Bugün: 22.07.2018

Aile ve Şiddet!..

Şiddet Davranış/kişilik bozukluğu Hastalığının Ortaya Çıkış Şeklidir.

Şiddet Nedeni Ailedir?

Bir devinimin, bir gücün derecesi, yeğinlik, sertlik; karşıt görüşte olanlara, inandırma ya da uzlaştırma yerine kaba kuvvet kullanma. (duygu ya da davranış için) aşırılık

Hız
Herkim bir düşünceyi bir hareketi bir başkasına ulaştırırken yukarıdaki sistematik aşırılığa gidiyorsa o şiddet uyguluyor demektir. sözlü şiddete taciz fiili şiddete ise darp denmektedir. Her şeyi ile kötü olan şiddet ne yazık ki insanımızın terk etmediklerindendir. ilk okuldan beri Davranış bilimleri dersleri işlenmelidir.

A-Tipi Aile
B-Tipi Aile
A-Tipi Aile (BİLGE) Anadolu toplumu genel olarak A-tipi aile değildir. A tipi ailelerde aile bireyleri birbirlerine oldukça fazla saygılıdırlar. Eğer aile içerisinde aile bireyleri birbirlerine saygıda eksiklik etmiyor ve herkesin nerede duracağı biliniyorsa bu tip ailelere “BİLGE” aile denir.

Bilge ailelerde suç ve suç teknikleri 
B-Tipi ailelere oranla değişkendir. 
B- tipi ailelerde suç ve suçlara giden teknikler zihinleri zorlamazken A- tipi ailelerde suçlar sürekli olarak zihinleri meşgul ederler.

Toplum olarak İNSAN üzerinde etüdlerimiz yoktur. İnsan nedir sorusuna Anadolu toplumunun neredeyse tamamına yakını tek kelime doğru cevap veremeyecek durumdadır. İşin bir diğer noktası da tüm dinlerin ortak paydası insan olmasına rağmen ve Anadolu toplumun dini İlahi özelliğe sahip ve insanı en değerli varlık olarak açıklarken bu toplumun insan hakkında tek kelime doğru söz söyleyememesi ne kadar acı bir durumdur.

Bilge ailelerde örneğin aile fertlerinden bir tanesi A-tipi aileye göre bir suç işlediğinde karşılığını bağırma-çağırma veya hakarete kadar varan ağır sözler yada dayak-tokat olarak görmemektedir.

Bilge ailelerde işlenen suçlara verilen cevaplar suçun işlendiği malzemenin ilk yapısından başlanarak işlendiği ana kadar ki durumu ile alakalı bilgiler gözden geçirilir.

Mesela: çocuk bir bardak suyu veya bir bardak meyve suyunu dökmüş ise yapılan ilk iş o meyve suyunu döken çocuğun paniklememesi için tatlı sözlerle sakinleştirilmesi olur. Daha sonra ise bardağın hammaddesinden başlanarak nasıl imal edildiği ve eve kadar nasıl geldiği anlatılarak işlenen suç bilgi üzerine çekilir. Daha sonra aynı yöntemle meyve suyundan bahsedilir ve yine yerdeki halıdan bahsedilir ve halının yenilenmesi veya temizlenmesi dahil ne kadar sorunlar meydana gelebileceği anlatılır. Son olarak çocuğun durumuna göre tüm bunlara ailenin bir miktar maddiyat ödeyerek eve geldiklerini ve nelere mal olabileceği bilimsel bir şekilde izale edilir.

Böyle bir durum karşısında bir bardak meyve suyunu halının üzerine dökmenin ne kadar büyük uğraşlara sebep olacağını bilerek anlayan çocuk bir daha bunu yapmamak için elinden gelen gayreti gösterir. Çünkü çocuk meseleyi anlamıştır.


A-tipi (BİLGE) aile modelinde şiddetin yeri ve izi yoktur. Ancak bulunduğumuz toplum da bu aile tipi oldukça azdır. A-tipi aileler toplumun diğer aileleriyle bu konulardan dolayı sürekli sorun yaşarlar.

 

B-Tipi Aile (KANIKSAL)
Yaşadığımız Anadolu toplumu genel olarak bu aile modelindedir. Kanıksal ailelerde tüm işlerin karşılığı şiddetledir. Aileden bir çocuk, abla bir bardak su ver, dediğinde ablası ilkönce ona bağırır- kızar ve zıkkım iç argosu ile cevap verir.

Kanıksal ailelerde tüm suçların karşılığı ya oldukça fazla dayaktan veya bir iki tokattan geçer. Kanıksal ailelerde sakinlik yoktur. Tüm kelimeleri –BÜYÜK- harflerle kurarlar.

Kanıksal aile de çocuk bir bardak meyve suyunu halının üzerine döktüğünde başta en ağır hakaretlere uğrar eğer o an kaçamazsa birde dayağı yer. Komşumuzdan veya çevremizden bir bardak meyve suyunu halıya dökenler bağırarak –geri zekalı oğlum-kızım, salak oğlum-kızım, kafasız oğlum-kızım, iki eliyle bir bardağı becerip tutamayan manyak oğlum-kızım- gibi hakaretleri yağdırırlar.

Yaşadığımız toplumun temel özellikleri böyle olurda o toplumu bir araya getiren kurumlar nasıl olur. Ailesi “kanıksal” olan toplumun kurumları da kanıksal olmak zorundadır.

Aileden sonra çocuklarımızın toplumun kurumlarından ilk tanışacakları kurum eğitim kurumlarıdır.

Peki, eğitim kurumlarında durum nedir. “eti senin kemiği benim” değil midir?
Ne yazık ki eğitim sistemimizde çocukları dövenlere verilen ceza yer değiştirme cezasıdır.

Eğitim sistemindeki bu rezaleti toplumun kanıksaması için “ dayak cennetten çıkmıştır” diyerek Allah cc a iftira etme aymazlığına büründürmüşlerdir.

“İslam dininin hiçbir yerinde dayak yoktur”.

“İslam dininin hiçbir yerinde şiddet yoktur”.

Cennet mükâfatlandırılanların kalacağı ebedi yaşam yeridir.

Cennette dayak olur mu? Bu eşyanın tabiatına aykırıdır.

Yaşadığımız bu toplumun eğitim kurumlarından sonra gelen askeri kurumlarında da dayak en önemli terbiye aracı olarak kullanılmaktadır.

Yaşadığımız bu toplumun güvenlik kurumlarında hakaret bağırmak çağırmak küfretmek olmazsa olmazlardandır.

Yaşadığımız bu toplumun iş yerlerinde de hakaret ve ceza en önemli eğitim aracı olarak görülmektedir.

Şimdi kafamızı iki elimizin arasına koyarak düşünelim. Şiddetin olmadığı bir yer var mı?

Şiddet toplumu şiddetin her boyutunu yaşamak zorundadır. Türk toplumu olarak son on yılda kurumsal şiddette mesafe kadetmemize rağmen şiddetin kaynağı olan aileler üzerinde sadece cezai müeyyidelerle, yani yasaklayıcı bir mantıkla mesafe alınmıştır. Kaldı ki aileler üzerindeki yasaklayıcılıkta ayrı bir şiddeti körüklemektedir. Ne kadar yasak o kadar ailenin yok olmasına sebep olmaktadır.

Toplum olarak şiddetten kurtulmak istiyorsak ilk önce Allah cc ın kitabına dönüş yapmalıyız. Dönüş yapacak kurumların başında da Diyanet işleri başkanlığı gelmektedir. Sırasıyla eğitim ve güvenlik kurumları vahyi atmosferi hayatlarında içselleştirmeleri gerekmektedir.

Toplumumuzun hamuru olan İSLAM dini kendi kaynağı olan kur an ı kerimden öğrenilmelidir. Bu yapılamazsa başka bir şey yapmaya gerek yoktur şiddet aileden başlayıp toplumun her tarafını kuşatacaktır. Şiddetin nihai sonucu öldürmektir. Buna ister terör deyin ister başka öldürme deyin netice öldürmektir.

Eğer bu toplum Diyanet işleri mensuplarını “hurafe” lerden arındırabilir ve Allah cc ın dinini kendi kaynağından insanlara sunma imkanına sahip olabilirse işte o zaman şiddet noktasında mesafe almaya başlanmış olunur. Bugün diyanet mensupları bu topluma din adına dinde olmayan ve dine sonradan ilave edilen hurafeleri anlatmaktadırlar.

Kadın ve aileden sorumlu bakanlığın aile içi şiddete yaklaşımı son derece yanlıştır.

Bu yaklaşım aile facialarını artıracaktır. Ya ölümlü neticeler veya boşanarak tüm aile bireylerini etkileyecek sonuçları olacaktır.

Şiddetin kaynağını bilmeden şiddete karşı yapılacak tüm çalışmalar başka başka şiddetleri doğuracaktır. Allah cc insanlığa nasihat ederken dünya da cezai müeyyidesi olan dört tane suç göstermektedir. Oysa haramlar çok ama dünya da ceza önerdiği yasaklar sadece dört tanedir.

Yaratıcı isteseydi polis devleti mantığında bugün olduğu gibi adeta her adıma bir ceza önerebilirdi.

Yaşadığımız toplumun şiddetten kurtulmasını istiyorsak yukarıda anlatılanlara kulak vermeliyiz.

Kanıksal aileden bilge aileye geçmek dileğiyle…

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 6380

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.