Bugün: 22.07.2018

AİDİYET DUYGUSU VE "BEN"

Alaplı dan safranboluya kadar yüzlerce kişi ile ortak paydalarda buluşmuş olmasaydık dostlarımızla arkadaşlarımızla aynı yerlerde aynı paydalarda bulunmamız mümkün olabilecek miydi.

 

Yüzyıllardır İslam algısının yanlışlığı yüzünden din hayatın dışına itilerek sosyal yaşamımızdan uzaklaşmıştır. Bu durum hergün yeni kırılmalara sebep olarak devam etmektedir. Kendilerini kur an ı  kerimi en iyi anlayanlar konumunda değerlendirilenlerin hiç tereddüt etmeden aidiyetleri doğrultusunda insanların arasına mesafe koyabildiklerini görüyoruz.

 

Tarih boyunca "tümden tekile" büyüyen organik hücre yoktur.

Büyük hareketler de böyledir. Kuşatıcı ve paylaşımcı bir mantıkla hareket edemediğiniz müddetçe çevrenizde kimseleri bulamazsınız. Hatalar üzerinden yürüyen kardeşlikler merhaba kardeşliğinden öteye geçemezler.

 

Paylaşımsızlık tüm yıkılan toplulukların ortak hatasıdır

Sosyolojik olarak değerlendirdiğimiz de Hz. Muhammed sav min bu kuralı ne kadar iyi bildiğini görüyoruz. Bedirde, hendekte ve uhudda da bu paylaşım söz konusudur. Paylaşım zaman zaman sonuç itibariyle yanlış olsa bile. Nitekim uhud savaşı öncesi bir peygamber, bir devlet başkanı ve bir komutan olarak Hz. Muhammedin önerisi kabul görmemişti. Ancak Hz. Allah bu olaya müdahale etmeyerek netice ile düzeltilmesi yolunu seçmişti. Müşavere, diyalog ve istişare bu olaydan sonra gündeme gelmişti.

 

Hz. Muhammed masaya yumruğunu vurup benim dediğimden başkası olamaz diyebilirdi. Ama bu ona yakışmayan olurdu. Neticede imtihan edilecek ve kıyamete kadar bizlere de örneklik edecek bir tablo oluşacaktı. Masaya yumruğunu vuranlar masa ile başbaşa kalarak dağılıp gitmişlerdir.

 

Hayatım boyunca dayatmacı olmadım doğru görmediğim işlerde öne çıkmadım. Ama yapanlara desteğimi de kesmedim. Hayatım boyunca İslam dan başka aidiyetlere tevessül etmedim. Makam ve mevki peşinde koşmadım. Biliyordum ki tüm aidiyetler benden Allah adına İslam adına diyerek bir şeyler koparacaklardı. Belki de arkadaşlarımla belki de dostlarımla arama mesafe koyacaklardı. Allah için sevmekten ve Allah için olmaktan daha güzel ne olabilir diki.

 

Türkiye genelinde İslam diye bir derdi olan herkese eşit mesafede yaklaştım. Aynı tonda aynı koroda aynı şeyleri düşünmesek ve paylaşmazsak bile. Sosyolojik olarak cenazeme gelen, cenazesine gittiğim, hastalığımda bana geçmiş olsun diyen, hastalandığında geçmiş olsun dediğim herkesi kucaklamaya çalıştım. Sarhoşu gece yolda bulup evine kadar taşımayı insani görev bildim. Tek meselem vardı..Ben Müslümandım bu farkı ortaya koymalıydım.

 

Tüm bunları yaparken temel düşüncelerimden hiç mi hiç taviz vermedim. Her ortamda düşüncelerimi dile getirdim eleştirildim ama ben eleştirmedim. Çıtayı geniş tutmaya gayret ettim. Yaşadığım şehrin hemen hemen tüm kitleleriyle arkadaşlıklar kurabildim. Köylüsüyle, kentlisiyle buradan bir Müslüman geçti farkını ortaya koyabilmek için kardeş oldum. Dünyada tek sermayemdir o.. Bugün o şehre gittiğimde hemen hemen herkes neden bize uğramıyorsun diye sitem ediyor. Köylere gitmediğimden dolayı şikayetler alıyorum. Ama ben onları seviyorum. Ben onlarla beraber olmaktan hoşnut oluyorum.

 

Bugün oturmadığım o şehirdeki bağlarım belki de oturduğum zamanlardan daha başka boyutlardadır. Her telefon bin özlem ifade ediyor.

 

Eğer ben kendimi bir kültüre veya bir semte ait hissetmiş olsaydım. Ben o kültürle beraber oracıkta kalacaktım. Bu kadar geniş bir çevrem olmayacaktı. Binlerce insana inancımı aktarma imkanı bulamayacaktım. Üveyikliden elmacıya, Yedigelliden Cemallere kadar hiçbir köy beni tanımış olmayacaktı. Belki de dünyalık çok şeylerim olacaktı ama monolog bir hayat yaşamış olacaktım. Eğer onları kültür bünyeme ortak etmemiş olsaydım, eğer onlarla meseleleri paylaşmış ve ortak çözümler aramış olmasaydım bir stajyer İbrahim vardı güneşli beldesinden, bir Bekir vardı Devrek tarafından bu arkadaşlar bir muhabbetle namaza başlayıp Allah cc vahyini okumaya başlayabilecekler miydi?.

 

Alaplı dan Safranboluya kadar yüzlerce kişi ile ortak paydalarda buluşmuş olmasaydık dostlarımızla arkadaşlarımızla aynı yerlerde aynı paydalarda bulunmamız mümkün olabilecek miydi.

 

Her zaman söylerim biz sadece üzülürüz ama kimseye kızma, kimseye darılma hakkımız yoktur. Herkese eşit olmak herkesle muhabbetimizi devam ettirmek mecburiyetindeyiz. Benim aidiyetim sadece ve sadece İslam dır. Araçlar benim için done değildir. Çünkü bizim tamamlayacağımız bir iş yok bizim şahidlik edeceğimiz işler var.

 

Herkesi Allah cc için seviyorum.. Herkese Allah cc için saygı duyuyorum.

Benim için 9 yaşındaki ile 90 yaşındaki arasında saygı ve sevgi olarak hiçbir fark yoktur.

Gelen gençliğin takıntılardan uzak özgür ve İslama aidiyet duygusunu taşıyacağına inanıyorum. Hata yaptığımda vazgeçmenin özveri olduğunu ve kişileri yücelttiğini biliyorum.

 

Tüm kardeşlerimin aidiyet duygularında değişiklik yapmamalarını islama aidiyet duygusuyla hareket etmelerini çağımızın hastalığına yakalanmamalarını arzu ediyor ve Rabbimizden niyaz ediyorum..

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 4305

YORUM EKLE

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.