Bugün: 19.01.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Alın Yazgısı Kadercilik Fatalizm Nedir?

Alın Yazgısı Kadercilik Fatalizm Nedir?

Kur an ı kerim öğretisi fatalizmi/kaderciliği/alın yazgıcılığı ortadan kaldırır.

Fatalizm Yazgıcılık Kadercilik 
Tüm eylemlerin ya da olayların evrendeki yasaların boyunduruğunda olduğunu vurgulayan bir felsefi öğretidir. Bu düşüncenin ileri seviyesi Deizmdir. Yaratıcıyı Hayatın dışına iterek etkisizleştirmektir. Kur an ı kerim de Allah cc ın Hayatın her saniyesine müdahil olduğunu görüyoruz.

Fatalizm temel olarak bilimsel çalışmalara vurgu yapar. Cebriyye Fatalizmin bu görüşünü Allah a bağlayarak insanların araştırmasına veya bir gayret sarf etmesine gerek olmadığını, her şeyin programlandığını insanın ise rolünü oynadığını iddia eder. Kur an ı kerim zekanın harekete geçirilmesini (akletme) isterken cebriyye mutlak kadercilik anlayışı ile buna karşı çıkar.

Kur’anı Kerim öğretisinde, Allahın sonsuz ilmiyle bütün olayları kuşattığı, her şeyi bilerek ve bir ölçüye göre yarattığı, Allahın insanı iradeli bir varlık olarak yarattığı ve onu bu iradesinden dolayı emirleri ve yasaklarına muhatap kabul ettiği anlaşılmaktadır.

Kur an ı Kerimde defalarca düşünmezler mi? akletmezler mi? ifadesiyle gelen Ayetler mutlak kaderciliği/alın yazgıcılığı ortadan kaldırdığı gibi aynı zamanda reddiyedir de.

Fatalizm genel olarak şu anlamlardan herhangi birine gelebilir:

1-Yapmakta olduğumuz şeyden başka bir şeyi yapmaya gücümüzün olmadığı görüşü.Buna göre, insanın ne geleceği ne de kendi eylemlerini belirlemeye gücü yetmez.

2-Gelecekteki ya da kaçınılmaz olduğu düşünülen olaylar karşısında boşvermişlik benzeri bir tutum. (Friedrich Nietzsche yazgıcılığın bu biçimini Türk yazgıcılığı olarak adlandırır).

3-Eylemler özgürdür, ancak kaçınılmaz bir sona doğru işler. Bu inanç uzlaşmacı yazgıcılığa çok benzer.

4-Yazgıcılığı kabullenmek, kaçınılmazlığa direniş göstermekten daha uygundur. Bu inanç bozgunculuğa çok benzer.

Kur an ı kerim öğretisi fatalizmi/kaderciliği/alın yazgıcılığı ortadan kaldırır. Kaderciler Tarih boyunca kur an ı kerimin öğretilerine karşı duruş sergilemişlerdir. Bugün Müslüman aleminin düşürüldüğü durum mutlak kadercilik anlayışının geldiği noktadır. Çalışmak yok. Araştırmak yok. Üretmek yok. Müslümanların öldürülmeleri, Memleketlerinin işgal edilmesi. Yerlerinden yurtlarından çıkartılmaları, Dilenci durumuna düşürülmeleri, Batının yağmurunda çamurunda göçmenler olarak itilip kakılmaları, Çoluk çocuk katledilmeleri mutlak kaderciliğin getirisidir.

Fatalizm anlayışına göre, insan istesin istemesin, olaylar kendi iradesinden başka bir iradenin yönlendirdiği yönde gelişir ve insan iradesiyle ne kadar çaba harcarsa harcasın, sonuç daima üstündeki o iradeye göre gerçekleşir.

Fatalizm determinizmi ve nedensellik kuralını ve insanın iradesinin özgür olduğunu kabul etmez. Bu anlayışa göre insan sevap ve günah işlemeye zorunludur ki, böylece sorumluluk da ortadan kalkmaktadır. İnsanın tüm eylemleri bir başka irade tarafından düzenlenmiştir. Daha açık bir deyişle, Allah cc ın iradesi dışında irade yoktur, insandaki irade de Allah cc ın iradesinin tecellisidir. Bu duruma göre, varlıkların ezelden ebede kadar yaptıkları her şey otomatik bir faaliyet olup varlıklar birer otomat, birer kukla durumuna düşmektedirler.

Bu durum vahyi hiyerarşiye aykırıdır. Vahyin insanoğluna öğrettikleri şöyle sıralanmaktadır.
1-Vicdan
2-Zeka
3-Elçi
4-Vahiy
5-Sanatsal Bilgi
6-Gözlemsel Bilgi
7-Deneysel Bilgi
Mutlak kadercilik olan Alın Yazgıcılığı inancı kur an ı kerim öğretisine aykırıdır.

Zira insan vicdan ve zeka donatısının yanında iyi ve kötüyü ayırt edici (Takva ve Fücur) iki adet dosya yüklenerek yaratılmaktadır. Vicdan, zeka, takva ve fücur akletme melikeleridir. Zekanın Kullanacağı araçlar sırasıyla vicdan, elçi, vahiy, sanatsal, gözlemsel ve deneysel bilgilerdir. Mutlak kaderciliğe göre Zeka Elçi ve vahye ihtiyaç yoktur. Zira insan aynen bir bilgisayar gibi programlanmış ve ne yapacağı önceden belirlenmiştir.

Allah cc donatılarla yeryüzene getirdiği insanın teknik uyarıcı olmadan da Allah cc bulabilmesi için kainatın her yerine sanatını sergilemiş ve insanların bu sanattan bilgiler elde ederek Allah cc bulmaları istenmiş ve sağlanmıştır. Peygamberler öncesi çağlarda insanoğlu sanatsal ve gözlemsel bilgilerle hayatlarını sürdürerek Allah ile diyaloglarını kesmedikleri ve bu insanların İlk Peygamber Adem as kadar sapma göstermedikleri anlaşılmaktadır.

İnsanın tercih edemeyeceği dört durumu var.
1-Erkil/dişil özelliğini tercih edemez
2-Anne ve babasını tercih edemez
3-Doğduğu semti çevreyi bölgeyi tercih edemez
4-Ölümünü bilemez

Bu dört durum dışında yazgı olması kur an ı kerim dinamiği olan vicdan, zeka, elçi, vahiy, sanatsal bilgi, gözlemsel ve deneysel bilgilere gerek olmazdı. Tüm canlıların ortak özelliği aynı vicdanı taşımalarıdır. İnsana imtihanı kazanması için lütuf olarak diğerleri de verilmiştir.


Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1970

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.