Bugün: 22.07.2018

Anayasa ve Hükumet

İnsanoğlu Fıtratında Olana Dönmediği Müddetçe Huzur ve Saadeti Bulamayacaktır.

Anayasa ve Hükumet

Otoritelerin daha verimli işleyebilmeleri için toplumsal sözleşmelerin özetine “anayasa” denmektedir. Hz. Muhammedin Medinedeki 47 Maddelik (medine vesikası) adındaki sözleşme anayasa niteliğinde olabilir. Anayasalar yasalarla insanların lehine genişletilir. Yasalar yönetmeliklerle insanların lehine genişletilir. Yönetmelikler yöneticiler tarafından uygulama sırasında insanların lehine genişletilerek insanların huzur ve mutlu olarak hayat sürmeleri sağlanır. Modern devlet yönetimleri bu şekilde olur. Günümüzde de yönetimler böyledir.

Allah Mutlak Hakimiyeti Elinde Bulundurandır
Hikmet kavramı hakeme ‘حكم’ ve hakim ‘حاكم’den hakim manasında, hüküm veren manasındadır.’فعيل’ Kalıbında فاعيل’ anlamında gelir. حكيم; Hikmet sahibi manasında ilimlerin ve eşyaların en faziletlisi anlamındadır.

Allah cc sosyolojik hakimiyeti yani İnsanların Yeryüzü Otoritelerindeki hakimiyet durumunu hikmet kavramıyla insanlara bırakmış ve nasıl yapılacağını da kendisinin nasıl yaptığına bakmamızı istemiştir. Kainatın hakimi olan Allah cc ın inanan inanmayan herkese nimetlerin paylaşımında eşit muamelede bulunduğu örnek alınmalıdır.

Yasama (Yasa Yapmak) 
Sosyolojik hakimiyetin olmazsa olmazı yasa yapmaktır. Şura meclisinin veya bugünkü deyimle yasa yapacak olan meclislerin yapacakları yasaların atmosferik olarak kur an ı kerimle çelişmemesine ve tüm canlıları koruyacak vicdanları rahatsız etmemesine dikkat edilir.

Batıdaki otoritelerle Müslümanların otoriteleri arasındaki temel fark Batının Madde endeksli düşüncesine karşılık Müslümanların İnsana/canlıya Endeksli düşüncesidir.

Anayasa, yasa, yönetmelik ve yöneticilerin yapacakları tüm işlemler “Vicdanlara aykırı” olamazlar. Yasalar vicdanları zedelemeyecek şekilde çıkartılır. Yasama buna dikkat ederken yürütme ve yargıda vicdanları zedeleyecek uygulama ve kararlardan imtina eder.

İnsan Temel Faktör Olmalı
İnsanın özgürlüklerini kısıtlayacak veya insanın sosyal-psikolojisini etkileyebilecek tüm uygulamalar otomatikman yok sayılır.

Vahyi öngörüde siyaset “İnsan dahil tüm Canlılara hizmettir” Bu hayatı yaratanın yaratılana verdiği vicdanı/fıtratı özelliktir. Hayatı paylaştıklarımızın tümüne hizmet vicdani İnsanı ve dini görevdir.
İnsanı/İslamı “Vicdanı Sistem” de 
Kamu Hukuku. 
Aile Hukuku, 
Veraset Hukuku,
Ticaret Hukuku bulunmaktadır.
Hukuk kelimesi Arapça "hak" kökünden gelir ve hak kelimesinin çoğulu olarak bilinmektedir.

Hukuk haktan yani Allah cc tan gelen olduğu için Hukuk ile Fıkıh birbirinden ayrılmıştır.

Hukuk evrensel ve değişmeyendir. Fıkıh günceldir yöreseldir ve değişkendir.

Vahyi düzlemde modern bir devlet oluşturan Hz. Muhammedin Tüm mücadelesini insanlık için harcaması Medine de otoriteleşerek meyvelerini vermiş ve insanlığı Medineye cezbetmişti. 10 gibi bir zaman diliminde Medineden başlayıp Arap yarımadasından Yemene uzanan yönetim tüm insanların hala daha gıpta ile baktığı ve Asr-i Saadet diye övdüğü yönetimdir. Bugün aklıevvel bazı kimselerin Peygamberin sünneti diye uydurduklarına sarılacaklarına Hz. Muhammedin Medine Yönetimini araştırarak sosyal ve siyasi hayatımıza uygulamaya çalışsalar ya.

Hz. Muhammedi İlah edinen Ehl-i Sünnetçiler bilmeliler ki Hz. Muhammedin sünneti varsa o sünnet devleti nasıl yönettiğidir. 
Vefatından sonra vahyin rafa kalkmasıyla yönetim acziyetine düştüklerini görmek bizlere üzüntü vermektedir. Çünkü vahiy insanlık için vardır. Vahiy insanın daraltılan özgürlük alanını genişleten ve imtihan kurallarını belirleyen bir rehberdir.
İnsanlar İslam fıtratı üzere yaratılmışlardır. Yani din hayatın kendisidir. Dolayısıyla yönetim ve hukuk tüm insanlığın malıdır.

Hukuku fevrileştiremeyeceğimiz gibi hukuku bir kesime ait halede getiremeyiz. Böyle yapıldığında alan daralması olur ve bir süre sonrada sizin hukuk dediğiniz uygulamalar insanlık tarihinin çöplüğüne giderler. Kavranları kaynağından öğrenmeliyiz. DİN; Tüm canlıların hayatlarına egemen olan evrensel sisteme verilen addır. Tüm insanlar tüm canlılar islam sistemi ile hayatını sürdürmektedirler. İnsanların nankörlüklerinden dolayı ve kendi kendilerine uydurduklarından dolayı alan daraltmasına gittikleri bilinmelidir.

Hukuk ile Fıkıh
Hukuk Allahtan gelen ve değişmeyen kurallardır. Hukuk kurallarını ancak ve ancak Allah cc değiştirebilir. Örnek olarak Hz. Muhammedden önce zina yapanlara evde göz hapsi verilir ve yabancılarla görüştürülmesi yasaklanırdı. Allah cc Hz. Muhammede verdiği talimatla (ayet) bu uygulamayı "kırbaç" olarak değiştirmiştir.

Fıkıh İnsan Ürünü Olandır
Fıkıh insanların maslahatlarını insanların lehine dönüştüren ve hakkında hukuk olmayan konularda yönetimle ilgili kişilerin “konsensüs”le aldıkları veya alacakları kararlardır. Bu pencereden bakıldığında tarih içerisinde Hz. Muhammedin döneminden sonra “konsensüs”le alınan tek fıkıh kararı görülmemektedir. Alimde olsa fertlerin “tek” başına alacakları kararlar hiç bir zaman fıkıh hükmünde olamazlar. Fıkıh üreteceklerin kitap-sünnet-kiyas- icma-ümmet gibi temel faktörlerle örfleri de kapsayacak bir çalışma yapmaları ve insanların hayatlarını daha kolay yaşayabilmeleri için alacakları değişken kararların “tek” kişi ile sınırlandırılması Hz. Muhammedin Medine deki uygulamalarına aykırılık teşkil eder.
Sürekli değişken olan fıkıh ile değişkenliği omayan “hukuk” İslam hukuku adıyla birleştirilerek insanlığın hayatından tecrit edilmiştir. Tarih içerisinde alınan “fıkhı” kararların niteliği ve niceliği tartışılması izlenen medotun yanlışlığındandır. Tek kişilerin alacağı hiç bir karar fıkıh niteliğinde olamayacağı gibi alınacak kararlarda Kur an vahyine aykırılık teşkil eden ve canlıların hayatlarını olumsuz etkileyecek hiç bir karar geççerli olmayacaktır. Bu pencereden bakıldığında Hz. Muahmmedden sonra “tek” kişilerin aldığı hiç bir fıkhı kararın geçerliliği yoktur.

Tarih içerisinde “tek” kişilerin aldığı geçerliliği olmayan fıkhı kararlar Allah cc ait olan “hukuk” kavramıyla birleştirilerek ilahi özellikli hale getirilmiş ve fıkhın içeriğinde insan fıtratına aykırı binlerce içtihad Allah adına uygulandığı iddiasıyla işlevini kaybetmiş ve tarihin çöplüğüne bırakılmışlardır. Oysa fıkıh o döneme ait olan bağlayıcılığı olmayan uygulamalar olmalıydı. Allah cc ait olan hukuk ile insana ait olan fıkıh birleştirilerek tarihin çöplüğüne bırakılmıştır.

Otorite müntesiplerinin insanın huzur ve mutluluğu için güncel sorunların insan lehine yorumlanmasına içtihad denmektedir. İctihad edebilmek için çalıştırılan yöntem e de fıkıh denilmektedir. Hukuk kavramı evrensel olduğu gibi içtihadlar da kuralsal olarak evrenseldir. Bugün dünyanın tamamında içtihad müessesesi kural olarak devam etmektedir. Mesela Danıştay ve Yargıtay bir kaç yıl önce verdikleri bir kararın aksine karar verebilmektedirler. Güncel sorunlara çözüm üretme sanatının adıdır fıkıh. O günü bağlar bugün ise anın fıkhı lazımdır.

İlmihal deyimi bu meyandadır. O günkü halin ilmi veya bilgisi anlamında kullanılır. Bu kurallar inanç sistemiyle alakalı kurallar değillerdir. Bu kurallar tamamen otoritenin iyi işlemesi için.
İnsanlar yaşadıkları coğrafyanın zenginliklerini eşit paylaştırmak ve birbirleriyle ilişkilerinde haksızlık etmemeleri için otorite kurarlar. Bu otoritenin insanlara zulmetmesi düşünülemez.

Şüphesiz ki Bozgunculuk Adam Öldürmekten Daha Kötüdür..Bakara 191

Fıtratı ve Vicdanı Sistemin Kamu Hukuku İçin Allah cc ın dört tane suç tespiti yaparak bu suçlara verilebilecek cezaları da önermiştir.

-Bozgunculuk.
-Adam Öldürmek,
-Zina Yapmak,
-Hırsızlık Yapmak


a-Bozgunculuk (Terör)
Kur an ı kerimde Kamu Düzeninin bozulması adam öldürmekten daha kötü olarak ilan edilmiştir.

"Kim bir cana kıymamış, ya da yeryüzünde bozgunculuk yapmamış olan bir kimseyi öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibidir." (Mâide: 32)

Yukarıda bahsedilen dört konu hakkında Allah cc verdiği ölçütler mesabesinde hakimlere veya müşavere heyetlerine geniş yetkiler verilmiştir. Örneğin bozgunculu yapanlara verilecek cezalar maide 33 de dört çeşit olarak anlatılmış bir sonraki 34 . ayet bağlayıcılığı üzerinde durulmuştur. Allah cc ın hedefi insanları zora sokmak değil insanların Allah ile bağ kurmalarına çalışmaktır. Bu bağlamda bakıldığında hırsızlıklara verilecek cezalar da ictihad edicilerin ictihadlarına açık hale getirilmiş ve insanların lehine olabilecek uygulamaların olması istenmiştir. Hırsızlık cezasının nasıl olacağına dair ayet maide 38. Ayettir. Ancak bu ayetin uygulama ayeti de bir sonraki ayet maide 39. Ayettir. Burada da temel hedef insanları zora sokmak değil insanların Allah cc ile bağ kurmalarına sebep olabilmektir.

Bozgunculuk (Terör) En Büyük Kötülüktür
Şüphesiz ki en büyük haram Allah cc herhangi bir şeyi Rab ve İlah olarak Ortak koşmaktır. Ancak yeryüzünde insanların yapabilecekleri en büyük kötülük bozgunculuktur. İnsanların yaşadıkları toprak parçası üzerinde kendilerine daha iyi hizmet ettirmek için kurdukları otoriteye karşı yapılacak eylemler otoritenin bozulmasıyla oluşacak kaos ortamında hak ve adaletin olmayacağı hasebiyle yaratıcı bozgunculuk yapmayı adam öldürmekten daha kötü olarak tanımlamakta ve bizlere bildirmektedir.

İnsanoğlunun dünyevileşerek oluşturdukları siyasi otoriteler sahiplerine hizmeti ön plana almış ve kapitalizmin pençesine düşmüşlerdir.. Bu tür otoriteler insanlığa hak ve adalet yerine zulmü getirmişlerdir.

Bozgunculuk (Terör) Hak Arama Değildir.
Bozgunculuk; yakıp yıkmak, insanların ölmelerine sebep olmak, vatandaşların mağduriyetini artıracak işler yapmak, kamu ciddiyetini zaafa uğratacak işlerde bulunmak bozgunculuk demektir.

Hak arama ve kitlelerin hakkının yendiğini kitlelere ulaştırmak için toplantılar düzenlenir. Mitingler yapılır. Konferanslar düzenlenir.


Vatandaşı zora sokmayacak alanlarda yürüyüşler tertiplenebilir.
Bozgunculuk işlevi olabilecek tüm unsurlardan azami ölçülerde uzak durulur. Bunları yapmak her insanın asli görevleri arasında yer alır. Otorite bu insanlarla oturup görüşür ve o insanların istekleri tüm halkı ilgilendirecek istekler ise otorite bu istekleri bir paket haline halkın oyuna (referandum) sunabilir.

b-Adam Öldürmek
"Ey iman edenler! Öldürülen kimselerin hakkını almak için size kısas farz kılındı. Hür hür ile, köle köle ile, dişi dişi ile kısas olunur. Ama kim, maktûlün velisi tarafından affedilirse kısas düşer. Bundan sonra, diyeti ona güzel bir şekilde ve tam olarak ödemek gerekir. Bu esneklik Rabbiniz tarafından bir kolaylık ve lütuftur. Artık kim bundan sonra karşıdakinin hakkına tecavüz ederse, Ona son derece acı bir azap vardır." (Bakara: 178)

Vicdanı/İnsanı/İslami sistemde adam öldürmek bozgunculuk sucundan hemen sonra gelmektedir. Önerdiği cezai müeyyide kısas veya diyettir. Allah cc tavsiyesi diyetten yanadır. Yasa koyucular buna göre yasa koyarlar.

c-Zina Yapmak
Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüz sopa vurun; Allah`a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah dini(ni tatbik) hususunda sizi sakın acıma duygusu kaplamasın! Müminlerden bir grup da onlara uygulanan cezaya şahit olsun. Nur 2.

Nur suresinin hemen hemen hepsi zina ve fuhuştan korunma ile ilgilidir. Zina yapanlara verilecek ceza kesin olmakla beraber cezadan sonraki uygulamalarda hakimlere ve yasa koyuculara geniş yetkiler verilmektedir.

Toplumsal bir sorun olan zina ve getireceği sorunlar adeta incelikle üzerinde durularak hem zina yapanlar hemde toplumsal faktörler korunmaya çalışılmaktadır. Bu konuda bilgilerini hayata aktarmak isteyenler nur suresini inceleyebilirler.

Recm cezası vahyin önerdiği bir cezai müeyyide değildir. Recm Yahudilerin Hz. Muhammedden önce uyguladıkları bir yöntemdir.

d-Hırsızlık Yapmak
Allah cc hukukunda dördüncü suç olarak hırsızlık yapmayı görüyoruz. Bu suçların hepsi toplumun temelini ilgilendirmektedir. Bu suçların cezai müeyyideleri peşindir. Vahyi öğretide Maide 38 ile 39. ayetler beraber uygulanır. Maide 38 hırsızlara verilecek cezayı belirlerken yasa koyuculara da fıkhetme imkanı vermiştir. Maide 39 hırsızların toplumsal konumlarını belirleyen pişmanlık ayetidir. Her iki ayeti birlikte değerlendirmek gerekir.

Kamu Davaları yukarıdaki dört suçla sınırlandırılmalı
Hapishanesi olmayan sisteme geçilerek ceza evleri, Hırsızlık yapanlar tacizciler ve uyuşturucu alkol gibi kötü alışkanlıkları olanların rehabilitesi için okul olarak kullanılabilir.


Ankaranın yapmaya çalıştığı sistem değişikliğinin Anadolu insanına faydası olmayacaktır.  Anadolu insanına katkı istiyorsanız sistemin içeriğini fıtratın istedikleriyle doldurmalısınız. İnsanı yücelt ki devlet yücelsin felsefesi yerine devleti yücelt ki insan yücelsin felsefesinin hakim olduğu Türkiye de Başkanlığın çözüm olmayacağı bilinmelidir. Başkanlık mevcut iktidarın iktidarını uzatabilir ancak toplumu ileriye taşıyacak hizmetleri asla ve asla getiremez. Vatandaşa karşı sorumluluğu olan kişi sayısını TEK e düşürmekten öteye gitmeyecektir. Vekillik İşlevi olmayan bir meslek haline geleceğini düşünüyoruz.. 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 2085

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.