın ahlaki öğretisinin bulunduğuna inanır. Weber`e göre ilk metodik ve disiplinli yaşantı dini ortamlarda başlamıştır. Bu ortamlara en tipik örnek manastırlardır. Manastırlara kapanan rahipler dünyayla ilgili her şeyden el etek çekerek tüm varlıklarını Allah`a adamışlar ve Allah`a yaklaşmak için de zamanı son derece dakik olarak kullanmışlardır.

Metodik yaşam dinsel plan ve program gereğidir. İslam dininde de bu durum böyledir. Namaz vakitleri insanları dakik hale getirerek yaşamın bilinçlenmesindeki rolleridir. Öyle ki, hayatın her anı sınırları çok iyi tespit edilmiş zaman dilimlerine ayrılmış ve gündelik hayatın akışı hiç eksiksiz ve sapmasız belirlenen dakika, hatta saniyeler üzerinde dizayn edilmiştir. Saat sadece onlar için çalmış; ibadet, yeme içme, gezme, insanlarla ilişki zamanları dakikası dakikasına ayarlanmıştı.

Fransız ihtilalinden sonra her ne kadar aristokrası bitirildiği düşünülmüş ise de aslında Aristokrasi kapitalizm adıyla dünyaya kök salmış ve dünyayı sömüren-kemiren en büyük kötülük olmuştur.

Aristokrasi; Aristokrasi bir azınlık idaresidir. Aynı şekilde bir azınlık idaresi olan monarşi ile başlangıçtan itibaren eş anlamdadır; Demokrasinin zıddıdır. Aristokrasi; Bir ülkenin yönetimini imtiyazlı ve genellikle soya bağlı soylular topluluğun yürütmesi olarak bilinmektedir. Ekonomik,toplumsal ve siyasi gücün soylular sınıfının elinde bulunduğu tarihi yönetim biçimidir 

Onlar, `Sana uyanlar hep ayak takımı; biz sana inanır mıyız?` dediler. Şuara 111

Bugün aristokrasi kaybetmiş değildir. Batının en büyük değeri olan Demokrasi ABD nin ve ABD deki Siyonların eline geçince Aristokrasi yeniden devleşerek dünyayı sömüren kapitalizme dönüşmüştür. Fransız ihtilalinin yok ettiği düşünülen aristokrasi bugün demokrasi ile ve diğer monarşik rejimlerle ayakta tutulmaktadır. Dünyayı para yönetmektedir. 85 kişinin mal varlığı 3,5 milyar insanın mal varlığına eşit ise burada aristokrasinin yenildiğinden söz edilemez.

Bugün dünya 85 kişinin istediği kişilerce ve istediği şekilde yönetilmektedir. Aykırı hareket edenler safdışı edilmek istenmektedir. Türkiyedeki kapitalist eylemlerde proleteryanın burjuvaya hizmet ettiğini bu bakışla anlamak mümkündür. Sokaklarda kullandıkları tiplere baktığımızda burjuvaya karşı çıkan, kapitalizme karşı çıkan solcu proleteryaları görmekteyiz. İşte proleterya ile burjuvanın birleştiği nokta aynıdır.

Kandırılan gençler sokaklara sürülerek burjuva yanında eylemler yaptırılmaktadır. Bugün bosna da bunu rahatlıkla görebiliyoruz. Ukrayna da Brezilyada Türkiyede hep aynı senaryo.. 

Kapitalzimin (burjuvanın) hakimiyeti için proleterya kullanılmaktadır.

Tarih boyunca burjuva proleteryayı hep küçük görmüş ve eleştirmiştir. Yukarıdaki ayeti kerime de bunu görüyoruz. Toplumun geliri az olan kesimi ile mal varlığı çok olan kesimi arasında bu ayrımcılık sürekli yapılmıştır. İslam dini mal ve mülkün sahibi Allah cc dır diyerek bu sınıf ayrımını ortadan kaldırmıştır.

Sadaka, zekat ve infak dinamikleriyle maddi sınıf ortadan kaldırılmış ve malın sahibi Allah cc o malı kullanan da Allah cc ondan ihtiyaç sahiplerine dağıtarak sosyal ve ekonomik sistemi ortaya koymuşlardır. İşte bugün sokaklardaki eylemleri bu açıdan değerlendirmek lazımdır.

Sekülerist düşünceli tüm kitlelerin ki bunlar burjuva ve proleterya olarak karşımıza çıkıyorlar, tek korkuları islamın dinamikleri uygulama alanına gelirse o zaman toplumsal sömürüleri son bulacağıdır. Burjuva proleteryayı sokaklara salarak burjuvanın devam etmesini sağlamaya çalışmaktadırlar.

Burjuvanın korkusu “özgürlüktür”
1-Maddi Özgürlük
2-Manevi Özgürlük

-İslam dininde hapishane yoktur
-İslam dininde vergi gelirden değil servetten alınır.

Burjuva ve kardeşi proleteryanın korktukları bunlardır. Ancak henüz yeryüzünde Asr-ı saadeti örnek alarak bu sistemi kuracak insanlar ve düşünceler etkin değillerdir.

İki kardeşler İslamın dinamikleri hayata geçmemesi için ortak mücadele içerisindedirler. 


Burjuva parasını kullanarak sokaklardaki proleteryayı finanse etmektedir. Proleterya da ölme pahasına da olsa sokaklarda İslamın dinamiklerine karşı mücadele etmektedirler.

Batı en büyük değeri olan demokrasiyi burjuvaya kaptırmış ve bugün burjuvanın kuyruğuna takılma zorunda kalmıştır. Bugün demokrasi yönetsel erklerin özgür olduğu sistemin adı olmuştur. İslam da herkes vahyin özgürlüğüne sahiptir. Vahiy insanlara en geniş manada özgürlük vermektedir.

Hapishanesi olmayan sistem düşünün
Sadaka+ zekat+ infak müesseseleriyle sosyal sınıfın eşitlendiği bir sistem düşünün. Verginin gelirden değil servetten alındığı bir sistem düşünün.. İşte bu sistemin adı Vahyin atmosferindeki VİCDANİ SİSTEMDİR. Bu sistem Asr-ı saadette bizzat Hz. Peygamber tarafından uygulanan sistemdir.

Cumhuriyet çoğunluğun yönetimi Asr-ı Saadetin en önemli devrimlerindendir. Şura suresi indirilerek meşveret ile çoğunluğun konuşarak tartışarak yönetmesi emredilmiştir.

Dünya milletleri bu gerçekleri anlayıp uygulama alanına koyduklarında kurtuluşa erecek ve her açıdan özgürlüklerine kavuşacaklardır..Vesselam..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 4526

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.