Bugün: 23.07.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • BAŞBAKANIN MİSYON ve VİZYONU

BAŞBAKANIN MİSYON ve VİZYONU

Binlerce zavallıyı kandırarak meydanlara dolduranların bu hevesleri kursaklarında kalacaktır. Anayasa değişecek devlet ve millet kucaklaşacaktır. Bu itibarla yeniden dünya sahnesindeki o büyük rolümüze devam edeceğiz.


 

Bu millet Tarihinde ezberleri bozacak kişilere sahip olmuştur. Eyvah kimse kalmadı dediğimiz her dönemde birisi gelmiş ve bu milleti ilerilere taşımıştır.

 

1997 de 28 Şubat süreciyle başlayan tarihi kırılma 2002 ye gelindiğinde ülkenin iflası gelmiş ve ülke halkının ileriye bakma umutları bitmişti. Çalışanlar ve emekliler maaş alamayacak duruma gelmişlerdi.

 

Bu halkı kimlerin bu hale getirdiğini anlatmaya gerek yok. Bugün her şey ortada.

 

Dün Rahmetli Turgut ÖZAL a karşı çıkanlar bugünde Recep Tayyip ERDOĞAN a karşı çıkmaktadırlar. Dün Özal ı öldürmek isteyenler bugünde Sayın Erdoğan ı öldürme peşindeler. Yani durum sanıldığı gibi muhalefet olayı değil.

 

Recep Tayyip Erdoğan a kadar rutin giden bir siyaset vardı. İktidar olan muhalefet mensuplarını ezer, sürer ve hatta kamuda çalışıyorsa işten atılmasına kadar varan bir nefret ve kin beslenirdi. 2002 bizde rutin giden siyasetin devam edeceğini sanmıştık. 1997 de başlayan İslam düşmanlığı ile kamuda Müslümanları linç eden özellikle DSP zihniyetinin yok edileceğini düşünmüştük. Tabii ki bizim kafamızdaki yok ediş eskiden olduğu gibi rutin olandı.

 

2002 nin sonları idi. AKP yeni iktidar olmuş ve her an bir darbe ile yıkılacağı konuşulmaktaydı. Tabii ki o dönem milletvekili olmayan Recep Tayyip Erdoğan ın da ne gibi etkisi olacağı konuşulanlar arasındaydı.

 

Sayın Erdoğan il ve ilçe başkanlarını toplar ve onlara vizyonunu anlatır.

 

“hiçbir il veya ilçe başkanı kamu görevlilerinin değiştirilmelerini istemeyecektir. Herkes beraber çalışmanın yollarını arayacaktır. Tahammül etmeyi öğreneceğiz”. Diyerek vizyonunun ne olduğunu ortaya koyuyordu.

 

Bu nasihat il ve ilçe teşkilatlarında ve vatandaşlar arasında en fazla eleştirilendi. Bazı arkadaşlarımız 28 Şubat ın hemen arkasından iktidara gelen Mesut yılmaz Hükümetinin bir gecede yanılmıyorsam 1600 civarında üst düzey bürokratın görev yerini değiştirilmesine karşın AKP nin bu kişilerle çalışacağının duyulmasından ciddi rahatsızlık duymuşlardı. 365 milletvekili ile iktidara gelen AKP nin lideri herkes birlikte çalışmayı öğrenecek, tahammül etmeyi öğrenecek diyordu.

 

İşte girdiği her seçimde oylarını çoğaltmayı başaran liderin oy avcılığı yapmayarak oylarını nasıl çoğalttığının nedenleri bunlardır. Düşünün 4 yıl boyunca beraber çalıştığı mesai arkadaşı emekli olduktan sonra “meclisi ve hükümeti ortadan kaldırmak, darbeye teşebbüsten” hapse atılıyor ve müebbet hapis cezası iddiası ile yargılanacaktı.

 

Oysa başbakan bu şahsa 4 yıl tahammül etmeyebilirdi. Görevden alır ve yerine başkalarını getirebilirdi. Yine aynı kurumun yöneticileri toplu istifa ederek görevlerinden ayrılıyorlar. Sayın Erdoğanın bu şahısların aleyhinde tek sözü olmadığını görüyoruz.

 

Bu anlattığım işin bir boyutu. Başka bir boyut ise bir bakıyorsunuz güvenlik güçleri bir operasyon yapmış ve AKP li ya belediye başkanı veya yönetici operasyonla hapse girmiştir. Türkiye siyasi tarihinde böyle ezberler yoktu. İktidar partisinin bir ferdi göz altına alınacak veya hapse atılacak böyle bir mantalite mümkün değildi.

 

Oysa Recep Tayyip Erdoğan ezber bozucu ve bozdurucu idi. O nun misyonu ve vizyonu vatandaşa eşit muamele ve hizmet parolası idi. Zaten öyle olmasaydı iller bankasından her ay belediyelere gönderilen para eskiden olduğu gibi sadece iktidar belediyelerine gönderilir ve muhalefet belediyelerinin iflası sağlanırdı. Ama bu uygulama Recep Tayyip Erdoğanın misyon ve vizyonunu yansıtmayan “daraltıcı” bir uygulama olacağından böyle yapılmadı.

 

Bir kamu görevlisi görevinden alınırken onun düşünceleri hedef alınmayarak yaptığı işinden dolayı ya soruşturma geçirerek veya kendi isteği ile istifa ederek yerine başkası getirilmiştir. Bugün bile onlarca kaymakam eski ezberlere göre değil kaymakamlık sıradan bir devlet memurluğu yapamayacak kadar kin ve nefretle dolu iken Sayın Başbakanın misyon ve vizyonu gereği il ve ilçe teşkilatlarının ses çıkartamadığını biliyoruz.

 

Sayın başbakan diyor ki, devletin bir sistemi var. Hata yaptıysa kaymakam şikayet ediniz ve şikayetinizi belgeleyiniz biz de soruşturarak gereğini yapalım. Sayın başbakanın misyon ve vizyonunda hakkında bir mahkeme kararı olmayan veya soruşturma neticesinde suçlu olduğu ortaya çıkmayan hiçbir kimseyi ki hangi görevde olursa olsun yerinden etmemeye dikkat etmek vardır.

 

Neredeyse bir asırdır kardeşlerin kavgasını sona erdirmek isteyenlerin bu işi sosyal ve siyasi hayatında başarmış olması gerekirdi. İşte sayın başbakanın ezber bozan bu uygulaması bu milletin kardeşliğini yeniden pekiştirmeye yetecektir. Sayın başbakan tüm gruplara güven vermektedir. Gerek Türk halkı ve gerekse Kürt halkı sayın başbakana güvenmektedir. Güvenmeye de hakkı vardır.

 

Bu topraklarda yaşayan Türk ve Kürt kardeşlerimiz başta olmak üzere tüm vatandaşların bu kardeşlik kucaklaşmasını istedikleri bilinmektedir. Bir din adamı “dağdaki keklik bile barış istiyor” diyerek bu çalışmaların geri dönüşünün olmayacağı sinyalini vermektedirler.

 

Eski düşünce sistemlerine göre hareket edenler veya derin güçlerden beslenenler feveran ederek bu barışı yaptırmamak istemektedirler. Oysa bu öyle bir yola girmiş ki bunun artık geri dönüşü yoktur. Bayrakçıların feveranlarının altında yine kendi komplolarının yattığını bu millet bilmektedir. Derin güçlerin “taşeron” u olarak vatandaşları bloke etme girişimleri başarısız olacak ve bu toprak üzerinde 1000 yıl yaşayan halklar yeniden kardeşliklerini pekiştireceklerdir.

 

Tek Allah cc a inanan Aynı Peygambere inanan Aynı Kitaba inanan bu topluluklar İslam bayrağı altında birleşerek tek yürek ve tek vücut olacaklardır. Bu halk PKK nın bir “proje” olduğunu görmüştür. Bir ayağı derin devlet olan PKK nın diğer ayağının da dış güçler olduğu ayyuka çıkmıştır.

 

Binlerce zavallıyı kandırarak meydanlara dolduranların bu hevesleri kursaklarında kalacaktır. Anayasa değişecek devlet ve millet kucaklaşacaktır. Bu itibarla yeniden dünya sahnesindeki o büyük rolümüze devam edeceğiz. Güçlenmiş, büyümüş, gelişmiş Osmanlı torunları dünyayı yönetmeye dünden daha çok talip olmayı hak etmiş olarak çıkacaklardır.

 

“işte başbakanın dediği milliyetçilik bu”

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 3432

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.